Rabbinden apaçık bir mûcize¹ üzere bulunan kimse, hiç kötü işi kendisine güzel görünen ve kendi arzularının peşine düşen kimse gibi olur mu?
1 Beyyine: Gayet açık ve aşikâr olan ve bir davayı açık bir surette ispat eden delil ve hüküm demektir. Bunlar, Peygamberlerin mûcizeleri ve getirdikleri kitaplardır. Kur’ân’da yirmi kez tekrarlanan beyyine genel olarak şu mânâlara gelir: 1- Kur’ân veya Hz. Muhammed. (Beyyine: 1-4, En’âm: I57) 2- Delil, hüccet. (En’âm: 57, A’râf: 85, Hud: 17, 28, 88, Tâhâ: 133, Fâtır: 40) 3- Mucize. (Arâf: 73,105, Enfal: 41-42, Hud: 53, 63, Muhammed: 14) 4- Apaçık bir işaret, ibret. (Ankebut: 35) Hadislerde beyyine lâfzı daha çok “dâvâsını ispat için delil getirmek ve şahit” anlamında kullanılmıştır. Meselâ Nur: 6. âyet olan “lian âyeti”nin sebeb-i nuzûlü olan hâdisede, Rasûlullah (s.a.v), karısına zinâ isnadında bulunan ve ispat için dört şahit getiremeyen Hilâl b. Umeyye’ye: “Dört şâhidini (beyyine) hazırla yahut sırtına hadd-i kazif vurulur.” buyurmuşlardır. (Tecrid-i Sarih) Nikâhta bulunması gereken şahitler de hadiste beyyine olarak isimlendirilmiştir: “Beyyine (şahit)’siz nikâh olmaz.” (Tirmizî)