close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâide Sûresi 48. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veenzelnâ ileyke-lkitâbe bilhakki musaddikan limâ beyne yedeyhi mine-lkitâbi ve muheyminen ‘aleyh(i)(s) fahkum beynehum bimâ enzela(A)llâhu velâ tettebi’ ehvâehum ‘ammâ câeke mine-lhakk(i)(c) likullin ce’alnâ minkum şir’aten ve minhâcâ(en)(c) velev şâa(A)llâhu lece’alekum ummeten vâhideten velâkin liyebluvekum fîmâ âtâkum(c) festebikû-lḣayrât(i)(c) ila(A)llâhi merci’ukum cemî’an feyunebbi-ukum bimâ kuntum fîhi taḣtelifûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve sana da, önceki kitabı gerçekleyen ve ona, emin bir tanık olan kitabı, gerçek olarak indirdik. Artık aralarında, Allah'ın indirdiğine göre hüküm ver ve sana gelen gerçekten dönüp onların isteklerine uyma. Sizden her birerinize bir şeriat, bir yol tayin ettik ve Allah dileseydi bir ümmet yapardı sizi, fakat size verdiği hükümler hususunda sizi sınamaktadır, siz de hayırlı işlerde yarışın artık ve hepinizin dönüp varacağı yer, Allah tapısıdır ve o, haklarında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Sana da, kendinden önceki kitap(ları) doğrulayan ve (onların iman ve ahlâk esaslarını ve amaçlarını) koruyan bu Kitabı (Kur’an’ı) Hakk olarak indirdik. Artık onların aralarında (ve her konuda sadece) Allah’ın indirdiği ile hükmet ve Sana gelen bu Hakk (ve adalet kuralların)dan ayrılıp sakın onların hevâ ve keyiflerine uyma! (Çünkü) Sizden her biriniz için (uygun) bir şeriat (hukuk kaideleri) ve bir minhac (sorunları çözüm yolu ve yöntemi) belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi(n hepinizi) tek bir ümmet yapardı; ancak (bu şekilde ayrılıp farklılaşmaya müsaade etmesi), verdikleriyle sizleri denemesi içindir. Artık hayırlı işlerde (ve iyiliklerde yardımlaşıp) yarış ediniz. Tümünüzün dönüşü Allah’adır. Hakkında ihtilaf edip çekiştiğiniz şeyleri (O size) haber verecek (ve gerçeği gösterecektir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve sana ey peygamber! Gerçekleri ortaya koyan bu kitabı; geçmiş vahiylerden geriye kalan doğruları tasdik edici ve önceki kitaplarda hangi doğruların bulunduğunu kontrol edip, gözetleyici olarak indirdik. Öyleyse ey peygamber! Geçmiş vahyin izleyicileri arasında, Allah'ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver ve sana gelmiş olan hakikatı terk ederek onların arzu ve heveslerine uyma. Biz, her bir toplum için farklı bir sistem ve farklı bir hayat tarzı belirledik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi bir tek topluluk yapardı. Ama size verdikleri konusunda, sizi denemek için ayrı ayrı toplumlar olarak yaratmıştır. O halde, hayır işlerinde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık Allah, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri size o kıyamette haber verecektir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sana da, içinde önceki kitaplara ait olanları tasdik eden, doğrulayan, yürürlükte kalan hükümlerini içeriğine dahil edip ko-ruyan, hakkı belirleyicilik vasfına sahip kitabı, Kur'ân'ı, gerekçeli, hikmete dayalı olarak, toplumda hakça düzeni gerçekleştir-men için indirdik. O halde ehl-i kitabın arasında Allah'ın indirdiği emir ve hükümleri esas alarak hüküm ver, icraat yap. Sana gelen hakça düzenin, İslâm'ın, şeriatın kurallarından, doğrudan, Kur'an'dan ayrılarak ehl-i kitabın arzu ve ihtiraslarına, bâtıla uyma. Biz sizden her biriniz için, her bir İslâm milleti için aralarında cüz'i farklılıklar olan şerîatlar ve sizi Hakka götüren yollar, usuller, programlar ortaya koymuştuk. Allah'ın sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, siz-leri, İslâm milletlerini aynı uygulamayı paylaşan bir tek millet yapardı. Fakat lütfundan size verdiği maddi manevî nimetler, imkânlar içinde sizi denemek istedi. Artık hayırlı hedeflere doğru, her iki dünyada da sizin için hayırlı olanda, Kur'an öğretmede, Kur'an ilkelerini yaşamada, uygulamada, Allah'ın emirlerini yerine getirmede yarışın. Hepiniz hesap vermek üzere Allah'ın huzuruna getirileceksiniz. Allah kasıtlı ihtilâf çıkarmaya, çarpıtmaya devam ettiğiniz konuları, birer birer ortaya koyarak sizi hesaba çekecektir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/41; 6/116; 11/118; 12/103; 16/36; 17/107-108; 21/25; 22/78; Tefsîru Ebüssuûd, 3/45-46.