close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Muhammed Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve yekûlu-lleżîne âmenû levlâ nuzzilet sûra(tun)(s) fe-iżâ unzilet sûratun muhkemetun ve żukira fîhâ-lkitâlu(ﻻ) raeyte-lleżîne fî kulûbihim meradun yenzurûne ileyke nazara-lmaġşiyyi ‘aleyhi mine-lmevt(i)(s) fe-evlâ lehum
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve inananlar, derler ki: Bir sure indirilseydi; bir hükmü kesin sure indirildi mi ve onda, savaş anıldı mı da gönüllerinde hastalık olanları görürsün ki sana, ölümden baygınlık geçiriyorlarmış gibi baygınbaygın bakarlar; artık ölüm, onlara daha da uymaktadır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Mü’minlerden (bir kısmı da: "Kur’an’da, silahlı savunma ve savaşa izin veren) bir sure indirilse ya! (Bununla ilgili ayetlerin gelmesi gerekmez mi? Yeter artık eli kolu bağlı beklediğimiz)" deyip dururlardı. Fakat (ne zaman ki) içinde "kıtal" zikri (çatışma ve cihadın emredilmesi) geçen, hükmü açık bir sure indirilip, (düşmanlarla) çarpışmaktan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunan (bu tipleri) görüyorsun ki; ölümden korkarak bayılıp düşenler gibi, (ürkek ve isteksiz) Sana bakıyorlardı! Halbuki evla olan (ve onlara yakışan şöyle davranmaktı:)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İman edenler derler ki: “Savaş hakkında bir sûre indirilseydi ya.” Fakat hükmü açık bir sûre indirilip de, onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların sana, ölüm korkusundan bayılıp düşen kimsenin baktığı gibi baktıklarını görürsün. Onların vay haline veya onlara uygun olan;
Ahmet Tekin
swap_vert close
İman edenler: “Keşke, cihad ile ilgili bir sûre indirilmiş olsaydı.”derler. Ama hükmü açık ve kesin bir sûre indirilip de, onda savaştan söz edilince, kalpleri kararmış, aklından zoru olan hasta ruhluların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Akıllarına gelenin başlarına gelmesi yakındır, daha çok yaraşır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/77.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İman edenler derler ki: "(Savaşa izin veren) bir sure indirilmeli değil miydi?" Nitekim kesin hükümlü bir sure indirilip içinde çarpışmadan söz edilince kalplerinde hastalık olanların sana, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. Onlar için en uygun olan:
Ali Bulaç
swap_vert close
İman edenler, derler ki: '(Savaş izni için) Bir sûre indirilmeli değil miydi?' Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan):
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İman edenler diyorlar ki: “- (Cihada dair) bir sûre indirilseydi!...” Derken açık ve kesin bir sûre indirilip onda savaş anılınca, kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanları görüyorsun: Sana öyle bir bakış bakıyorlar ki, ölümden baygınlık gelmiş kimsenin bakışına benziyor. Onun da başlarına gelmesi pek yakındır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İnananlar: “Neden (cihad ile ilgili) bir sure inmedi?” dediler. İşte hükmü açık, içinde savaşmaktan söz eden bir sure indiği zaman, kalplerinde hastalık olan münfıkların sana, ölümden bayılıp düşen kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. Başlarına yıkılsın!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnananlar, “Keşke savaşa izin veren bir sûre indirilmiş olsaydı!” derler. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!
Besim Atalay
swap_vert close
İnananlar diyorlar ki: «Savaş için bir sûre inmiş olaydı», berk bir sûre inip de, içersinde vuruşma da anılsa, yürekleri bozuk bulunanların, ölüm korkusundan bayılmış gibi sana baktıkların göreceksin sen, korktukları başlarına gelecek
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
20-21. İman edenler: “Keşke (savaş hakkında) bir sûre (vahiy) indirilseydi ya!” derler. Fakat hükmü apaçık bir vahiy indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde (şüphe ve nifaktan) bir hastalık bulunanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Oysa (gerçek mü'minlere düşen) itaat etmek ve (Allah'ın emri karşısında) verilmesi gereken en uygun cevabı vermektir. Sonra savaşa karar verildiğinde, Allah'a verdikleri sözde dursalardı kendileri için daha iyi olurdu.
