close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâide Sûresi 89. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ yu-âḣiżukumu(A)llâhu billaġvi fî eymânikum velâkin yu-âḣiżukum bimâ ‘akkadtumu-l-eymân(e)(s) fekeffâratuhu it’âmu ‘aşerati mesâkîne min evsati mâ tut’imûne ehlîkum ev kisvetuhum ev tahrîru rakabe(tin)(k) femen lem yecid fesiyâmu śelâśeti eyyâm(in)(c) żâlike keffâratu eymânikum iżâ haleftum vahfezû eymânekum(c) keżâlike yubeyyinu(A)llâhu lekum âyâtihi le’allekum teşkurûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Boş yere yemin etmenizden dolayı sorumlu tutmaz sizi Allah, fakat yürekten ve kasten ettiğiniz yeminler yüzünden sorumlu tutar. Yemin kefareti, ailenize yedirdiğiniz yemeklerin orta derecede olanıyla on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek, yahut da bir kul azat etmektir. Bunlara gücü yetmeyen üç gün oruç tutar. İşte yemininizi bozarsanız budur kefareti. Koruyun yeminlerinizi. Allah, şükredenlerden olursunuz diye ayetlerini işte böyle açıklar size.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah sizi, yeminlerinizdeki ’rastgele söylemelerinizden, boş (bulunduğunuz ve dil alışkanlığıyla tekrarlayıp durduğunuz) sözlerden’ dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle (bilerek ve isteyerek karara) bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (bozduğunuz yeminin) kefareti ise, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak, ya da onları giydirmek, (elbise ve ayakkabı almak) veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkân) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin kefaretidir. (Geçerli olan) Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz (ve size yapılan iyiliklere nankörlükten vazgeçersiniz)!
[Not: Yapılan günahlar ve haksızlıklar karşılığı kefaret olarak bir köleyi özgürlüğe kavuşturma tavsiyesi, bu kötü uygulamanın kökünü kurutma amaçlıdır.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah, düşünmeden ağzınızdan kaçırıverdiğiniz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ama bilerek ve isteyerek yaptığınız yeminlerden sorumlu tutacaktır. Böylece, yeminlerinizi bozma karşılığında, on yoksulu kendi ailenize yedirdiğinizin hemen hemen aynısı ile sabah akşam bir kere doyurmanız veya onları giydirmeniz veya bir insanı özgürlüğüne kavuşturmanız gerekir. Bunların hiç birisine güç bulamayan ise, onun yerine üç gün oruç tutacaktır. Her ne zaman yemin eder ve onu bozarsanız, yeminlerinizin keffareti işte bu olacaktır. Öyleyse, yeminlerinizi koruyun, herşeye yemin edip durmayın yani yeminlerinizi iyice düşünmeden ve sıkça yapmayın. Allah size mesajlarını böylece açıklıyor ki, bu mesajlara göre yaşayıp, O'na şükredesiniz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah sizi, gelişigüzel, kasıtsız yaptığınız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, cezalandırmaz. Fakat kasıtlı, bile bile yaptığınız yeminlerden sizi sorguya çeker, cezalandırır. Bozulan yeminlerin keffareti, cezası, ailenize yedirdiğinizin günlük ortalamasıyla çevresi, çaresi olmayan on yoksulu doyurmak, yahut on yoksulu giydirmek, yahut bir köleyi esaret boyunduruğundan kurtararak hürriyetine kavuşturmaktır. Bunları bulamayan, bunlara gücü yetmeyen üç gün oruç tutmalıdır. İşte ettiğiniz yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinize sadık kalın. Allah âyetlerini, şer'î hükümleri size böyle açıklıyor ki, şükredesiniz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah yeminlerinizdeki dil sürçmelerinden dolayı değil bile bile yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi hesaba çeker. [13] Bunun keffareti de, sizin aile fertlerinize yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri doyurmak yahut onları giydirmek veya bir köleyi azad etmektir. Bunu bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin etmeniz durumunda yeminlerinizi bozmanızın keffareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Belki şükredersiniz diye Allah size ayetlerini böyle açıklıyor.
13.Bakara suresinin 225. ayeti kerimesi de bu konu ile ilgilidir. Bu ayeti kerimenin meali ile ilgili dipnotta da bu konuda açıklamada bulunulmuştur.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) keffareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah, sehven ve kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bile bile yaptığınız yeminler yüzünden sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri doyurmak, yahut giydirmek, yahut bir köle azâd etmektir. Bunlara gücü yetmiyen üç gün (arka arkaya) oruç tutar. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffâreti budur. Bununla beraber yeminlerinizi bozmaktan sakının. Allah âyetlerini size böyle açıklıyor ki, şükredesiniz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, boş (kasdi olmayan) yeminlerinizden sizi sorumlu tutmaz. Fakat sözleşmeli yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. (Böyle bir yemin bozmanın) keffareti, ailenize yedirdiğinizin vasatından on miskini yedirmek ve giydirmek veya bir köle azad etmektir. Kim böyle bir imkân bulamazsa (onun keffareti) üç gün oruç tutmaktır. Yemin edip bozduğunuz zaman, onun keffareti budur. Fakat (mümkün mertebe) yeminlerinizi koruyun (bozmayın.) İşte Allah ayetlerini böylece size açıklıyor ki (hak ve hukuka riayetsizlikten kurtulup) şükredesiniz.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun kefâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek ya da bir köle âzat etmektir. Bunları bulamayan kişi üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde, yeminlerinizin kefâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz.[104]
[104] Yemin ve kefareti hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VI, 138-143.  
