close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Meâric Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Se-ele sâ-ilun bi’ażâbin vâki’(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İsteyen biri, istedi gelip çatacak azabı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İstekte bulunan (ve duası kabul olunan) biri, (muhakkak) gerçekleşecek (ve zalimlerin saltanatını devirecek) olan bir azabı(n ne zaman ve nasıl geleceğini) sormuştur;
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Sorup araştırmak isteyen biri öteki dünyada başa gelecek azabı sordu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Birisi alay ederek, apansız kesin gerçekleşecek, sizin hesaplarınıza göre bir günü elli bin yıl tutan azâbı istedi.
bk. Kur’an-ı Kerim, 22/47; 38/16.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bir isteyen kesin gerçekleşecek olan bir azabı istedi.
1.Nesai ve İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre bu ayeti kerimede kastedilen kişi Nadr bin Haris`tir. Bu kişi: "Ey Allah`ım! Eğer bu azap gerçek ise bizim üzerimize gökten taş yağdır" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
İstekte bulunan biri, (muhakkak) gerçekleşecek olan bir azabı istedi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İnecek olan bir azabı, istedi bir isteyen;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
1, 2, 3. İsteyen biri, kâfirlerin başına gelecek bir azabı istedi. Öyle bir azap ki dereceler sahibi olan Allah’a karşı, ona hiçbir engel olmayacaktır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'tan kâfirlere gelecek olan ve hiç kimsenin savaşamayacağı azabı sordu. [673][674]
[673] Me‘âric sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 571.[674] Meâric/yükselme dereceleri hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 575-577.  
Besim Atalay
swap_vert close
Gelecek azabı, bir sorucu sormuştur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Âhireti inkâra şartlanmış) birisi çıkıp, (alaylı bir şekilde) başlarına gelecek azabı sordu.
Bkz. 8/32, 22/47, 38/16  
Cemil Said
swap_vert close
1-3. Birisi ’azâb-ı vâki’i istedi. Kâfirlere ’azâb, bülend derece sâhibi olan Allâh’ındır. Kimse bu ’azâbı def’ idemez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
1,2,3. Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
1,2,3. Soran birisi, yükselme yollarının sahibi[557] Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.[558]
557. “Allah’ın sahip olduğu yükselme yolları” ile; meleklerin, kendisine yükseldiği özel yol ve boyutlar kastedilmiş olabileceği gibi, 33-47. âyetlerde gündeme getirilen ve kulları yüceltip Allah’a yaklaştıran yollar konumundaki ibadet ve güzel davranışlar da kastedilmiş olabilir.558. Kureyş kabilesinin müşrik liderlerinden olan Nadr b. Hâris ve benzerleri, Hz.Peygamberin uyarılarıyla ve Kur’an’la alay ederek, “Ey Allah! Eğer şu Kur’an senin katından inmiş bir hak kitap ise, üzerimize hemen gökten taş yağdır veya elem dolu bir azap getir” (Enfâl sûresi, âyet, 32) demeleri üzerine bu âyet inmiştir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
1-3. Birisi, huzuruna yükselmenin birçok yolu bulunan Allah katından inkârcılar için gelecek olan ve hiç kimsenin savamayacağı azabın gelmesini istedi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katından inkârcılara gelecek olan ve hiç kimsenin savamayacağı azabı istedi!  
 Burada kıyameti ve ahiret azabını alaya alıp Hz. Peygamber’den bir an önce onu getirmesini isteyen -Nadr b. Hâris ve Ebu Cehil gibi- müşriklere işaret edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sorgulayan birisi, gerçekleşecek azabı sordu.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir isteyen, olacak azabı istedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İstedi bir sâil bir azâbı ki olacak
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Müşriklerden) birisi çıkıp, (alaylı bir şekilde) başlarına gelecek olan azabı (n hemen gelmesini) istedi.