Bkz. 4/77.Savaşla ilgili inen ayetler “muhkem” ayetlerdir. Yani onların hükmü kesindir. Savaşla ilgili bu emir gelince, münafıklar ne yapacağını şaşırdılar. Çünkü oturdukları ve eğlendikleri yerden Müslümanlardan yana görünmek kolaydı ama savaşa katılarak Müslümanların safında yer almak onlar için zordu. Çünkü inanmadıkları bir din ve sevmedikleri bir toplum için hayatlarından ya da rahatlarından olacaklardı. İşte bu ayet, münafıkla mü’mini birbirinden ayıran bir mihenk olmuştur.Bir de “kalplerinde hastalık bulunanlar” var. Bunlar düşünsel ve duygusal alanlarda yeterli seviyeye çıkamamış, kabul edilebilir emin olma noktasına gelememiş kişilerdir. Bu durumdakilerin zihinlerinde şüphe ve belirsizlik, gönüllerinde isteksizlik ve kaçıp kurtulma duygusu vardır. Bunlar da imanla küfür arasında bir çizgide bulunmaktadır ki bunun dinde herhangi bir karşılığı yoktur. İnsan ya mü’mindir ya da kâfir, ikisinin arasında bir statü sözkonusu değildir. Ayette geçen “sûre” terimini burada “vahiy” olarak çevirmek daha doğru olur, çünkü savaş meselesi ile ilgilenen tek başına herhangi bir sure yoktur. Ama birçok surede savaş konusunu işleyen ya da bu konuya çeşitli atıflar yapılan çokça ayet bulunmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
20,21. Mü’minler "Kâşki cihâd hakkında bir sûre nâzil ola idi" dirler. Lâkin muhârebeyi emr iden kat’iyyu’l müfâd bir sure nâzil oldığı vakit kalbleri marîz olanların sana ölüm korkusıyla bîtâb düşmüş gibi bakdıklarını görirsin. Halbuki itâ’at ve ’azîm izhârıyla Allâh’a sadâkât haklarında daha hayırlı olur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
20,21. İnananlar: "Keşke bir süre indirilse de cihada çıksak" derlerdi. Fakat hükmü açık bir süre inip, orada savaş zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusuyla bayılmış kimselerin bakışları gibi, sana baktıklarını gördün. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddileşince Allah'a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnananlar, “Keşke bir sûre indirilse!” derler. Fakat hükmü apaçık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İman edenler “Keşke bir sûre indirilse!” derler. Açık ve kesin hükümlü bir sûre indirildiğinde ve içinde savaştan söz edildiğinde, kalplerinde çürüklük bulunanların sana, ölüm korkusundan baygınlık geçirmiş kimseler gibi baktığını görürsün; zaten o da başlarına geldi gelecek!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İman etmiş olanlar: Keşke cihad hakkında bir sûre indirilmiş olsaydı! derler. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!  
