close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meryem Sûresi 30. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle innî ‘abdu(A)llâhi âtâniye-lkitâbe vece’alenî nebiyyâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İsa, Şüphe yok ki dedi, ben Allah'ın kuluyum, bana kitap vermiştir ve beni peygamber etmiştir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(O esnada Hz. İsa bebek halinde dile gelip dedi ki:) "Ben, şüphesiz Allah’ın kuluyum, bana Kitap verdi ve beni Peygamber yaptı",
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Fakat, o beşikteki çocuk: “Bakın!” dedi “Allah'ın kuluyum ben. O bana kitap verdi, beni peygamber yaptı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Îsâ: “Ben Allah'ı ilâh tanıyan, candan müslüman olarak Allah'a bağlanan, Allah'ın saygılı kuluyum. Bana kitabı, İncil'i vermeyi hükme bağladı. Benim peygamber olmamı planladı.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Bebek) dedi ki: "Ben Allah'ın kuluyum. O bana kitabı verdi ve beni peygamber kıldı."
Ali Bulaç
swap_vert close
(İsa) Dedi ki: 'Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Allah'ın bir mucizesi olarak İsa) dedi ki: “- Ben gerçekten Allah'ın kuluyum, bana kitap verdi ve beni bir Peygamber yaptı (bu tahakkuk edecektir).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O çocuk: “Ben Allah’ın kuluyum, bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İsa şöyle dedi: “Ben Allah'ın kuluyum. O, bana Kitâb'ı verdi ve beni peygamber yaptı.”
Besim Atalay
swap_vert close
Çocuk dedi ki: «Ben Allahın kuluyum, O bana kitap verdi beni peygamber kıldı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Bunun üzerine beşikteki bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana Kitab'ı (İncil'i) vermeyi hükme bağladı. Benim peygamber olmamı takdir etti.”
Cemil Said
swap_vert close
Çocuk didi ki: "Ben Allâh’ın kuluyum, bana kitâb virdi ve beni peygamber yapdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
30,31,32,33. Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Cevabı çocuk verdi: “Ben Allah’ın kuluyum; O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Çocuk şöyle dedi: «Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı.»
Edip Yüksel
swap_vert close
(Çocuk:) "Ben ALLAH'ın bir kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı," dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Allah'ın bir mucizesi olarak İsa şöyle) dedi: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O dedi ki: haberiniz olsun ben Allahın kuluyum, o bana kitab verdi ve beni bir Peygamber yaptı
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Îsâ, Allah’ın bir mu‘cizesi olarak dile gelip) dedi ki: “(Hiç) şüphesiz ki ben, Allah’ın kuluyum, (O ilm-i ezelîsinde) bana Kitap ver (meyi irâde et) di ve beni peygamber yaptı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Beşikteki çocuk: “Kuşkusuz ki ben Allah'ın kuluyum. Bana Kitap verdi ve beni Nebî yaptı.¹” dedi.
1- Bu cümle, geçmiş zaman kipiyle “Bana Kitap verdi ve beni Nebî yaptı.” şeklinde ifade edilmişse de; anlam olarak, “ Bana Kitap vermeyi ve beni Nebî yapmayı hükme bağladı/kararlaştırdı.” şeklinde anlaşılmalıdır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Îsâ dile gelib) dedi ki: «Ben hakıykat Allahın kuluyum. O, bana kitab verdi. Beni peygamber yapdı».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Îsâ, henüz doğmuş bir bebek iken) şöyle dedi: “Şübhesiz ki ben, Allah'ın kuluyum; (O) bana Kitâb'ı verdi ve beni peygamber yaptı!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(İsa) dedi ki: ’Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. (Allah) bana Kitap (İncil) vermiş ve beni peygamber yapmıştır.*
