close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mucâdele Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kad semi’a(A)llâhu kavle-lletî tucâdiluke fî zevcihâ ve teştekî ila(A)llâhi va(A)llâhu yesme’u tehâvurakumâ(c) inna(A)llâhe semî’un basîr(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gerçekten de Allah, seninle, kocası hakkında çekişirken Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü işitti ve Allah sizin konuşmanızı duyuyordu; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Gerçekten Allah, (eşine kırıcı davranışlarda bulunan, biraz yaşlanıp yıpranınca kendisini bırakmaya kalkışan) kocası konusunda Seninle (mücadele ederek hakkını arayıp) tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan (mağdur kadın)ın sözünü kesinlikle duydu (ve haklı buldu; zira) Allah, aranızda geçen karşılıklı konuşmaları dinliyordu. Şüphesiz Allah, (her şeyi hakkıyla ve ayrıntılarıyla) İşitendir, Görendir. (Öyle ise mü’minler bunu bilerek ve kadın haklarını gözeterek davranmalıdır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçekten de Allah, seninle kocası hakkında tartışıp, Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü işitti. Zaten Allah, sizin konuşmanızı duyuyordu. Şüphesiz Allah, herşeyi işiten ve herşeyi görendir.
Zıhar yapmanın hükmü, keffareti, gizli konuşma ve meclis adabı, perygamberle özel konuşma meselesi, Allah düşmanlarını sevmemenin gerekliliğinden yahudi ve münafıkların değişik tavırlarından bah-sedip maskelerini indirir. Allah için sevip, Allah için buğzetme gerçeğini ortaya koyarak sûre sona erer.  
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kocası ile ilgili sana başvurarak hakkını arayan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitti. Allah sizin karşılıklı konuşmanızı işitiyor. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir, görür; talebe icabet eder, doğru yolu gösterir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah, eşi hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü duydu. Allah sizin karşılıklı konuşmanızı duyuyordu. Şüphesiz Allah duyandır, görendir.
1.Hakim`in Hz. Aişe (r.a.)`den rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime, Havle bintu Sa`lebe`nin kocasının kendisine zihar yapmasından dolayı Resulullah (a.s.)`a şikâyette bulunması üzerine indirilmiştir. (Zihar konusunda ayrıca Ahzab suresinin 4. ayeti kerimesinin iniş sebebine bakınız. Bunun yanısıra bu konuda, Mevdudi`nin Tefhimu`l-Kur`an adlı eserinde, C.6, sh 157-172`de gayet teferruatlı ve doyurucu bilgiler verilmiştir.)  
Ali Bulaç
swap_vert close
Gerçekten Allah, eşi konusunda seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan (kadın)ın sözünü işitti. Allah, aranızda geçen konuşmaları işitiyordu. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kocası hakkında seninle mücadele eden ve (kimsesizliği ile ihtiyacından) Allah'a şikâyet eden kadının sözünü Allah işitti. Allah zaten konuşmalarınızı işitir; çünkü Allah her şeyi işitendir, görendir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Kesinlikle Allah, kocası hakkında seninle tartışan, Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü (ricasını) kabul etmiştir.(*) Şüphesiz Allah, konuşmalarınızı işitiyordu. Çünkü Allah, (her sesi) işiten, (her ihtiyacı) görendir.
(*) Zihar ile kadınların boşanmayacağı hükmünü kabul etmiştir.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allah, ikinizin konuşmasını işitmektedir. Çünkü Allah her şeyi işitendir; her şeyi görendir. [615][616]
[615] Mücâdele sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 81.[616] Kadının düşünce ve ifade özgürlüğü hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 83-87.  
Besim Atalay
swap_vert close
Kocası hakkında sana baş vurup, Allaha yanıkan o kadının sözünü Allah işitti; Allah işitmekte konuşmanızı, Allah işitici, Allah görücü
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Kocası hakkında seninle tartışan (hüküm için direnen) ve Allah'a şikâyette bulunan (kadın)ın sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Çünkü Allah gizli açık bütün konuşmaları işitir, bütün yaptıklarınızı bilir.
Kocası “zihâr” yapan bir kadın, Hz. Peygambere gelerek kocasını şikâyet etmiş ve “zihâr” yoluyla kocasından boşanarak çocuklarından ayrılmasını ve yuvasının dağılmasını istememişti. Bilindiği gibi cahiliye devri geleneğinden olan “zihâr”, bir adamın karısına: “Sen bana anamın sırtı gibisin/annem kadar haramsın” demek suretiyle kadının o erkeğe haram olması âdetidir. Hz. Peygamber de kadına: “Sen ona haramsın” deyince, yuvasının dağılmasını istemeyen kadın Hz. Peygamberle tartışmaya başlamıştı. Bunun üzerine gelen bu ayetlerle cahiliye devrinden kalan “zihâr” geleneği kaldırılmış oldu.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh senin nezdinde zevcinden şikâyet iden kadının sözlerini istimâ’ itdi. Sizin muhâverenizi işitdi çünki Allâh her şeyi işitir ve görir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir; esasen Allah konuşmanızı işitir. Doğrusu Allah işitendir, görendir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a yakınan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah sizin karşılıklı konuşmanızı işitiyordu. Çünkü Allah her şeyi işitmekte ve görmektedir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, bilendir.  
