De ki: Ey Kitap Ehli! Tevrat’ı, İncil’i (bunların içinde tahrif edilmemiş olan ilahi emirleri) ve size Rabbinizden indirilen (Kur’ân’daki hükümlerin)i, dosdoğru yerine getirmedikçe (inanıp sosyal hayatınızda uygulamadıkça) hiçbir şey (ciddi bir inanç ve sağlam bir temel) üzere değilsinizdir. (Ey Resulüm!) Oysa Rabbinden sana indirilen şey, (kin, düşmanlık, inat ve çekememezliklerinden ötürü) elbette onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artırır. O hâlde sen o (hakikati) inkâr (etmeye ısrar) eden topluluğa üzülme.*
(*) Yani, Allah’ın birliğini vurgulayan ve Peygamber Muhammed (s)’in gelişi ile ilgili gaybî haberlerle dolu olan Eski Ahid’in bütün diğer ilahî kaynaklı kitaplarına (Râzî). Bu ifade, Kitâb-ı Mukaddes’in bugünkü şekliyle birçok değişiklik ve tahrifata uğradığını vurgulayan mükerrer Kur’an’i beyanlar ile bağlantılı olarak değerlendirilmelidir. (M. Esed. Ayet Açıklaması) Bir kere, Yahudiler ve Hıristiyanlar kutsal kitaplarını koruma imkânı bulamamışlar, metinleri tahrife mâruz kalmıştı. Kaldı ki ellerinde kalan şekliyle dahi onları tam tamına uygulamıyorlardı.