close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Muddessir Sûresi 29. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Levvâhatun lilbeşer(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derileri tamamıyla yakar kavurur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(O cehennem, inkârcı ve nankör) Beşere delicesine susamıştır. (Hiç durmadan derileri yakıp kavurmaktadır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İnsana gerçek hakikati gösterir veya derileri tamamıyla yakıp kavurur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Cehennem, günahkâr, âsi bedenlere, insanlara ölçüsüz derecede susamıştır.
Ahmet Varol
swap_vert close
İnsan derisini yakıp kavurur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Beşere delicesine susamıştır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Durmadan derileri kavurur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
26,27,28,29,30. İşte ben onu Sekar'a sokacağım. Sekar'ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada on dokuz bekçi vardır.[693]
[693] Sekar cehenneminin özellikleri hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XX, 137-143.  
Besim Atalay
swap_vert close
Deriyi de kavurur !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O, durmadan derileri yakıp kavurur.
Cemil Said
swap_vert close
(*)
(*) 29 olarak numaralandırılan bu âyet mushaflarda 30. âyetdir. 29. âyetin meali " لَوَّاحَةٌ لِلْبَشَرِۚ / İnsan derisini yakıp kavurur. " iki nüshada da verilmemişdir. (ÖFK)  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnsanın derisini kavurur;
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Derileri kavurur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnsanları kavurur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnsanın derisini kavurur.
Edip Yüksel
swap_vert close
Halklar için (evrensel) bir göstergedir/ekrandır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Durmadan derileri kavurur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Beşere susamış bir susuz
Emrah Demiryent
swap_vert close
İnsanın derisini yakar kavurur!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Beşeri yakıp kavurucudur!
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
insana çok susamışdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
28,29. (O,) ne (et, kemik) bırakır, ne de terk eder! (Ölmezler ki kurtulsunlar!) İnsana çok susamıştır!
İhsan Aktaş
swap_vert close
O (sakar), beşer (insanlar) için (kendi özünü gösteren ve dikkatleri üzerinde yoğunlaştırıp) ortaya çıkan göstergeler (levhalar, ekranlar gibi)dir. (*)
(*) 29. âyette “insanlara görünür” şeklinde de mana verilmiştir (Zemahşerî, IV, 183). Aynı âyet, “Cehennem, orayı hak eden insana kendini gösteren bir tablo, bir aynadır” şeklinde de anlaşılabilir. Kaynak: Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 496) Yani ayette şeddeli olarak geçen (لواحة) ‘’levvaha’’nın hakiki manası derileri kavuran değil, لِّلْبَشَرِ) )’’insan için kendi özünü ortaya çıkaran sergi, işaret, gösterge ve ekran’’ gibi anlamlardadır. Çünkü (لواحة)’’levhalar, göstergeler ve tablolar demektir. (بشر)’’ beşer ise’’ insan demektir, eğer deri olsaydı (بشرة) yani (ة) harfiyle gelmesi gerekirdi. Not: Bu sûrenin 36. ayetinde de aynı şekilde (للبشر) ‘’beşer’’ ifadesi geçmiş, ama onun anlamı deri değil, beşer, yani insandır. İşte burada da aynı ifade, bu anlamda gelmiştir. (الله اعلم) Detaylı bilgi için aşağıdaki lügat ve tefsir metinlerine bakılabilir. لوّاحة": من مادة (لوح) وتعني أحياناً الظاهر، وأحياناً بمعنى التغيير، ويكون المعنى بمقتضى التّفسير الأوّل: (أنّ جهنم ظاهرة للعيان).كما جاء في الآية (36) من سورة النّازعات: (وبرزت الجحيم لمن يرى) (تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل) .وروي عن ابن عباس في ذلك ، ما حدثني علي ، قال : ثنا أبو صالح ، قال : ثني معاوية ، عن علي ، لواحة للبشر يقول : معرضة (تفسير الطبري) وأما على تفسير ابن عباس فلا يستقيم فيه إلا الناس لا الجلود ; لأنه من لاح الشيء يلوح ، إذا لمع (تفسير القرطبي )ص: 459 ] وقال الحسن وابن كيسان : "لواحة" بناء مبالغة من "لاح يلوح" إذا ظهر، فالمعنى أنها تظهر للناس وهم البشر من مسيرة خمسمائة عام، وذلك لعظمها وهولها وزفيرها (تفسير ابن عطية )-- (لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ) أي تلوح اليوم للناس من بعيد فيرونها كأنها نجمة من النجوم وذلك لبعدها عنهم . (كتاب: حقائق التأويل في الوحي والتنزيل  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsanlar için tutulmuş kayıtlar var.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O, ademoğlunun derisini kavurur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O, insanın derisini kavurur,
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnsanın derisini [beşer] durmadan yakar kavurur.
