Ve siz (insanları) salâta (yalnız Allah’a yönelmeye, ona kulluk etmeye, namaz kılmaya, ibadet etmeye ve onun dinine destek olmaya) çağırdığınız (zaman) onu eğlence ve oyun edinirler. İşte bu onların kendi akıllarını kullanamayan bir toplum olmalarındandır. *
(*) Buradaki [salât] kelimesi, Allah’a yönelmek, namazı da içerecek şekilde bütün ibadetler, dinî faaliyetler ve desteklerdir. Bu nedenle buradaki çağrı ise sadece namaz için okunan ezan değildir. Bununla birlikte insanları yüce Allah’a iman etmeye, ona yönelip boyun eğmeye, yalnızca ona kulluk etmeye, onun dinine destek olmaya ve yüca Allah’ı anmaya davet etmektir. Yani öyle görünüyor ki, buradaki salât en genel anlamıyla “Allah’a / Allah’ın dinine/ destek ve yalnızca ona kulluk” mânasına gelmektedir. Ezan konusuna gelince; İlk ezan hicretten hemen sonra 622 yılında okunmuştur. Ezandan önce farklı yöntemlerle Müslümanlar namaza/ibadette çağrılıyordu. Sabit bir yöntemle namaza çağrı konusunda Hz. Peygamber bir istişare toplantısı yaptı. Bu toplantıda, çan çalınmasını, borazan kullanılmasını, ateş yakılmasını önerenler oldu ama Hz. Peygamber hiçbirisinden tatmin olmadı. Çünkü Çan’ı Hıristiyanlar, borazanı Yahudiler, Ateş’i Mecusiler kullanıyordu. Hazrec kabilesinden Abdullah b. Zeyd’in teklifiyle bugün olduğu gibi ezan okunmaya başlandı. İlk ezan Bilal-i Habeşi tarafından Mescid-i Nebevi’nin hemen yanındaki yüksek bir evin damından okunmuştur. (C. Külünkoğlu Meali 58. Ayet Açıklaması)