 «Hükmü açık sûre», muhkem olan, müteşâbih olmayan sûre demektir. Böylece muharebenin hükmü muhkem âyetlerle kesin olarak ortaya konmuştur. Zaten savaşın zikredildiği her sûrenin muhkem olduğu ve üzerinde nesh vârit olmadığı belirtilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnananlar, "(Savaşmaya izin veren) bir süre indirilse ya?" diyorlardı. Ancak hükmü açık bir sure indirilip de içinde savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların, ölüm korkusuyla bayılan bir kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlar için uygun olan,
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İman edenler: "Keşke cihad hakkında bir sûre indirilse." derlerdi. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de, içerisinde savaş zikredilince kalplerinde hastalık olanların ölüm korkusuyla baygınlık geçiren bir kimsenin bakışı gibi sana baktığını görürsün. Oysa onlar için ölüm yaşamaktan daha uygundur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İyman edenler «bir Sûre indirilseydi» diyorlar, derken muhkem bir Sûre indirilip onda kıtâl zikredilince kalblerinde bir maraz bulunanları görüyorsun sana öyle bir bakış bakıyorlar ki: tıpkı ölümden baygınlık gelmiş kimsenin bakışı, o da onlara pek yakındır
Emrah Demiryent
swap_vert close
20-21. (Şüphesiz bir şekilde kalben) îmân etmiş olanlar, “Keşke (cihadı emreden) bir sûre gönderilmiş olsaydı” derler. Muhkem (hükmü apaçık) bir sûre gönderilip de onda cihattan söz edilince (mü’minler sevinirken), kalplerinde (nifak gibi büyük bir manevi) hastalık bulunan (munâfık) ların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Oysa (Allah’ın emrine) itaat etmeleri ve (hakka teslimiyetlerini ifade eden) güzel söz söylemeleri, onlar için daha uygundu. İş kesinleştiği zaman Allah’a verdikleri söze sadık kalsalardı, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İman edenler, “Bir sûre¹ indirilmeli değil miydi” derler. Sonra savaştan söz eden, hükmü kesin bir sûre indirilince, kalpleri hastalıklı kimselerin, sana, sanki üzerlerine ölüm hali çökmüş kimseler gibi baygın baygın baktıklarını görürsün. Oysa onlar için uygun olanı;
1- Savaşa izin veren.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İman edenler «(Cihâd hakkında) bir sûre indirilmeli değil miydi?» derler (di). Fakat hükmü baakıy bir sûre indirilib de içinde muhaarebe zikr olununca kalblerinde maraz bulunanların —ölüm (zamanında) üstlerine baygınlık gelmiş olanların bakışı gibi— sana bakmakda olduklarını gördün. Hay (o korkdukları) başlarına gelesi adamlar!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki îmân edenler ise diyor ki: “Keşke (savaş hakkında) bir sûre indirilseydi?” Fakat hükmü açık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edildiği zaman, kalblerinde bir hastalık bulunanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimsenin bakışıyla sana baktıklarını görürsün. Hâlbuki (kayıdsız bir itâat) onlara daha lâyıktır!
İhsan Aktaş
swap_vert close
İman etmiş olanlar da ‘’(Saldırganlara karşı kendimizi savunmak için savaşa izin veren) bir Sûre (vahiy) indirilse ne iyi olurdu’’ diyorlardı. Ama muhkem (açık ve kesin hüküm içeren) bir sûre indirilip içinde (saldırgan güçlere karşı kendilerini savunmak için) çarpışmadan söz edilince kalblerinde (akıl merkezi olan beyinlerinde manevi) hastalık (nifak ve şüphe) olanlar ise sana, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur. *
