close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meryem Sûresi 43. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ ebeti innî kad câenî mine-l’ilmi mâ lem ye/tike fettebi’nî ehdike sirâtan seviyyâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gerçekten de ata, sence bilinmeyen bir bilgiye sahip oldum ben, artık bana uy da seni dosdoğru yola ileteyim.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Babacığım, gerçek şu ki bana, sana gelmeyen (ve bilemeyeceğin İlahi) bir ilim geldi. Artık bana tâbi ol, ki seni düzgün ve doğru bir yola eriştireyim."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey babacığım! Sana gelmeyen bilgi bana geldi. Bana uy, seni doğru yola götüreyim.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“- Babacığım, ben, sana gelmeyen bilgilerin, sana verilmeyen ilâhî ilmin kesinlikle bana vahyedildiği kimseyim, peygamberim. O halde bana tâbî ol da, seni doğru, dengeli bir yola, İslâmî hayat tarzına kavuşturayım.”
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey babacığım! Muhakkak ki bana, sana gelmeyen ilim geldi. Bana uy da seni düzgün bir yola ileteyim.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Babacığım, gerçek şu ki, bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola ulaştırayım.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey babam! Gerçekten bana, sana gelmiyen ilim gelmiştir (Allah'ı bilmişimdir). O halde, bana uy da, seni doğru bir yola ileteyim.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey babacığım! Şüphesiz sana gelmeyen bilgi, bana geldi.. Bana uy, sana dosdoğru bir yolu göstereyim.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ey babacığım! Bana, senin hiç haberdar olmadığın bir bilgi ulaştı. Öyleyse buna uy ki seni dosdoğru bir yola götüreyim.”
Besim Atalay
swap_vert close
Ey babam! Sende bulunmıyan bilgi, bana gelmiştir; bana uy da, seni doğru yola kılavuzlıyam
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana tabi ol ki seni doğru yola ileteyim.”
Cemil Said
swap_vert close
Sana vâsıl olmıyan ’ilmin bir kısmı bana bildirildi. Beni ta’kîb it, seni selâmet yoluna sevk ideyim.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni doğru yola eriştireyim."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Babacığım! Sana gelmeyen bir bilgi hakikaten bana geldi, bu sebeple bana uy ki seni düz yola çıkarayım.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Babacığım! Hakikaten sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Öyle ise bana uy ki, seni düz yola çıkarayım.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Babacığım, bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi. Beni izle de seni düzgün yola ileteyim."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni doğru bir yola eriştireyim."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
 babacığım emin ol bana ilimden sana gelmiyen hakikat geldi, gel bana uy da seni bir düz yola çıkarayım
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Yine demişti ki:) “Ey babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim, (Allah’tan başkasına ibadet edenlerin azap göreceğine dair bilgiler, peygamber olmam sebebi ile) bana geldi (bildirildi). Bana uy ki, seni dosdoğru (hak) yola ileteyim.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Ey babacığım! Sana gelmeyen bir ilim¹ bana geldi. O halde bana uy. Ki seni dosdoğru olan yola ileteyim.”
1- Vahiy.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Ey atam, bana muhakkak ki sana gelmeyen bir ilim gelmişdir. O halde bana uy da seni dümdüz bir yola çıkarayım».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Ey babacığım! Muhakkak ki ben (bir peygamberim), ilimden sana gelmeyen (bir hakikat) gerçekten bana gelmiştir! Öyle ise bana tâbi' ol ki seni doğru bir yola eriştireyim!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
"Ey babacığım! Şüphesiz bana (sana ulaşmamış olan) hakikat bilgisinden bir pay ulaşmış bulunuyor; öyleyse bana tabi ol ki, (bana gelen o hakikat bilgisiyle) seni dosdoğru bir yola yönlendireyim!"
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Ey Babacığım! Sana gelmemiş bir bilgi, şüphesiz bana geldi. Bana tabi ol ki, bende seni doğruluk seviyesi en yüksek bir yola ileteyim.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey babacığım! İşte sana gelmiyen bilim bana gelmiştir. Öyleyse, bana uy da doğru yola ileteyim.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«—- Babacığım! Sana müyesser olmayan bilgi bana müyesser oldu. Bana tabi ol ki seni doğru yola götüreyim.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Ey babacığım, muhakkak ki sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana tabi ol ki, seni dosdoğru bir yola çıkarayım.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Babacığım! Şüphesiz sana gelmeyen bir ilim geldi bana. Artık bana tabi ol, seni düzgün bir yola hidayet edeyim.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Babacığım; inan ki, senin ve peşinden gittiğin şu insanların hiç bilmediği bir bilgi ulaştı bana, o hâlde bana uy ki, seni dosdoğru yola ileteyim.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Babacığım! Sana gelmemiş İlim’den (Bilgi’den) bana geldi; bana tâbi’ ol; seni düz bir yola eriştireyim”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Babacığım! Ben, senin farkında olmadığın bir takım ilahî bilgilere sahibim. Bana 'olur' de, seni doğru yola götüreyim.
