close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mucâdele Sûresi 22. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ tecidu kavmen yu/minûne bi(A)llâhi velyevmi-l-âḣiri yuvâddûne men hâdda(A)llâhe ve rasûlehu velev kânû âbâehum ev ebnâehum ev iḣvânehum ev ‘aşîratehum(c) ulâ-ike ketebe fî kulûbihimu-l-îmâne ve eyyedehum birûhin minh(u)(s) ve yudḣiluhum cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru ḣâlidîne fîhâ(c) radiya(A)llâhu ‘anhum ve radû ‘anh(u)(c) ulâ-ike hizbu(A)llâh(i)(c) elâ inne hizba(A)llâhi humu-lmuflihûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir topluluğu, Allah'ın ve Peygamberinin sınırlarına aykırı hareket edip onlara karşı gelen birisini sever bulamazsın ve isterse onlar, babaları, yahut oğulları, yahut kardeşleri, yahut da aşiretlerinden olsun; onlar, öyle kişilerdir ki Allah, gönüllerine iman nasip ve mukadder etmiştir ve onları, kendinden bir ruhla, imanla kuvvetlendirmiştir ve onları, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada ebedi olarak kalırlar; razı olmuştur Allah onlardan ve razı olmuşlardır onlar da ondan; onlardır Allah fırkası; bilin ki şüphe yok, Allah fırkası, kurtulanların, muradına erenlerin ta kendisidir.
Ruh, imandır. Kur’ân ve Cebrail diyenler de olmuştur.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah’a ve ahiret gününe (gerçekten) iman eden hiçbir kavmi (kesimi ve kişileri); Allah’a ve Resulüne başkaldıran, (Ayet ve Hadislere ve bilimsel gerçeklere dayalı İslam düzenine ve Müslüman ülkelere düşman olup savaş açan) kimselerle destekleyici bir sevgi (ve işbirliği) içinde asla bulamazsın; velev ki, bu (zalim ve hain çevreler), isterse kendi babaları (olsun), ister çocukları (olsun), ister kardeşleri (veya tarikat-cemaat ihvanı olsun), isterse aşiretleri (partileri, müttefikleri) olsun, (yine de şuurlu mü’minler asla dini yozlaştıran işbirlikçi takımının başarısını arzulamaz, destek çıkmaz ve onlara saygı duymazlar. Çünkü, ülkede faizi, fuhşu, içki ve uyuşturucuyu, kumarı ve şans oyunlarını yürütenlere, Siyonist Yahudi ve Hristiyan merkezlerin güdümüne girenlere "meveddet"=benimseyip desteklemek ve sevgi göstermek imana ve insanlığa aykırıdır); işte bunlar (sadık ve sağlam Müslümanlar), öyle(sine samimi ve nasipli) kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazıp (yerleştirmiş) ve onları Kendinden (İlahi izzet ve inayetinden) bir ruh (ve şuur) ile desteklemiştir. (Ahirette de) Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak ve orada süresiz kalacaklardır. Allah onlardan razıdır, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte bunlar, (Kur’an nizamına karşı çıkanlarla kalbi alâkalarını koparanlar) Allah’ın hizbi (partisi, takipçisi, ekibi ve taraftarları)dır. Dikkat edin (kesinlikle bilin ve bekleyin) ki; şüphesiz Allah’ın fırkası olanlar, felaha ulaşacak (dünyada zafer ve devlete, ahirette ise cennet ve saadete kavuşacak)lardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa, Allah'a ve Rasulüne düşman olanlarla, dostluk ettiğini göremezsin. Onlar o kimselerdir ki, Allah onların kalplerine imanı yerleştirmiş ve Kur'ânı Kerîm ile onları desteklemiştir. Zamanı gelince onları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan hoşnuttur ve onlar da Allah'tan. İşte onlar Allah'tan yana olanlardır. Dikkat edin, Allah'tan yana olanlar, gerçek mutluluğa ulaşacaklardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'a, Allah'a imanın gerektirdiği esaslara ve âhiret gününe iman eden bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa, Allah'a ve Rasulüne, Kur'ân'a ve sünnete isyan edip düşman olanlarla karşılıklı dostluk ettiğini göremezsin. Onlar, Allah'ın kalplerine, akıllarına imanı yerleştirdiği, kendilerini tabiî, dinî, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî düzeni içeren, ihya eden, insanları ve toplumları pislikten arındıran vahyile, Kur'ân ile desteklediği mü'minlerdir. Onları altından ırmaklar akan, içinde ebedî yaşayacakları Cennet konaklarına koyacaktır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah'tan razı oldular. Onlar Allah'ın orduları ve Allah'ın dinine yardım edenlerdir. Unutmayın, Allah'ın dinine yardım edenler, işte onlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/28; 9/24.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğun; babaları, oğulları, kardeşleri veya aşiretleri bile olsa Allah'a ve Peygamber'ine karşı gelenlerle dostluk ettiklerini görmezsin. Onlar, Allah'ın kalplerine imanı yazdığı ve kendilerini tarafından bir ruhla desteklediği kimselerdir. Onları içinde sonsuza kadar kalmaları üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın taraftarlarıdırlar. İyi bilin ki Allah'ın taraftarları, kurtuluşa erecek olanların tâ kendileridir.