Besim Atalay
swap_vert close
Düşünmeden, yanılarak edilen antlarınızdan Allah size sormıyacak, bilerek yaptığınız antları soracak size, imdi bunun kefareti evinizde yenilen, ya da giyilen bir şeyin ortancasiyle, on yoksulu doyurmak, ya giydirmektir, ya da bir köle salmak, bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalı, ettiğiniz antların kefareti işte budur, andınızda durunuz, böylece Allah size âyetlerin açıklar, ola ki şükredersiz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, bilinçsiz olarak yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz ama bilerek ve isteyerek yaptığınız yeminlerden sorumlu tutar. Böylece, yemini bozmanın kefareti, on yoksulu kendi ailenize yedirdiğinizin aynısı ile yedirip doyurmak yahut onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Buna imkânı olmayan ise üç gün (arka arkaya) oruç tutacaktır. Her ne zaman yemin eder ve onu bozarsanız yeminlerinizin kefareti işte budur. Öyleyse yeminlerinize sadık kalın. Allah ayetlerini size böylece açıklıyor ki şükredersiniz.
Bkz. 2/225“Allah ayetlerini size böylece açıklıyor ki şükredersiniz” yani büyük bir günah işlemişsiniz, vebal altına girmişsiniz ve bundan kurtulmanız gerekiyor. Bunun için Allah kurtuluş yolunu ayetleriyle size gösteriyor. İşte sizi bu günahtan kurtardığı için Allah’a şükretmeniz gerekiyor. Yemine karşı ortaya konan bu duyarlılığın temelinde insana saygı vardır. Allah, insanların birbirlerini aldatmalarını ve bu konuda etkili olmak için kendi adını istismar etmelerini şiddetle yasaklıyor. Böyle durumlarda insanların imkânlarına göre yasağın ehemmiyetine binaen on yoksulu yedirmek, köle azat etmek, üç gün oruç tutmak gibi ağır müeyyideler koyuyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh sizi bilâ teemmül itdiğiniz yemînden dolayı tecziye itmez. Lâkin düşünerek itdiğiniz yemînden dolayı sizi muâhaze ider. Yemînin kefâreti on fakire, ’âilenize virdiğiniz vasatî yemekden virmek, yâhud ânları telbîs iylemek ve yâhud bir esîr âzâd itmekdir. Bu kefâreti yapamıyan üç gün oruç tutacakdır. İdeceğiniz yemînlerin kefâreti budur. Yemînlerinizde halef itmeyiniz, Allâh size âyâtını böyle tebyîn idiyor, müteşekkir olınız.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah size rasgele yeminlerinizden dolayı değil, bile bile ettiğiniz yeminlerden ötürü hesap sorar. Yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on düşkünü yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azad etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yeminlerinizin keffareti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah size böylece ayetlerini açıklıyor.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.[157]
Üç çeşit yemin vardır: 1- Bile bile yalan yere yapılan yemin. Bunun keffareti yoktur. Çünkü bu büyük bir vebaldir, keffaretle temizlenmez. Tövbe ve istiğfar gerekir. 2- Yanlışlıkla, boş bulunarak yapılan yemin. Buna bir şey gerekmez. 3- Kişinin gelecekte bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair ettiği yemin. Bu yeminin bozulması hâlinde keffaret gerekir. Âyet, bu keffaretin nasıl yerine getirileceğini açıklamaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutmaz, fakat bilerek ettiğiniz yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da kefâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalama seviyesinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek ya da bir köle âzat etmektir. Buna imkânı olmayan ise üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğinizde (bozarsanız) yeminlerinizin kefâreti işte budur. Yeminlerinize bağlı kalın. Allah âyetlerini sizin için bu şekilde açıklıyor ki şükredesiniz.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz!  
 Allah üzerine bilerek yemin eden bir kimse yeminini yerine getirmelidir. Eğer yeminle yapacağı iş haram ve kötü bir iş ise bu takdirde kötü işi yapmayacak, yemini bozacak ve keffâreti yerine getirecektir. Keffâret yeminden caymanın bedeli ve bağışlanma vasıtası olup âyette zikredilen ilk üç şeyden birini yapmakla yerine gelir. Bunlara gücü yetmeyen de üç gün oruç tutar.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH rastgele ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ancak bile bile ettiklerinizden sizi sorumlu tutar. Yemininizi bozarsanız cezası, ailenize genellikle yedirdiğiniz yemeklerden on yoksulu doyurmak veya giydirmek veya bir köleyi salmaktır. Kim bulamazsa üç gün oruç tutmalı. Bu, bile bile ettiğiniz yeminlerinizin cezası. Yeminlerinizi tutun. ALLAH güzel karşılık veresiniz diye ayetlerini böyle açıklıyor.