(*) Savaşla (savunma amaçlı savaş) ilgili bu emir gelince, münafıklar ne yapacağını şaşırdılar. Çünkü oturdukları ve eğlendikleri yerden Müslümanlardan yana görünmek kolaydı ama savaşa katılarak Müslümanların safında yer almak onlar için zordu. Çünkü inanmadıkları bir din ve sevmedikleri bir toplum için hayatlarından ya da rahatlarından olacaklardı. İşte bu ayet, münafıkla mü’mini birbirinden ayıran bir mihenk olmuştur. Bir de “kalplerinde hastalık bulunanlar” var. Bunlar düşünsel ve duygusal alanlarda yeterli seviyeye çıkamamış, kabul edilebilir emin olma noktasına gelememiş kişilerdir. Bu durumdakilerin zihinlerinde şüphe ve belirsizlik, gönüllerinde isteksizlik ve kaçıp kurtulma duygusu vardır. Bunlar da imanla küfür arasında bir çizgide bulunmaktadır ki bunun dinde herhangi bir karşılığı yoktur. İnsan ya mü’mindir ya da kâfir, ikisinin arasında bir statü söz konusu değildir… (C. Külnkoğlu Meali 21. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İman edenler “Bir (savaş için) sûre indirilmesi gerekmez miydi?“ derler. Açık bir şekilde savaşın içinde olduğu bir sûre indirildiğinde, kalplerinde hastalık olanların, ölüm korkusu kendisini sarmış birisinin baktığı gibi, sana baktığını görürsün. Sonra, bu onlara layıktır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki Allah’a inanırlar, hem de: "Bize bir süre bildirilmeliydi" derler, hiç değişmez bir süre bildirilip de onun içinde savaş sözü geçince, içi bozuk olanları görürsün, ölümün kendisini bitkinleştirdiği kimsenin bakışıyla sana bakıp dururlar. Korktukları başlarına gelsin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/minler «cihat hakkında bir sûre indirilmeliydi» derler. Muhkem bir sûre indirilip orada vuruşma emri zikrolununca kalplerinde hastalık bulunan münafıkların, ölümden baygın kimseler gibi korkudan gözleri akıp sana baktıklarım görürsün. Kurdukları başlarına gelsin. Hiçbir vakit Allah/ın sözüne inanamıyorlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnananlar, “Keşke (savaş hakkında) bir sûre indirilse” derler. Fakat hükümleri sağlam ve içinde savaştan söz eden bir sûre indirilince, kalplerinde hastalık bulunanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün⁹. Oysa onlara yakışan,
9 Krş. Ahzâb, 33/19  
Kadri Çelik
swap_vert close
İman edenler, “(Savaş izni için) Bir sure indirilmeli değil miydi?” derlerdi. Fakat içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık bulunanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlar için (ölüm, yaşamaktan) daha uygundur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnananlar, “Zâlimlerle savaşmamıza izin veren bir sûre indirilse ne iyi olurdu!” diyorlardı. Fakat savaştan söz eden açık hükümlü bir sûre indirilince, kalplerinde hastalık bulunan münâfıkların, ölüm baygınlığı geçiren birinin baktığı gibi sana korku ve dehşet içinde baktıklarını görürsün. Oysa yapmaları gereken şuydu:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İman etmiş olanlar: -“Keşke bir sûre indirilseydi ya!” diyorlar. Muhkem bir sûre indirildiği ve içinde Savaş anıldığı zaman kalblerinde hastalık olanların sana Ölüm Baygınlığı ile baktıklarını gördün. Artık onlara en yakışan:
Mehmet Çakır
swap_vert close
Müminler: " Ah bir sûre indirilse! " diyorlardı. Ama, savaştan söz eden bir sûre indirildi mi, kalplerinde rahatsızlık olanların, sana, korkudan bayılacakmış gibi baktıklarını görürsün. Halbuki onlar için en uygunu,
Mehmet Çoban
swap_vert close
İman ettiğini söyleyenlerden bazıları; "Allah yolunda savaşabilmemiz için, keşke bize izin veren bir sure gönderilse!" derler. Savaş emri veren açık bir sure gönderilse; sanki ölüme çağrılıyormuş gibi sana bakarlar. Böyleleri inkâr edenlere çok yakındır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İman etmiş olanlar “Keşke savaş hakkında bir sure indirilmiş olsaydı!” derler. Ama hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!
Mehmet Türk
swap_vert close
20,21. (Ey Muhammed!) Îman edenler: “Keşke (kâfirlerle savaşmamıza izin veren) bir sûre indirilseydi.” diyorlar. Fakat (bu konuda hükmü) açık bir sûre indirilip de savaş söz konusu olunca,¹ kalplerinde hastalık olanların sana, kendilerine ölüm baygınlığı gelmiş gibi baktıklarını görürsün. Aslında onlara yakışan;² (Allah’ın emrine) itaat etmek ve uygun olanı söylemekti. İş ciddiye bindiği zaman, Allah’a verdikleri sözde dursalardı elbette kendileri için bu daha hayırlı olurdu.