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sana da Kitab'ı, hak ile, kendinden önceki kitapları doğrulayıcı ve onların üzerine şahit olarak indirdik. Sen de onların aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen hakkı bırakıp da onların arzularına uyma. Sizin her biriniz için [9] bir şeriat ve bir yol belirledik. Allah dileseydi hepinizi tek bir ümmet yapardı. Ancak (bu) size verdikleri üzerinde sizi imtihan etmek içindir. Artık iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.
9.Değişik peygamberlerin tebliğlerine muhatap olan ümmetlerin her biri için.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden herbiriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey Rasûlüm, sana da bu hak kitabı (Kur'an'ı), kendinden önceki kitabları hem tasdikçi, hem onlar üzerine bir şâhid olarak indirdik. O halde sen, ehl-i kitab arasında Allah'ın sana gönderdiği hükümlerle hüküm ver; sana gelen bu hakdan ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme. Ey insanlar! Sizden her bir peygamber için, bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi tek şeriata bağlı bir ümmet yapardı. Fakat sizi, zamana göre size verdiği şeriat ölçüleri içinde imtihan edecek. O halde hayırlı işler yapmakta birbirinizle yarışın. Sonunda toptan dönüşünüz Allah'adır. O gün, din hakkında yaptığınız ihtilâfları Allah size haber verecektir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve sana da hak ve hakikat ile dolu, önündeki (semavi) kitapları doğrulayıcı ve koruyucu olarak Kur’anı (kitabı) indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdikleriyle hükmet. Sana gelen hak ve hakikatten vazgeçip onların heva ve heveslerine uyma. Sizden her birinize ayrı bir şeriat ve yol tayin etmişiz. Eğer Allah isteseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleri konusunda sizi denemek için (ayrı ayrı ümmetler kılmıştır.) Artık iyilik ve hayratta yarışın. Hepiniz Allah’a döneceksiniz. O sizin ihtilaf ettiğiniz konuların (hakikatini) size haber verecektir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sana da Kitap'tan onun yanında bulunanı doğrulayıcı ve onu denetleyip güvenirliğini sağlayıcı kitabı hak olarak indirdik. O halde, onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet; Hakk'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biri için bir yol ve bir yöntem, bir hukuk belirledik. Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye, öyle yapmamıştır. O halde hayırda yarışınız. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.[97]
[97] Kur’ân’ın görevleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VI, 42-52.  
Besim Atalay
swap_vert close
Önce gelen kitabı gerçekleyerek, onu tanık tutmak üzere hak olarak sana kitap indirdik, Allahın indirdiği şeyle, aralarında hüküm kılasın, uyarak onların havalarına, sana haktan gelen şeyden çevrilme, sizden her birinize bir şeriat, bir yol verdik, eğer Allah isteseydi, sizi bir tek ümmet yapardı, lâkin, size gelen şeyle, sınamak içindir, hayırlı işlere koşunuz hemen, hepinizin dönüşü yalnız Allaha, ayrılmış olduğunuz şeyi size bildirecektir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sana da (Ey resul!) senden önceki (İlahi) kitap(ların asılların)ı tasdik edici ve onlara gözcü/koruyucu olmak üzere Hakk olan Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. O halde (seni hakem seçtikleri taktirde) sen de Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet! Gerçek olan sana gelmişken onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat verdiği (farklı eğilimler, imkânlar, yetenekler) sizi denemesi içindir. O halde hayır işlerinde yarışın! Hepinizin dönüşü Allah'adır. O hakkında ayrılığa düştüğünüz (ihtilaf konusu yaptığınız) şeyleri size bildirecektir.