Kölelik konusundaki Kuran'ın tutumu için bak 4:25; 90:1-20.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesiniz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah sizi yeminlerinizde -bilmiyerek ettiğiniz- lâgv ile muahaze etmez ve lâkin bile bile akd ettiğiniz yeminlerle sizi muahaze buyuruyor, bunun da keffareti çoluğunuza çocuğunuza yedirdiğinizin orta derecesinden on fakırı doyurmak yahud geydirmek, yahut bir esîr azâd etmektir, bunlara gücü yetmiyen üç gün oruç tutar, işte yemîn ettiğiniz vakıt yeminlerinizin keffâreti bu, bununla beraber yeminlerinizi gözetin, böyle beyan ediyor Allah size âyetlerini ki şükr edesiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah sizi, (yemin niyeti ile olmayıp da dil alışkanlığı ile yapmış olduğunuz) kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat bilerek/kasıtlı yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun (yemini bozmanın) kefâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirip doyurmak yahut giydirmek ya da bir köle azat etmektir. (Bunlara imkân) bulamayan kimse, (ara vermeden) üç gün oruç tutsun. İşte, (bilerek/kasıtlı) yemin ettiğiniz zaman, yeminlerinizi bozmanın kefareti budur. Yeminlerinize sadık kalın. Şükredesiniz diye Allah âyetlerini size böyle açıklıyor.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, kasıtsız¹ yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ancak bilinçli olarak ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun² bedeli ailenize yedirdiğinizin ortalaması üzerinden on yoksulu yedirmek veya onları giydirmek veya bir rekâbeyi³ özgürlüğüne kavuşturmaktır. Fakat bunlara gücü yetmeyene üç gün siyam⁴ vardır. Bozduğunuz yeminlerinizin bedeli budur. Yeminlerinizi bozmayın. Allah, size ayetlerini5 böyle açıklıyor. Umulur ki şükredersiniz.6
1- Yalan söyleme amacıyla yapılmayan veya doğru sanılarak yapılan. 2- Oruç. 3- Boyunduruk altında bulunan kimseye, özgürlüğüne kavuşmasını sağlamak için yardım etmek. Rekâbe, boyun demektir; boyunduruk altında bulunan kimseler için de kullanılan bir sözcüktür. Sözcük olarak; gözetlenmek, gözetlemek, korumak, korunmak anlamlarına gelmektedir. 4-Yeminlerinizi bozmanızın bedeli. 5- Hükümlerini. 6- Gerekeni yaparsınız.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah, sizi yemînlerinizdeki lâğvden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat kalblerinizin azmetdiği yeminler yüzünden muâhaze eder. Bunun da keffâreti ailenize yedirmekde olduğunuzun orta (derece) sinden on yoksulu doyurmak, ya onları giydirmek, yahud bir kul azad etmekdir. Fakat kim (bunları) bulamaz (bulmıya muktedir olamaz) sa üç gün oruç (tutması lâzımdır), İşte bu andetdiğiniz vakit yeminlerinizin keffâretidir. Yeminlerinizi muhaafaza edin. Allah âyetlerini size böylece açıklıyor. Tâki şükredesiniz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah sizi, yeminlerinizdeki ka sıdsız hatâ(larınız) ile mes'ûl tutmaz; fakat (bi le rek)yap tığınız yeminler yüzünden sizi sorumlu tutar. Artık bunun keffâreti, (tercihinize göre)ya âilenize yedirdiğinizin orta hâllisinden on yoksulu (bir gün sabah ve akşam) doyurmak ve ya on la rı (baştan ayağa) giydirmek veya bir köle âzâd etmektir.Bununla berâber kim (bunları) bulamazsa (vermeye güç yeti remezse) artık (keffâret olarak ona) üç gün oruç (tutma borcu) vardır.Yemîn ettiğiniz zaman; (bozduğunuz) yeminlerinizin ke ffâreti işte budur! Artık yeminlerinizi muhâfaza e din (gereğini yerine getirin)! Allah size âyetlerini böyle açık lıyor, tâ ki şükredesiniz.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bile bile yaptığınız yeminler yüzünden sizi sorumlu tutar. Bunun da kefareti, ailenize yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri doyurmak, yahut giydirmek, yahut boyunduruk altında bulunan (hapis, ağır borç, iflas, işsizlik ve yoksulluk gibi benzeri durumlara düşen veya herhangi bir nedenle özgürlüğü elinden alınan, özgürlüğü kısıtlanan ya klasik veya modern köle konumunda bulunan) birini (mutlaka) özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunlara gücü yetmiyen üç gün (arka arkaya) oruç tutar. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin kefareti budur. Bununla beraber yeminlerinizi bozmaktan sakının. Allah âyetlerini size böyle bildiriyor ki, şükredesiniz. *