 Araplar arasında «zıhâr» denen bir âdet vardı. Şöyle ki, bir adam karısına, «Sen bana anamın sırtı gibisin» deyince kadın o erkeğe haram sayılır ve ebediyen kocası tarafından terkedilmiş olurdu. Ashâptan Evs bin Sâbit de karısına kızıp bu sözü söylemişti. Karısı Havle, Hz. Peygamber’e gidip genç yaşında kocasına hizmetler ettiğini, çocukları olduğunu, şimdi bu ihtiyarlık zamanında kocasının o sözü söyleyerek kendisini perişan duruma düşürdüğünü anlattı ve Hz. Peygamber’den tekrar kocasına dönmesi için hüküm istedi. Hz, Peygamber de «Sen ona haramsın» dedi. Kadın, küçük çocuklarına üzüldüğünü söylüyor, lehinde bir hüküm vermesini Allah elçisinden tekrar tekrar istiyordu. Nihayet Allah Resûlünde vahiy hali belirdi ve bu âyetler indi. Böylece Allah, o eski geleneğin, yanlış bir zandan ibaret olduğunu, böyle sözlerle kadının, kocasının anası olamayacağını bildirdi. Ancak böyle bir söz söyleyene de fakirlerin lehine olmak üzere bir ceza koydu. Konan cezalar 3-4. âyetlerde belirtilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH, kocası hakkında seninle tartışan ve ALLAH'a şikayette bulunan kadının sözlerini işitti. ALLAH ikinizin tüm konuştuklarını işitmiştir. ALLAH İşitendir, Bilendir.
Bu sure, her ayetinde "Allah" sözcüğü içeren biricik suredir.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah, işitendir, bilendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Evet işitti Allah işitti o kadının dediğini ki kocası hakkında sana mücadele ediyor ve Allaha şikâyet eyliyordu, Allah da muhaverenizi dinliyordu, çünkü Allah işidir görür
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Kocası (nın kendisine zıhar yapması) hakkında sana başvurarak (mağduriyetinin giderilmesi hususunda) mücadele eden (senden zıhar ile ilgili hüküm beyan etmeni isteyen) ve (bu hususta henüz sana bir vahiy göndermediğimiz için, kocası tarafından uğradığı haksızlığı) Allah’a şikâyette bulunan, o kadının sözlerini Allah işitti! Zaten Allah, ikiniz arasında geçen bütün konuşmaları işitmekteydi. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla bilendir.
Zıhar: Câhiliye döneminde, karısından kesin olarak ayrılmak isteyen bir erkeğin “Ben seni boşadım” sözü yerine, karısını, annesinin bakılması harâm olan bir uzvuna benzeterek, karısına hitaben, “Bundan sonra sen bana anamın sırtı gibisin” ya da, “Bundan sonra sen bana anamın baldırı gibisin” gibi ifadeler kullanması.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kocası hakkında seninle tartışan ve şikâyette bulunan kadının sözünü Allah kesinlikle işitmiştir. Ve Allah, konuşmalarınızı işitir. Kuşkusuz ki Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) zevci hakkında seninle direşip duran, (nihayet haalinden) Allaha da şikâyet etmekde olan (kadın) ın sözünü (umulduğu vech ile) Allah dinlemişdir. Allah sizin konuşmanızı (zâten) işidiyordu. Çünkü Allah hakkıyle işidici, kemâliyle görücüdür.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Kocası hakkında seninle mücâdele eden ve Allah'a şikâyette bulunan(kadın)ın sözünü, Allah elbette işitmiştir. Çünki Allah, sizin birbirinizle konuşmanızı işitir. Şübhesiz ki Allah, Semî' (herşeyi işiten)dir, Basîr (hakkıyla gören)dir.(1)
(1)“Kur’ân der: ‘Cenâb-ı Hakk, Semî‘-i Mutlak’tır, herşeyi işitir. Hattâ en cüz’î (küçük) bir mâcerâ olan ve zevcinden teşekkî eden bir zevcenin (kocasından şikâyet eden bir kadının) sana karşı mücâdelesini Hakk ismiyle işitir. Hem rahmetin en lâtif (güzel) cilvesine (parıltısına) mazhar ve şefkatin en fedâkâr bir hakīkatine ma‘den olan bir kadının haklı olarak zevcinden da‘vâsını ve Cenâb-ı Hakk’a şekvâsını (şikâyetini) umûr-ı azîme(çok büyük işler) sûretinde Rahîm ismiyle ehemmiyetle işitir ve Hakk ismiyle ciddiyetle bakar.’ İşte bu cüz’î maksadı küllîleştirmek (genişletmek) için, mahlûkātın en cüz’î bir hâdisesini işiten, gören; kâinâtın dâire-i imkânîsinden hâriç (yaratılmışlardan olmayan) bir zât, elbette herşeyi işitir, herşeyi görür bir zât olmak lâzım gelir. Ve kâinâta Rab olan, kâinât içinde mazlum küçük mahlûkların dertlerini görmek, feryadlarını işitmek gerektir. Dertlerini görmeyen, feryatlarını işitmeyen, ‘Rab’ olamaz. Öyle ise,*اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ[Şübhesiz ki Allah, Semî‘ (herşeyi işiten)dir, Basîr (hakkıyla gören)dir] cümlesiyle iki hakīkat-i azîmeyi tesbît eder.” (Zülfikār, 25. Söz, 52)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Kocası hakkında seninle tartışan (hakkını, hukukunu arayan ve bu konuda direnen) ve Allah’a şikâyette bulunan (mağdur kadın)ın sözünü Allah elbette işitmiştir. Allah, aranızda geçen konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphe yok ki Allah (her an hakkıyla) işitendir, hakkıyla görendir. *
(*) Klasik müfessirlere göre bu ifade, kocası Evs b. Sâmit’in zihâr olarak bilinen İslam öncesi döneme ait keyfî yeminle boşadığı Havle (yahut Huveyle) binti Sa‘lebe’nin durumuna atıftır. Kadın, kendisini bütün evlilik haklarından yoksun bırakan ve aynı zamanda yeniden evlenmesini imkânsız kılan bu boşanmaya karşı Hz. Peygamber’e başvurduğunda, bu müşrik âdetini yasaklayan bu sûrenin 2-4. ayetleri nazil oldu. Sûrenin devamından ve bu konudaki muhtelif Hadisler’den anlaşıldığı kadarıyla, yukarıdaki ayetin, ilk olarak zihâr’ın kınanmasına işaret ettiği kuşkusuzdur. Ancak, ayette “kocası hakkında başvuran ... ”belirsiz herhangi bir kadından bahsedilmesi, bir kadının kocası hakkında şikayette bulunma hakkına sahip olduğu bütün durumları kapsamaktadır: Yani, sadece haksız ve zalimce bir boşamaya karşı değil, ama aynı zamanda bir kadının artık çekilmez hale gelen bir evlilikten kurtulma talebi ile ilgili başvurusunu da kapsar. Evlilik bağının bu şekilde kadın tarafından sona erdirilmesi ‘’hul’’ olarak adlandırılmış ve İslam Hukuku’nda 2: 229. ayete ve birçok sahih Hadis’e dayanılarak müeyyideye bağlanmıştır...O, (yani Hz. Peygamber) bu sûrenin nüzulünden önce zihâr yoluyla boşamanın geçerli olduğunu düşünmüş ve bu sebeple Havle’ye, “Sen gerçekten, artık [kocana] haram oldun.” demişti (Taberî). Bu düşünce, daha sonra 2. ayette ve devamında ifade edilen zihâr’ın yasaklanması hükmü ile hemen tersine döndürülmüştü. (M. Esed Meali 1.Ayet Açıklaması) Bu ayet grubu, İslam’ın kadına verdiği değerin en açık göstergelerindendir. Çünkü bir hanım, hakkını aramak için Hz. Muhammed’le çok rahat bir şekilde görüşebilmiş, derdini anlatmış, ikna olmayınca ısrar etmiş ve Yüce Allah’ın buyruklarının kendi lehine gelmesine vesile olmuştur. Ayrıca İsrailiyat ve uydurma rivayetlere dayalı geleneksel inanışa göre Hz. peygamberin içtihatları, hadisleri ve sünneti de vahiy kapsamındadır, yani vahiy sayılır. Şimdi onlara şunu sormak istiyoruz. Eğer bu iddianız doğru olsaydı, yüce Allah Hz. Peygamberin buradaki zıharla ilgili içtihadını veya düşüncesini reddeder miydi? Niye vahyi reddetsin ki? Eğer onun sünnetti, söz ve düşünceleri vahiy olsaydı, yüce Allah onun bu durumunu reddetmez, bilakis onun için onay verirdi. Demek ki, Hz. peygamberin sünnetine vahiy demek, haşa ilahi vahye, yani Kur’an’a ilave yapmak olur, ki bu da insanı küfre götürür. Zira bir tek vahiy kaynağı vardır, o da Kur’an’dır. Ayrıca vahyi, vahyi metluv ve vahyi gayri metluv diye ikiye ayırmak, Kur’an gibi başka bir vahiy kaynağına inanmak olur ki, bu da küfürdür. Hâlbuki Kur’an’ın emri (أتلو ما أحي اليك من الكتاب) (Resulüm), kitaptan sana ne vahyedilmişse onu oku (anlat ve tebliğ et)! (Ankebüt-29/45) İşte bu ayete göre vahyin tümü metluvtur, gayri metluv diye bir şey yoktur. Gayri metluv /okunmayan/ bir vahiy anlayışı ise bu ayette aykırıdır. Yok eğer deseniz, vahyi gayri metluv da vardır, o zaman haşa Allah Resulü bu ayetin gereğini yerine getirmemiş olup vahyin bir kısmını okuyup tebliğ etmemiştir, yani gizlemiştir. Çünkü iddia edilen o gayri metluv olan vahiy ortada yoktur. Hâlbuki ayet ona vahyin tümünü okumasını, yani okuyup tebliğ etmesini etmiştir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kocası hakkında seninle tartışan ve eşini Allah’a şikâyet eden kadını Allah kesinlikle işitmiştir. Allah, ikinizin karşılıklı konuşmanızı duyuyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi işiten ve her şeyi görendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kocası üzerine seninle çekişen, bunun için Allah’a da yakınan kadının sözünü Allah dinledi. Allah sizlerin konuşmanızı işitmektedir. Çünkü Allah işiticidir, görücüdür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah kocası hakkında sana müracaat ve Allah/a arz-ı şikâyet eden kadının sözlerini işitmiştir [²]. Allah, karşılıklı sözlerinizi işitir, çünkü Allah her şeyi işitir ve görür.
[1] Medine'de nâzil olmuş 22 âyettir.[2] Yâni duasını kabul etmiştir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Zaten Allah ikinizin arasındaki konuşmaları işitiyordu. Muhakkak ki Allah, Semî’dir, Basîr’dir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Gerçekten Allah, eşi konusunda seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allah, aranızda geçen konuşmaları işitiyordu. Şüphesiz Allah işitendir, görendir.
(Medine’de nazil olmuştur ve 22 ayettir. Adını, ilk ayetinde geçen “tucâdilu” kelimesinden alır.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Allah, kocası hakkında seninle tartışmaya girişen ve uğradığı haksızlığı Allah’a şikâyet eden o kadının sözlerini işitti! Zaten Allah, ikiniz arasında geçen bütün konuşmaları işitiyordu. Çünkü Allah, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.
Medîne döneminde, hicretin beşinci yılında indirilmiştir. Kocası tarafından haksızlığa uğrayan bir kadının hak arayışından söz eden ilk ayetinde geçen “tücadiluke: seninle tartışan kadın” kelimesinden bu adı almıştır. “Mücâdele: tartışma” ve “Mücadile: tartışan kadın” adlarıyla tanınır. 22 ayettir. İslâm öncesi Arap geleneklerine göre, erkek karısına “Senin sırtın (vücudun) bana anamın sırtı gibidir! Yani, sen bundan böyle, bana öz annem gibi haramsın; benim gözümde artık anam bacım gibisin! Bu yüzden, ömür boyu bir daha sana el sürmeyeceğim!” deyince bir daha eşine yaklaşamazdı. “Zıhar” adı verilen bu çirkin gelenek, karı kocayı birbirlerine ebediyen haram kılar, fakat zavallı kadına bir başkasıyla evlenme hakkı tanımazdı. İşte günün birinde, Medîne’de yine böyle bir olay meydana geldi. Kocası tarafından “zıhar” yapılan Havle binti Salebe adındaki bir kadın, kendisine yol göstermesi için Peygamberin huzuruna gelip durumu ona arz etti. Peygamber bu konuda bir ayet olmadığını, ancak kendi görüşüne göre kocasından ayrılması gerektiğini ona söyledi. Kadıncağız, uğradığı haksızlığı tekrar tekrar dile getirerek bir çözüm bulması için Peygambere ısrarla yalvarıyor, Peygamber de hep aynı cevabı veriyordu. Sonunda kadın, çaresizlik içinde başını göğe kaldırıp “Ey Allah’ım!” diye yalvardı, “Yalnızlığımın şiddetinden ve beni perişan edecek ayrılık acısından sana şikâyette bulunuyorum! Küçük çocuklarım var, onları babasına bıraksam telef olacaklar, yanıma alsam aç kalacaklar! Bana bir yol göster yâ Rab!” Sonra arkasını dönüp gitti. Kadın henüz Peygamberin huzurundan ayrılmıştı ki, aşağıdaki ayetler nazil oldu:  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, kocası hakkında seninle MÜCÂDELE eden / Tartışma yapan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. İkinizin karşılıklı konuşmasını Allah işitiyordu. Allah, çok iyi gören işitendir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Allah, kocası hakkında sana baş vuran ve sıkıntısını, Allah'a arz eden kadının yakınmalarını duymuştur. Allah, karşılıklı konuştuklarınızı da duyuyordu. Çünkü Allah, her şeyi duyup izlemektedir:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah sizin sürdürdüğünüz konuşmayı zaten işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Eşi hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan (kadın)ın sözünü Allah elbette duymuştur. [*] Allah sizin konuşmanızı duymaktadır. [*] Şüphesiz ki Allah duyandır, görendir.
Bu ayet grubu, İslam’ın kadına verdiği değerin en açık göstergelerindendir. Çünkü bir hanım, hakkını aramak için Hz. Muhammed’le çok rahat bir şekilde görüşebilmiş, derdini anlatmış, ikna olmayınca ısrar etmiş ve Yüce Allah’ın buyruklarının kendi lehine gelmesine vesile olmuştur.,Rivayet olunduğuna göre, Evs b. Sâmit, eşi Havle binti Sa‘lebe’ye [zıhar] yapmıştı. Bunun üzerine Havle, Hz. Muhammed’e gelmiş ve ‘Ben, genç ve arzu edilirken Evs benimle evlendi. Yaşım ilerleyip çocuklarımın çoğaldığı bir zamanda, beni annesi gibi kabul etti. Benim küçük çocuklarım var. Onları onun ailesine bırakırsam perişan olurlar, bakamazlar. Onları yanıma alsam aç kalırlar’ demişti. Fakat konu hakkında ayet gelmediği için geleneğin kabulünü kendisine söyleyen Hz. Muhammed’in sözleriyle ikna olmayan Havle durumu Yüce Allah’a arz etmeye vardırmıştı.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Gerçekten Allah eşi konusunda sana başvuran ve Allah’a şikâyette bulunan kadının¹ sözünü işitmiştir.² (Ey Muhammed!) Allah senin onunla aranızda geçen konuşmaları da işitiyor. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, mükemmel görendir.
1 Bu kadın; Ensardan Evs b. Samit’in eşi Havle binti Sa’lebe’dir. Olay özetle şöyle olmuştur: Evs b. Samit bir gün eşine öfkelenip, ”sen bana, anamın sırtı gibisin” der. (Cahiliyye geleneğinde bir adam karısına bu sözü söylediği zaman o kadın, ona haram olurdu.) Sonra da söylediğine pişman olup, eşini çağırır. Kadın; “canım elinde olan Rabbime yemin ederim ki sen o sözü söyledikten sonra Allah ve Rasûlü hükmünü verinceye kadar sen benim yanıma gelemezsin!” der ve hemen Efendimizin huzuruna varıp, “Ey Allah’ın Rasûlü! Evs beni anası gibi kıldı, kimsesiz bıraktı, benim durumum ne olacak.” diye sorar. Peygamberimiz: “O sana haramdır” der. Kadın, “ama o beni boşamadı” deyince, Peygamberimiz tekrar: “O sana haramdır” der. (Sebeb-i nüzulüne dair bu rivayetlerden, anlaşılıyor ki örf ve âdet nesh edilmedikçe geçerli olur. Zıhar hakkında henüz bir hüküm nâzil olmamış bulunduğu için Rasulullah örf ve teamül gereğince kadına haram olmuşsun buyurmuştur.) Kadın bunun üzerine: “Allah’ım yalnızlığımın şiddetinden ve bana zor gelecek olan ayrılmamın acısından, Sana sığınırım, küçük çocuklarım var...” diye ağlamaya başlar. Bu sûrenin ilk âyetleri, bu olay üzerine indirilmiştir. Hz. Ömer, bu kadın yanına geldiği zaman ona ikram eder ve “Allah onu dinledi” derdi. Havle binti Sa’lebe: “Ayet nâzil olduktan sonra Rasûlullah (s.a.v); “Kocan seninle temas etmeden evvel bir köle azad etsin” dedi. Ben de; “Kölesi yok” dedim. Rasûlullah; “Öyleyse iki ay oruç tutsun” dedi. “Yâ Rasûlallah, o yaşlıdır, o kadar oruç tutamaz” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “Öyleyse 60 miskini doyursun” buyurdu. “Onun sadaka verecek birşeyi de yoktur” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): Ben ona altmış sa’ hurma vereyim“ buyurdu. “Bir altmış sa’ da ben veririm” dedim. Rasûlullah (s.a.v): “İyi yaparsın. Sen onun yerine altmış yoksulu doyur ve amcaoğlunun yanına git” buyurdu. (Buhari, Ebu Dâvut, Vâhidî) 2 Bazı gerekçesini ya kendisi uyduran veya mutezile hurdalığından aşıran kişilerin (سَمِعَ) fiiline verdiği, “başvurusunu kabul etmiştir” anlamı, gülünç olduğu kadar Allah’a karşı edebe de mugayirdir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ALLAH, kocası hakkında sana başvuran ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözlerini işitmiştir. ¹ Ve Allah ikinizin söylediklerini de mutlaka işitir: ² Şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi görendir.
