Ey îmân edenler! Allah'ın size helâl kıldığı temiz şeyleri (kendinize) haramkılmayın ve haddi aşmayın! Şübhesiz ki Allah, haddi aşanları sevmez.(1)
(1)Bu âyet-i celîle, Hz. Ebû Bekir (ra) ve Hz. Ali (ra) ile sekiz sahâbî hakkında nâzil olmuştur. Bir gün Peygamber Efendimiz (asm)’ın ashâbına kıyâmetin hâllerinden bahsetmesi üzerine, bu zâtlar Osman b. Maz‘ûn (ra)’ın evinde toplanıp, geri kalan ömürlerini geceleri ibâdetle, gündüzleri oruçla ve yatağa yatmamak, et ve yağlı yemekler yememek, âilelerine yaklaşmamak ve dünyayı terk etmek üzere aralarında yemîn ettiler. Bu haber Peygamber (asm)’a ulaşınca onlara şöyle buyurdular: “Ben bununla emrolunmadım. İyi bilin ki nefsinizin üzerinizde hakkı vardır. Kâh oruçlu olun, kâh iftâr edin! Geceleyin bazen uyuyun, bazen de uyanık olun! Zîrâ ben de hem oruç tutar, hem yerim. Ben, et ve yağlı yemekler yer ve helâlim olan kadınlara yaklaşırım. Kim benim sünnetime sarılırsa, o bendendir. Kim de benim sünnetime sarılmazsa, o benden (kâmil ümmetimden) değildir.” (Celâleyn Şerhi, c. 2, 267)