Din, insanlara, yaratılış gayesini ve varoluş hikmetini bildiren Allah tarafından konulmuş kanunların, direktiflerin bütünüdür. Dinle amaçlanan; hayata yön vermek ve gerçekçi bir yaşam biçimi belirlemektir. Allah’ın dine yüklediği misyon; yaratılış safiyetinden, fıtratından uzaklaşan insanların yaşam biçimlerini yeniden düzenlemek, onları yasalarla istikamet vermek ve onları koruma altına almaktır. Ayette geçen “şir’a” terimi “yol, mezhep, adet, metot” gibi anlamlara gelmektedir. Kur’an’da, bir topluluğun sosyal ve manevi refahı için gerekli olan sistemini göstermek için kullanılır. “Şir’a ile birlikte kullanılan “minhâc” kelimesi ise, genellikle soyut anlam taşıyan “açık yol”, yani bir “hayat tarzı, yaşam biçimi” manasına gelir. Ancak, bu iki kelime, yalnızca belli bir inanç sistemi ile ilgili kanunları değil, aynı zamanda Kur’an’a göre Allah’ın her peygamberi tarafından tebliğ edilen bütün değişmez, temel manevî hakikatleri de kapsayan din teriminden anlam olarak daha dar kapsamlıdır. Çünkü Peygamberler tarafından tesis edilen belli bir şeriat (hukuk sistemi) ve tavsiye edilen hayat biçimi (minhâc), zamanın ihtiyaçlarına ve her toplumun kültürel gelişmesine bağlı olarak değişir. İsra suresinin 17/84. ayetinde de belirtildiği gibi herkes farklı eğilimlere, yeteneklere, karaktere, yetiye sahiptir. İnsanlar, birbirlerinden farklı yapılarda yaratılmışlardır. Allah onlara doğru yolu ana sınırlarıyla göstermiş ve bu sınırlar içerisinde onları serbest bırakmıştır. Bugün için insanların temel kaynağı ve dayanağı Kur’an olmalıdır. Ancak hayat tarzları, Kur’an’la çizilen ilahı sınırların dışına taşmamak kaydıyla kültürel farklılıklara göre değişebilir. Bu açıdan bakıldığında din ile şeriati aynı kapsamda düşünmek doğru değildir. Yani Allah’ın dini insanlığı yarattığından beri sabit, şeriatı ise yaşanılan dönemin şartlarına göre değişkendir. O halde, Allah’ın dinini gözetme adına, tüm insanları aynı çatı altında birleştirmeye, her devirde şartlar değişmesine rağmen aynı uygulamayı dayatmaya ve tek merkezden yönetmeye kalkmak da doğru olmaz.  
Cemil Said
swap_vert close
Biz sana hakkı ihtivâ iden ve ândan evvelkileri tasdîk ve her tahrîfden vikâye iyleyen Kur’an’ı gönderdik, ânların hepsinin beynini sana inzâl itdiğimiz ahkâma nazaran fasl it, ânların hevâlarına uyarak sana bilhassa virilen ahkâmdan uzaklaşmakdan ictinâb iyle. Biz sizin hepinize bir şerî’at virdik. Bir hatt-ı hareket ta’yîn iyledik. Eğer Allâh istese idi sizin hepinizi bir ümmet yapar idi. Lâkin size virdiği ahkâma nasıl ri’âyet ideceklerini görmek istedi. Hayrâta doğrı koşmakda müsâbaka idiniz. Hepiniz Allâh’a rücû’ ideceksiniz. Sizin ihtilâfınızı o tenvîr (te’lîf) iyleyecekdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kuran'ı, önce gelen Kitap'ı tasdik ederek ve ona şahid olarak gerçekle sana indirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Resulüm!) Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları denetleyici olarak bu kitabı hak ile indirdik. Artık aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen bu gerçeği bırakıp da onların isteklerine uyma. Her birinize bir şeriat ve bir yol yöntem verdik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah size hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) gönderdik. Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet; sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma. (Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.  