1 Yani kendilerine muhkem, onda açık açık, ihtimalden uzak, sağlam, hükmü sabit ve nesh edilmemiş bir surette savaş zikredilen bir sure, indirilince… Kalplerinde hastalık olan münafıkların sana, kendilerine ölüm baygınlığı gelmiş ve ödleri patlamış gibi baktıklarını görürsün. Bu gün de bu münafıkların torunları, daha teknik yollarla İslam Dini’nin “savaşarak cihad etme yöntemi” olan “kıtalden” hiç bahsetmeyerek sürekli olarak İslam’ın “bir barış dini olduğunu” söylemektedirler. Hatta karı-koca arasındaki “sulhun” hayırlı olduğunu ifade eden ayetteki (Nisa: 128) sulhu, yerinden alarak kendi menfur emellerine alet etmektedirler. Esasen; itaat etmek, sulh yapmak, İslâm’a girmek, Müslüman olmak, Allah’a teslim olmak, bütün kalbiyle bağlanmak, terk etmek, tam olarak korumak anlamlarına gelen İslam kelimesini sadece “barış dini” olarak ifade etmek hiç de doğru değildir. İslam’ın emrettiği barış, Müslümanlar arasındaki barıştır. Zira bir Müslüman, bir Müslüman’a karşı son derece merhametli, kâfire karşı da son derece şiddetli olmak zorundadır (Fetih: 29). Kutsal kitabında (Bakara: 190, 193, 216, 244, Âlu İmran: 167, Nisa: 76, Enfal: 15, 65, Tevbe: 12, 29, 36, 123, Hucurat: 9) ayetlerinde açıkça kâfirlerle savaşmayı emreden, peygamberinin ömrü onlarla ifade edilebilecek savaşlarla geçen bir din, nasıl olur da “barış dini” gibi, iki kelimeyle ifade edilebilir. İslam’a göre gerçek barış tüm dünyada dinin tamamen Allah’ın dini olmasıyla mümkündür, bu da ancak Allah yolunda kâfirlerle savaşmakla elde edilir. (Bakara: 193) Kanaatimizce; Kur’an’da ve Rasulüllah (s.a.v)’in hayatında savaşarak cıhad demek olan “kıtali” duyunca kendilerine ölüm baygınlığı gelmiş ve ödleri patlamış gibi baktıklarını ve hatta kudurmuş gibi ağızlarından salyalar saldıklarını gördüklerimiz olsa olsa bugünün naylon mücahitleri ve münafıklarıdır.2 Âyetin son bölümündeki (أَوْلَى) kelimesi, (وَيْلٌ) kelimesinin ism-i tafdili olarak alınırsa; bu bölüm; “Fakat (bu konuda hükmü) açık bir sûre indirilip de savaş söz konusu olunca, kalplerinde hastalık olanların sana, kendilerine ölüm baygınlığı gelmiş gibi baktıklarını görürsün. Çok çok yazıklar olsun onlara.” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
İMANA ermiş olanlar: “[Bize mücadele izni veren] bir vahiy indirilmeli değil miydi?” ²⁵ derler. Ama, şimdi savaştan bahseden açık ve kesin hükümlü bir vahiy ²⁶ indirildiğinde kalpleri hastalıklı olanların, sana [ey Muhammed,] ölüm korkusundan bayılmaktaymış gibi baktıklarını görürsün! Ve fakat onlar için en iyisi,
25 Sûre terimini burada ve sonraki cümlede “vahiy” olarak çevirdim, çünkü savaş meselesi ile ilgilenen tek sure yoktur, tersine birçok surede bu konuya çeşitli atıflar yapılmaktadır; ve bu karşılık, sure teriminin hem bu bağlamdaki, hem de 9:86’daki anlamını oluşturmaktadır. Ayrıca bu ayet, H. 1. yılda, müminlere, her ne zaman kendilerine karşı “haksız bir savaş açılır”sa savaşa girmelerine kesin bir dille -ve ilk defa- izin veren 22:39. ayetin nüzulünden önceki döneme aittir. (Bu bağlamda bkz. 22:39’a ait not 57.)26 Bu, 22:39-40’a bir atıftır. Muhkem (“açık ve kesin hükümlü”) ifadesinin bir açıklaması için bkz. 3:7’ye ait not 5 (önceki cümlede olduğu gibi, sure terimi burada da istisnaî olarak “vahiy” şeklinde çevrilmiştir).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İman edenler: – Keşke kâfirlerle savaşa izin veren bir sure indirilmiş olsaydı diyorlar. Fakat savaş içeren kesin bir sure indirilmiş olsa, kalplerinde hastalık olanların ölüm döşeğindeki kişinin baktığı gibi korkudan baygın bir şekilde sana baktığını görürsün. Oysa bu durumda onlara yaraşan, 4/77, 33/19
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İMAN edenler “(Artık savaşa değinen) bir sûre indirilmesi gerekmez mi?” derler. Fakat içinde savaştan söz edilen açık ve net bir sûre indirilince de, kalplerinde hastalık olanların sana ölüm korkusundan baygınlık gelmiş kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün.[⁴⁵⁶³] Ne ki onlar için en hayırlısı,
[4563] Krş: 8:6: “sanki sen onları göz göre göre ölüme sürüyormuşsun gibi”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, ümmetinin içinde gerçekten iman etmiş olanlar bulunduğu gibi, öyle görünen iki yüzlüler de vardır, nitekim) İman etmiş olanlar sana; "Keşke cihad hakkında bir sure indirilseydi" (de bizi yurdumuzdan çıkaran o kâfirlere haddini bildirseydik. Allah yolunda savaşsaydık) dediler. Hükmü açık bir sure (Muhammed Suresi) indirilip de, savaştan söz edilince, (onlar çok sevindiler) ama kalplerinde hastalık olanların (münafıkların) sana, -ölüm kapıya dayanmış gibi- korkuyla baktıklarını görürsün. Onlar helâk olmayı hak etmiş kimselerdir, korktukları başlarına gelsin!
