Ey îman edenler!¹ Namaza kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı mesh edin,² topuklarınıza kadar da ayaklarınızı (yıkayın.)³ Eğer cünüp iseniz hemen iyice temizlenin.⁴ Eğer hasta olmuşsanız veya yolcu iseniz yahut helâdan gelmişseniz ya da kadınlara yaklaşmış⁵ ve de su bulamamışsanız; temiz bir topraktan⁶ yüzlerinize ve ellerinize sürerek teyemmüm edin. (Bu emirlerle) Allah, size güçlük vermek istemeyip şükredesiniz diye sizi temizlemek ve size olan nîmetini tamamlamak istiyor.
1 Bu âyete teyemmüm âyeti denir. Bu âyet, Hz. Aişe (r.a)’nın gerdanlığını kaybettiği seferde geceleyin susuz bir mevkide abdest almak mümkün olamadığından dolayı nâzil olmuştur ve özellikle teyemmümü emretmektedir. (Buharî, Müslim) Zîrâ abdest, bu âyetten önce Mekke’de namazın farz kılınmasından beri vardı. Bu âyet nâzil oluncaya kadar Peygamberimiz abdest almadıkça asla konuşmaz ve selam almazdı. Esasen bu âyet, abdestin her ibâdet için değil, namaz için farz olduğunu açıklamak ve Peygamberimize bir ruhsat olarak indirilmiştir. Kur’an okumak için abdest konusunda Bk. (Vakıa: 79) 2 Sünnetteki uygulamaya göre başın saçlı kısmının en az dörtte birinin, bir defa mesh edilmesi farzdır. Âyette, kulaklarla ilgili hüküm yoktur. Ancak kulak başa dâhil olduğu için onun da aynı ıslaklıkla mesh edilmesinde bir mahzur yoktur. Peygamberimiz bu şekilde yapmıştır. (Kurtubî)3 Âyetteki (وَأَرْجُلَكُمْ) kelimesi, meşhur kıraatlerde mansub olarak okunur. Buna göre, çıplak ayakların yıkanması gerekir. Sünnetteki uygulama da böyledir. Hattâ Peygamberimiz, ayaklarını yıkarken topukları kuru kalan birisini: “vay, şu ökçelerin ateşten haline” diyerek tekrar yıkamasını emretmiştir. Ancak sünnetteki uygulamada ayağa giyilen mest ve çorap üzerine mesh etmek de vardır. Bu âyetin mecrur olarak okunması halinde ise ayakların mesh edileceği anlaşılır. Bu konudaki mezhepler arası görüş farklılıkları, fıkıh kitaplarında mevcuttur. Şunu da belirtelim ki; çıplak ayaklara meshi caiz görmek ayetin sonundaki (لِيُطَهِّرَكُمْ) ifadesine ters düşmektedir. Bir de buradaki murad sadece mesh olsa idi (اِلَى الْكَعْبَيْنِ) ifadesine lüzum kalmazdı. Hâsılı ayaklar hakkında yıkamak emri muhkem, mesh emri mücmeldir ve konu sünnet ile de beyan olunmuştur. Ancak bu âyetin, iki şekilde de anlaşılmaya müsâit olması, ayakların da mestli iken mesh edilebileceğine bir işaret olarak, düşünülebilir. Zîrâ el ve yüzün mesh edilmesi, mümkün değildir.4 Yani gusül abdesti alın. Bütün vücudunuzu yıkayın. (فَاطَّهَّرُوا) ifâdesinde mübalâğa bulunduğu için, vücudun mümkün olan her tarafını, ağız ve burun içlerine varıncaya kadar dikkatlice yıkamak farzdır. 5 Allahu Teâlâ’nın: “ya da kadınlara yaklaşmış ve de su bulamamışsanız” buyruğunda geçen “yaklaşma” (لَمْسٌ) için Ebû Ubeyde ve Abdullah b. Mes’ud, öpmek, lemstendir, İbnu Ömer de, cıma’dan daha aşağı bütün fiiller birer lems’tir demiştir. Zira âyet-i kerimenin baş tarafında cima’da bulunan kimseye ne gerektiği: “Eğer cünüp iseniz hemen iyice temizlenin” emri ile ifade edilmiştir. Şafii mezhebi imamları bu kanaati tercih ederek, kadına dokunan kimsenin abdestinin bozulacağı kanaatine varmışlardır. Abdullah b. Abbas ise: “Lems, cima’dan kinayedir” demiştir. Hanefi fukahası da bu görüşü kabul ederek, kadına dokunan kimsenin abdestinin bozulmayacağı kanaatine varmışlar ve burada emredilenin abdest değil, teyemmüm olduğunu, teyemmümün ise hem gusül abdesti hem de namaz abdesti yerine geçeceğini ifade etmişlerdir. (Kurtubi)6 Nisâ: 43. âyetten fazla olarak, bu âyette (مِنْهُ) ifâdesi bulunduğu için tercüme “temiz bir toprakla” değil de “temiz bir topraktan” şeklinde yapılmıştır. Bu ifâdeden dolayı, taş ve mermer türü olan şeylerle teyemmümün câiz olup olmayacağı hakkında ihtilâf vardır. Buna göre taş ile teyemmüm ruhsat, toprak ile teyemmüm ise, ihtiyattır. Bk. (Nisa: 43)