Âyet-i celîlenin sebeb-i nuzûlü Kureyş müşriklerinden Nadr b. Hâris’tir. Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] onu, Allah’ın azabı ile korkutunca, o alay ederek, “Allahım! Eğer bu kitabı gerçekten sen gönderdiysen, üzerimize gökten bir taş yağdır veya bize elem dolu bir azap ver!” dedi.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
İsteyen, gerçekleşecek olan azabı istedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İsteyen biri inecek azâbı istedi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bir isteyici, vâki' olacak olan bir azâbı istedi.(2)
(2)Bu kişi Mekke müşriklerinden Nadr bin Hâris idi. “Eğer bu (Kur’ân) senin tarafından gelme bir hak ise, bizim üzerimize gökten bir taş yağdır veya bize elemli bir azab getir!” demişti. (Nesefî, c. 4, 425)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sorgulayan birisi, gerçekleşecek olan azap için (alaylı alaylı ne zaman diye) sordu. (*)
(*) Seele; istedi, dilendi, sordu anlamlarına gelir. İçinde iddia ve istek olan bir soru üzerine âyetler cevap olarak inmiştir. Sûre Mekkîdir. Sûre, hakîkati örtenleri bekleyen azabı, muhtemelen uzak bir ihtimal olarak gören veya azabın kesinlikle olmayacağına iyice kanaat getiren birinin meydan okur gibi bir soru sorması üzerine nazil olmuştur. Burada “birisi” denerek bir kişi değil, bir zihniyet öne çıkarılmıştır. O zihniyet de; hesapsız bir hayat yaşamak isteyen, bencil, sorumsuz, kendi menfaati için suç işlemekten, başkalarının hukukunu önemsemeyerek zulmetmekten geri durmayanları imler. Yani bunu soran kişi öğrenmek ve inanmak için değil, ahirette inanmadığı için meydan okuyarak veya bu konuyu alaya alarak sormuştu. (Kurandan Hayata) (- الوسيط لطنطاوي التحرير والتنوير) سَأَلَ سائِلٌ لأن السؤال كان سؤال استهزاء، يضيق به الصدر،  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Soran birisi (inkârcılar için) oluşacak azabı sordu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sorucunun biri başa gelecek azabı sordu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biri kâfirlere vâki olacak azabı sordu [⁹].
[8] Mekke'de nâzil olmuş (44) âyettir.[9] Sualler istihza tarikiyledir. Veya azaplarını istical için peygamberimizdir. Bu halde mânâ şöyle olur: Peygamber kâfirlere vâki olacak azabı istedi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Birisi gerçekleşecek olan o azabı sordu,¹
1 Bu kişinin ileri gelen müşriklerden Nadr bin Hâris olduğu rivayet edilir. Onun, Hz. Peygamber ve Kur’an’la alay ederek: “Ey Allah! Şu Kur’an, senin katından inmiş bir hak kitap ise, üzerimize hemen gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azap getir” demesi üzerine bu ayet nazil olmuştur. Krş. Enfâl, 8/32; Sâd, 38/16  
Kadri Çelik
swap_vert close
İstekte bulunan biri, gerçekleşecek olan bir azabı istedi.
(Kimi ayetleri Mekke’de ve kimi ayetleri de Medine’de nazil olmuştur ve 44 ayettir. Adını, üçüncü ayetindeki “el-meâric” kelimesinden almıştır. Meâric, “ma’rec” kelimesinin çoğulu olup “yükselme dereceleri” demektir.)(Allame Emini el-Gadir’de Ehl-i Sünnetten 30 kadar âlimin, kendi kitaplarında bu ayetin nüzul sebebini kaydettiklerini ve bu ayetin müminlerin Emiri Hz. Ali b. Ebi Talib’in (a.s) İslam Peygamberi (s.a.a) tarafından vasi ve halifesi olarak tayin edildikten sonra nazil olduğunu itiraf ettiklerini kaydetmektedir. Şeyh’ul İslam Himvini (Hanefi) Feraid’us Simteyn 13. Bab’da, İbn-i Sabbağ (Maliki), Fusul’ul Muhimme s.36’da, Şeblenci (Şafii), Nur’ul Ebsar s.78’de ve Allame Kabbisi, Hafız Ebi Ubeyd’il Herevi’nin tefsirinden (Garib’ul Kur’an) naklen şöyle rivayet ediyor: “Hz. Resulullah (s.a.a) Gadir-i Hum günü Ali’nin (velayet ve imamet) hakkını duyurduktan sonra, Hars b. Nu’man-i Fihri adında biri Hz. Muhammed’e gelerek şöyle dedi: “Ey Muhammed! Allah’ın birliğini ve senin Allah’ın resulü olduğunu, namaz kılmayı, oruç tutmayı, hacca gitmeyi, zekât vermeyi emrettin ve kabul ettik. Bunlardan razı değil misin ki şimdi de, “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır” diyerek amcan oğlu Ali’yi bizden üstün tutuyorsun? Bu senden mi yoksa Allah’tan mıdır?” Hz. Muhammed, “Vallahi bu emir Allah’tandır” diye buyurdu. Hars b. Nu’man-i Fihri ayrılırken şöyle dedi: “Ey Allah’ım! Eğer Muhammed doğru söylüyorsa, gökyüzünden başımıza taş yağdır ya da bize elem verici bir azabı indir.” Hars b. Nu’man-i Fihri henüz kendi taifesine ulaşmadan Allah-u Teala gökyüzünden taş indirerek onu helak etti.”)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kendi inancından emin bir şekilde, Allah’ın ayetleriyle alay etmek isteyen zalim, kafir ve hâin bir adam Hz. Peygamber’in karşısına geçip mutlaka gerçekleşecek olan azabın bir an önce gelip çatmasını istedi! Aynı zamanda, yaşadığı çetin imtihandan bunalarak Allah’ın yardımını isteyen sabırsız bir mümin de kendisine zulmeden inkarcılara beddua ederek, mutlaka gerçekleşecek olan bu azabın bir an önce gelip çatmasını istedi!