(*) İsa, dedi ki: “Ben Allah’ın kuluyum”. İşte bu Hz. İsa’nın Kur’an’da bize aktarılan ilk sözleridir. Neden bu kelimeler seçilmiştir? Zira insanlar Hz. İsa’nın vefatından sonra onun babasız doğumunu ilahlığına, Rab oğlu olduğuna delil olarak kullanmışlardır. Bk: (Maide:116)‘’Ben Allah’ın kuluyum.’’ sözünün seçilmesi ‘’onun Rab/İlâh/Rabbin oğlu/Rabbin yetkilerine sahip birisi’’ olmadığını vurgulamaya ve insanların Hz. İsa’nın ilahlığı hakkındaki inançlarına bir reddiyedir. Burada şayet Hz. İsa’nın mucizevî olarak bebekken konuştuğu doğru kabul edilecek olursa bebek İsa’nın ilk sözleri ‘’Ben Allah’ın kuluyum, bana Kitab’ı vermeyi hükme bağlamış ve Benim peygamber olmamı takdir etmiştir, -sonraki âyetlerde- ‘’ve hayatta kaldığım sürece bana namaz kılıp zekât vermeyi (ve bunları insanlara da emretmemi) takdir buyurmuştur.’’ olmazdı. Bir bebek zaten kulluk edemez, namaz kılamaz, zekât veremez, istese de zorba bir eşkıya olamaz. Oysa bağlama uygun olarak ilk sözleri “Anneme iftira atmayın! O doğru söylüyor, annem iffetsizlik ve azgınlık yapmadı.” Gibi Hz. Meryem’in Cibril’e gösterdiği ilk tepkiye benzer bir savunma modunda olması gerekirdi. Meryem sûresinin geneline yayılan sinematografik üslubu burada da görmekteyiz. Birbirinden kopuk gibi duran bu konuşmalardan, Hz. Meryem’in kavmi ile konuşmadan çocuğunu alıp uzaklaştığı, Hz. İsa’nın yıllar sonra konuşabilecek çağa gelince risâletle emredildiği ve annesi ile kavmine dönüp Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya’nın nübüvvet mücadelesine yardım etmeye başladığını anlamaktayız. Meryem sûresinin genelinde anlatılan bir ömürlük yaşanmışlıkları özet olarak anlatılmaktadır. Rabbimiz önemli anları bize atlamalı bir üslupla aktarıyor. Ayrıca Ebul Kasım el-Belhi de ‘Hz. İsa bu sözü, mükellef yaşa gelmemiş olsa bile, anlayan bir mürahik (buluğa yakın yaşlarda) iken söylemiştir” demektedir. 22. âyette Hz. Meryem’in hamile kaldığından bahsettikten sonra 23. âyette hemen doğum sancıları çekip devamında bir hurma ağacının dibine gidişinden bahsedilir. Dikkat edilirse Hz. Meryem’in gebelik süreci olan ortalama 9 ay 10 günlük uzun sürede ne yaptığından ne yaşadığından hiç bahsedilmez. Zira o dönem geçiştirilmiştir. Şimdi de aynı üslubu bu âyetlerde görmekteyiz. Daha dünkü çocuk olarak gördükleri ve konuşmaya gerek görmedikleri Hz. İsa’nın vahiy alacak yaşa gelip akıl baliğ olduğu dönemde anlatılmamıştır. Zira Hz. İsa “beni nebi olarak yarattı” demeyip “Nebi kıldı” demesi de bunun sonradan olduğunu gösteren dilsel delilidir. Nebî deyimi, yükseklik anlamına gelen “nübüvvet” kelimesinden türemiştir. Buna göre “nebî“,her bakımdan yüksek bir makamdan önemli ve hayatî haber alan, bu haberi yaşamakla mükellef olan, insanlara doğru ve önemli haber getiren kimse demektir. Nebî’nin çoğulu “enbiya” ve“nebiyyun’’ dur. Nübüvvet, elçilik görevinin daha çok Allah’a bakan yönünü risâlet ise insanlara bakan yönünü ifade eder. Kaynak: (Meryem sûresi -Kurandan Hayata) Yani buna göre Hz. Meryem doğum yaptıktan hemen sonra çocuğunu onlara göstermiyor, belki daha önce Hz. Meryem’in bakımını üstlenen ve himayesinde tutan yalnız Hz. Zekeriya ve ailesini haberdar ediyor ve doğurduğu çocuğu mümeyyiz çağına gelinceye kadar başka bir yerde saklı tutuyor. Diğer halk ise o zamana kadar bundan haberdar olmamıştır, ama ne zaman ki çocuk büyüyüp konuşma ve mümeyyiz çağına gelince o zaman onlara gösteriyor. Mesela: Biz, bir erkek ve bir kadına işaret ederek,’’bunlar evlendiler, çocuk sahibi oldular’’dediğimiz de bunların evlenir evlenmez hemen çocuk sahibi olduğunu mu söylüyoruz? İşte bu da böyle, yani Hz. Meryem çocuğunu doğurduktan hemen sonra getirip halka göstermemiş, belki çocuk konuşabilir ve mümeyyiz olma çağına geldikten sonra onu umuma/halka göstermiştir. (الله اعلم) Bu nedenle önceki âyetle bu âyet arasında zamansal bir farklılık olsa gerektir. Kur’an’ın bu veciz (eliptik ve eksiltili) üslubunun örneklerini birçok yerde görmek mümkündür... (M. İslamoğlu Meali 30. Ayet Açıklaması) Ayrıca [Hz. İsâ (a. s.)’