 Allah’a inanmış, peygamberlere ümmet olmuş dünya insanları, farklı görüşler, politika ve menfaatler yüzünden birbiriyle uğraşacak, birbirini yiyecek yerde peygamberlerinin çağırdığı hayırlı hedeflere varma yolunda yarış içinde olmalıdırlar.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendinden önceki kitapları doğrulayan, onların yerine geçen bu kitabı, gerçekleri kapsayıcı olarak sana indirdik. ALLAH'ın sana indirdiğiyle aralarında hüküm ver. Sana gelen gerçekleri bırakıp onların hevesine uyma. Her biriniz için bir yasa ve yöntem belirledik. ALLAH dileseydi hepinizi bir tek toplum yapardı. Ancak, size verdikleriyle sizleri sınıyor. İyilikte yarışın. Hepinizin dönüşü ALLAH'adır. Ayrılığa düştüğünüz konuları size bildirecek.
48-50 Muhammed, Kuran'dan başka bir şeyle hüküm vermiyordu. Ne varki Buhari, Müslim, Ebu Davud, gibi cahiller, uydurdukları hadislerle Muhammed'i Kuran ile çelişip duran ikinci bir hüküm kaynağı haline getirmişler ve cahillik döneminden kalma hurafeleri islam dinine sokmuşlardır. Din, sadece Allah'ındır. Muhammed'in biricik görevi ise Allah'ın dinini insanlara iletmekti. Bak 6:19, 38, 114.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sana da bu hak kitabı indirdik, kitab cinsinden önünde olanı musaddık ve üzerine nigâhban hâkim olmak üzere, onun için sen de aralarında Allahın indirdiğiyle hukmet, bu sana gelen haktan ayrılıb da onların arzuları arkasından gitme, her biriniz için bir şir'a yaptık, bir de minhac, Allah dilese idi hepinizi bir tek ümmet kılardı, lâkin sizi her birinize verdiği şeyde imtihan edecek, o halde durmayın, hayırlara nelerde ıhtılâf ediyoridiğinizi haber verecektir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sana da, kendinden önceki (ilâhî) Kitâb (ların asılların) ı tasdik edici ve onların doğruluğuna şahit olmak üzere hak olan Kitâb’ı (Kur’ân’ı) vahyettik. O hâlde (ehl-i kitap seni aralarında bir hakem seçerlerse,) sen de aralarında Allah’ın vahyettiği (Kur’ân) ile hüküm ver ve sana gelen hakikat varken, onların (ehl-i kitabın kendi) hevâ ve heveslerine (göre vermiş oldukları hükümlere) uyma (dikkatli ol)! (Ey insanlar!) Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdiği (hükümler) ile sizi imtihân etmek (hanginizin daha güzel amel yapacağınızı sizin için ortaya çıkarmak ve böylece dünyada iken yaptıklarınıza, hesap gününde kendinizi şahit tutmak) için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü (hesap vermek üzere) Allah’ (ın manevi huzurun) adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri (n hakikatini) size haber verecektir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen¹ bu Kitap'ı hakk² olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına³ uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat⁴ ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor.5 O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.
