Ben de onu, rahat ve huzur yüzü görmeyeceği bir azaba uğratacağım.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vertclose
(Artık) Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim. (Hidayet ve inayetime ulaşmayı zorlaştırıvereceğim.)
Abdullah Parlıyan
swap_vertclose
Böylece onu güç yetirilemeyen zor bir azaba mecbur edip yokuşa süreceğim.
Ahmet Tekin
swap_vertclose
Ben onu sarp yokuşa, dikine azâba sardıracağım.
Ahmet Varol
swap_vertclose
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Ali Bulaç
swap_vertclose
Onu alabildiğine sarp-çetin bir yokuşa süreceğim.
Ali Fikri Yavuz
swap_vertclose
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Bahaeddin Sağlam
swap_vertclose
İşte onu sarıp bir yokuşa zorlayacağım.
Bayraktar Bayraklı
swap_vertclose
Ben onu dik bir yokuşa süreceğim.
Besim Atalay
swap_vertclose
Ben de onu sarpa sardıracağım
Cemal Külünkoğlu
swap_vertclose
Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.
Cemil Said
swap_vertclose
Ben ânı zahmetli bir yokuşdan çıkaracağım.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vertclose
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vertclose
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vertclose
Ben de onu sarp bir yokuşa süreceğim!
Diyanet Vakfı
swap_vertclose
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!
Edip Yüksel
swap_vertclose
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vertclose
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vertclose
Ben onu dimdik sarpa sardıracağım
Emrah Demiryent
swap_vertclose
Onu (cehennemde) sarp bir yokuşa süreceğim.
Erhan Aktaş
swap_vertclose
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Hasan Basri Çantay
swap_vertclose
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
Hayrat Neşriyat
swap_vertclose
Onu yakında sarp bir yokuşa sardıracağım!(4)
(4)Bir hadîs-i şerifte buyurulmuştur ki: “Saûd, Cehennem’de ateşten bir dağdır. O, oraya yetmiş yılda tırmanır, sonra geri yuvarlanır. Ve bu iş, hep böyle devâm eder.” (Kurtubî, c. 10/19, 73)
İhsan Aktaş
swap_vertclose
(Bu nedenle) ben de onu (kibirlenen ve kendini herkesten üstün sayan o bencil kimseyi) zorlu bir yokuşa süreceğim. *
(*) Sa‘ûd (lafzen, “yukarı çıkmak” veya “yokuş tırmanmak”) terimi urhikuhû (“onu dayanması için zorlayacağım/süreceğim”) fiili ile birlikte kullanıldığında aşırı derecede zor, acı veren veya sıkıntılı bir işi anlatır. Yukarıdaki bağlamda, insanın bu dünyada manevî/ahlakî ve ruhî hakikatleri “Allah’ın mesajlarını” bilinçli olarak ihmal etmesinin kaçınılmaz sonucu olan ve onun öteki dünyadaki ruhî gelişmesini engelleyecek olan fıtrî safvetin kaybına -ve dolayısıyla, bireysel ve sosyal bunalımlara- bir işarettir. (M. Esed Meali 17. Ayet Açıklaması)
İlyas Yorulmaz
swap_vertclose
Onu çıkışı zor bir yere sokacağım.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vertclose
Ben onu sarpa sardıracağım.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vertclose
Ben onu takati tak olacak bir azaba uğratacağım [¹⁴].
[14] Veya ateşten bir dağa çıkarıp tepe takla atacağım.
İsmail Yakıt
swap_vertclose
Ben, onu sarp bir yokuşa saracağım.
Kadri Çelik
swap_vertclose
Onu alabildiğine sarp bir yokuşa zorlayıp süreceğim.
Mahmut Kısa
swap_vertclose
Ben de, ona verdiğim bütün nîmetleri geri alacak ve onu, cehennemde sarp bir yokuşa süreceğim!
Mahmut Özdemir
swap_vertclose
Onu sarp yokuşa süreceğim.
Mehmet Çakır
swap_vertclose
16,17. sözlerime direteni, // yokuşa süreceğim.
Mehmet Çoban
swap_vertclose
Ona gücünü kullanarak içinden çıkamayacağı zorluk yükleyeceğim. Yüklediğim zorlukların altından kalkamayacak. Yüklediğim zorluklar onun için sarp yokuş olacak.
Mehmet Okuyan
swap_vertclose
Onu ileride sarp bir yokuşa sardıracağım!
Mehmet Türk
swap_vertclose
Ben de onu, sarp bir yokuşa süreceğim.
Muhammed Esed
swap_vertclose
[bu nedenle] onu acı veren çetin bir yokuşa süreceğim! ⁸
8 Sa‘ûd (lafzen, “yukarı çıkmak” veya “yokuş tırmanmak”) terimi urhikuhû (“onu dayanması için zorlayacağım/süreceğim”) fiili ile birlikte kullanıldığında aşırı derecede zor, acı veren veya sıkıntılı bir işi anlatır. Yukarıdaki bağlamda, insanın bu dünyada manevî/ahlakî ve ruhî hakikatleri “Allah’ın mesajlarını” bilinçli olarak ihmal etmesinin kaçınılmaz sonucu olan ve onun öteki dünyadaki ruhî gelişmesini engelleyecek olan fıtrî safvetin kaybına -ve dolayısıyla, bireysel ve sosyal bunalımlara- bir işarettir.
Mustafa Çavdar
swap_vertclose
Ben de onu sarp bir yokuşa süreceğim. 90/1...19
Mustafa İslamoğlu
swap_vertclose
Ben de onu sarp yokuşa süreceğim.
Orhan Kuntman
swap_vertclose
Ben onu sarp bir yokuşa, -cehennemde azaba- sardıracağım!
Osman Fırat
swap_vertclose
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vertclose
Onu yüklenmesi pek meşakkatli bir şey ile mükellef kılacağım.
Suat Yıldırım
swap_vertclose
Ben de onu sarp mı sarp bir yokuşa sardıracağım.
Süleyman Ateş
swap_vertclose
Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
Süleyman Tevfik
swap_vertclose
Ben ona cehennemde yüksek dağa çıkub atılmak 'azâbını yükledirim.
Süleymaniye Vakfı
swap_vertclose
Onu dik yokuşa süreceğim.
Şaban Piriş
swap_vertclose
Onu sarp bir yokuşa süreceğim.
Ümit Şimşek
swap_vertclose
Ben de onu zorlu bir yokuşa süreceğim.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vertclose
Ben onu dik bir yola süreceğim.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vertclose
tįz geñsüz eyleyevüz anı oddan ŧaġa ŧamudaġı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vertclose
Anı givürecegin ṭamu ṭaġlarına.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vertclose
Mən onu məşəqqətli bir əzaba düçar edəcəyəm!
M. Pickthall (English)
swap_vertclose
On him I shall impose a fearful doom.
Yusuf Ali (English)
swap_vertclose
Soon will I visit him with a mount of calamities!(5788)
5788 "A mount of calamities" or disasters: may be understood as a phrase for cumulative disasters. (R).
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrowbookmarksave_altmore_vert
content_copyÂyeti Kopyala
linkLinki Kopyala
photo_cameraGörüntü Oluştur
videocamVideo Oluştur
سَاُرْهِقُهُ
onu yakında sardıracağım
صَعُوداًۜ
sarp bir yokuşa
(Bu nedenle) Ben, onu yakında sarp bir yokuşa sardıracağım (asla rahat edemeyeceği meşakkatli bir azaba uğratacağım).