ın Allah’ın bir kulu olduğuna dair sözü İncîl’de de yer alır... (KM, Matta, 12,18) Burada da yüce Allah ondan KULUM diye söz etmiştir. (…18 "İşte, benim seçtiğim kulum; Canımın kendisinden razı olduğu sevgilim; Ruhumu onun üzerine koyacağım ve Milletlere hükmü ilân edecektir…) İncil - Kitab-ı Mukaddes.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Çocuk onlara “Ben Allah’ın kuluyum ve (Allah) bana kitabı verecek ve beni nebi yapacak.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İsa dedi: "İşte ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi. Beni peygamber yaptı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
30, 33. İsa söze başlayıp dedi ki «— Ben Tanrı/nın kuluyum. Bana kitap verdi, beni peygamber kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe bana namazı, zekâtı emretti. Beni valideme şefkatli ve iyilik edici kıldı, beni kendine karşı serkeş, bedbaht kılmadı. Doğduğum gün, öldüğüm gün diri olarak kalkacağım gün Allah tarafından bana selâm olsun.»
İsmail Yakıt
swap_vert close
O (peygamberlik çağına gelince onlara) dedi ki: “Muhakkak ki ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. ⁹
9 Bir önceki ayette Hz. İsa’nın doğumu ve annesi Hz. Meryem’in kavmine çocuğu göstermesi anlatılıyordu. Hz. Meryem susma orucunda olduğu için sorulara cevap vermiyor, sadece çocuğa işaret ediyor ve “Bu çocuğu bana Allah verdi” demek istiyor. Akabinde çocuğun konuşması ayeti geliyor ama bu ayet bir önceki ayetin devamı gibi gözükse de aslında devamı olmadığı anlaşılıyor. Çünkü Hz. İsa’nın cevabı, annesinin masumiyetini ifade eden bir cevap olmalıdır. Eğer biz, Allah isterse bebeği bile konuşturur, O’nun her şeye gücü yeter, tezinden hareket edersek, yani Hz. İsa o anda konuşmuş olsa bile, annesi susma orucunda olduğu için, sorulan soruya uygun cevap vermiş olabilir diye düşünebiliriz. Hâlbuki buradaki cevap, tamamen peygamberlikle ilgili ve toplumu hak yola davet eden bir hitaptır. Nitekim ayetin başında-her ne kadar zorunlu olmasa da “kâle” (dedi) fiilinin önünde- atıf vavı dediğimiz vav harfi veya takip fâ’sı dediğimiz, “bunun üzerine, hemen, akabinde” diye tercüme edilen “fâu takibiye” de yok. Buradan da bu bölümün bir önceki bölümden ayrı olarak vahyedilmiş olduğunu veya ayrı ele almamız gerektiğini düşünebiliriz. Hz. İsa’nın kavmine olan bu hitabı risalet görevini aldığı zaman yapmış olması Kur’an’ın semantik analizine ve anlam bütünlüğüne daha uygundur. Ayrıca fiiller mazi sigasıyla gelmiş, bu geçmiş zamanda olup bitti anlamında değildir. Bir işin gelecekte mutlaka olacağı anlamındadır. Allah’ın bir çocuğa kitap ve peygamberlik vermesi, namaz ve zekâtla yükümlü tutması Kur’an semantiğine ve sünnetullaha da aykırıdır. Peygamberlik henüz aklı kâmil olmayan birine verilmediği gibi tebliğ göreviyle de yükümlü tutulmaz. Nitekim Hz. Musa’ya risalet görevinin belli bir yaşa geldikten sonra verildiğini Tâhâ, 20/41’deki ifadeden anlıyoruz. Bu sebeple Hz. İsa’nın kavmine bu hitabı kendisine fiilen nübüvvet görevi verildikten sonra olduğu kanaatindeyiz. Bu ayetlerin Hz. Peygamber’e inzalinin atıf vavsız veya takip fâ’sı vb. olmadan yapılması, bunun bir önceki pasajdan ayrı ve bağımsız olduğu ve Hz. İsa’nın da risalet görevini aldıktan sonra kavmini/ Yahudileri hak yola davet için yaptığı anlaşılıyor. Bu sebeple doğumunu anlatan pasajdan ayrı bir pasaj olarak ele aldığımız için olduğu gibi yani mazi sigasıyla/kipiyle çevirdik.  
