(İsa) dedi ki: ’Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. (Allah) bana Kitap (İncil) vermiş ve beni peygamber yapmıştır.*
(*) İsa, dedi ki: “Ben Allah’ın kuluyum”. İşte bu Hz. İsa’nın Kur’an’da bize aktarılan ilk sözleridir. Neden bu kelimeler seçilmiştir? Zira insanlar Hz. İsa’nın vefatından sonra onun babasız doğumunu ilahlığına, Rab oğlu olduğuna delil olarak kullanmışlardır. Bk: (Maide:116)‘’Ben Allah’ın kuluyum.’’ sözünün seçilmesi ‘’onun Rab/İlâh/Rabbin oğlu/Rabbin yetkilerine sahip birisi’’ olmadığını vurgulamaya ve insanların Hz. İsa’nın ilahlığı hakkındaki inançlarına bir reddiyedir. Burada şayet Hz. İsa’nın mucizevî olarak bebekken konuştuğu doğru kabul edilecek olursa bebek İsa’nın ilk sözleri ‘’Ben Allah’ın kuluyum, bana Kitab’ı vermeyi hükme bağlamış ve Benim peygamber olmamı takdir etmiştir, -sonraki âyetlerde- ‘’ve hayatta kaldığım sürece bana namaz kılıp zekât vermeyi (ve bunları insanlara da emretmemi) takdir buyurmuştur.’’ olmazdı. Bir bebek zaten kulluk edemez, namaz kılamaz, zekât veremez, istese de zorba bir eşkıya olamaz. Oysa bağlama uygun olarak ilk sözleri “Anneme iftira atmayın! O doğru söylüyor, annem iffetsizlik ve azgınlık yapmadı.” Gibi Hz. Meryem’in Cibril’e gösterdiği ilk tepkiye benzer bir savunma modunda olması gerekirdi. Meryem sûresinin geneline yayılan sinematografik üslubu burada da görmekteyiz. Birbirinden kopuk gibi duran bu konuşmalardan, Hz. Meryem’in kavmi ile konuşmadan çocuğunu alıp uzaklaştığı, Hz. İsa’nın yıllar sonra konuşabilecek çağa gelince risâletle emredildiği ve annesi ile kavmine dönüp Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya’nın nübüvvet mücadelesine yardım etmeye başladığını anlamaktayız. Meryem sûresinin genelinde anlatılan bir ömürlük yaşanmışlıkları özet olarak anlatılmaktadır. Rabbimiz önemli anları bize atlamalı bir üslupla aktarıyor. Ayrıca Ebul Kasım el-Belhi de ‘Hz. İsa bu sözü, mükellef yaşa gelmemiş olsa bile, anlayan bir mürahik (buluğa yakın yaşlarda) iken söylemiştir” demektedir. 22. âyette Hz. Meryem’in hamile kaldığından bahsettikten sonra 23. âyette hemen doğum sancıları çekip devamında bir hurma ağacının dibine gidişinden bahsedilir. Dikkat edilirse Hz. Meryem’in gebelik süreci olan ortalama 9 ay 10 günlük uzun sürede ne yaptığından ne yaşadığından hiç bahsedilmez. Zira o dönem geçiştirilmiştir. Şimdi de aynı üslubu bu âyetlerde görmekteyiz. Daha dünkü çocuk olarak gördükleri ve konuşmaya gerek görmedikleri Hz. İsa’nın vahiy alacak yaşa gelip akıl baliğ olduğu dönemde anlatılmamıştır. Zira Hz. İsa “beni nebi olarak yarattı” demeyip “Nebi kıldı” demesi de bunun sonradan olduğunu gösteren dilsel delilidir. Nebî deyimi, yükseklik anlamına gelen “nübüvvet” kelimesinden türemiştir. Buna göre “nebî“,her bakımdan yüksek bir makamdan önemli ve hayatî haber alan, bu haberi yaşamakla mükellef olan, insanlara doğru ve önemli haber getiren kimse demektir. Nebî’nin çoğulu “enbiya” ve“nebiyyun’’ dur. Nübüvvet, elçilik görevinin daha çok Allah’a bakan yönünü risâlet ise insanlara bakan yönünü ifade eder. Kaynak: (Meryem sûresi -Kurandan Hayata) Yani buna göre Hz. Meryem doğum yaptıktan hemen sonra çocuğunu onlara göstermiyor, belki daha önce Hz. Meryem’in bakımını üstlenen ve himayesinde tutan yalnız Hz. Zekeriya ve ailesini haberdar ediyor ve doğurduğu çocuğu mümeyyiz çağına gelinceye kadar başka bir yerde saklı tutuyor. Diğer halk ise o zamana kadar bundan haberdar olmamıştır, ama ne zaman ki çocuk büyüyüp konuşma ve mümeyyiz çağına gelince o zaman onlara gösteriyor. Mesela: Biz, bir erkek ve bir kadına işaret ederek,’’bunlar evlendiler, çocuk sahibi oldular’’dediğimiz de bunların evlenir evlenmez hemen çocuk sahibi olduğunu mu söylüyoruz? İşte bu da böyle, yani Hz. Meryem çocuğunu doğurduktan hemen sonra getirip halka göstermemiş, belki çocuk konuşabilir ve mümeyyiz olma çağına geldikten sonra onu umuma/halka göstermiştir. (الله اعلم) Bu nedenle önceki âyetle bu âyet arasında zamansal bir farklılık olsa gerektir. Kur’an’ın bu veciz (eliptik ve eksiltili) üslubunun örneklerini birçok yerde görmek mümkündür... (M. İslamoğlu Meali 30. Ayet Açıklaması) Ayrıca [Hz. İsâ (a. s.)’ın Allah’ın bir kulu olduğuna dair sözü İncîl’de de yer alır... (KM, Matta, 12,18) Burada da yüce Allah ondan KULUM diye söz etmiştir. (…18 "İşte, benim seçtiğim kulum; Canımın kendisinden razı olduğu sevgilim; Ruhumu onun üzerine koyacağım ve Milletlere hükmü ilân edecektir…) İncil - Kitab-ı Mukaddes.