close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meryem Sûresi 78. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ettale’a-lġaybe emi-tteḣaże ‘inde-rrahmâni ‘ahdâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gizli olan bir şeyi mi anlamış, yoksa rahmandan bir söz mü almış?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Her istediği makam ve mala erişeceğini iddia eden kişi) O gayba muttali (gizli bilgilere vakıf birisi) midir, yoksa Rahman’ın katında (her dediği ve hayal ettiği doğru çıkacak diye) bir ahit mi almıştır?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O gizlediğimiz ve kimsenin bilmediklerini mi biliyor? Yoksa rahmeti sınırsız olan Rahman'la bir sözleşme mi yaptı?
Ahmet Tekin
swap_vert close
O, bilgi alanı ötesine, gayba mı vâkıf oldu, yoksa Rahmet sahibi Rahman olan Allah katından bir söz, bir taahhüt mü aldı?
Ahmet Varol
swap_vert close
Gaybden haberdar mı oldu yoksa Rahman'ın katından bir ahid mi aldı?
Ali Bulaç
swap_vert close
O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahmanın katında(n) bir ahid mi aldı?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O, gayba muttali mi olmuş, yoksa Rahman'ın huzurunda bir söz mü almış?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Gayba muttali mi oldu, yoksa Rahman olan Allah’tan bir söz mü aldı?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O kişi gaybı mı bildi, yoksa Allah'ın katından bir söz mü aldı?
Besim Atalay
swap_vert close
O bilir mi göze görünmiyeni? Yoksa Allah ile sözleşmiş midir?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yoksa o beşerî algı ve tasavvurların ulaşamayacağı bir görüş alanına mı girdi? Yahut sınırsız rahmet sahibi (olan Allah) ile bir sözleşme mi yaptı?
Bu iki âyetin müşriklerden Âs b. Vâil hakkında indiği söylenir. Rivayete göre, ashaptan Habbâb b. Eret, müşriklerden olan Âs b. Vâil’deki alacağını istemiş,öldükten sonra dirilmeye ve hesap gününe inanmadığı Âs b. Vâil de: “Siz öldükten sonra diriltileceğinize, altınların, gümüşlerin bulunduğu cennette hayatınıza devam edeceğinize inanıyorsunuz ya, işte sana olan borcumu orada ödeyeceğim. Çünkü öte dünyada bana da zenginlik ve güç verilecektir” şeklinde alay etmişti.  
Cemil Said
swap_vert close
Gaybden haberi var mı yâhud didiklerinin olacağına dâir Rahmân ile bir ’ahdi mi var?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
O görülmeyeni mi biliyor, yoksa Rahman katından bir söz mü almıştır?
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahmân’dan bir söz mü almış?
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O, gaybı mı biliyor, yoksa Allah’ın katından bir söz mü aldı?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O, gaybı mı bildi, yoksa Allah'ın katından bir söz mü aldı?
Edip Yüksel
swap_vert close
Geleceğin bilgisine mi sahip oldu? Yoksa Rahman'dan bir söz mü aldı?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O (kâfir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân (olan Allah) katından bir söz mü aldı?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Gaybe muttali' mi olmuş? Yoksa rahmanın huzurunda bir ahid mi almış?
Emrah Demiryent
swap_vert close
O, gaybı mı bildi, yoksa (bu iddiâsına dair) Rahmân’dan bir söz mü almış?
Âyet-i kerîmedeki soru, esasında, Âs b. Vâil kâfirini kınama ve azarlama ifadeleridir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
O, gaybı mı biliyor? Yoksa Rahmân'dan bir söz mü aldı?
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O, gayba mı vaakıf, yoksa çok esirgeyici (Allah) nezdinde bir ahid mi edinmiş?
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(O,) gayba mı muttali' oldu (onu bildi), yoksa Rahmân'ın katından bir söz mü aldı?
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yoksa o gayba mı (beşeri algı ve tasavvurların ulaşamayacağı bir görüş alanına mı) muttali olmuş? Yahut sınırsız rahmet sahibi (olan Allah) ile bir sözleşme mi yapmış?
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yoksa o bilinmeyenleri (gaybı) öğrenmenin yollarını mı algıladı veya Rahman’dan bir söz mü aldı?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu kimse görünmiyeni mi görmüştür, yoksa Esirgeyici’nin katından söz mü almıştır?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O, gaybe muttali/ mi oldu? Yoksa buna dair esirgeyen Zat/tan bir ahit mi aldı?
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, algılanamayan gerçeğe [ğayb] muttali mi olmuş, yoksa Rahmân’ın katından bir söz mü almış?