Kadri Çelik
swap_vert close
(Derken İsa dile geldi de) Dedi ki: “Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Daha birkaç günlük bir bebek olan İsa, “Bakın, ben Allah’ın bir mûcize olarak yarattığı kuluyum!” dedi, “O bana ilâhî Kitap bilgisini bahşetti ve beni bir Peygamber yaptı.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dedi ki: “Ben, Allah’ın kuluyum. Bana Kitab’ı verdi. Beni bir nebiyy yaptı”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bebek: " Ben, bir Tanrı kuluyum, o bana, Kitap'la birlikte elçilik görevi verdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Meryem’in kucağındaki çocuk büyüdü. Genç bir delikanlı oldu. Toplum çocuğa karşı mesafeli duruyordu. Bir gün çocuk karşılarına çıkarak; "Bende sizler gibi Allah’ın kuluyum! Bana karşı mesafeli duruşunuz nedendir? Niçin beni ve annemi dışlıyorsunuz? Rabbim bana doğru yolunu gösterdi. O beni Nebi seçip kitap vererek şereflendirdi. Sizse beni ve annemi aşağılamaya devam ediyorsunuz! Niçin? Benim sizden bir farkım var mı? Size karşı ne kötülüğümü gördünüz?"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(İsa) şöyle demişti: “Ben Allah’ın kuluyum. O, bana Kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. [*]
Bu ayet “nebilere (peygamberlere) kitap verilmediği” şeklindeki anlayışın yanlış olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:213; İsrâ 17:55.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(İsa): “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni Peygamber kıldı.” dedi.¹
1 Hz. Îsâ (a.s) bu sözleri beşikteyken söylemiştir. Bazıları bu mucizeyi görmemek için Hz. İsa’nın bu sözleri büyüdükten sonra söylediğini ifade etmişlerdir. Konu ile ilgili olarak Bk. (Âlu İmrân: 46, Mâide: 110)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Fakat çocuk:] “Bakın,” dedi, ²³ “Allah’ın kuluyum ben. O bana ilahî mesaj bahşetti ve beni peygamber ²⁴ yaptı,
23 Kur’an her ne kadar, 3:46’da, Hz. İsa’nın “[daha] beşikte [iken] insanlarla konuştuğu”nu yani, daha erken çocukluk çağlarında hikmetle donatıldığını- ifade ediyor ise de, 30-33. ayetler, gelecekte gerçekleşecek bir şeyi ifade için, tekid amacıyla, geçmiş zaman kipini kullanarak olacak şeylerin tasavvurunu sağlayan bir mecaz özelliği gösterir gibidir. (Ayrıca bkz. bundan sonraki not.)24 Bir insana, o insan zihinsel planda ve hayat tecrübesi olarak tam bir olgunluğa erişmeden önce ilahî vahiy tevdî edilerek peygamberlik görevi verilmesi düşünülemeyeceği için, Taberî’nin naklettiğine göre, ‘İkrime ve Dehhâk bu pasajı “Allah bana kitap bahşetmeyi hükme bağlamıştır (kadâ) ... ilh.” şeklinde tefsir etmişler ve dolayısıyla bu ayeti gelecekle ilgili bir atıf, bir îma olarak değerlendirmişlerdir. Taberî’nin kendisi de aynı tefsiri sonraki ayete uygulayarak ona şu anlamı vermiştir: “O bana salâtı ve arınmak için vermeyi (zekâtı) emretmeyi hükme bağlamıştır”. Bununla birlikte, bütün bu pasajın (30-33. ayetler) Hz. İsa tarafından çok daha sonraki bir çağda, yani, yetişkinliğe ulaştığı ve kendisine fiilen peygamberlik görevi tevdî edildikten sonra, dile getirildiği de söylenebilir; bir başka deyişle, bu ayetlerin, yetişkinlik döneminde Hz. İsa’nın hayatına hakim olacak olan manevî ve ahlakî ilkelerin ve özellikle de Hz. İsa’nın yalnızca “Allah’a kul olma” konusundaki derin bilinç ve duyarlığının gelecekteki tezahürleriyle önceden ifadesi olarak anlaşılması mümkündür.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İsa dedi ki: – Ben, Allah’ın kuluyum. O, bana vahiy verecek ve beni nebi tayin edecek. 3/51-52, 4/172, 5/77-116-117
