De ki: Allah katında bir karşılık olarak bundan daha kötüsünü bildireyim mi? (Her türlü melanet, zulüm ve azgınlıkları sebebiyle) Allah’ın dışladığı ve azap ettiğidir o kimse! (Allah) onları (ruhen) maymunlar (gibi açgözlülükle ve düşünmeden taklitle yaşayanlar ve ruhen) domuzlar (gibi şehevî zevkleri için yaşayanlar) yaptığı ve tağuta (azgın, zalim, despot, diktatör ve tüm şeytani güç ve düzenlere) kulluk (kölelik) ettiği kimselerdir. İşte onlar (tağuta kulluk ve kölelilk edenler) mevkice daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış kimselerdir.*
(*) Aşağıdaki tefsir metinlerinde de geçtiği gibi ilk müfessirlerden Mücahid’e göre, burada Maymun ve domuz yapılmak biyolojik olarak değil, kinaye olarak karakteristik bir duruma işarettir. Yani “Maymunlaşma” taklit ve zilleti, “hınzırlaşma” alçaklık ve gazaba uğramayı temsil eder. Tağut ise; azgın, sapık, kötülük ve sapkınlık önderi, zorba, şeytan, put, put hane, kâhin, sihirbaz, Allah’ın hükümlerini tanımayan kişi, kurum, kuruluşlardır. Tâgut, hakkı tanımayıp azan ve sapan her kişiye ve her güce veya Allah’tan başka tanrı edinilen şeylere verilen addır. Azgın ve sapkın olması sebebiyle şeytana da tâgut denilmiştir. Kur’an-ı Kerîm’de tâgut kelimesi insanlar tarafından ilâh edinilmiş bütün bâtıl tanrıları; insanların Allah Teâlâ’ya isyan etmelerine sebep olan, görünür ve görünmez varlıkları; insanlık tarihi boyunca hakkı bâtıl, bâtılı hak gösteren kimselerdir. Âyetteki “kendilerinden maymunlar ve domuzlar yaptığı” ifadesinin gerçek bir dönüşmeye mi yoksa ahlâkî ve mânevî bir değişim ve bozulmaya mı işaret ettiği hususunda Kur’an’da herhangi bir açıklama yoktur. Ancak başta tâbiînin meşhurlarından Mücâhid olmak üzere bazı müfessirler bu tür ifadeleri, Allah’ın emir ve yasaklarını çiğneyen zalim, azgın ve günahkâr kimselerin mâruz kalacağı ahlâkî çöküntünün mecâzi bir anlatımı olarak yorumlamışlardır (Taberî, I, 332; Elmalılı, II, 1725; Reşîd Rızâ, I, 343-345; Ateş, I, 179; Muhammed Esed, I, 204) Yani bu değişimin şekli değil manevi olduğu, fiziki yapıları insan kalmakla birlikte duygularının maymunlaştığı, karakterlerinin değiştiği, tabiatlarının bozulduğu, bu sebeple de toplumdan dışlandıkları için rezil duruma düştükleri durumları anlatılmaktadır. قد روي عن مجاهد الذي تلقى التفسير عن ابن عباس أن المراد بمسخهم قردة وخنازير مسخ قلوبهم، فصاروا في نزواتهم، واستيلاء الشهوات على نفوسهم وعبثهم بكل مقدرات القيم الخلقية كالقردة، كما صاروا في قذارات نفوسهم، وتطلبهم للقذر من المكاسب كالخنازير إذا يطلبون القذارات يأكلونها، وتنمو أجسامهم عليها (تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل). وقد قال ابن كثير في تفسيره ما نصه عن مجاهد: فقلنا لهم كونوا قردة خاسئين فقال: مسخت قلوبهم، ولم يمسخوا قردة، (الجزء الأول من تفسير ابن كثير ص 105)