1 Klasik müfessirlere göre bu ifade, kocası Evs b. Sâmit’in zihâr (33:4 ile ilgili not 3’de açıklanmıştır) olarak bilinen İslam öncesi döneme ait keyfî yeminle boşadığı Havle (yahut Huveyle) binti Sa‘lebe’nin durumuna atıftır. Kadın, kendisini bütün evlilik haklarından yoksun bırakan ve aynı zamanda yeniden evlenmesini imkansız kılan bu boşanmaya karşı Hz. Peygamber’e başvurduğunda, bu müşrik âdetini yasaklayan bu surenin 2-4. ayetleri nazil oldu. Surenin devamından ve bu konudaki muhtelif Hadisler’den anlaşıldığı kadarıyla, yukarıdaki ayetin, ilk olarak zihâr’ın kınanmasına işaret ettiği kuşkusuzdur. Ancak, ayette “kocası hakkında başvuran ...” belirsiz herhangi bir kadından bahsedilmesi, bir kadının kocası hakkında şikayette bulunma hakkına sahip olduğu bütün durumları kapsamaktadır: Yani, sadece haksız ve zalimce bir boşamaya karşı değil, ama aynı zamanda bir kadının artık çekilmez hale gelen bir evlilikten kurtulma talebi ile igili başvurusunu da kapsar. Evlilik bağının bu şekilde kadın tarafından sona erdirilmesi hul‘ olarak adlandırılmış ve İslam Hukuku’nda 2:229. ayete ve birçok sahih Hadis’e dayanılarak müeyyideye bağlanmıştır. (Bu meselenin daha detaylı bir açıklaması için 2:229’un ikinci paragrafı ile ilgili 218. nota bkz.)2 Lafzen, “Her ikinizin karşılıklı çekişmesini (tahavvurakumâ) işitir”, yani hem kadını hem de kocayı, her ikisinin iç motivasyonlarını sonsuz hikmeti ve adaleti ile kuşatarak. İkinci bir ihtimal olarak da, yukarıdaki ayetin özellikli olarak Havle olayı ile igili olduğu düşünülürse, kumâ (“her ikiniz”) zamiri ile işaret edilen ikinci kişinin Hz. Peygamber olduğu söylenebilir. O, bu surenin nüzulünden önce zihâr yoluyla boşamanın geçerli olduğunu düşünmüş ve bu sebeple Havle’ye, “Sen gerçekten, artık [kocana] haram oldun.” demişti (Taberî). Bu düşünce, daha sonra 2. ayette ve devamında ifade edilen zihâr’ın yasaklanması hükmü ile hemen tersine döndürülmüştü.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eşi hakkında seninle tartışan ve şikâyetini Allah’a ileten kadını Allah kesinlikle duymuştur. Allah, ikinizin arasındaki konuşmaları işitiyordu. Çünkü Allah, her şeyi işiten ve her şeyi görendir. 50/16, 57/4, 58/3
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
DOĞRUSU Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve nihayet (işini) Allah’a havale eden kadının başvurusunu kabul etmiştir;[⁴⁹⁷⁵] zira Allah ikiniz arasında geçen konuşmayı işitiyordu: Çünkü Allah her şeyi işitendir, her şeyi tarifsiz görendir.[⁴⁹⁷⁶]
[4975] Lafzen: “İşitmiştir”. Baştaki kad edatı bir yana, hemen arkadan gelen “Allah ikiniz arasında geçen konuşmayı işitiyordu” cümlesi tercihimizin gerekçesini teşkil eder. Aksi tekrarı ifade eder. Âyet, Allah Rasûlü’nün terbiye ettiği nesle mensup bir kadının, hak ve hukuk konusundaki tavizsiz duruşu ve destânî özgüveninin ifadesidir. [4976] Bu haksızlığın kendisine yapıldığı hanım Havle bt. Sa‘lebe’dir. Eşi Evs b. Samit “Sen bana anamın sırtı gibisin” diyerek zıhar yemini yapar. Daha sonra Havle’ye birliktelik teklif ettiğinde bu kez o reddeder ve “Hükmü Rasulullah versin” der. Kocası, “Ben söyleyemem” der. Havle olayı Allah Rasûlü’ne taşır ve Nebi ile arasında şöyle bir konuşma geçer: - Ya Rasulallah! O beni aldığında gençtim, güzeldim, alımlıydım. Ona birçok çocuk verdim, yaşım da ilerledi. O zaman sevdiğiydim, şimdi anası oldum: beni sokağa bıraktı. #AD? -Vallahi talak vermedi! -Haram olmuşsun, bu konuda bir şey inmedi! -Bir daha düşün, kurban olayım ya Rasulallah! -Kendi görüşüm böyle! -Ama, bana muhtaç küçük bir yavrum var: eğer ona versem telef olur, yanıma alsam aç kalır. #AD? -Allah’ım! Halimi Sana, yalnız Sana havale ediyorum! (Taberi) Bu diyalogdan bir müddet sonra, Havle, bu âyetlerin indiği müjdesini alır. Dahası, “hakkını ve hukukunu arayan kadın” olarak hem Kur’an’a hem de tarihe geçer.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Kocası hakkında sana sık sık başvuran (sonunda halinden) Allah'a da niyazda bulunan (yaşlı) kadının şikâyetini Allah elbette işitmiştir. (Ve haklı bulmuştur. Zaten..) Allah sizin konuşmanızı işitiyordu, çünkü Allah her şeyi hakkıyle işitendir, hakkıyle bilendir.
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allâh, ikinizin birbirinizle konuşmanızı işitir. Çünkü Allâh işitendir, görendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Muhakkak ki (o ResûIü Ekrem) kocası hakkında seninle mücadelede bulunan ve Allah'a şikayet eden kadının sözünü Allah Teâlâ işitmiştir. Ve Allah sizin konuşmalarınızı işitir. Şüphe yok ki Allah bihakkın işiticidir, görücüdür.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kocası hakkında sana başvurup tartışan ve halini Allah'a arzeden o kadının sözlerini elbette Allah işitti. Allah sizin konuşmalarınızı dinliyordu. Şüphesiz Allah semî'dir, basîrdir (her şeyi işitir ve görür).
Cahiliye Araplarında kadınların mâruz kaldıkları zıhar denilen bir durum vardı. Bu geleneğe göre koca, eşine: “Sen artık bana annem gibisin” deyince karısına yaklaşması haram olurdu. Fakat boşanma da vâki olmaz, kadın evli iken kocasız duruma düşerdi. Evs b. Samit (r.a) hanımı Havle’yi (r.a) yatağına çağırmıştı. O reddedince Evs zıhar yaptı. Havle Hz. Peygamber’e gelip özetle: “Evs benimle genç ve cazip olduğum sırada evlendi. Bunca zaman ona hizmet ettim. Çocuklar doğurup büyüttüm. Gençliğim gidince beni ortada bıraktı. Kocama dönme imkânı yok mu? O da buna razı?” Hz. Peygamber, cari duruma göre kocasına haram olduğunu söyledi. İki defa daha ısrarına rağmen yine aynı cevabı aldı. Havle sonra halini Allah’a arzederek: “Allah’ım yalnızlığımın şiddetini sana arzediyorum. Küçük yavrularım var, Evs’e bıraksam zayi olacaklar, yanıma alsam aç kalacaklar.” Havle henüz oradan ayrılmadan bu sûre nâzil oldu. Böylece erkeğin bir sözüyle karısının haram olmayacağı bildirildi. Yalnız yeminin ciddiyetini korumak için, böyle bir sözü söyleyene, bir köleyi hürriyetine kavuşturma veya iki ay oruç veya toplum yararına, fakirlere yardım fonunda kullanılan bir keffaret (altmış fakire yemek verme) hükmü verildi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü işitti. Allah, ikinizin birbirinizle konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, görendir.
Araplar arasında zıhâr geleneği vardı. Yani adam karısına "Sen bana anamın sırtı gibisin" deyince kadın kendisine haram olur, fakat tam boş da sayılmaz, evli olduğu halde kocasız gibi kalırdı. Karısına kızan Evs ibn Sâmit de bu sözü söylemişti. Karısı Sa'lebe kızı Havle de Hz. peygamber'e gidip, genç yaşında kocasına hizmetler ettiğini, çocukları olduğunu, şimdi bu ihtiyar zamanında kocasının o sözü söyleyerek kendisini perîşan duruma düşürdüğünü anlattı ve Hz. peygamber'den, tekrar kocasına varması için hüküm istedi. Hz. peygamber de: "Ğ Sen ona harâmsın" dedi. "Ğ Yâ Resûlallah, beni boşamadı!" diyen kadın, küçük çocuklarına üzüldü, lehinde bir hüküm vemesini Allah Elçisinden tekrar tekrar istedi, Allah'a yalvardı. Nihâyet Allah'ın Elçisinde vahiy hali belirdi ve inen bu âyetler, o eski geleneğin, yanlış bir zandan ibâret olduğunu, ağızdan çıkan bir sözle kadının, kocasının anası olamayacağını bildirdi. Yemînin saygınlığını korumak için, böyle bir söz söyleyene de, fakîrlerin lehine olmak üzere bir keffâret (fidye) getirdi:  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yâ Muhammed! Tahkîk Allâh Te'âlâ zevci hakkında seninle mücâdele iden ve Allâh'a şikâyet iyleyen kadının sözini işitdi ve Allâh Te'âlâ ikinizin muhâveresini de işidir. Allâh işidici ve göricidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kocası hakkında seninle çekişen ve Allah’a da yakınan kadının sözünü, Allah dinledi. Allah ikinizin konuşmasını da dinledi. Çünkü Allah dinler ve görür.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, eşi hakkında seninle tartışan ve onu Allah'a şikayet eden kadının sözlerini işitmiştir. Allah, sizin karşılıklı konuşmanızı işitiyor. Çünkü Allah, işiten ve görendir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Zaten Allah sizin konuşmalarınızı işitmekteydi. Çünkü Allah herşeyi işitir, herşeyi görür.(1)
(1) Peygamberimizin Sahâbîlerinden biri, hanımına zıhar yaparak “Sen bana anamın sırtı gibisin” demişti. (Zıhar için 33:4’ün açıklamasına bakınız.) Kadın, Peygamberimize müracaat ederek, çocuklarıyla ortada kaldığını anlattıysa da, istediği cevabı alamadı. Fakat kadın ısrarlıydı. Peygamberimiz ise bu konuda bir vahiy almadığı için, ona istediği gibi bir cevap veremiyordu. Sonunda, Allah’a yönelerek durumunu şikâyet eden kadının cevabı, Peygamberimize vahiyle geldi ve bu âyetler indi. (İbni Mâce, Talâk: 25.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, ikinizin karşılıklı konuşmasını işitir. Çünkü Allah en iyi işiten, en iyi görendir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[288a] bayıķ işitdi Tañrı sözini anuñ kim ŧartışur senüñ-ile eri ḥaķķında ya'nį ḥavle ŝa'lebe ķızı daħı gile eyler Tañrı’ya. daħı Tañrı işidür siz iki cevāblaşdugın bayıķ Tañrı işidicidür görici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā işitdi ol ‘avrat sözini ki senüñle çekişür eri ḥaḳḳında,daḫı şikāyet ider Allāha. Daḫı Tañrı Ta‘ālā işidici[dür] siz söylegeni. TañrıTa‘ālā işidicidür, göricidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Əri barəsində səninlə mübahisə edən və Allaha şikayət edən qadının sözünü Allah eşitdi. Allah sizin danışığınızı eşidir. Həqiqətən, Allah (hər şeyi) eşidəndir, (hər şeyi) görəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah hath heard the saying of her that disputeth with thee (Muhammad) concerning her husband, and complaineth unto Allah. And Allah heareth your colloquy. Lo! Allah is Nearer, Knower.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah has indeed heard (and accepted) the statement of the woman who pleads(5330) with thee concerning her husband and carries her complaint (in prayer) to Allah. and Allah (always) hears the arguments between both(5331) sides among you: for Allah hears and sees (all things).
5330 The immediate occasion was what happened to Khawlah bint Tha'labah, wife of Aws son of Samit. Though in Islam, he divorced her by an old Pagan custom: the formula was known as Zihar, and consisted of the words "Thou art to me as the back of my mother". This was held by Pagan custom to imply a divorce and freed the husband from any responsibility for conjugal duties, but did not leave the wife free to leave the husband's home, or to contract a second marriage. Such a custom was in any case degrading to a woman. It was particularly hard on Khawlah, for she loved her husband and pleaded that she had little children who she had no resources herself to support and whom under Zihar her husband was not bound to support. She urged her plea to the Prophet and in prayer to Allah. Her just plea was accepted, and this iniquitous custom, based on false words, was abolished. See also n. 3670 to 33:4. 5331 For He is a just God, and will not allow human customs or pretences to trample on the just rights of the weakest of His creatures.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَدْ
and- olsun
سَمِعَ
işitti
اللّٰهُ
Allah
قَوْلَ
sözünü
الَّت۪ي
onun ki
تُجَادِلُكَ
seninle tartışıyorlar
ف۪ي
hak- kında
زَوْجِهَا
kocası
وَتَشْتَك۪ٓي
ve şikayette bulunuyor
اِلَى اللّٰهِۗق
Allah'a
وَاللّٰهُ
ve Allah
يَسْمَعُ
işitir
تَحَاوُرَكُمَاۜ
ikisinin konuşmasını
اِنَّ
muhak- kak
اللّٰهَ
Allah
سَم۪يعٌ
Semî''dir
بَص۪يرٌ
Basîr'dir
(Resulüm!) Andolsun ki kocası hakkında seninle tartışan (ona bir hüküm vermen için direnen) ve Allah'a şikayette bulunan (kadın)ın sözünü Allah işitmiştir; çünkü Allah sizin birbirinizle konuşmanızı işitir. Muhakkak ki Allah Semî''dir, Basîr'dir (her şeyi ve herkesi işiten, gizli ve açık her şeyi görendir).
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
جَادَل
Fiil-III
ج د ل
Mücadele etti, tartıştı, uğraştı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
اِشْتَكَى
Fiil-VIII
ش ك و
Şikayette bulundu
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
تَحَاوُر
Fiilimsi-VI
ح و ر
Karşılıklı konuşma
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
سَمِيع
İsim
س م ع
Semî' (Allah'ın esması, ismidir. Her şeyi ve herkesi işiten demektir), işiten
بَصِير
İsim
ب ص ر
Basîr (Allah'ın esması, ismidir. Gizli ve açık her şeyi gören demektir), gören, görücü