close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meâric Sûresi 2. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lilkâfirîne leyse lehu dâfi’(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O azabı ki kafirlerin başından defedecek yok.
Azâb isteyenin Hâris oğlu Nadar olduğu rivâyet edilmiştir, Ebu-Cehl diyenler de vardır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Evet) Kâfirler için (vuku bulacak) olan bu (azap haktır ve onu) geri çevirecek de yoktur.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçekleri örtbas eden kâfirlerin başına. Öyleyse bil ki, hiçbir şey o azabı onlardan engelleyemez.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler, nankörler için, kimsenin geri çeviremeyeceği bir azap istedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kâfirler için, onu engelleyecek yoktur.
2.İbnu Münzir`in Hasanı Basri`den rivayet ettiğine göre bu surenin birinci ayeti kerimesinde: "Gerçekleşecek olan bir azap" ifadesi kullanılınca insanlar: "Bu azap kimin üzerine gerçekleşecektir?" diye sordular. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Kafirler için olan bu (azabı) geri çevirecek yoktur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kâfirler için öyle bir azab ki, yoktur onu bir engelleyen.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
1, 2, 3. İsteyen biri, kâfirlerin başına gelecek bir azabı istedi. Öyle bir azap ki dereceler sahibi olan Allah’a karşı, ona hiçbir engel olmayacaktır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'tan kâfirlere gelecek olan ve hiç kimsenin savaşamayacağı azabı sordu. [673][674]
[673] Me‘âric sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 571.[674] Meâric/yükselme dereceleri hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 575-577.  
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfirlerin üzerinden onu kimse alamaz!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnkârcılar için hazırlanmış olan bu (azabı) geri çevirecek yoktur.
Cemil Said
swap_vert close
1-3. Birisi ’azâb-ı vâki’i istedi. Kâfirlere ’azâb, bülend derece sâhibi olan Allâh’ındır. Kimse bu ’azâbı def’ idemez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3. Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2,3. Soran birisi, yükselme yollarının sahibi[557] Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.[558]
557. “Allah’ın sahip olduğu yükselme yolları” ile; meleklerin, kendisine yükseldiği özel yol ve boyutlar kastedilmiş olabileceği gibi, 33-47. âyetlerde gündeme getirilen ve kulları yüceltip Allah’a yaklaştıran yollar konumundaki ibadet ve güzel davranışlar da kastedilmiş olabilir.558. Kureyş kabilesinin müşrik liderlerinden olan Nadr b. Hâris ve benzerleri, Hz.Peygamberin uyarılarıyla ve Kur’an’la alay ederek, “Ey Allah! Eğer şu Kur’an senin katından inmiş bir hak kitap ise, üzerimize hemen gökten taş yağdır veya elem dolu bir azap getir” (Enfâl sûresi, âyet, 32) demeleri üzerine bu âyet inmiştir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
1-3. Birisi, huzuruna yükselmenin birçok yolu bulunan Allah katından inkârcılar için gelecek olan ve hiç kimsenin savamayacağı azabın gelmesini istedi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katından inkârcılara gelecek olan ve hiç kimsenin savamayacağı azabı istedi!  
 Burada kıyameti ve ahiret azabını alaya alıp Hz. Peygamber’den bir an önce onu getirmesini isteyen -Nadr b. Hâris ve Ebu Cehil gibi- müşriklere işaret edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onu inkarcılardan savacak kimse yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kâfirler için onu savacak yok.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Kâfirler için yok onu defi' edecek
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kâfirler için (vuku bulacak olan bu azap haktır ve) onu (azabı) engelleyecek (hiç kimse de) yoktur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçeği yalanlayan nankörler için engellenemez olan azabı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(O) kâfirlere mahsusdur ki onu (kendilerinden) hiçbir önleyecek (defedebilecek) yokdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(O azab) kâfirler içindir ki onu (kendilerinden) def' edecek kimse yoktur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ki o azap, gerçeği) inkâr edenlere hastır. Onu (o azabı) geri çevirecek yoktur.
(O azap), mearic, (zamansal boyutlar, yücelikler, yükseliş yolları, faziletler ve nimetler) sahibi Allah’tandır. (*)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gerçekleri inkâr edenler için meydana gelecek o azabı, uzaklaştıracak hiçbir kimse yoktur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bu azap tanımazların başına gelecektir. Onu savuşturacak kimse yoktur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O azabı kâfirlerden defedecek yoktur,
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnkâr edenler için olan ve kimsenin savamayacağı (o azabı)
Kadri Çelik
swap_vert close
Küfre sapanlar için olan bu (azabı), geri çevirecek kimse yoktur.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İnkârcılar için hazırlanan bir azabı ki, yeri ve zamanı geldiğinde, hiç kimse ve hiçbir güç ona engel olamayacak, hiç kimse de onu savunamayacaktır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kâfirler için yoktur, onu savacak;
Mehmet Çakır
swap_vert close
1,2,3. Birisi, olası bir felaketi soruyor. // İnkarcıların başında patlayacak önlenemez bir felaketi. // hem de katmanlar sahibi Allah tarafından.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Azap gerçeklerimizi inkâr eden kâfirler üzerine inecektir. Onların içinden azap geldiği zaman azabı def edecek hiç kimseyi bulamazsın!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kâfirler için, o azabı savacak [*] (kimse) yoktur.
Benzer mesaj: Tûr 52:7-8.  