Mekke döneminin başlarında, Hâkka sûresinden sonra indirilmiştir. Adını, üçüncü ayetinde geçen ve “yükselme dereceleri” anlamına gelen “el-Meâric” kelimesinden almıştır. 44 ayettir.  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Soran sordu vaki’ olacak bir azabı;
Mehmet Çakır
swap_vert close
1,2,3. Birisi, olası bir felaketi soruyor. // İnkarcıların başında patlayacak önlenemez bir felaketi. // hem de katmanlar sahibi Allah tarafından.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkârcılardan birisi; “Bizi tehdit ettiğiniz azap ne zaman?” diye sordu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Soran biri gerçekleşecek azabı sordu.
Mehmet Türk
swap_vert close
1,2,3,4. Birisi,¹ kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara² sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin³ yıl gibi gelir.
1 Müfessirlerin çoğunluğuna göre Nadr b. Hâris’in; “Ey Allah’ım bu Kur’an eğer doğruysa bizim üzerimize gökten taş yağdır veya bize daha acıklı bir azap ver.” demesi üzerine bu âyetler indirilmiştir. (Esbâb-ı Nüzûl - Suyûtî) Yukarıdaki tercüme (تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ) cümlesi (الْمَعَارِجُ) için cümle-i mu’tarıza kabul edilerek yapılmıştır. (Kurtubî) 2 Meâric: Mirâc gibi veya aynı anlamda “mi’rec” veya “ma’rec” kelimelerinin çoğuludur. “Uruc” ve “Suud”, yani aşağıdan yukarıya çıkma aletleri, merdivenler ve asansörler yahut çıkılacak dereceler, mertebeler, yükseklikler demektir. “Z’ül-meâric” de bunların sahibi demek olur. Tefsirciler “Meâric” kelimesinin tefsirini yaparken başlıca dört yorum getirmişlerdir. Birincisi, İbnu Abbas’tan rivayet edildiği üzere; “gökler, yüksek dereceler” demektir ki, melekler bunlarda gökten göğe yükselirler. Bazıları da bunlar için “meleklerin emir ve yasaklarla çıktıkları asansörler ve derecelerdir” demişlerdir. İkincisi, Katâde’nin rivayetine göre, faziletler, nimetler ve yücelikler, yani yükseklikler ve yüksek lütuflar ve nimetlerdir. Üçüncüsü, Cennette Allah’ın, dostlarına ihsan ettiği derecelerdir. Dördüncüsü, manevî ve ruhî mertebelerdir. 3 Bu “elli bin yıl” ifâdesi, çokluktan kinâye olabilir. “Gökten yere kadar bütün işlerin, O’nun tarafından idare edilmesi, sonra (bu işlerin) O’nun huzuruna yükselmesi, size göre bin yıl kadar süren bir zaman diliminde olur.” (Secde: 5) buyrulmuş olmasına dayanılarak burada da o mânânın gözetileceğini söyleyenler olmuştur. Bununla beraber burada bu senenin melekler ve Ruh senesi olmak ihtimaliyle günün daha ziyade korkutma ve sakındırma ifade etmiş olması da ihtimal dâhilindedir. Bazıları burada “elli bin sene”den maksadın, uzunluğun miktarını beyan değil, o günün dehşetinden kinaye olduğunu söylemişlerdir ki bu, o günün daha uzun ve daha kısa olmasına engel değildir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
SORUP araştırmak isteyen biri, [öteki dünyada] başa gelecek azabı sorabilir, ¹
1 Lafzen, “Bir soruşturucu soruşturdu” yahut “soruşturabilirdi”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Birisi başa gelecek olan azabın hemen gelmesini istedi. 21/38, 22/47, 67/25
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BİRİSİ çıktı, tarifsiz azap olayını sordu, acele gelmesini istedi.[⁵²⁹⁴]
[5294] ‘Azâb’ın bâ ile geçişli yapılması, seele fiilinin “sordu”, “istedi” ve “acele etti” mânalarının tümünü birden kapsadığına delâlet eder. 1-4. âyetler arasında, azabın hemen gelmesini isteyen kişiye, zımnen şu cevap veriliyor: ‘Allah’ın zamanı çoktur.’  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Biri (eğer gerçekse) inecek azabın bir an evvel inmesini istedi.