Kadri Çelik
swap_vert close
İnsanın derisini kavurup karartır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Öyle bir ateştir ki, derileri yakıp kavurur!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Beşer için bir levvâhedir / belirgin işaret levhasıdır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
29,30. yakıp kavuran, // on dokuz meleğin yönettiği bir ocaktır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Durmadan derileri yakıp simsiyah kavurur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İnsanın (derisini) kavurur.
Mehmet Türk
swap_vert close
28,29. O, her şeyi yakan, insanın yakasını asla bırakmayan¹ ve derilerini kavuran (bir cehennem)dir.
1 Yani o öyle sırnaşık bir Sekar’dır ki bir kere çattığı bir şeyi hiç bir zerresi kalmayacak şekilde helâk eder, tüketir, sonra da yakasını yine bırakmaz. O helâk olan yeni bir yaratılışa tebdil olunur. O yine önceki gibi azap ile çatmaya devam eder.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ölümlü insana [nihaî hakikati] gösterir. ¹⁴
14 Müfessirlerin büyük kısmı yukarıdaki vecîz ifadeyi “insanın görüntüsünün değiştirilmesi” yahut “insan derisinin kavrulması” anlamında yorumlamışlardır. Oysa benim tercih ettiğim çeviri, lâha fiilinin -“göründü”, “ışık saçtı” yahut “görünür oldu”- birincil anlamına dayanmaktadır. Bu nedenle, levvâh isim-fiilinin başta gelen anlamı, “[bir şeyi] görünür kılan”dır. Yukarıdaki bağlamda, günahkarın hakikati gecikmiş olarak kabul etmesiyle ve aynı zamanda kendi tabiatına, geçmişteki zaaflarına ve bilerek yaptığı hatalarına pişmanlıkla bakmasıyla ve kendisini bekleyen azaba karşı kendi sorumluluğunu fark etmesi ile ilgilidir: ki bu da, ne bir hayat ne de ölüm durumudur (karş. 87:12-13).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Derileri durmadan yakıp kavurur. 4/56
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
o insana kendi özünü gösterir;[⁵⁴²⁰]
[5420] Veya: “insan türünü aslına döndürür” ya da “beşer için bir ekrandır”. Levvâha’nın türetildiği lâha fiili “yansıttı, parladı, gördü, gösterdi, rengini belli etti” demektir. Serap, deniz ve havaya da yansıtan özelliği nedeniyle levha denir (Mekâyîs). Levh, “parlak ve düz satıh” anlamına geldiği gibi, “acıdan dolayı bir şeyin özündeki değişiklik” anlamına da gelir. Zımnen: Cehennem maskeleri yakacak ve emanet edilen ruhunu ne hale getirdiğini insana açık bir biçimde gösterecektir. Özetle: insan, kendine verdiği zararı cehennem ekranında seyredecektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Durmadan derileri kavurur.
Osman Fırat
swap_vert close
Beşer olan için derilerini kavurandır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İnsan için çok yakıcıdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sürekli olarak derileri kavurur.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Durmadan deriler kavurur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Derinin yüzini kavurır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İnsanın derisini kavurur!
Şaban Piriş
swap_vert close
Derileri yakıp kavurur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O insana susamıştır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnsan için tablolar/levhalar/ekranlar sunandır o/deriyi yakıp kavurandır o.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
renk döndüricidür derilerüñ.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Derileri ḳara idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
İnsanı yandırıb-yaxar!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It shrivelleth the man.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Darkening and changing the colour of man!
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَـوَّاحَةٌ
susamıştır
لِلْبَشَرِۚ
beşere
O, beşere (nefsinin arzusunu ilâh edinenlere) susamıştır.
لَوَّاحَة
İsim
ل و ح
Susamış
بَشَر
İsim
ب ش ر
İnsan, beşer