22.İbnu Ebi Hatim`in İbnu Şevzeb`den rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime Ebu Ubeyde bin Cerrah (r.a.) hakkında inmiştir. O Bedir`de babasını (müşriklerin tarafında olduğu için) öldürdü.Taberani ve Hakim`in rivayetlerine göre Ebu Ubeyde (r.a.)`nin babası Bedir`de ona seslendi ama Ebu Ubeyde (r.a.) yüz vermedi. Fazla ileri gidince de onu öldürdü. Bu olay üzerine bu ayeti kerime indirildi.İbnu`l-Munzir`in İbnu Cureyc`den rivayet ettiğine göre de Ebu Kuhafe (Ebu Bekr (r.a.)`in babası) Resulullah (a.s.)`a sövdü. Bunun üzerine Ebu Bekr (r.a.) ona şiddetle vurdu ve Ebu Kuhafe yere düştü. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Ayetin iniş sebebinin her iki olayla da bağlantısı olabilir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiç bir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orada süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavmi, Allah'a ve peygamberine muhalefete kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın; velev ki, o muhalifler, (soyca) babaları ve oğulları, veya kardeşleri veya hısım ve hemşehrileri olsun... İşte Allah, böyle (zalim) kimseleri sevmiyen bir kavmin kalblerine imanı tesbit buyurmuş ve kendilerini yüce katından bir rahmet ile kuvvetlendirmiştir. Onları, (ev ve ağaçları) altından ırmaklar akar cennetlere koyacak, içlerinde ebedî olarak kalacaklardır. Öyle ki, Allah onlardan razı, onlar da (bol ikramlardan dolayı) Allah'dan razı...İşte bunlar, Allah taraftarıdır, (dininin yardımcılarıdır). Dikkat edin ki, Allah taraftarı olanlar, gerçekten onlar, zafer bulanlardır (dünya ve ahiret saadetine erenlerdir).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’a ve ahiret hayatına inanan bir toplumun, babaları, evlatları, kardeşleri veya aşiretleri dahi olsa Allah’a ve elçisine düşman olanlar ile sevgili dost olduklarını göremezsin. İşte Allah, bunların kalplerine imanı yazmıştır ve kendisinden bir ruh (vahiy) ile onları desteklemiştir. Allah onları, altlarında nehirler akan, içlerinde ebedî kalacakları Cennetlere koyacaktır. Allah onlardan razıdır, onlar da Allah’tan razıdırlar. İşte bunlar, Allah’ın partisidirler. İyi bilinsin ki asıl kurtuluşa erenler, Allah’ın partisidir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'a ve âhiret gününe inanan bir toplumun, onlar kendilerinin babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa da, Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere sevgi beslediklerini göremezsin. İşte onlar, kalplerine imanı yazdığı, katından bir ruh ile desteklediği kimselerdir. Onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada süreli olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan memnun olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın tarafında olanlardır. İyi biliniz ki, Allah'ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerdir.[619]
[619] Mücâdele sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 131-132.  
Besim Atalay
swap_vert close
Babaları, oğulları, kardeşleri, nesilleri olsa da, hem Allaha, hem de peygamberine aykırılık edenleri, Allah ile, ahrete inanmış olanlardan, dost edinen kimse bulamazsın sen, bunların gönlüne inanı yazdı, kendi katından onları bir ruh ile sağlamladı, altından ırmaklar akan cennetlere koyacak, orda sonsuz kalırlar, Allah onlardan hoşnut, onlar Allahtan hoşnut, bunlar Allahın bölüğü, bilesin ki, Allahın bölüğü kurtulacaktır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir topluluğu, Allah'a ve Resulüne karşı duran hiç kimse ile isterse o kimseler babaları, çocukları, kardeşleri yahut akrabaları olsun, karşılıklı sevgi ve dostluk içinde göremezsin. Çünkü Allah inananların kalplerine imanı nakşetmiş ve onları katından bir ruh (vahiy) ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecek ve onlar orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın tarafında olanlardır. Ve iyi bilin ki, kurtuluşa erenler de Allah'ın tarafında yer alanlardır.
Bkz. 3/28, 4/139, 144, 5/51, 57, 9/23, 19/81, 29/25, 60/1Allah’a ve ahirete inananla Allah’a ve Resulüne karşı duran isterse birbirinin en yakını olsun aralarında dostluk ve sevgi göremezsin. Çünkü kan ve yakınlık bağları iman bağıyla örtüşmediği zaman kopuverirler. Ama kan ve yakınlık bağlarından soyutlanarak inanç bağına sarılanlar yani iman kardeşleri asla birbirlerinden kopmazlar.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh’a ve âhiret gününe îmân iden mü’min bir kavim pederi, oğlı, birâderi veyâ müttefiki bile olsa Allâh’a ve rasûlüne isyân idenlere karşu muhabbet itmez. Allâh ânların kalblerine îmânı hakk itmişdir. Ânları irşâd ider, ânları nehirler ile iskâ idilmiş cennet bağçelerine idhâl idecekdir, orada ilelebed kalacaklardır. Allâh ânlardan râzıdır, ânlar da Allâh’dan râzıdırlar, bu Allâh fırkasıdır, bu fırka felâh bulacakdır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalblerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'tan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'tan yana olanlardır.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy-sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’a ve âhiret gününe iman eden bir topluluğun, Allah’a ve peygamberine düşmanlık eden kimselere -babaları, oğulları, kardeşleri yahut diğer akrabaları da olsa- sevgiyle bağlandıklarını göremezsin. İşte Allah bu müminlerin kalplerine imanı nakşetmiş ve onları katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları -orada ebedî kalmak üzere- altından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah’tan yanadırlar; iyi bilinmeli ki kurtuluşa erecek olanlar da Allah’tan yana olanlardır!