(Nitekim, Enfal suresinin 32. ayetinde “Ey Allahım eğer Kur'an gerçekten senin katından ise, bize gökten taş yağdır, ya da acıklı azap indir" buyurulmuş ve müşriklerin böyle bir temennide bulundukları belirtilmiştir... azap onlar istedi diye inmez, onun belirlenmiş bir vakti vardır)  
Osman Fırat
swap_vert close
Bir soran, inecek azâbı sordu:
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bir talip, vaki olacak azabı taleb etti.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biri çıkıp gelecek azabı sordu. [22, 47; 38, 16]
Bir kısım müfessirler “azabı sordu” anlamı verirken diğer bir kısmı ise, Seele fiilinin öteki mânasını esas alarak “Azabın gelmesini istedi” demişlerdir. [8,32; 67,24-27; 10,46-48] âyetleri de bu ikinci mânayı destekler. Zira kâfirler tehdit edildikleri azaba, daha doğrusu Peygambere inanmadıkları için “azap gelsin de görelim!” demek, kendilerine kolay geliyordu.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bir soran, inecek azabı sordu:
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bir sorıcı vâki' olacak 'azâbdan sordı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Birisi, başa gelecek azabı sordu.
Şaban Piriş
swap_vert close
Araştıran biri, inecek azap hakkında bilgi istedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İsteyen biri, başına gelecek azabı istedi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Soran birisi, geleceği kuşkusuz azabı sordu.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
diledi dileyici, 'aźābı olıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Dā‘ī du‘ā eyledi bir düşici ‘aẕāb‐ıla.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Kafirlərdən) biri vaqe olacaq əzab (qiyamət əzabının nə vaxt və kimə üz verəcəyi) barədə soruşdu.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
A questioner questioned concerning the doom about to fall
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
A questioner asked(5675) about a Penalty to befall-
5675 Any one might ask. When will Judgement come? That question usually implies doubt. The answer is: the mystery of Time is beyond man's comprehension. But there is something which touches him closely and concerns his conduct and his future welfare; and that is explained in four propositions: (1) Judgement is sure to come, and none can ward it off; (2) it will exact a dreadful Penalty from Unbelievers, but the righteous have nothing to fear; (3) it will be a Penalty from Allah, the Lord of both Justice and Mercy, it will not be merely a blind calamity of fate; and (4) further we are reminded of another title of Allah. "Lord of the Ways of Ascent"; which means that though He sits high on His Throne of Glory, He is not inaccessible, but in His infinite Mercy has provided ways of ascent to Him; see next note.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
سَاَلَ
sordu
سَٓائِلٌ
bir soran
بِعَذَابٍ
azabı
وَاقِعٍۙ
vuku bulacak
Birisi, vuku bulacak (kıyamet) azabı(nı) sordu!
سَاَلَ
Fiil-I
س ا ل
İstedi, sorguya çekti, sordu
سَٓائِل
Etken fiil
س ا ل
İsteyen, soran, sorup isteyen
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
وَاقِع
Etken fiil
و ق ع
Düşen, vuku bulan