Osman Fırat
swap_vert close
İman edenler, "Keşke bir sûre dirilse!" derler. Fakat hükmü kesin bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve imân edenler derler ki: «Bir sûre indirilmiş olmalı değil mi idi?». Vaktâ ki, bir muhkem sûre indirildi ve onda savaş zikredildi, kalblerinde bir hastalık olanları gördük ki, sana ölümden baygın kimsenin bakışı gibi bakıyorlar. Artık (ölüm) onlara daha layıktır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İman edenler: “Keşke savaş hakkında bir sûre indirilseydi? ” diyorlar. Fakat net ve kesin bir sûre indirilip de içinde savaşma emri zikredilince, kalplerinde hastalık bulunanların, ölüm sekeratına giren kimsenin bakışı gibi boş gözlerle sana baktıklarını görürsün. Korktukları başlarına gelsin! [4, 77]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnananlar: " (Savaş hakkında) Bir sure indirilmeli değil miydi?" derler. Fakat hükmü açık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalblerinde hastalık bulunanların sana ölümden bayılıp düşen kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. Onlara ölüm gerektir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mü'minler: "Nolaydı kıtâli emr ider bir sûre nâzil ola idi" dirler. Onda kıtâl emr olunan bir sure-i muhkeme nâzil oldukda, kalblerinde maraz-ı nifâk olanların sana, ölüm derecesine gelmişlerin baygın bakışları gibi gözlerle nazar itdiklerini görirsin.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnanıp güvenenler: "Keşke bir sure indirilse" derler ama hüküm bildiren (muhkem) bir sure indirilir ve içinde savaşma emri olursa içlerinde hastalık olanların ölüm baygınlığına girmiş gibi baktıklarını görürsün.Onlara yakışan da budur.[*]
[*] Bu ayet, bu surenin Bedir savaşından önce indirildiğinin delilidir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
İman edenler:-Bir sûre indirilmeli değil mi? diyorlar. Kesin bir sûre indirilip, içinde savaş anılınca, kalblerinde hastalık olanların sana, ölüm korkusundan bayılan bir adamın bakışıyla baktıklarını görürsün. Onlara en hayırlısı;
Ümit Şimşek
swap_vert close
İman edenler “Keşke bir sûre(5) indirilse” diyorlar. Fakat hükmü açık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların, üzerlerine ölüm baygınlığı çökmüş kimsenin bakışıyla sana baktıklarını görürsün. Onlara düşen ise şudur:
(5) Savaş izni veren bir sûre.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İman edenler derler ki: "Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?" Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde maraz olanların, ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eydür anlar kim įmān getürdiler “nişe indürilmedi bir sūret?” pes ķaçan indürinildi bir sūret berkinmiş daħı eydildi anuñ içinde çalış gördük anları kim göñüllerinde śayrulıķdur baķarlar sendin yaña uśśı gitmiş baķmaġı gibi ölümden. pes yaķın oldı anlara.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eydür mü’minler olanlar: Niçün bir sūre inmedi? Pes ḳaçan ki birmuḥkem sūre inse, anuñ içinde ṣavaş añılsa, görürsin ol kişiler ki yürekle‐rinde münāfıḳlıḳ vardur, baḳarlar saña uṣṣı gitmiş kişi baḳduġı gibi ölüm‐den ve iy helāklik anlara.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Mö’minlər: “Kaş (cihad barəsində) bir surə nazil olaydı!” – deyirdilər. Elə ki möhkəm bir surə nazil olub orada döyüş (cihad əmri) bildirildi, (ya Rəsulum!) qəlblərində mərəz (şəkk və nifaq mərəzi) olanların sənə ölüm qorxusundan bayılmış kimsənin baxışı ilə baxdıqlarını gördün! Amma onlara daha çox yaraşardı -