(*) Üç çeşit yemin vardır: 1- Bile bile yalan yere yapılan yemin. Bunun kefareti yoktur. Çünkü bu büyük bir vebaldir, kefaretle temizlenmez. Tövbe ve istiğfar gerekir. 2- Yanlışlıkla, boş bulunarak yapılan yemin. Buna bir şey gerekmez. 3- Kişinin gelecekte bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair ettiği yemin. Bu yeminin bozulması hâlinde kefaret gerekir. Âyet, bu keffaretin nasıl yerine getirileceğini açıklamaktadır. (Dy. İşleri Meali (Yeni) 89. Ayet Açıklaması) Not: Mevcut meallerde olduğu gibi (رَقَبَةٍ)’’rekabe’’ ifadesinden sadece kalasik köleyi anlamak çok yanlıştır. Çünkü (رقبة)’’rekabe’’ köle dâhil, herhangi bir nedenle boyunduruk altında bulunan, özgürlüğü kısıtlanan, hapis veya esarette bulunan kimseler için kullanılır. Bu nedenle bugün eskiden olduğu gibi pazarda bir meta gibi satın alınan köleler yoksa da onun benzeri olan bu diğer şıklar (modern kölelik) her zaman vardır ve bunlar kıyamette kadar da var olmaya devam edecektir. İşte Kur’an evrensel bir kitap olduğundan, yani her çağa ve her insana hitap ettiğinden dolayı (عبد)’’abd’’, yani köle kelimesini değil de her zaman var olan (رقبة)’’rekabe’’ ifadesini kullanmıştır. Ayrıca modern kölelik hakkında detaylı bir bilgi için Nisa-4/92. ayet açıklamasına bakılabilir. إن دلالة كلمة ( تحرير رقبة ) هي إطلاق حرية الإنسان وفك قيوده المقيد بها ، فما هي القيود التي تقيد رقبة الإنسان في الواقع الاجتماعي ؟ إن صور القيود الاجتماعية التي تقيد رقبة الإنسان غير محصورة بصورة واحدة, وإنما هي متعددة ,نحو الإنسان الذي يصاب بحالة الإفلاس, ويحكم عليه بالسجن, فيأتي دور المجتمع بأفراده لمساعدة هذا الإنسان, وتحرير رقبته من خلال دفع ما عليه من ذمم مالية ، وكذلك الإنسان الذي يقع في ضائقة مالية ويستدين من غيره ,ولا يستطيع رَدَّ ذلك الدين ,فيصير الدين قيداً في رقبته يمنعه من ممارسة الحياة بصورة متوازنة ومطمئنة, وينعكس ذلك على نفسه وأسرته, فحض الشارع على مساعدته وفك قيده لتحريره من ضغط الدين عليه, وذلك إما بإعفائه من قسم من دينه أو كله حسب الواقع (تحرير رقبة – أهل القران) (فَكُّ رَقَبَةٍ) يعني تخليصها من إعسار، من قَوَد، من أسر وغيره أنت تفكها مما هي واقعة فيه وهذه باقية إلى يوم الدين (فَكُّ رَقَبَةٍ (13) البلد)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, sizin gelişi güzel ettiğiniz yeminlerden sorumlu tutmuyor, Ancak yaptığınız antlaşmalardaki ettiğiniz yeminlerden sorumlu tutuyor. Yerine getirmediğiniz yeminlerin karşılığı, ailenize yedirdiğiniz yemeklere denk olmak üzere, on fakiri doyurmanız veya giydirmeniz veya köle azat emenizdir. Kimde bunları yapmaya gücü yetmiyorsa, üç gün oruç tutmalıdır. Bunlar yerine getirmediğiniz yeminlerin karşılığı olup, yeminlerinizi yerine getirin. Allah ayetlerini sizin için böylece açıklıyor ki, O’na şükredesiniz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah sizi gelişi güzel ettiğiniz antlardan dolayı sorumlu tutmaz. Yalnız bilerek, isteyerek ettiğiniz antlardan dolayı sorumlu tutar. Bu günahın örtülmesi için de çoluğunuza, çocuğunuza, yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak, ya giydirmek, ya da bir köle boşlamak gerek. Bunlara gücü yetmiyenler için üç gün oruç tutmak vardır. Bu, antdan dönme suçunun örtülmesi içindir. Antlarınızı tutun. İşte Allah ayetlerini size böyle açıklar, şükredesiniz diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah beyhude andınızla [³] sizi muaheze etmez. Fakat antları bağlamanızla [⁴] sizi muaheze eder, onun kefareti çoluğunuza çocuğunuza yedirdiğinizin orta derecesinden on yoksula yemek yedirmek [⁵] veya esvap giydirmek, yahut bir köle azat etmektir. Bunu bulamayan üç gün birbiri ardınca oruç tutsun. Yemin edip bozduğunuz yeminlerinizin kefareti budur. Antlarınızı koruyun [⁶]. Allah size âyetlerini şükredesiniz diye böyle beyan ediyor.
[3] Bakara Sûresi 225. âyet.[4] Gönül ile kasdedilen bir andı bozarsanız.[5] Veya bu kadar yemeği vermek, temlik etmek.[6] Andınızı bozmayın. Veya dilinizi anda alıştırmayın.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah size rastgele ettiğiniz yeminlerden dolayı değil, bile bile ettiğiniz yeminlerden dolayı hesap sorar²⁹. Yeminin kefareti; ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on düşkünü [mesâkîn] yedirmek veya onları giydirmek veyahut da bir köle azat etmektir. Bunu bulamayan kimse üç gün oruç tutsun. İşte yemin ettiğinizde yeminlerinizin (bozduğunuz takdirde) kefareti budur. Yeminlerinizi koruyunuz. Şükredesiniz diye Allah ayetlerini size böyle açıklıyor.
29 Krş. Bakara, 2/225.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Yeminin kefareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on düşkünü yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yeminlerinizin kefareti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun. Allah size ayetlerini böyle açıklar; umulur ki şükredersiniz!
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah sizi, yemin kastı olmaksızın ağzınızdan kaçıveren, ya da doğru olduğuna inanarak ettiğiniz, fakat daha sonra gerçeğe aykırı olduğu anlaşılan yeminlerinizdeki yanılgıdan dolayı sorumlu tutmaz. Fakat sizi, kasıtlı olarak yaptığınız yeminlerden sorumlu tutacaktır. Böyle bilerek yemin ettikten sonra, onu yerine getirmemenin daha hayırlı olduğunu görürseniz, yemininizi bozmalısınız. Ancak bu veya başka bir sebeple yemininizi bozacak olursanız, yine onun cezasını ödemelisiniz ki, buna yemin kefâreti denir. Yemin kefâreti şudur: a-Kalite, miktar ve öğün sayısı olarak kendi ailenize yedirdiğinizin orta derecesinden, on fakiri bir gün boyunca doyurmak, b-Veya onları altlı üstlü takım hâlinde giydirmek, c-Ya da bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bu üçünden birini seçmekte serbestsiniz. Fakat fakir olduğu için bunlardan hiçbirini bulamayan, üç gün arka arkaya oruç tutmalıdır. Oruç tutacak gücü de yoksa, yalnızca tövbe istiğfar etmekle yetinir. İşte, yemin ettiğiniz ve onu bozduğunuz zaman, yemininizin kefareti budur. Eğer yeminin bozulmasından dolayı başkaları da zarar görmüş olursa, bu da ayrıca telâfî edilmelidir. Bir de, nasıl olsa kefaretini öder kurtulurum diyerek, iyice düşünmeden, olur olmaz yeminler etmeyin, ettiğiniz zaman da —eğer bir günaha sebep olmayacaksa— gücünüz yettiğince ona bağlı kalın; kısacası, yeminlerinizi koruyun! İşte Allah, size ayetlerini böyle açıkça bildiriyor ki, şükredesiniz.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah yeminlerinizdeki Lağv / Boş Söz / İsabetsizlik sebebiyle sizi sorguya çekmez; ama Yeminler’le akid yapmanız sebebiyle sorguya çeker. Bunun keffareti, yedirdiğinizin orta derecesinden on düşkünü doyurmak veya giydirmek veya bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır. Kim bulamadıysa, üç gün oruç tutması gerekir. Bozduğunuz zaman yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun! Allah, şükretmeniz için size âyetlerini böyle açıklıyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah sizi, ağız alışkanlığı ile ettiğiniz içi boş yeminlerden dolayı sorgulamaz. Fakat bağlayıcı yeminlerinizden dolayı hesaba çeker. Yeminin kefareti ise: ortalama kendi ailenize yedirdiğiniz yemekle on yoksulu doyurmak veya giydirmek ya da bir esiri kurtarmaktır. Buna imkânı olmayan üç gün oruç tutar. Bunlar, ettiğiniz yeminlerden kurtuluş fidyesidir. Yeminlerinize sahip olun. Allah, teşekkür etmeniz umuduyla, sözlerini size bu şekilde ayrıntılamaktadır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Boş bulunarak ettiğiniz yeminlerden Allah sizi sorumlu tutmaz. Bilerek yaptığınız yeminlerden sorumlu tutar. Bilerek yaptığınız yeminlerin kefareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim bu imkânları bulamazsa onun kefareti üç gün oruç tutmaktır. Bilerek yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin kefareti budur. Yeminlerinizi tutun! Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki öğüt alıp şükredesiniz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah sizi (kasıtsız) yeminlerinizdeki boş sözlerle ilgili sorumlu tutmaz fakat bir şeye bağladığınız (kasıtlı) yeminlerden sorumlu tutar. [*] (Bozduğunuz zaman) kefareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek veya onları giydirmek [*] ya da bir köle azat etmektir. (Bunları) bulamayan kişinin üç gün oruç tutması (gerekir). Yemin ettiğiniz zaman (yemini bozduğunuz zaman) yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (bozmayın)! Allah şükredesiniz diye ayetlerini size işte böyle açıklıyor.
Yeminlerde sorumlulukla ilgili bkz. Bakara 2:225.,Kefaret, kişinin ailesine yedirdiği ya da giydirdiği şeylerin ortalamasından ödenmelidir. Bunun bir veya yarım ölçek buğdaya indirgenmesi, iki öğün yemek olarak belirlenmesi, hatta giysilerde tek parça elbise ile yetinilmesi vs. yaklaşımların yanlış olduğu açıktır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah sizi yeminlerinizdeki (bilmeyerek söylediğiniz) boş sözlerinizden dolayı sorumlu tutmayıp¹ yeminlerinizdeki kasıtlı olarak söylediklerinizden dolayı sorumlu tutar.² O (yeminin) keffareti de; ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak³ veya giydirmek yahut da bir köle azat etmek, (bunları) bulamayan kimse için ise üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizin keffareti budur. (Öyleyse) yeminlerinize sahip çıkın. Allah şükredesiniz diye size âyetlerini böyle açıklamaktadır.⁴
1 Yemin: Kelime olarak, itibar edilemeyecek kadar önemsiz söz demektir. Yemin-i lâğv ise; bir yalan kastı bulunmaksızın yapılan yemindir. Bu yeminlerden dolayı keffaret gerekmez. Bk. Bu tür yeminler için Bk. (Bakara: 225)2 Bu tür yeminlere, “yemin-i mün’akide” denir. Mesela “vallahi bundan sonra et yemeyeceğim…” gibi yeminler, böyledir. Bu yeminlerin birer akit olmaları sebebiyle mutlaka yerine getirilmeleri gerekir. Ancak yeminle yapılacağına veya yapılmayacağına söz verilen şey haram bir şeyse kefaretinin verilip o haramın işlenmemesi; yok, helal bir şeyse verilen sözde durulması en uygunudur.3 Bu; ya bu fakirleri akşam ve sabah yemek yedirerek doyurmak ya da karınlarını akşam sabah doyuracak kadar ellerine para/yiyecek vermek sûretiyle olur.4 Yani öncelikle her şeye yemin etmeyin, ettiğiniz yeminleri unutmayın, sonra haram olmayan konulardaki yeminlerinizi bozmayın, bozarsanız da keffaretini verin.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ALLAH, düşünmeden ağzınızdan kaçırıverdiğiniz yeminlerden dolayı ¹⁰¹ sizi sorumlu tutmaz, ama bilerek ve isteyerek yaptığınız yeminlerden sorumlu tutacaktır. Böylece, yemininizi bozma karşılığında, on yoksulu kendi ailenize yedirdiğinizin hemen hemen aynısı ile ¹⁰² beslemeniz veya onları giydirmeniz veya bir insanı özgürlüğüne kavuşturmanız gerekir; ¹⁰³ buna imkanı olmayan ise [onun yerine] üç gün oruç tutacaktır. Her ne zaman yemin eder [ve onu bozar]sanız yeminlerinizin kefareti işte bu olacaktır. Öyleyse yeminlerinize sadık olun! ¹⁰⁴ Allah mesajlarını size böylece açıklar ki şükredici olasınız.
101 Lafzen, “yeminlerinizdeki düşüncesizce bir söz (lağv) için”. Bu deyim, öncelikle, kişinin İslamî kuralların yasaklamadığı şeylerden (yani, “hayatın güzelliklerinden”) kendini mahrum etmesini amaçlayan yeminlere ve genel olarak da önceden düşünülmeden, yani, kızgınlıkla yapılmış bütün yeminlere işaret eder (karş. 2:224-225; ayrıca 38: 44 ve ilgili not 41).102 Lafzen, “ailenizi beslediğinizin benzeri ile”.103 Lafzen, “onun kefareti ... olacaktır” -buradaki zamir, yemini bozma günahına işaret eder. Kullanıldığı bağlamdan açıkça anlaşıldığı gibi, bu kefaret ihtimali -bu surenin başlangıç cümlesinde açıkça ifade edildiği gibi- bir müminin elinden geldiği kadar dürüstçe riayet etmek zorunda olduğu, başka kişileri etkileyen bilinçli taahhütler ile değil, yalnızca “düşünmeden telaffuz edilen yeminler” ile ilgilidir. Bu genel kuralın istisnaları konusunda bkz. sure 2, not 212.104 Yani, “onları iyice düşünmeden ve sıkça yapmayın” (Râzî).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, düşüncesizce ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz ama bilinçli olarak yaptığınız yeminlerden sizi sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozmanın keffâreti, kendi ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak veya giydirmek ya da bir köleyi özgürlüğe kavuşturmaktır. Bunları yapmaya imkân bulamayan da üç gün oruç tutar. Bu bozduğunuz yeminlerin keffâretidir. Öyleyse yeminlerinize sadık olun. Şükredesiniz diye Allah, ayetlerini işte böyle açıklıyor. 2/224, 16/94, 66/2
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah, düşüncesizce ağzınızdan kaçırdığınız yeminler hususunda sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilinçli olarak yaptığınız yeminlerden sorumlu tutacaktır.[⁹⁷⁶] Bu tür yeminleri bozmanın karşılığı, kendi ailenize yedirdiğinizin ortalamasıyla on yoksulu doyurmak ya da giydirmek veya bir insanı özgürlüğe kavuşturmaktır; bunu bulamayan kimse ise üç gün (peşpeşe) oruç tutar. Bozduğunuz yeminlerin keffareti budur: öyleyse yeminlerinize sadık kalın![⁹⁷⁷] Allah size âyetlerini böyle açıklıyor; umulur ki şükredersiniz.
[976] Öncesiyle birlikte zımnen: İnsanın yeminle helâli haram kılması, Allah’ın eşyayı koyduğu yere müdâhaledir. Bu Allah’a rağmen bir yemindir ve keffaret gerektirir (Krş: 2:224-225). [977] İslâm’da yemin Allah adına edilir; başka şeyler adına edilen yeminin dinî bir geçerliliği yoktur. Adak ibadet olduğu için değil, Allah adına söz verildiği için kişinin boynuna borç olur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah, -kasıtsız olarak ağızınızdan çıkıveren yeminlerinizden değil- bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffareti (vebâlinden kurtulmanın çaresi) ailenize yedirdiğiniz yemeğin ortalamasından, on yoksulu yedirmek, yahut giydirmek veya bir köle azat etmektir, fakat kim bunları bulamazsa (gücü yetmezse) üç gün oruç tutması gerekir. İşte bu (hüküm bilerek) yaptığınız yeminlerinizin keffaretidir. (Ey iman edenler) Yeminlerinizi tutun! (Önce herşeye yemin etmeyin, ikinci olarak yemininizin şeklini iyi belleyin, ihmal ederek unutmayın, üçüncü olarak günah olmayan ve bir hayrı yasaklamayan yeminlerde gücünüz yettiği kadar sebat edip bozmayın, dördüncü olarak da, bozduğunuz takdirde keffaretini vererek yeminin şanını koruyun) İşte Allah ayetlerini size böyle açıklıyor, umulur ki (yerine getirir) şükredersiniz.
Osman Fırat
swap_vert close
Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah, size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah Teâlâ sizleri yeminlerinizdeki lağv sebebiyle muahaze etmez. Velâkin sizi (bile bile) aktettiğiniz yeminler ile muahaze eder. Bunun keffareti ise ailenize yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri doyurmak, veyahut giydirmek, yahut bir köle azad etmektir. Fakat kim bunları bulamazsa üç gün oruç tutar. İşte bu, yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffaretidir. Maahaza yeminlerinizi muhafaza ediniz. İşte Allah Teâlâ âyetlerini sizin için böylece beyan ediyor, tâ ki şükredesiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz, ama bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozarsanız onun keffâreti, çoluk çocuğunuza yedirdiğiniz orta halli yemek çeşidinden on fakir doyurmak, yahut on fakiri giydirmek veya bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır. Bunlara gücü yetmeyen kimse, üç gün oruç tutsun. İşte yemin ettiğinizde, yemin bozmanın keffareti budur. Yeminlerinize sahip çıkın. Allah işte size âyetlerini böyle açıklıyor, ta ki şükredesiniz.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah sizi, yeminlerinizdeki lağv(kasıtsız olarak yaptığınız yeminler)den ötürü sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sizi sorumlu tutar. Bu(geleceğe bağlı yemini bozma)nın keffareti: ailenize yedirdiğinizin orta derecesinden on fakiri yedir(ip doyur)mak, yahut onları giydirmek, ya da bir boyun(köley)i hürriyete kavuşturmaktır. Bunu bulamayan kimse, üç gün oruç tutsun. İşte yemin ettiğiniz zaman, yeminleriniz(i bozman)ın keffareti budur. yeminlerinizi koruyun. Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor ki, şükredesiniz.
(75) Keffâret: örtücü, affettirici bir fidye demektir. (76) Bunları yapamayan  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ sizi yemînlerinizde lağvınız sebebiyle muâhaze itmez [¹] ve lâkin kasd ile 'akd iylediğiniz yemînlerden muâhaze iyler. Bunun kefâreti, ehlinizi it'âm iylediğiniz şeylerin orta kısmından olarak on fakîri doyurmak veyâ giydirmek ve yâhud bir köle veyâ câriye âzâd itmekdir. Bunları bulamayan içün üç gün oruc tutmak vardır. Yemînlerinizde halef iderseniz bu kefâretidir. Yemînlerinizi muhâfaza idiniz. Allâh, ona şükür itmeniz içün âyâtını size bu sûretle beyân iyler.
[1] Bakara sûresinin 223ünci âyet notuna bak.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama yeminlerinizle bağladığınız şeylerden dolayı sorumlu tutar. Onun keffâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on çaresizi[*] doyurmak veya giydirmek ya da bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Bunları bulamayan üç gün oruç tutar. Bu, yemin bozmanın kefaretidir. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah, âyetlerini size böyle açıklar ki görevinizi yerine getiresiniz.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, sizi bilinçsiz olarak yaptığınız yeminlerden dolayı hesaba çekmez. Bilinçli olarak yaptığınız yeminlerden dolayı hesaba çeker. Yemininizi bozma karşılığı, kendi ailenize yedirdiğinizden on yoksulu doyurmaktır. Veya giydirmek ya da bir köleyi hürriyete kavuşturmaktır. Kim bunları bulamazsa üç gün oruç tutması gerekir. Bu, bozduğunuz yeminlerin kefaretidir. Yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah, ayetlerini işte böyle açıklıyor.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah sizi yeminlerinizdeki yanılmadan sorumlu tutmaz; fakat bilerek edip de sorumluluğu altına girdiğiniz yeminlerin hesabını sizden sorar.(23) Böyle bir yemini bozmanın kefareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisiyle on fakiri doyurmak veya giydirmek yahut bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunlara imkân bulamayan üç gün oruç tutar. İşte bu, bozduğunuz yeminlerin kefaretidir. Yeminlerinize sahip çıkın. Şükretmeniz için Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor.
(23) 2:224-225’e de bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah sizi yeminlerinizdeki boş lakırdıdan ötürü hesaba çekmez, ama bilinçli olarak gerçekleştirdiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutar. Böyle bir yeminin keffâreti, ailenize yedirmekte olduğunuzun orta derecesinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek, yahut da özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunlara imkân bulamayan üç gün oruç tutar. Yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size ayetlerini böyle açıklar ki şükredebilesiniz.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
dutmaz sizi Tañrı i'tibarsuz söz-ile andlaruñuz içinde velįkin dutar sizi anuñ da kim baġladuñuz anları pes anuñ yazuġını gidericisi yiyesi virmekdür on miskinlere ortasından anuñ kim yiyesi virürsiz ķavmuñuza ya'nį eger bunlara virür-ise her birine buçuķ śa' buġday vire eger yidürür-ise iki üyün yidüre yā ŧon anlaruñ ya'nį günlek yā iç ŧon yā āźād eylemek bir ādemį kim mülk ola. pes her kim bulmasa oruçdur üç günler. şol yazuġını gidericisidür andlaruñuzuñ ķaçan and içdüñüz. daħı śaķınuñ andlaruñuzı ancılayın bellü eyler Tañrı sizüñ içün āyeterini anuñ-içün kim siz şükr eyleyesiz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā size ‘aẕāb eylemez laġv idenler bile. Līkin ‘aẕāb eyler sizeandlar ‘azīmet eyleyüp ‘aḳd eylemek bile. Pes ol and keffāreti on miskīne yi‐mek yidürmekdür ortasından ehlüñüz yidürdü[gü]ñüz yimekden, yā anla‐ra ḳumāş eylemekdür, yā bir ḳul yā bir ḳırnaḳ āzād eylemekdür. Pes kimgüci yitmese üç gün oruç dutmaḳdur, oldur keffāreti andlaruñuzuñ. Ḳaçanand içseñüz daḫı ṣaḳlañuz, bozmañuz andlaruñuzı. Anuñ gibi beyān iderTañrı Ta‘ālā size āyetlerini illā kim şükr eyleyesiz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah sizi bilmədən (səhvən) içdiyiniz andlarınıza görə cəzalandırmaz (məzəmmət, sorğu-sual etnəz), lakin (bilə-bilə və ya qəsdən) içdiyiniz andları (pozmağa) görə cəzalandırar. Belə bir andın pozmağın kəffarəsi ailənizə yedirtdiyinizin orta hesabından on yoxsulu yedirdib doyurmaq, yaxud geyindirmək, yaxud da bir kölə azad etməkdir. Bunları etməyə imkanı olmayan şəxs üç gün (dalbadal) oruc tutmalıdır. Bu, içdiyiniz andların kəffarəsidir. Bununla belə, andlarınızı qoruyun (onları pozmaqdan çəkinin). Allah ayələrini sizə belə izah edir ki, bəlkə, şükür edəsiniz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah will not take you to task for that which is unintentional in your oaths, but He will take you to task for the oaths which ye swear in earnest. The expiation thereof is the feeding of ten of the needy with the average of that wherewith ye feed your own folk, or the clothing of them, or the liberation of a slave, and for him who findeth not (the wherewithal to do so) then a three day fast. This is the expiation of your oaths when ye have sworn; and keep your oaths. Thus Allah expoundeth unto you His revelations in order that ye may give thanks.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah will not call you to account for what is futile in your oaths,(792) but He will call you to account for your deliberate oaths: for expiation, feed ten indigent persons, on a scale of the average for the food of your families; or clothe them; or give a slave his freedom. If that is beyond your means, fast for three days. That is the expiation for the oaths ye have sworn. But keep to your oaths. Thus doth Allah make clear to you His signs, that ye may be grateful.
792 Vows of penance or abstention may sometimes be futile, or even stand in the way of really good or virtuous act. See 2:224-226, and notes. The general principles established are: (1) take no futile oaths; (2) use not Allah's name, literally or in intention, to fetter yourself against doing a lawful or good act; (3) keep to your solemn oaths to the utmost of your ability; (4) where you are unable to do so, expiate your failure by feeding or clothing the poor, or obtaining some one's freedom, or if you have not the means, by fasting. This is from a spiritual aspect. If any party suffers damage from your failure, compensation will be due, but that would be a question of law or equity.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَا يُؤَاخِذُكُمُ
sizi sorumlu tutmaz
اللّٰهُ
Allah
بِاللَّغْوِ
kasıtsız ile
ف۪ٓي اَيْمَانِكُمْ
yeminlerinizdeki
وَلٰكِنْ
lâkin
يُؤَاخِذُكُمْ
sizi sorumlu tutar
بِمَا
o şey se bebiyle ki
عَقَّدْتُمُ
bağladınız
الْاَيْمَانَۚ
yeminleri
فَكَفَّارَتُهُٓ
artık onun kefareti
اِطْعَامُ
doyurmaktır
عَشَرَةِ
on
مَسَاك۪ينَ
yoksulu
مِنْ اَوْسَطِ
orta hâllisinden
مَا
o şey- lerin ki
تُطْعِمُونَ
yediriyor-
sunuz
اَهْل۪يكُمْ
ailenize
اَوْ
veya
كِسْوَتُهُمْ
onları giy- dirmektir
اَوْ
yahut
تَحْر۪يرُ
azat etmektir
رَقَبَةٍۜ
bir köle
فَمَنْ
fakat kim
لَمْ يَجِدْ
bulamazsa
فَصِيَامُ
artık oruç tutmalıdır
ثَلٰثَةِ
üç
اَيَّامٍۜ
gün
ذٰلِكَ
işte budur
كَفَّارَةُ
kefareti
اَيْمَانِكُمْ
yeminlerinizin
اِذَا
o za- man ki
حَلَفْتُمْۜ
yemin ettiniz
وَاحْفَظُٓوا
ve muhafaza edin
اَيْمَانَكُمْۜ
yeminlerinizi
كَذٰلِكَ
işte böyle
يُبَيِّنُ
açıklar
اللّٰهُ
Allah
لَكُمْ
size
اٰيَاتِه۪
âyetlerini
لَعَلَّكُمْ
umulur
ki siz
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz
Allah sizi, kasıtsız (alışkanlıkla düşünmeden ağzınızdan çıkan) yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. Lâkin (düşünerek yaptığınız ve) sizi bağlayan yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun kefareti de ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hâllisinden on yoksulu doyurmak veya onları giydirmek yahut da bir köle azat etmektir. Fakat kim (bunları) bulamazsa üç gün oruç tutar. Yemin ettiğiniz (ve sonra onu bozduğunuz) takdirde yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi muhafaza ed(ip gereğini yerine getir)in. İşte, Allah size umulur ki şükredersiniz diye âyetleri böyle açıklar.
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اٰخَذَ
Fiil-III
ا خ ذ
Sorumlu tuttu, cezalandırdı, hesaba çekti, mesul tuttu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَغْو
İsim
ل غ و
boş söz, boş şeyler
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
اٰخَذَ
Fiil-III
ا خ ذ
Sorumlu tuttu, cezalandırdı, hesaba çekti, mesul tuttu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَقَّد
Fiil-II
ع ق د
Bağladı
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
كَفَّارَة
İsim
ك ف ر
Keffaret
اِطْعَام
Fiilimsi-IV
ط ع م
Doyurmak, yedirmek
عَشَرَة
İsim
ع ش ر
On (müennes)
مِسْكِين
İsim
س ك ن
Yoksul, fakir
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَوْسَط
İsim
و س ط
Orta hâlli, en makul olan
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَطْعَمَ
Fiil-IV
ط ع م
Yedirdi, doyurdu
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
كِسْوَت
İsim
ك س و
Giyecek elbise
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
تَحْرِير
Fiilimsi-II
ح ر ر
Azad etmek
رَقَبَة
İsim
ر ق ب
Esaret altında bulunan, köle, boyun
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
صِيَام
İsim
ص و م
Oruç tutma
ثَلٰثَة
İsim
ث ل ث
Üç
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
كَفَّارَة
İsim
ك ف ر
Keffaret
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
حَلَفَ
Fiil-I
ح ل ف
Yemin etti
حَفِظَ
Fiil-I
ح ف ظ
Korudu, muhafaza etti
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
بَيَّنَ
Fiil-II
ب ي ن
Açıkladı, beyan etti, gösterdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
شَكَرَ
Fiil-I
ش ك ر
Şükretti