Ve kalplerinde hastalık olanların, [kendi kendilerine] “Şansımızın kötü gitmesinden korkuyoruz!” diyerek onların işine yarayan bir tavır sergilemekte yarıştıklarını ⁷⁴ görebilirsin. A-ma Allah, [müminler için] büyük bir başarı takdir ettiğinde yahut kendi planının ⁷⁵ [başka] bir tezahürünü gerçekleştirdiğinde o [kararsız]lar, kendi içlerinde gizlice barındırdıkları düşüncelerden dolayı vicdan azabı duymaya başlarlar.
74 Lafzen, “onlarla ilgili olarak birbirleri ile yarıştıklarını” -onlar zamiri, düşman Yahudi ve Hristiyanlara işaret eder. Çünkü, İslam toplumu içindeki münafıklar, onların hayat tarzlarını taklide çalışarak iyi niyetleri konusunda birbirleriyle yarışırlar.75 Lafzen, “Kendisinden...” Bazı müfessirler, bu cümlede geçen feth kelimesinin (lafzî anlamı, “zafer” veya “üstünlük”) Mekke’nin Müslümanlar tarafından fethedileceğine gaybî bir işaret olduğu görüşündedirler. Ancak bu varsayım doğru olamaz, çünkü bu surenin nüzulü sırasında Mekke zaten Müslümanların elindeydi. Bu nedenle feth terimi, burada açıkça ilk karşılığı olan “açma” anlamında kullanılmıştır -yani, başarı yolunun açılması. (Karş. Zemahşerî’nin Esâs’ında ve Tâcu’l-‘Arûs’ta zikredilen futiha ‘alâ fulân deyimsel ifadesi: “şunlar şanslı oldular” veya “başarılı oldular”.) “Kendi planının başka bir tezahürü”, gerçek müminler için hazırlanan başarıdan ayrı olarak muhtemelen münafıkların [karşılaşacağı] ilahî bir cezaya işaret olabilir.