Hâlbuki onlar (o inkâra direnenler kendi iradeleriyle şu an) öğüt almıyorlar. Ancak Allah (özgür iradelerini ellerinden almak suretiyle buna zorlamak) isterse o başka. O Allah, saygıyla direktiflerine itaat edilmeye layık olandır ve (kullarını) bağışlamaya ehil olan da yine odur. *
(*) Mezkür cümle anlaşılmaya çalışılırken, öncelikle; (ومايذكرون) ifadesinin “ fiil-i muzarî nefy-i hâl” olduğuna dikkat edilmelidir. Sarf/Sentax ile henüz karşılaşan kişilerin dahi bildiği üzere, ((ما ينصر kalıbı “yardım etmiyor” demektir. “Yardım etmez” şeklinde genel zamanlı bir anlam kast edebilmek için, ( (لاينصر denmesi gerekir. Yani (وما يذكرون ) cümlesi, “Şu an öğüt almıyorlar!”demektir. İkinci bir husus da şudur; meallerde ‘’öğüt alamazlar’’ şeklindeki ifadede de çok yanlıştır, çünkü böyle olması için bu cümle ولن يذكرون) ) şeklinde olması gerekirdi, yani cümlenin başında nefy/olumsuz edatı (لن) edatı bulunmalıdır. Bu nedenle meallerde geçen ‘’ Allah dilemeksizin öğüt alamazlar veya öğüt almazlar’’ şeklindeki çeviriler hatalıdır. Zira nefiy edatları olan (ما – لا - لن)’’ gibi harflerinin anlamları olumsuz olmasına rağmen yine birbirlerinden farklıdır. Çünkü, (ما) sadece hazır zaamnı olumsuz yapar, geniş ve gelecek zamanı değil, zira bunun için (لا) harfi kullanılır. Ayrıca ‘’ öğüt alamazlar’’ şeklindeki ifade için de (لن) harfinin gelmesi lazım. Hâlbuki bu ayette ne (لا) harfi var,ne de (لن) harfi vardır! Bu nedenle ayetle ilgili mealler hatalıdır. Üçüncü olarak; bu cümlenin devamındaki) ( (إلا أن يشاء اللهُ kalıbının Kur’ân’daki kullanımına dikkat edilmelidir. “Ancak, Allah dileyecek olursa başka”mealindeki bu kalıp, yüce Allah’ın geleceğe dönük edimlerinde daima şu ankinden farklı başka bir şey dileyebileceği’ ihtimalinin bulunduğunu, yani dilemelerinin ‘olup-bitmiş’ olmadığını gösterir. Buna göre; âyette, insanlara önce; “فَمَن شَاء ذَكَرَهُ ﴾) ‘’Artık kim dilerse ondan (düşünüp) öğüt alabilir. Yani isteyen istediği zaman öğüt alabilir, kimseye bir engel yoktur. Böylece onların öğüt almayı elbette dileyebileceği’ beyan edilmektedir; “onlar ise, öğüt almayı dilemiyorlar…” buyrularak, mevcut duruma dikkat çekildikten sonra, “Ancak, Allah (özgür iradelerini ellerinden almak suretiyle buna zorlamak) isterse o başka” buyrularak akıl ve iradelerinin ipotek altına alınmadığı, şu an inkârı tercih etmekteyseler de ileride başka tercihte bulunabilecekleri belirtilmektedir. Âyette söylenen şudur: Şu an realite o ki; onlar Kur’an’dan öğüt almak niyetinde değildirler! Ama gelecek, her tür ihtimale gebedir, yani ileride öğüt alabilirler
( تفسير الكشاف) وما يذكرون إلا أن يشاء الله يعني: إلا أن يقسرهم على الذكر ويلجئهم إليه؛.