close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meryem Sûresi 57. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Verafa’nâhu mekânen ‘aliyyâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Biz onu pek yüce bir mevkie yükselttik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz onu (katımızda) yüce bir mekân (makam)a yükseltmiştik. (O, gökler âleminde ve farklı bir boyutta yaşamaya devam etmektedir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz O'nu, pek yüce bir konuma yükseltmiştik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz onu yüce bir makama yükselttik.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz onu yüce bir yere yükselttik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz onu yüce bir mekan (makam)a yükseltmiştik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz onu yüce bir mevkiye (göklere veya Cennet'e) yükselttik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onu çok yüce bir makama yükselttik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onu yüce bir makama yüceltmiştik.
Besim Atalay
swap_vert close
Yükselttik biz onu bir yüce yere
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve Biz onu da yüce bir makama yükselttik.
Cemil Said
swap_vert close
Biz ânın mevki’ini yükseltdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Biz onu yüce bir yere yükselttik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onu yüce bir makama yükselttik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onu üstün bir konuma getirdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onu üstün bir makama yücelttik.  
 Müfessirlerin belirttiğine göre, Hz. İdris’in asıl adı Uhnûh’tur; Hz. Nuh’un üçüncü batından dedesidir. Kendisinden önce insanlar hayvan postları giydikleri halde o, elbise dikmeyi icad etmiş, ayrıca ilk defa kalem kullanan, yıldızlar ve hesap ilmi üzerinde düşünen insan olmuştur. Kendisine 30 sayfa vahiy inmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onu yüce bir makama yükselttik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz onu yüce bir yere yükselttik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve biz onu yüksek bir mekâna ref'ettik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz onu yüce bir makama yükseltmiştik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onu yüce bir mekâna yükselttik.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Biz onu pek yüce bir yere yükseltdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve (biz) onu yüce bir makama yükselttik.(1)
(1)Bakınız; (sahîfe 102, hâşiye 1)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve biz onu yüce bir makama (manevi bir mertebeye) yükseltmiştik.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İdris’i çok yüce bir makama yükseltmiştik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz de onu yüce bir yere yükselttik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz onu yüksek bir yere kaldırdık [¹].
[1] Makamı nübüvvete, mertebe-i âliyeye veya Cennete.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onu yüce bir mekâna yükselttik [refa’nâ].
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz onu yüce bir konuma yükseltmiştik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun karşılığı olarak da, Biz onu pek yüce bir makâma yükseltmiştik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onu yüksek bir mekâna / yere / makama terfi ettirdik / yükselttik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Onun derecesini yükseltmiştik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
O’nu kimsenin tahmin edemeyeceği yüce bir makama yükselttik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendisini üstün bir makama yükseltmiştik.
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, onu yüce bir makama eriştirdik.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve Biz o’nu da yüce bir konuma yükseltmiştik. ⁴²
42 Rafe‘nâhu ifadesine verdiğimiz “o’nu yüce bir konuma yükselttik” karşılığı için bkz. 3:55 ve 4:158; bu ayetlerde aynı ifade Hz. İsa için kullanılmaktadır; bkz. ayrıca 4:158 hk. 172. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz onu katımızda yüksek bir konuma yücelttik. 19/56, 21/85-86
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve biz ona da yüce bir konum bahşetmiştik.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onu, yüksek bir makama kaldırdık.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve onu yüce bir makama yükselttik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onu yüksek bir makama kaldırdık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz onu üstün bir makama yücelttik.
Burada Hz. İdris (a.s.)’ın miracına işaret edilmektedir. Krş. Enoch peygamberin miracı: KM, Tekvin 5, 24.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onu yüce bir yere yükseltmiştik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
O'nı yüksek bir makâma kaldırdık.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onu yüce bir yere yükseltmiştik.
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz onu üstün bir mevkiye yükseltmiştik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onu yüce bir mertebeye çıkarmıştık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onu yüce bir mekâna yükselttik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[161b] daħı yükselttük anı bir yire yüksek.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı getürdük anı, yüce menzile yitişdürdük ki cennetdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz onu yüksək bir məqama (Cənnətə, yaxud dördüncü göyə) qaldırdıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And We raised him to high station.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We raised him to a lofty station.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَرَفَعْنَاهُ
ve onu yükselttik
مَكَاناً
bir makama
عَلِياًّ
yüce
Biz onu da (katımızda) yüce bir makama yükselttik.
رَفَعَ
Fiil-I
ر ف ع
Kaldırdı, yükseltti, yüceltti
مَكَان
İsim
ك و ن
Yer, mekân, makam
عَلِيّ
İsim
ع ل و
Âliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar yüceliğe sahip olan demektir), çok yüce