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah'a ve Resûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın tarafında olanlardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'a, elçisine ve ahiret gününe inanmış bir topluluk göremezsin ki, ALLAH'a ve elçisine karşı gelenleri dost edinsin. Hatta onlar, kendilerinin anaları, babaları, çocukları, oğulları, kardeşleri ve akrabaları bile olsa... Kalplerine inancı yazmış ve katından bir vahiyle desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan, ebedi kalacakları cennetlere sokar. ALLAH onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. Onlar ALLAH'ın partisidir. Hiç kuşkusuz, ALLAH'ın partisi kazanacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (dininin yardımcıları)dir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allaha ve Âhıret gününe iyman eder hiç bir kavmı Allah ve Resulüne hudud yarışına kalkışan kimselerle sevişir bulamazsın, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya hısımları, hemşerileri olsalar bile, işte Allah öyle kimseleri sevmeyen bir kavmın kalblerine iymanı yazmış ve kendilerini tarafından bir ruh ile te'yid buyurmuştur ve onları altından ırmaklar akar Cennetlere koyacak, içlerinde ebediyyen kalacaklardır, öyle ki Allah onlardan hoşnud, onlar Allahdan hoşnud, işte onlar Allah hizbidir, uyanık ol ki Allahın hizbi muhakkak hep felâha irenlerdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah’a ve âhiret gününe îmân eden bir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa, Allah’a ve Resûlü’ne düşman olanlarla, dostluk ettiklerini asla göremezsin. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalplerindeki îmânı, sabit kılmış ve kendilerini, tarafından ilâhî bir yardım ile desteklemiştir. Onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennetlere koyacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan (Allah’ın verdiği bütün mükâfatlardan) razı olmuşlardır. İşte onlar Allah’ın has kullarıdır. İyi bilin ki, şüphesiz, Allah’ın has kulları, kurtuluşa erecek olanların ta kendileridir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman eden bir halkın, Allah'a ve O'nun Resûl'üne karşı haddi aşanlara karşı sevgi duyduklarına tanık olamazsın; isterse bunlar, babaları, çocukları, kardeşleri veya akrabaları olsun. Onlar, Allah'ın kalplerine iman yazdığı ve kendilerini, kendinden bir ruh¹ ile desteklediği kimselerdir. Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacaktır. Onlar, orada sürekli kalacak olanlardır. Allah, onlardan hoşnut oldu, onlar da O'ndan hoşnut oldular. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Dikkat edin! Doğrusu Allah'ın taraftarları kurtuluşa erenlerdir.
1- Vahiy.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allaha ve âhiret gününe îmanda sebat eden hiçbir kavmin Allaha ve resulüne muhaalefet eden kimselerle — velev ki onlar, bunların babaları, ya oğulları, ya biraderleri, yahud soysopları olsunlar — dostlaşacaklarını görmezsin. Onlar, o kimselerdir ki (Allah) îmânı kalblerine yazmış, bunları kendinden bir ruuh ile desteklemişdir. Bunları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacakdır. Bunlar orada ebedî kalıcıdırlar. Allah onlardan raazî olmuşdur. Onlar da Allahdan hoşnud olmuşlardır, işte onlar Allah fırkasıdır. Gözünüzü açın ki Allah fırkası (mensûbları) umduklarına erenlerin ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah'a ve âhiret gününe îmân eden bir topluluğun, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya akrabâları bile olsalar, Allah'a ve Resûlüne karşı gelen kimselerle dostluk ettiklerini (göremez, onları o hâlde) bulamazsın!(1) İşte onlar ki, (Allah) kalblerine îmânı yazmış ve tarafından bir ruh (ilâhî bir yardım) ile onları kuvvetlendirmiştir. Ve onları, içlerinde ebediyen kalıcı oldukları, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacaktır. Allah onlardan râzı olmuştur ve (onlar da) O'ndan râzı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın tarafdarlarıdır! Dikkat edin! Şübhesiz ki Allah'ın tarafdarları, gerçekten kurtuluşa erenlerdir!
(1)“Kâfirlerin, Müslümanlara ve ehl-i îmâna ve ehl-i Kur’ân’a düşman olmaları küfrün iktizâsındandır(gereğindendir). Çünki küfür, îmâna zıddır. Maahâzâ (bununla berâber) Kur’ân, kâfirleri ve âbâ ve ecdadlarını(baba ve dedelerini) i‘dâm-ı ebedî (sonsuz Cehennem azâbı) ile mahkûm etmiştir. Binâenaleyh Müslümanlarla ülfet ve muhabbetleri (dostluk ve sevgileri) mümkün olmayan kâfirlere muhabbet, boşa gider. Onların muhabbetiyle karşılaşılamaz. Onlardan meded beklenilemez.” (Mesnevî-i Nûriye, Habâb, 75)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
22. Allah’a ve ahiret gününe inanan hiçbir topluluğun; babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah’a ve Resulü’ne başkaldıran (Allah ve Resulüne inandıkları için iman edenlere saldıran) kimseleri (yürekten) sevdiğini (iman edenlere karşı saldırganlarla işbirliği kurduğunu) bulamazsın. (İşte böyleleri) Allah onların gönüllerine imanı nakşetmiş ve onları katından bir ruh (rahmet) ile desteklemiştir. Onları, altlarından (zeminlerinden) ırmaklar akan cennetlere (bahçelere) sokacak ve orada (ilelebet) kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da ondan (Allah’tan aldıkları ecir ve mukâfattan dolayı) memnun olmuşlardır. İşte onlar, Allah taraftarıdır, (dininin yardımcılarıdır). Ve (iyi) bilin ki, kurtuluşa (dünya ve ahiret saadetine) erenler, Allah’ın tarafında yer alanlardır. *
(*) Bu pasajın kilit ifadesi, “Allah’a ve Elçisi’ne karşı gelenler (men hâdde)” tanımlamasıdır: yani Allah’ın mesajına ve Elçisi’nin kişiliğine yahut öğretisine aktif bir düşmanlık besleyenler. İslam’a aktif olarak düşmanlık yapmayan inkarcılar ile ilişkiler konusunda ise Kur’an, birçok yerde (mesela 60: 8-9’da) onlara nezaket ve yakınlık içinde davranılmasına açıkça izni vermekte ve hatta bunu zımnen emretmektedir.) (M. Esed Meal Açıklaması) Ayrıca Lokman suresindeki 15. ayete göre, kişinin anne ve babası onu Allah’a şirk koşmaya çalışsalar bile yine de kendilerine iyilik yapması, ihtiyaçlarını giderip sahiplenmesi emrediliyor. İşte bu da gösteriyor ki, kişinin anne babası inkârcı ve hatta oğlunu imandan vazgeçirmeye çalışsalar bile yine onlarla ilgilenecektir. Demek ki, Mücadele sûresi - 22.ayete de Allah’a ve elçisine karşı sadece başkaldırma hususunda/islamın aleyhinde onlara yardım etmek üzere ilişkisini sürdürmeyecektir, yasaklanan işte budur.