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3,4. Birisi,¹ kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara² sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin³ yıl gibi gelir.
1 Müfessirlerin çoğunluğuna göre Nadr b. Hâris’in; “Ey Allah’ım bu Kur’an eğer doğruysa bizim üzerimize gökten taş yağdır veya bize daha acıklı bir azap ver.” demesi üzerine bu âyetler indirilmiştir. (Esbâb-ı Nüzûl - Suyûtî) Yukarıdaki tercüme (تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ) cümlesi (الْمَعَارِجُ) için cümle-i mu’tarıza kabul edilerek yapılmıştır. (Kurtubî) 2 Meâric: Mirâc gibi veya aynı anlamda “mi’rec” veya “ma’rec” kelimelerinin çoğuludur. “Uruc” ve “Suud”, yani aşağıdan yukarıya çıkma aletleri, merdivenler ve asansörler yahut çıkılacak dereceler, mertebeler, yükseklikler demektir. “Z’ül-meâric” de bunların sahibi demek olur. Tefsirciler “Meâric” kelimesinin tefsirini yaparken başlıca dört yorum getirmişlerdir. Birincisi, İbnu Abbas’tan rivayet edildiği üzere; “gökler, yüksek dereceler” demektir ki, melekler bunlarda gökten göğe yükselirler. Bazıları da bunlar için “meleklerin emir ve yasaklarla çıktıkları asansörler ve derecelerdir” demişlerdir. İkincisi, Katâde’nin rivayetine göre, faziletler, nimetler ve yücelikler, yani yükseklikler ve yüksek lütuflar ve nimetlerdir. Üçüncüsü, Cennette Allah’ın, dostlarına ihsan ettiği derecelerdir. Dördüncüsü, manevî ve ruhî mertebelerdir. 3 Bu “elli bin yıl” ifâdesi, çokluktan kinâye olabilir. “Gökten yere kadar bütün işlerin, O’nun tarafından idare edilmesi, sonra (bu işlerin) O’nun huzuruna yükselmesi, size göre bin yıl kadar süren bir zaman diliminde olur.” (Secde: 5) buyrulmuş olmasına dayanılarak burada da o mânânın gözetileceğini söyleyenler olmuştur. Bununla beraber burada bu senenin melekler ve Ruh senesi olmak ihtimaliyle günün daha ziyade korkutma ve sakındırma ifade etmiş olması da ihtimal dâhilindedir. Bazıları burada “elli bin sene”den maksadın, uzunluğun miktarını beyan değil, o günün dehşetinden kinaye olduğunu söylemişlerdir ki bu, o günün daha uzun ve daha kısa olmasına engel değildir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
hakikati inkar edenlerin ² (başına). [Öyleyse, bil ki] hiçbir şey ona mani olamaz;
2 “Hakikati inkar edenler”in -ve dolayısıyla, bu kasıtlı inkarın sonucu olarak kötülük işleyenlerin- birçoğunun bu dünyada refah içinde bulunduğu gerçeği karşısında, şüpheci biri, bu durumun değişip değişmeyeceğini yahut ne zaman değişeceğini ve değerlerin ilahî adalete göre tanzim edilip edilmeyeceğini sorabilir. “Değişip değişmeyeceği”nin cevabı 2. ayetin ikinci yarısında, “ne zaman” değişeceği de, vecîz şekilde 4. ayetin sonunda verilmiştir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Evet o azap, gerçekleri örtbas eden kâfirlerin başına gelecek ve hiç kimse onu engelleyemeyecek. 21/39, 23/99...108
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Evet, (o azab) inkâr edenlere müstehaktır, kimsenin ona (karşı) kendini savunmaya mecali yoktur.
Orhan Kuntman
swap_vert close
O (azap) kâfirlere mahsustur (indiğinde) onu savacak hiçbir güç yoktur,
Osman Fırat
swap_vert close
Kâfirler için, o azabı savacak da yoktur,
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Kâfirler için onu bertaraf edecek yoktur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O azap ki onu, kâfirlerden uzaklaştıracak hiçbir kuvvet yoktur.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kafirler için, ki onu savacak yoktur,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
2,3. Kâfirler içün, yüksek dereceler sâhibi Allâh'dan olan o 'azâbı def' idecek yokdur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kafirlerin başına gelecek olan, kimsenin de engelleyemeyeceği azabı...
Şaban Piriş
swap_vert close
Kafirler için.. Onu önleyecek hiç kimse yoktur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kâfirler için bir azap ki, onu önleyecek yoktur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Küfre sapanlar içindir o. Yoktur onu savacak.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
kāfirlerüñ, yoķdur anuñ def' eyleyici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Kāfirler‐çün, aña ḳaytarıcı yoḳdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(O əzabı) kafirlərdən dəf edə biləcək bir kimsə yoxdur!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Upon the disbelievers, which none can repel,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The Unbelievers, the which there is none to ward off,-
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لِلْـكَافِر۪ينَ
kâfirler içindir
لَيْسَ
yoktur
لَهُ
onun için
دَافِعٌۙ
engel olacak
(O azab) Kâfirler içindir (ve) ona engel olabilecek (hiç kimse) yoktur.
كَافِرُون
Etken fiil
ك ف ر
Kâfirler, inkâr edenler, nankörler
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
دَافِع
Etken fiil
د ف ع
Engel olan, reddeden