İman edenler ve salih amellerde bulunanlar (var ya), Rahman, onlar için (insanların kalbinde) bir sevgi kılacaktır.
(İbn-i Abbas şöyle diyor: “Peygamber (s.a.a) ellerini gökyüzüne doğru açarak şöyle arz etti: “Allah’ım! Musa bin İmran (kardeşi Harun’un vezirliği, nübüvvet işinde ortak olması ve risaleti tebliğ etmesi için) senden istekte bulundu. Allah’ım! Ben Muhammed de senden göğsümü genişletmeni, işlerimi kolaylaştırmanı, sözümü anlayabilmeleri için dilimin düğümünü çözmeni, ehlimden Ali bin Ebu Talib’i bana vezir kılmanı, O’nun vasıtasıyla sırtımı güçlendirmeni ve O’nu işlerimde bana ortak kılmanı diliyorum.” Daha sonra Resul-i Ekrem (s.a.a) Hz. Ali’nin ellerini tutarak ona şöyle buyurdu: “Ellerini gökyüzüne kaldır ve Rabbinden sana bir şeyler vermesi için istekte bulun.” Hz. Ali ellerini gökyüzüne doğru kaldırarak şöyle arz etti: “Allah’ım, kendi katında benim için bir ahit kıl ve benim için meveddet (muhabbet) icat et.” Bu sırada Cebrail nazil olarak Meryem suresinin şu ayetini getirdi: “İman edenler ve salih amellerde bulunanlara gelince, Rahman, onlar için (insanların kalbinde) bir sevgi kılacaktır.” Ashap bu olaydan dolayı hayrete düşünce Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdular: “Neden hayrete düşüyorsunuz, Kur’ân dört kısımdır; bunun dörtte biri biz Ehl-i Beyt hakkındadır, dörtte biri helaller hakkındadır, dörtte biri haramlar hakkındadır, dörtte birisiyse farzlar ve hükümler hakkındadır. Allah’a and olsun ki, Kur’ân’ın yücelikleri Ali hakkında nazil olmuştur.”)