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Babacığım! Bana Rabbimden senin bilmediğin bilgi geldi. Bana uy! Seni düzgün bir yola ileteyim.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey babacığım! Şüphesiz ki sana gelmeyen bir ilim (Allah tarafından) bana geldi. Bana uy ki sana düzgün (doğru) yolu göstereyim.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Devamla): “Ey babacığım! Gerçekten bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Hemen bana uy da seni hak yola ulaştırayım.”
Muhammed Esed
swap_vert close
“Ey babacığım, gerçek şu ki, senin hiç haberdar olmadığın bir bilgi ışığı ³² ulaştı bana; öyleyse bana uy ki seni dosdoğru bir yola çıkarayım.
32 Yani, zihinsel sezgi ve çıkarsama yoluyla Allah’ın varlığını ve birliğini tanıma bilinci (karş. 6:74-82).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Babacığım, gerçekten bana, sana gelmeyen bir bilgi/vahiy gelmiştir. Öyleyse bana uy da seni dosdoğru yola yönlendireyim. 6/74...85, 2/124...135, 3/65...68, 14/35...41, 16/120…123, 22/78, 26/69...103, 60/4...6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Ey babacığım! İnan ki bana, sana ulaşmamış olan hakikat bilgisinden bir pay ulaşmış bulunuyor;[²⁵⁰²] öyleyse bana uy ki, seni dosdoğru bir yola yönlendireyim!”
[2502] O bilgiye ulaşmak uğruna Hz. İbrahim’in sarfettiği çaba için bkz: 6:76-78.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Oğlun olduğum için beni küçük görsen de bil ki) Sana gelmeyen ilim, Rabbim'den bana ihsan buyurulmuştur!.. Artık bana tabi ol da, seni doğru (düz) yola ileteyim.
Osman Fırat
swap_vert close
"Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey atacığım! Muhakkak ki, ilimden sana gelmeyen, bana gelmiştir. Artık bana tâbi ol, seni bir doğru yola eriştireyim.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Babacığım, sana ulaşmayan bir ilim, geldi bana, ne olur bana tâbi ol da seni dümdüz bir yola çıkarayım”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Babacığım, bana sana, gelmeyen bir bilgi geldi; bana uy, seni düzgün bir yola ileteyim.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Ey Babam! Tahkîk bana 'ilimden sana gelmeyen şey geldi. Bana ittibâ' it ki seni doğrı yola götüreyim."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey babacığım! Sana gelmemiş olan bir bilgi bana geldi. Bana uy da sana düzgün bir yol göstereyim.
Şaban Piriş
swap_vert close
Babacığım, gerçekten bana, sana gelmeyen bir bilgi gelmiştir. Hadi bana uy da seni dosdoğru bir yola ileteyim.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Babacığım, sana gelmeyen bir bilgi bana ulaşmış bulunuyor. Bana uy ki seni doğru bir yola ulaştırayım.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Babacığım, bana ilimden, sana ulaşmayan bir nasip geldi. O halde bana uy ki, seni düzgün bir yola ileteyim!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“iy atam! bayıķ ben geldi baña 'ilmden ol nesene kim gelmedi saña pes uyġıl baña yol gösterem saña ŧoġru yol.”'
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā atam, taḥḳīḳ baña geldi ‘ilmden, ol nesne ki saña gelmeyüpdür. Pesbaña uy ki saña doġru yol gösterem.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Atacan! Həqiqətən, sənə gəlməyən bir elm (peyğəmbərlik) mənə gəlmişdir (sənə müyəssər olmayan bir şey mənə müyəssər olmuşdur). Ardımca gəl ki, səni (Allahın buyurduğu) doğru bir yola çıxardım!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O my father! Lo! there hath come unto me of knowledge that which came not unto thee. So follow me, and I will lead thee on a right path.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"O my father! to me hath come knowledge which hath not reached thee:(2494) so follow me: I will guide thee to a way that is even and straight.(2495)
2494 Some are more receptive to Light than others. It is their duty and privilege to guide and point to the right Way. 2495 Sawiyan —right, smooth, even; complete, perfect; hence the derived meanings; in 19:10, 'in full possession of all the physical senses'; in that context, 'not dumb': in 19:17, when the angel appears in the form of a man, 'completely like' a man, a man 'in all respects.'  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا
ey
اَبَتِ
baba- cığım
اِنّ۪ي
şüphe-siz ben
قَدْ جَٓاءَن۪ي
gerçekten bana gelmiştir
مِنَ الْعِلْمِ
ilimden
مَا
o şey ki
لَمْ يَاْتِكَ
sana gelmedi
فَاتَّبِعْن۪ٓي
artık bana tabi ol ki
اَهْدِكَ
seni hidâyet edeyim
صِرَاطاً
bir yola
سَوِياًّ
düzgün
"Ey babacığım! Şüphesiz ki sana gelmeyen bir ilim gerçekten bana geldi. Artık bana tabi ol ki seni düzgün (ve Hakk'a dosdoğru varan) bir yola hidâyet edeyim."
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَبٌ
İsim
ا ب و
Baba
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِلْم
İsim
ع ل م
İlim, bilgi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
صِرَاطٌ
İsim
ص ر ط
Yön, yol, usul, eğri büğrü olmayan düz yol
سَوِيّ
İsim
س و ي
Düzgün, dümdüz, sapasağlam, dimdik