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(İSA) dedi ki:[²⁴⁸⁷] “Ben Allah’ın kuluyum: O bana İlâhî vahyi ulaştırdı ve beni nebi tayin etti;
[2487] Önceki âyetle bu âyet arasında zamansal bir farklılık olsa gerektir. Kur’an’ın bu veciz (eliptik ve eksiltili) üslubunun örneklerini bir çok yerde görmek mümkündür. Bu iki pasaj arasında İsa büyümüş, vahiy almış ve tebliğe memur kılınmış olmalıdır. Âyetin gösterdiği budur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine bebek (İsa) konuşmaya başladı ve: "Şüphe yok ki ben ancak Allah’ın kuluyum!.. Ne var ki O, bana kitap verdi, beni peygamber yaptı;
Osman Fırat
swap_vert close
(Çocuk/İsa): "Ben Allâh’ın kuluyum, dedi, (O) bana Kitabı verdi, beni Nebi yaptı. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(O çocuk) Dedi ki: «Ben şüphe yok Allah'ın kuluyum, bana kitap verdi ve beni bir peygamber kıldı.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Derken bebek: “Ben Allah'ın kuluyum, dedi, O bana kitap verdi, beni peygamber olarak görevlendirdi. (Hz. İsâ (a. s. )'ın bu sözü İncîl'de de yer alır (KM, Matta, 12, 18))
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Çocuk): "Ben Allah'ın kuluyum, dedi,(O) bana Kitabı verdi, beni peygamber yaptı."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
'Îsâ: "Ben Allâh'ın kuluyum. Bana kitâb ve nübüvvet virdi."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Çocuk şöyle dedi: “Ben Allah’ın kuluyum. O, bana kitap verecek ve beni nebi yapacaktır.
Şaban Piriş
swap_vert close
(Çocuk şöyle konuştu:)-Ben, Allah'ın kuluyum. Bana kitap verecek ve beni peygamber yapacak.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Çocuk dedi ki: “Ben Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yaptı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sabi dedi: "Ben Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yaptı."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti 'įsā! “bayıķ ben Tañrı ķulıvan. virdi baña kitāb’ı daħı eyledi beni peyġamber.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘Īsā söyledi ve eyitdi ki: Ben Tañrı Ta‘ālānuñ ḳulı‐men, baña kitāb virdi vebeni peyġamber ḳıldı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allahdan bir mö’cüzə olaraq körpə dilə gəlib) dedi: “Mən, həqiqətən, Allahın quluyam. O mənə kitab (İncil) verdi, özümü də peyğəmbər etdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He spake: Lo! I am the slave of Allah. He hath given me the Scripture and hath appointed me a Prophet,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He said: "I am indeed a servant of Allah. He hath given me revelation and made me a prophet;
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi
اِنّ۪ي
şüphe-siz ben
عَبْدُ
kulu- yum
اللّٰهِ۠قف
Allah'
ın
اٰتَانِيَ
bana verdi
الْكِتَابَ
kitab
وَجَعَلَن۪ي
ve beni kıldı
نَبِياًّۙ
bir nebî
(O sırada çocuk) Şöyle dedi: "Şüphesiz ki ben, Allah'ın kuluyum. (O) Bana kitap verdi ve beni nebî yaptı."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî