Allah’a ve âhiret gününe[⁴⁹⁹⁹] iman eden bir topluluğu, Allah ve Rasulüne meydan okuyan kimselerle -isterse bunlar babaları, oğulları, kardeşleri veya soydaşları olsun- candan-yürekten bir ilişki içinde bulamazsın.[⁵⁰⁰⁰] İşte (Allah), bunların kalbine imanı nakşetmiş[⁵⁰⁰¹] ve katından mânevî bir güç ile desteklemiştir;[⁵⁰⁰²] onları zemininden ırmaklar akan cennetlere, içinde daimî kalmak üzere yerleştirecektir: Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır.[⁵⁰⁰³] İşte gerçek Allah taraftarları bunlardır. Bakın, Allah taraftarları var ya: işte kurtulacak olanlar kesinlikle onlardır!
[4999] “Rasulüne” yerine “âhiret gününe” gelmesi, işlenen çirkinliğin gizlenebilir tabiatından dolayıdır. Âhirette hiçbir gizli saklı kalmayacağı hatırlatılmaktadır.
[5000] Hâdde işteşli fiili, karşılıklı iki taraf gerektirir. Vudd da hubb gibi iki özne arasındaki sevgiyi ifade eder (Vudd ve hubb farkı için: 19:96, not 91). Vudd ile seven, sevgisine karşılık istiyor demektir. Esma-i hüsnadan olan Vedûd ismi, “seven ve sevilen” anlamlarının ikisine birden gelir (85:14). Allah ve Rasulüne meydan okuyanlar şeytanın yoldaşlarıdır (19). Şeytanın yoldaşlarına değer vermek, şeytana değer vermektir. Âyet, onların alçak olduğunu söyler (20). Alçağı yüceltmek, yüce olana da haksızlıktır (21). Allah’a ve Rasulüne meydan okuyanla karşılıklı candan yürekten bir ilişki içine girmek, imanla küfür arasındaki sınırı yok eder. Yasak olan budur. Bu âyet, asla iyiliği (birr) yasaklamaz (Krş: 60: 1-8).
[5001] Bu ifade, “Allah imanı size sevdirdi” (49:7) âyeti ışığında anlaşılmalıdır.
[5002] Minhu’deki zamirin imana dönmesi halinde, mâna şöyle olur: “Allah’ın.. imandan doğan bir güç ile desteklediği”. Katından bir ruh ile desteklenmek, tıpkı İsa’da (5:110; 2:87, 253) ve Hassan b. Sabit’in dilinde tecelli ettiği gibi Rahîmiyyetin tecellisi olan “özel” bir takviyedir. Gücünü kullanan takviye edilmektedir. Ruh, bir türün kemaline kendisi sayesinde ulaştığı şeydir. Ruh’un Kur’an’daki tüm kullanımlarının vahiyle ilgili olması (vahiy meleği, vahiy ve insan türünü vahye muhatap kılan öz), bu kullanımın da vahiyle irtibatını akla getirir. O da vahyi anlayacak bir algı gücü, onu anlamayı kolaylaştıran ilham, basiret ve ferasettir.
[5003] Zımnen: Allah rızasını dileyenler, önce Allah’tan memnun ve razı olsunlar.