Kadri Çelik
swap_vert close
O, gayba mı tanık oldu, yoksa Rahman'ın katından bir ahit mi aldı?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Acaba bu adam, gayb ilmine vakıf mı oldu? Evreninen erişilmez bütün gizliliklerine, dâir mutlak ve şaşmaz bilgiye mi sahip oldu? Yoksa her arzusunun yerine getirileceğine dâir Rahmân’dan bir söz mü aldı?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Gayb’a mı muttali’ oldu; yoksa Rahmân katında bir ahid mi aldı?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gaybı mı okumuş, yoksa Allah ile bir sözleşme mi yapmış?
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar bilinmeyenleri mi biliyorlar? Yoksa Rahmanın huzurunda bir söz mü aldılar? Yeryüzünde inkâr edip dururken, yasalarımıza aykırı yaşarken, onlara ahirette mükâfatlandıracağız diye söz mü verdik? Ellerinde buna dair bir bilgi, bir belge mi var?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bu kişi, [gayb]ı (bilinemeyenleri) mi biliyor [*] yoksa Rahmân’ın katında bir söz mü aldı?
Ayetteki [ettale‘a] ifadesinin aslı [eittale‘a] şeklinde soru kalıbındadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (adam) bilinmeyen geleceği mi biliyor, yoksa Rahman (olan Allah)’ın katından bir söz mü aldı?
Muhammed Esed
swap_vert close
Yoksa o beşerî algı ve tasavvurların ulaşamayacağı bir görüş alanına mı erişti; yahut sınırsız rahmet Sahibi’yle bir sözleşme mi yaptı? ⁶⁷
67 Bu anlam örgüsü içinde ğayb terimi bilinmeyen gelecek anlamındadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu adam gaybı mı biliyor yoksa Rahman’dan bu konuda bir ahit/söz mü almış? 18/32...43, 74/11...25
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
o, kendisine gaybın sırlarının açıldığını mı düşünüyor; yoksa O rahmet kaynağının katında (muteber olan) bir sözleşme mi yapmış?
Orhan Kuntman
swap_vert close
O kafir, gaybdan haberdar mı olmuş, yoksa Rahman'ın katından bir söz mü almış.
Osman Fırat
swap_vert close
O gayba muttali/olabilmiş mi yoksa Rahmân, olan Allah’dan bir söz mü almış?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Gayba vakıf mı olmuş, yoksa Rahmân'ın nezdinde bir ahd mi edinmiş?
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ne o, bu adam gaybı öğrenmenin yolunu mu buldu, yoksa Rahman'dan kesin bir söz mü aldı?
Süleyman Ateş
swap_vert close
Gaybe mi çık(ıp bak)tı, yoksa Rahman'ın huzurunda bir söz mü aldı (Allah ile bir andlaşma mı yaptı)?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
'Acabâ o gayba mı muttali' oldı veyâ Allâh Te'âlâ'dan 'ahid mi aldı?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu kimse gizli bilgilere mi ulaştı, yoksa Rahman’ın katından söz mü aldı?
Şaban Piriş
swap_vert close
O gaybı mı biliyor, yoksa Rahman'dan bir söz mü almış?
Ümit Şimşek
swap_vert close
O gayba mı ulaştı, yoksa Rahmân'dan bir söz mü aldı?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bu adam gaybı mı öğrendi, yoksa Rahman katında bir söz mü aldı?
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ay bildi mi ol ġaybı yā duttı mı Tañrı ķatında ķavl ķarar?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ġayba muṭṭali‘ mi oldı, yā ‘ahd mi idindi Tañrı Ta‘ālā ḳatında?
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Görəsən, o, qeybə vaqif olmuş, yoxsa Rəhmandan (bu barədə) söz (əhd) almışdır?!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Hath he perused the Unseen, or hath he made a pact with the Beneficent?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Has he penetrated to the Unseen, or has he taken a contract with ((Allah)) Most Gracious?
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَطَّـلَعَ
vakıf mı oldu
الْغَيْبَ
gayba
اَمِ
yok- sa
اتَّخَذَ
edinmiş mi
عِنْدَ
katın- dan
الرَّحْمٰنِ
Rahmân'ın
عَهْداًۙ
bir söz
(O) Gayba vakıf ol(up onu bil)di mi yoksa Rahmân'ın katından bir söz mü aldı?
طَلَعَ
Fiil-VIII
ط ل ع
Gördü, muttali oldu, vakıf oldu, baktı, tırmanıp çıktı
غَيْب
İsim
غ ي ب
Gayb, gizli, görünmeyen
اَم
Bağlaç
اَم
Yoksa, yahut, ya da. Kendinden önce gelen kelimeyle bağlanan bir bağlaçtır, böylece ne kendinden önce gelen ne de sonra gelen kelime birbirinden bağımsız düşünülemez.
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَحْمٰن
İsim
ر ح م
Rahmân (Allah'ın esması, ismidir. Rahmeti herkesi ve her şeyi kuşatan demektir)
عَهْد
İsim
ع ه د
Ahid, söz