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’a ve ahiret gününe inanan toplumun, Allah’a ve Elçisine savaş açmış kimseleri sevdiklerini bulamazsın. Bu savaş açanlar, babaları yahut oğulları yahut kardeşleri veyahut kendi kavimleri de olsa (inananlar onları asla sevmezler). İşte böyleleri Allah’ın kalplerine iman’ı yazdığı ve kendinden bir Ruh (Cebrail) ile desteklediği ve sürekli kalmak üzere, altlarından ırmakların aktığı cennetlere koyduğu kimselerdir. Allah onlardan razı olmuştur, Onlarda Allah’dan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah’ın tarafında yer alanlardır. Allah’ın tarafında olanlar, kurtuluşa erenler değil mi? dir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’a, son güne inananlar takımının Allah’a, Onun elçisine karşı gelenlere sevgi beslediğini görmiyeceksin. Onlar, bunların babaları, oğulları, kardeşleri, soyları sopları olsalar bile. Onlar o kimselerdir ki Allah inancı onların yüreklerine yazmış, onları kendinden bir ruh ile berkitmiştir. Onları içinden ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Onlar hep orada kalacaklardır. Allah onların gönlünü etmiş, onlar da Allah’ın gönlünü etmişlerdir. İşte bunlar Allah’tan yana olanlardır. Gözünüzü açın, Allah’tan yana olanlar, onanlar işte bunlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah/a ve âhiret gününe iman edenlerin babaları veya oğulları [¹] veya kardeşleri [²] veyahut soyu, sopu, aşiretleri [³] olsa da yine Allah/ı ve peygamberini düşman tutanlara dostluk ettiğini göremezsin. Onlar öyle kimselerdir ki Allah, onların kalblerine imanı yerleştirmiş, onları kendi tarafından bir ruh [⁴] ile te/yit buyurmuştur. Onları ağaçları altından ırmaklar akar uçmaklara, devamlı kalmak üzere sokacaktır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da Allah/tan hoşnut olmuşlar. İşte onlar Allah/ın askerleri ve adamlarıdır. Haberiniz olsun ki umduklarına erecekler, Allah/ın askerleri ve adamlarıdır.
[1] Ebu Bekir Sıddîk gibi Bedir'de oğlu Abdurrahman'a karşı çıkmak istemişti.[2] Mu'sap bini Umeyr gibi ki Uhut'ta kardeşi Ubeyd ibni Umeyr'ı öldürmüştü.[3] Ömerülfaruk gibi ki dayısı Asım bin Hişam'ı öldürmüştü. Bunun gibi Hamza, Aliyyülmürteza ve Ubeydet de Bedir'de amcazadeleri olan Utebe, Şeybe Velit bin Uteybe'yi öldürmüşlerdi.[4] Kalb nuru, iman, Kur'an, burhanlar, nusratlar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun [kavm]; babaları/ataları, oğulları, kardeşleri ve akrabaları [aşiretehum] da olsa Allah ve elçisine karşı gelen/düşman olan [hâdde] kimselerle dostluk ettiğini göremezsin. İşte Allah, imanı onların kalplerine yazmış ve onları kendi katından bir ruhla desteklemiştir. Onları içlerinde sürekli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır [hizb]. Dikkat ediniz! Muhakkak ki Allah’ın tarafında olanlar, kurtuluşa/mutluluğa erenlerin tâ kendileridirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir kavmin; babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah'a ve peygamberine düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada temelli kalıcılar olacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın taraftarlarıdır. Muhakkak başarıya ulaşacak olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’a ve âhiret gününe yürekteninanmış bir toplumun, Allah’a ve Elçisine düşmanlık edip başkaldıran kimseleri —bunlar kendi öz babaları, oğulları, kardeşleri ve akrabaları bile olsalar— sevip dost edindiğini göremezsin! İşte onlardır, Allah’ın, kalplerine imanı nakşettiği ve kendi katından hayat verici bir vahiyle desteklediğibahtiyâr müminler. Bu yüzden Allah, onları ağaçlarının altından ırmaklar çağıldayan ve sonsuza dek içinde yaşayacakları cennetlere yerleştirecektir. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da O’ndan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında yer alanlardır. İyi bilin ki, ebedî mutluluk ve kurtuluşa erişecek olanlar, ancak Allah’ın tarafında yer alanlardır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’a ve Âhir Gün’e iman eden bir kavmi, kendi babaları, oğulları, kardeşleri veya yakınları olsa bile, Allah’a ve O’nun rasûlüne muhalefet etmiş kimseleri severler-sevilirler bulmazsın! İşte onların kalblerine İman’ı yazdı; onları kendisinden bir rûh ile destekledi. Onları, içinde sürekli kalacakları, altından Irmaklar akan cennetlere girdirir. Allah onlardan razı oldu; onlar da O’ndan razı oldular. İşte onlar Allah’ın hızbidir. Dikkat edin! Allah’ın hızbi, Felaha (Kurtuluşa) Erenler’dir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah'a ve ahirete inanan bir toplum, Allah ve resulüne diş bileyenlerle sıkı fıkı olmamalıdır. Bunlar, isterse müslümanların babaları, oğulları, kardeşleri ya da aşiretleri olsun, hiç farketmez. Allah, onlara imanı nasib etmiş ve kendinden aktardığı güçle onları, yüreklendirmiştir. Dahası ilerde onları, içinde şarıl şarıl derelerin çağladığı cennetine alacaktır. Hem de sonsuza kadar. Allah onlardan; onlar da Allah'tan razıdır. Bunlar, Allah'a gönül verenlerdir. Allah'a gönül verenler, kesinkes kazanacaktır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerin babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soyları olsa bile Allah’a ve Resullerine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin! İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir emirle desteklemiştir. Ayetlerini ve yasalarını göndererek Müminlere güç katmış, inkâr edenlere karşı sağlam belgelerle desteklemiştir. İman edenleri içlerinden ırmaklar akan ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bunlar Allah’ın taraftarlarıdır. İyi bilin ki Allah’ın taraftarları kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun, Allah’a ve Elçisine karşı gelenlerle –babaları veya çocukları veya kardeşleri veya akrabaları da olsa– dostluk ettiğini göremezsin. [*] İşte (Allah) onların kalbine iman yazmış [*] ve katından bir [rûh] (Kur’an) [*] ile onları desteklemiştir. (Allah) onları içlerinde [ebedî] kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah kendilerinden razı, onlar da O’ndan memnun olmuşlardır. [*] İşte onlar Allah’ın tarafındadır. Dikkat edin! Allah’ın tarafı(nda olanlar) kurtulanların ta kendileridir.
Bu ayet Tevbe 9:23-24 ve Mümtehine 60:1. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Bu cümle Hucurât 49:7. ayetle birlikte okumalıdır.,Benzer mesajlar: Nahl 16:2; Mü’min 40:15; Şûrâ 42:52; Kadir 97:4 Benzer mesajlar: Mâide 5:119; Tevbe 9:100; Beyyine 98:8.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’a ve âhiret gününe inanan bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları bile olsa, Allah’a ve Rasûlüne düşman olanlarla¹ dostluk ettiğini göremezsin.² Zîrâ onlar, öyle kimselerdir ki (Allah,) onların kalplerine îmanı yazmış ve onları îmanlarından gelen bir rûh³ ile de desteklemiştir.⁴ Ve (Allah) onları, içerisinde sonsuz olarak kalacakları, zemîninden ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Artık Allah, onlardan râzı olmuş, onlar da Ondan râzı olmuştur. İşte onlar, Allah’ın taraftarlarıdır. Şunu iyi bilin ki Allah’ın taraftarları, gerçekten kurtuluşa erenlerdir.
1 Veya; başkaldıran kimselerle…2 Yani; onları sevmemeleri gerekir veya asla sevmemelidirler.3 Müfessirler bu rûh’un; “yardım, Kur’an ve onun âyetleri, îman ve irfan nuru, hidâyet, Allah’ın rahmeti ve Cebrâil demek olduğunu söylemişlerdir. (Kurtubî) 4 Burada (مِنْهُ)’daki zamirin, Allah’a gönderilmesi de mümkündür. Bu durumda bu bölümün tercümesi: “Zira onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) onların kalplerine îmanı yazmış ve onları kendisinden bir ruh ile de desteklemiştir.” şeklinde olur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah’a ve Ahiret Günü’ne [gerçekten] inanan, ama [aynı zamanda] -babaları, oğulları, kardeşleri yahut [öteki] akrabaları bile olsa- Allah’a ve Elçisi’ne karşı çıkanları seven bir toplum göremezsin. ²⁹ [Gerçek müminlere gelince,] Allah’ın kalplerine imanı nakşettiği ve ilhamı ile ³⁰ güçlendirdiği kimseler onlardır ve [zamanı gelince] onları içlerinden ırmaklar akan bahçelerde barındıracaktır. Allah onlardan hoşnuttur ve onlar da Allah’tan. İşte onlar Allah’tan yana olanlardır: İşte onlar, Allah’tan yana olanlar, mutluluğa ulaşacaklardır!
29 Bu pasajın kilit ifadesi, “Allah’a ve Elçisi’ne karşı gelenler (men hâdde)” tanımlamasıdır: yani Allah’ın mesajına ve Elçisi’nin kişiliğine yahut öğretisine aktif bir düşmanlık besleyenler. İslam’a aktif olarak düşmanlık yapmayan inkarcılar ile ilişkiler konusunda ise Kur’an, birçok yerde (mesela 60:8-9’da) onlara nezaket ve dostluk/yakınlık içinde davranılmasına açıkça izni vermekte ve hatta bunu zımnen emretmektedir.30 Rûh’u “ilham” veya bazan “ilahî ilham” olarak çevirmem konusunda bkz. 16:2, not 2. Zemahşerî tarafından işaret edildiği gibi, minhu’daki hû zamiri ya Allah’a yöneliktir -benim çevirimde olduğu gibi- yahut müminlerin inancına. Bu ikinci durumda ifade, “Ondan [kaynaklanan] ilham ile güçlendirilmiş” şeklinde çevrilebilir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman eden bir topluluğun; kendi öz babaları, çocukları, kardeşleri veya aşiretleri dahi olsa, Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine meydan okuyan kimselere karşı candan bir sevgi beslediklerini göremezsin. Çünkü Allah, onların kalplerine imanı yazmış ve onları katından bir vahiyle desteklemiştir. Allah, bunları tabanından ırmakların çağladığı cennetlere yerleştirecek ve onlar orada kalacaklardır. Zira Allah onlardan razı olmuş onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte gerçekten Allah’tan yana olanlar bunlardır. İyi bilin ki kurtuluşa erip umduklarına kavuşacak olanlar sadece Allah’tan yana olanlardır. 3/28, 8/73, 9/23-24
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah’a ve âhiret gününe[⁴⁹⁹⁹] iman eden bir topluluğu, Allah ve Rasulüne meydan okuyan kimselerle -isterse bunlar babaları, oğulları, kardeşleri veya soydaşları olsun- candan-yürekten bir ilişki içinde bulamazsın.[⁵⁰⁰⁰] İşte (Allah), bunların kalbine imanı nakşetmiş[⁵⁰⁰¹] ve katından mânevî bir güç ile desteklemiştir;[⁵⁰⁰²] onları zemininden ırmaklar akan cennetlere, içinde daimî kalmak üzere yerleştirecektir: Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır.[⁵⁰⁰³] İşte gerçek Allah taraftarları bunlardır. Bakın, Allah taraftarları var ya: işte kurtulacak olanlar kesinlikle onlardır!
[4999] “Rasulüne” yerine “âhiret gününe” gelmesi, işlenen çirkinliğin gizlenebilir tabiatından dolayıdır. Âhirette hiçbir gizli saklı kalmayacağı hatırlatılmaktadır. [5000] Hâdde işteşli fiili, karşılıklı iki taraf gerektirir. Vudd da hubb gibi iki özne arasındaki sevgiyi ifade eder (Vudd ve hubb farkı için: 19:96, not 91). Vudd ile seven, sevgisine karşılık istiyor demektir. Esma-i hüsnadan olan Vedûd ismi, “seven ve sevilen” anlamlarının ikisine birden gelir (85:14). Allah ve Rasulüne meydan okuyanlar şeytanın yoldaşlarıdır (19). Şeytanın yoldaşlarına değer vermek, şeytana değer vermektir. Âyet, onların alçak olduğunu söyler (20). Alçağı yüceltmek, yüce olana da haksızlıktır (21). Allah’a ve Rasulüne meydan okuyanla karşılıklı candan yürekten bir ilişki içine girmek, imanla küfür arasındaki sınırı yok eder. Yasak olan budur. Bu âyet, asla iyiliği (birr) yasaklamaz (Krş: 60: 1-8). [5001] Bu ifade, “Allah imanı size sevdirdi” (49:7) âyeti ışığında anlaşılmalıdır. [5002] Minhu’deki zamirin imana dönmesi halinde, mâna şöyle olur: “Allah’ın.. imandan doğan bir güç ile desteklediği”. Katından bir ruh ile desteklenmek, tıpkı İsa’da (5:110; 2:87, 253) ve Hassan b. Sabit’in dilinde tecelli ettiği gibi Rahîmiyyetin tecellisi olan “özel” bir takviyedir. Gücünü kullanan takviye edilmektedir. Ruh, bir türün kemaline kendisi sayesinde ulaştığı şeydir. Ruh’un Kur’an’daki tüm kullanımlarının vahiyle ilgili olması (vahiy meleği, vahiy ve insan türünü vahye muhatap kılan öz), bu kullanımın da vahiyle irtibatını akla getirir. O da vahyi anlayacak bir algı gücü, onu anlamayı kolaylaştıran ilham, basiret ve ferasettir. [5003] Zımnen: Allah rızasını dileyenler, önce Allah’tan memnun ve razı olsunlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğun, Allah'a ve Resulüne karşı gelenlerle, -onlar kendi babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları dahi olsa- dostluk ettiğini göremezsin. Onlar o kimselerdir ki Allah, onların kalbine imanı yerleştirmiş ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir, onları -sonsuza dek kalacakları- ağaçlarının altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı, onlar da O'ndan razı olmuşlardır, işte onlar Allah’ın erleridir. (Dininin yardımcılarıdır) Ve onlar murâdlarına erenlerin ta kendileridir!
Osman Fırat
swap_vert close
Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soylarından olsalar bile, Allah’a ve resulüne düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde sürekli kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın hizbinden olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın hizbinden olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe imân eden hiçbir kavmi bulamazsın ki, Allah'a ve Resûlüne muhalefet eder kimseleri sevsinler. Velev ki babaları veya oğulları veya kardeşleri veya kabileleri olsunlar. Onlar o zâtlardır ki, (Allah) Onların kalblerinde imân yazmıştır. Ve onları kendisinden bir ruh ile teyid etmiştir ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere girdirecektir. Oralarda ebedîyyen kalıcılardır. Allah onlardan razı olmuştur, (onlar da) O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Agâh olunuz ki, muhakkak Allah fırkasıdır, onlardır necâta ermiş olanlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah'a ve âhiret gününe iman eden hiçbir milletin, Allah'ın ve Resulünün karşısına çıkan kimseleri, isterse o kimseler babaları, evlatları, kardeşleri ve sülaleleri olsun, sevip dost edindiklerini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı nakşetmiş ve Kendi tarafından bir ruhla onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere, hem de ebedî kalmak üzere yerleştirecektir. Allah onlardan, onlar da O'ndan razıdırlar. İşte onlar Allahın tarafında olanlardır. Ve iyi bilin ki, felaha erenler, Allah'ın tarafında yer alanlar olacaklardır. [3, 28; 9, 24]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Elçisine düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin. Allah onların kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile (kalb nuru veya Kur'an ile) desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi(partisi)dir. Muhakkak ki başarıya ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ'ya yevm-i âhirete îmân iden kavmi, Allâh ve rasûlüne muhâlefet idenlerle doslukda bulmazsın. O muhâlifler babaları veyâ evlâdları veyâ kardaşları veyâ akrabâları olsa bile onlarla dost olmazlar. Allâh onların kalblerine îmânı yazmış ve onları Allâh tarafından bir rûh ile te'yîd itmişdir. Onları muhalled kalmak üzere ağaçları altında nehirler akan cennetlere idhâl ider. Allâh onlardan ve onlar da Allâh'dan razı olurlar. Onlar Allâh'ın 'askerleridir. Âgâh olun ki Allâh'ın 'askerleri fevz ve felâha irenlerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah’a ve Ahiret Gününe inanıp güvenen bir topluluğun, Allah’a ve elçisine sınır koyanlarla karşılıklı sevgi bağı içinde olduklarını göremezsin. Onlar (sınır koyanlar), bunların (müminlerin) babaları, oğulları, kardeşleri veya içinde yaşadığı toplum da olsalar (bu durum) değişmez. Allah’ın kalplerine imanı yerleştirdiği, kendinden bir ruh (bir bilgi) ile desteklediği ve içinden ırmaklar akan bahçelere, hiç ölmemek üzere koyacağı kimseler onlardır. Allah onlardan razı, onlar da Allah’tan razıdır. Onlar, Allah’tan yanadırlar. Dikkatli olun; umduklarına kavuşanlar Allah’tan yana olanlardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri veya yakınları dahi olsa, Allah'a ve Elçisine muhalefet eden kimseler için bir sevgi beslediklerini göremezsin. İşte onlar, Allah'ın kalplerine inancı kaydettiği ve kendinden bir vahiy ile güçlendirdiği kimselerdir. Allah, onları alt tarafından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecektir. İşte onlar Allah'ın askerleridir. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da ondan razı olmuştur. İyi bilin ki, kurtuluşa erecek olanlar Allah'ın askerleri/taraftarlarıdır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah'a ve âhiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, Allah'a ve Resulüne karşı çıkanlara sevgi beslediğini göremezsin—isterse onlar babaları, oğulları, kardeşleri veya aşiretleri olsun. Çünkü Allah onların kalplerine iman nasip etmiş ve kendi katından bir ruh(5) ile onları desteklemiştir. Sonra da onları, ebediyen kalmak üzere, altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştirecektir. Allah onlardan, onlar da Allah'tan hoşnutturlar. İşte onlar Allah'ın taraftarlarıdır. Bilin ki, Allah'ın taraftarları, kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.
(5) Onlara hayat verecek şeylerle: ilim, irfan, yardım gibi.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'a ve âhiret gününe inanan bir topluluğun, Allah'a ve resulüne karşı çıkanlarla sevgiye dayalı bir dostluk kurduğunu göremezsin. Bunlar onların ister babaları olsun, ister çocukları olsun, ister kardeşleri olsun, ister akrabaları olsun. Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; sürekli kalacaklardır orada. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Allah'ın hizbi işte bunlardır. Dikkat edin, Allah'ın hizbi, başarıya ulaşanların ta kendileridir!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bulmayasın bir ķavmı kim inanurlar Tañrı’ya daħı śoñraġı güne severler anı kim muħalefet eyledi Tañrı’ya daħı yalavacına eger oldılar ise daħı ataları yā oġlanları yā ķardaşları yā ķabileleri. şunlar yazdı ya'nį Tañrı göñüllerinde įmānı daħı ķuvvetlendürdi anları cebreyil- ile andan. daħı givüre anları uçmaķlara aķar altından ırmaķlar ebed ķalıcılarken anuñ içinde. ħoşnūd oldı Tañrı anlardan daħı ħoşnūd oldılar andan. şunlar Tañrı bölügidür. iy bayıķ Tañrı bölügi anlar ķurtılıcılardur!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bir ḳavmi ṭapmazsın ki īmān getürdiler Tañrıya, daḫı ḳıyāmet günine, dostidineler Tañrı‐y‐ıla peyġamberine düşmanlıḳ idene, eger ataları daḫı olsa‐lar, yā oġulları daḫı olsa, yā ḳardaşları daḫı olsa, yā ḳarāyibleri daḫı olsa. TañrıTa‘ālā anlaruñ yüreginde īmānı ẟābit eyledi ve anları ḳuvvetlendürdi īmānnūrı‐y‐la. Daḫı givürür anları cennetlere ki aḳar altlarından ırmaḳlar.Ebedī ḳalurlar anda, Tañrı rāżī oldı anlardan. Anlar daḫı andan rāżī oldı‐lar. Anlar ḥizbu’llāhdur. Bilmiş oluñ ki Tañrı Ta‘ālā ḥizbi dünyā ve āḫiret ḫay‐rına yitişdiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Allaha və axirət gününə inanan heç bir tayfanın Allah və Onun Peyğəmbəri əleyhinə çıxanlarla – öz ataları, oğulları, qardaşları, yaxın qohumları olsalar belə - dostluq etdiyini görməzsən. Onlar elə kimsələrdir ki, Allah onların qəlblərinə iman yazmış və Öz dərgahından onlara ruh (güc) vermişdir (iman, hidayət nuru əta etmişdir). (Allah) onları (ağacları) altından çaylar axan cənnətlərə daxil edəcəkdir. Onlar orada əbədi qalacaqlar. Allah onlardan, onlar da Allahdan razıdırlar. Onlar Allahın firqəsidirlər (Allahın dininə kömək edən kimsələrdir). Bilin ki, Allahın firqəsi məhz onlar nicat tapıb (əbədi) səadətə qovuşanlardır.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Thou wilt not find folk who believe in Allah and the Last Day loving those who oppose Allah and His messenger: even though they be their fathers or, their sons or their brethren or their clan. As for such, He hath written faith upon their hearts and hath strengthened them with a Spirit from Him, and He will bring them into Gardens underneath which rivers flow, wherein they will abide. Allah is well pleased with them, and they are well pleased with Him. They are Allah's party. Lo! is it not Allah's party who are the successful?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Thou wilt not find any people who believe in Allah and the Last Day, loving those who resist Allah and His Messenger, even though they were their fathers or their sons,(5363) or their brothers, or their kindred. For such He has written Faith(5364) in their hearts, and strengthened them with a spirit(5365) from Himself. And He will admit them to Gardens beneath which Rivers flow, to dwell therein (for ever). Allah will be well pleased with them, and they with Him.(5366) They are the Party(5367) of Allah. Truly it is the Party of Allah that will achieve Felicity.
5363 If anyone believes in Allah and His goodness and justice, and in the Hereafter, in which all true values will be restored he will never love evil or wrongdoing or rebellion against Allah, even if these things are found in his nearest kith and kin. 5364 Faith in Allah is indelibly written on the tablets of their hearts and they can never be false to Allah. 5365 Cf. 2:87 and 253, where it is said that Allah strengthened the Prophet Jesus with the Holy Spirit. Here we learn that all good and righteous men are strengthened by Allah with the Holy Spirit. If anything, the phrase used here is stronger, "a spirit from Himself'. Whenever anyone offers his heart in faith and purity to Allah, Allah accepts it, engraves that Faith on the seeker's heart, and further fortifies him with the divine spirit, which we can no more define adequately than we can define in human language the nature and attributes of Allah. 5366 Again we have the doctrine of Allah's Good Pleasure as the highest goal of man, the spiriuial heaven which he achieves by a life of purity and faith. He not only attains Allah's Good Pleasure as the crown of his felicity, but his own nature is so far transformed to the pattern of Allah's original creation that his own good pleasure is in nothing but in Allah's Good Pleasure. The mutual good pleasure shows the heights to which man can attain. (R). 5367 This is in antithesis to the Party of the Evil One, mentioned in verse 19 above. That Party of Evil will perish, but while it has its run in the scheme of the present world, the Party of Truth and Reality may be Figuratively called the Party of Allah, even though all Creation is Allah's in another sense.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَا تَجِدُ
bulamazsın
قَوْماً
bir toplu- luğu ki
يُؤْمِنُونَ
iman ediyorlar
بِاللّٰهِ
Allah'a
وَالْيَوْمِ
ve gününe
الْاٰخِرِ
âhiret
يُوَٓادُّونَ
sevgi bes- liyorlar
مَنْ
o kim- seye ki
حَٓادَّ
karşı geldi
اللّٰهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُ
ve resulüne
وَلَوْ
velev ki
كَانُٓوا
olsalar
اٰبَٓاءَهُمْ
babaları
اَوْ
veya
اَبْنَٓاءَهُمْ
oğulları
اَوْ
yahut
اِخْوَانَهُمْ
kardeşleri
اَوْ
ya da
عَش۪يرَتَهُمْۜ
aşiretleri
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar ki
كَتَبَ
yazmış
ف۪ي قُلُوبِهِمُ
kalplerine
الْا۪يمَانَ
imanı
وَاَيَّدَهُمْ
ve onları desteklemiştir
بِرُوحٍ
bir rûh ile
مِنْهُۜ
ken- dinden
وَيُدْخِلُهُمْ
ve onları sokar
جَنَّاتٍ
cennetlere
تَجْر۪ي
akar
مِنْ تَحْتِهَا
altlarından
الْاَنْهَارُ
ırmaklar
خَالِد۪ينَ
ebedi kalıcıdırlar
ف۪يهَاۜ
orada
رَضِيَ
razı ol- muştur
اللّٰهُ
Allah
عَنْهُمْ
onlardan
وَرَضُوا
ve razı olmuşlardır
عَنْهُۜ
O'ndan
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
حِزْبُ
taraftar- larıdır
اللّٰهِۜ
Allah'ın
اَلَٓا
dikkat edin
اِنَّ
şüp- hesiz
حِزْبَ
taraftarları
اللّٰهِ
Allah'ın
هُمُ
onlardır
الْمُفْلِحُونَ
felaha erenler
(Resulüm!) Allah'a ve âhiret gününe iman eden bir topluluğun; babaları veya oğulları yahut kardeşleri ya da aşiretleri (ve akrabaları) bile olsalar, Allah'a ve resulüne karşı gelenlere sevgi beslediklerini (asla göremez, onları o hâlde) bulamazsın! İşte (Allah) onların kalplerine imanı yazmış ve kendinden bir rûh ile onları desteklemiştir. Ayrıca onları (âhiret günü) içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah onlardan razı olmuş, (onlar da) O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın taraftarlarıdır. Dikkat edin! (Her iki dünyada da asıl) Felaha (kurtuluş ve saadete) erenler, (sadece) Allah'ın taraftarlarıdır.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
وَدَّ
Fiil-I
و د د
Arzu etti, istedi, sevgi besledi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
حَٓادَّ
Fiil-III
ح د د
Karşı geldi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
اٰبَاء
İsim
ا ب و
Ataları, babaları
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اِبْن
İsim
ب ن ي
Oğlu, (Çoğulu اَبْنَٓاءَ: oğulları, çocukları)
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَخ
İsim
ا خ و
Erkek kardeş, kardeş
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
عَشِيرَة
İsim
ع ش ر
Aşiret, akraba
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
كَتَبَ
Fiil-I
ك ت ب
Yazdı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
اِيمَان
Fiilimsi-IV
ا م ن
İman
اَيَّدَ
Fiil-II
ا ي د
Destekledi, kuvvetlendirdi
رُوح
İsim
ر و ح
Rûh
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَدْخَلَ
Fiil-IV
د خ ل
Soktu, dâhil etti, koydu, girdirdi, kattı
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
تَحْت
İsim
ت ح ت
Altında
نَهَر
İsim
ن ه ر
Irmak, nehir
خَالِدٌ
Etken fiil
خ ل د
Ebedi kalıcı, devamlı kalıcı, ölümsüz
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
حِزْب
İsim
ح ز ب
Taraftar, topluluk, grup
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَلَٓا
Edat
اَلَٓا
Dikkat edin
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
حِزْب
İsim
ح ز ب
Taraftar, topluluk, grup
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
مُفْلِحُون
Etken fiil-IV
ف ل ح
Felaha erenler