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those who believe say: If only a Surah were revealed! But when a decisive Surah is revealed and war is mentioned therein, thou seest those in whose hearts is a disease looking at thee with the look of men fainting unto death. Therefor woe unto them!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who believe say,(4843) "Why is not a sura sent down (for us)?" But when a sura of basic or categorical(4844) meaning is revealed, and fighting is mentioned therein, thou wilt see those in whose hearts is a disease(4845) looking at thee with a look of one in swoon at the approach of death. But more fitting for them-
4843 The men of faith and loyalty are eager and anxious to get a command to serve the Cause even if it be at the sacrifice of their lives. Not so the Hypocrites, "those in whose hearts is a disease". They are mortally afraid as mentioned below. 4844 Cf. 3:7, and n. 347. The defence of truth and righteousness at all sacrifice, when a definite and categorical command issues from Amir al Mu'minin is a fundamental condition of enlistment in the cause of Allah. It is true that Punishment and Judgement belong to Allah alone; but our mettle and fidelity have to be tested, (see verse 4 above), and Allah uses human agency in human affairs. (R). 4845 Cf. 2:10 . The disease is hypocrisy, disloyalty to the Cause, want of courage and of the spirit of self-sacrifice, want of true understanding.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَقُولُ
ve der
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
لَوْلَا
değil miydi
نُزِّلَتْ
indirilmeli
سُورَةٌۚ
bir sûre
فَاِذَٓا
ama o zaman ki
اُنْزِلَتْ
indirildi
سُورَةٌ
bir sûre
مُحْكَمَةٌ
hükmü açık
وَذُكِرَ
ve zikre- dildi
ف۪يهَا
onda
الْقِتَالُۙ
savaş
رَاَيْتَ
gördün
الَّذ۪ينَ
o kimse- leri ki
ف۪ي قُلُوبِهِمْ
kalplerinde vardır
مَرَضٌ
bir hastalık
يَنْظُرُونَ
bakıyorlar
اِلَيْكَ
sana
نَظَرَ
bakışıyla
الْمَغْشِيِّ
baygınlık
çökmüş
عَلَيْهِ
üzerine
مِنَ الْمَوْتِۜ
ölümden
فَاَوْلٰى
müstahaktır
لَهُمْۚ
onlara
İman (ettiğini iddia) edenler, "keşke (müşriklerle savaşmamız için) bir sûre indirilseydi!" derler. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde (şeytanın verdiği vesveseyle) bir hastalık bulunanların üzerine ölüm baygınlığı çökmüş gibi bir bakışla sana baktıklarını görürsün. (Bu) Onlara müstahaktır!
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
سُورَة
İsim
س و ر
Sûre
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
سُورَة
İsim
س و ر
Sûre
مُحْكَمَة
Edilgen fiil-IV
ح ك م
Hükmü açık
ذَكَرَ
Fiil-I
ذ ك ر
Hatırladı, zikretti, andı, öğüt aldı, tezekkür etti
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قِتَال
İsim
ق ت ل
Savaş
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
مَرَض
İsim
م ر ض
Hastalık
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
نَظَر
İsim
ن ظ ر
Bakış
مَغْشِىّ
Edilgen fiil
غ ش و
Baygınlık çökmüş
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَوْت
İsim
م و ت
Ölüm
اَوْلٰى
İsim
و ل ي
En yakın, daha yakın, daha müstehak, daha layık, evlâ
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların