Ama onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki, salatı (Allah’a yönelişi, dini, namazı, ibadeti, mali yönden ve zihinsel açıdan insanlara destek olmayı, infakı vs. gibi Allah’ın emirlerini inkâr etmek suretiyle) zayi ettiler ve (evlât, altın, gümüş, mal, makam, kazanç gibi dünyalıklara karşı) aşırı tutkulara tabi oldular. İşte bu nedenle onlar ilerde (ahirette) bir hüsranla karşılaşacaklardır. *
(*) “Salâtı zayi etmek”, çevirilerde ifade edildiği gibi, “namazı geçirmek, onu ihmal etmek” demek değildir. Zayi sözcüğü, “bir şeyin elden çıkması, yitirilmesi” demektir. Eğer kast edilen şey, namazı geçirmek, terk etmek olsaydı; geçirme sözcüğünün karşılığı olan “fevt” sözcüğü kullanılması gerekirdi. Burada kast edilen şey, salâtın tamamen terk edilmesi demektir. Ve terk edilen salât, bilinen anlamı ile namaz ibadeti değil; din anlamındadır, Allah’a şirksiz yönelme anlamındadır. Yani, dinden çıkmaktan, tevhitten uzaklaşmaktan diğer bir anlatımla “küfür” den söz edilmektedir. Namaz, dua, destek ve rahmet gibi anlamları olan salât sözcüğünün anlamlarından biri de “dindir.” Zaten bir sonraki ayette, (إِلَّا مَن تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا)“tövbe edip, iman etmekten”söz edilmektedir. Salâtı/dini terk edenler iman etmeye davet edilmektedirler. İmana davet ise ancak inkârcı olanlar için söz konusu olabilir. (E. Aktaş Meali Açıklaması) Aşağıdaki tefsir metinlerine bkz:
واختلف الناس في "إضاعة الصلاة" منهم، فقال محمد بن كعب القرظي وغيره: "كانت اضاعة كفر وجحد بها (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز ) وقيل: عدم اعتقاد وجوبها.( البحر المحيط) {خَلْفٌ أَضَاعُواْ ٱلصَّلَٰوةَ}، أي: جعلوها لغير الله، وهي الأصنام التي كانوا يعبدونها، فإذا جعلوها وصرفوها إلى غير الذي يصلي [إليه] أولئك فقد أضاعوها؛ لأنهم كانوا يصلون للأصنام الصلاة التي كان يصلي أولئك لله.( تأويلات أهل السنة) (أَضَاعُوا الصَّلاةَ)، ومعنى إضاعة الصلاة إضاعة الدين،( زهرة التفاسير) وقيل: كفروا بها وجحدوا وجوبها (فتح القدير) {إلا من تاب} استثناء ظاهره الاتصال. وقال الزجاج: منقطع {وآمن} هذا يدل على أن تلك الإضاعة كفر(البحر المحيط)