1- “Müheymin/düzenleyen” sözcüğü; çarpıtılmış, tahrif edilmiş hakikatleri ve tevhid inancının gerçeğini ortaya koymak demektir. 2- Hakikat; gerçek doğruluk. Bir işin doğrusu. Gerçeklik. Gerçek olan. Doğru olan. Bir şeyin aslı ve esası. 3-Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı istekler, geçici tatminler. Sahip olunan olanakları imtiyaza dönüştürmek. Vahiy yerine din adamları sınıfınca uydurulan şeylere uymak. 4- İlahi yasalar bütünü. Gerçeğin kaynağına götüren yol. 5- Ki nasıl kimseler olduğunuz belli olsun.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) sana da hak olarak kitabı (Kur'ânı) — kendinden evvelki kitab (lar) ı tasdıyk edici (ve doğrultucu) ve ona karşı bir şâhid olmak üzere — gönderdik. O halde (bütün ehl-i kitab) aralarında Allahın (sana) indirdiği ile hükmet, sana gelen hakıykatden (dönüb de) onların hevâ (ve heves) lerine uyma. (Ey Musânın, İsânın, Muhammedin, ümmetleri) sizden her biriniz için bir şeriat, bir yol ta'yin etdik. Eğer Allah dileseydi (topunuzu bir şeriata tâbi) bir tek ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği (Muhtelif şeriatlar dâiresi) nde sizi imtihan etmek için (ayırdı.) öyle ise (hepiniz) hayırlı işlerde birbirinizle yarış edin. Zâten topunuzun en son dönüb gelişi Allâhadır. Artık O, hakkında ihtilâf etmekde olduğunuz şeyleri size (orada) haber verecekdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Sana da Kitâb'ı (Kur'ân'ı), kendinden önceki kitab(lar)ı tasdîk edici ve on(lar)a bir şâhid olarak hak ile indirdik; öyleyse onların (ehl-i kitâbın)arasında Allah'ın indirdiğiyle hüküm ver ve sana gelmiş olan haktan (dönerek) onların arzularına uyma! (Ey insanlar!) Sizden her biri(niz) için (her peygamberin devrine âid) bir şeriat ve bir yol kıldık.(1) Hâlbuki Allah dileseydi, elbette sizi (baştan beri bir din üzere) tek bir ümmet yapardı; fakat size verdiği şeylerle (muhtelif zamanlarda, muhtelif şeri atlarla) sizi imtihan etmek için (böyle yaptı); öyleyse hayırlı işlerde yarışın! Hep berâber dönüşünüz ancak Allah'adır; artık hakkında ihtilâfa düşmekte olduğunuz şeyleri size (O) bildirecektir.
(1)“Enbiyâ-yı sâlife (geçmiş peygamberler) zamânında, tabakāt-ı beşeriye (insanlık tabakaları)birbirinden çok uzak ve seciyeleri (ahlâkları) hem bir derece kaba, hem şiddetli ve efkârca ibtidâî (fikirleri basit) ve bedeviyete (göçebeliğe) yakın olduğundan, o zamandaki şeriatlar, onların hâline muvâfık bir tarzda ayrı ayrı gelmiştir. Hattâ bir kıt‘ada bir asırda, ayrı ayrı peygamberler ve şeriatlar bulunurmuş. Sonra âhir zaman peygamberinin gelmesiyle, insanlar güyâ ibtidâî (ilkokul) derecesinden, idâdiye (lise)derecesine terakkī ettiğinden (yükseldiğinden), çok inkılâbât ve ihtilâtât (değişiklikler ve karışıklıklar) ile akvâm-ı beşeriye (insan kâvimleri) bir tek ders alacak, bir tek muallimi dinleyecek, bir tek şeriatla amel edecek vaziyete geldiğinden, ayrı ayrı şeriata ihtiyaç kalmamıştır, ayrı ayrı muallime de lüzum görülmemiştir.” (Sözler, 27. Söz, 158)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Sana da (hakikatin ifadesi olan) bu kitabı (Kur’an’ı) geçmiş kitap(lar)dan (vahiyden) geriye kalan hakikatleri doğrulayıcı ve onların doğrusunu yanlışından ayırt edici olarak indirdik. O hâlde (seni hakem seçtikleri takdirde) sen de aralarında Allah’ın sana indirdiği hükümlerle hükmet ve (sakın) sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. (Ey insanlar!) Sizden her bir ümmet için bir şeriat (hukuk düzeni) ve bir yol (metot ve uygulama yöntemleri) önerdik. Ve eğer Allah isteseydi, elbette (size bahşettiği özgür iradenizi ellerinizden alarak zorlamak suretiyle) hepinizi tek (anlayış üzerinde) bir ümmet (tek bir şeriata bağlı) yapabilirdi. Fakat O (sizi, değişen ve gelişen şartlarda ilmî tekâmül kanununa tâbi tutarak,) her birinizi kendisine verdiği (Kitap’la) imtihan etmek için böyle ümmetlere ayırdı. Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. (Ey insanlar! Nihayet hesap vermek üzere) hepinizin dönüşü Allah’adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.*
(*) Din, insanlara, yaratılış gayesini ve varoluş hikmetini bildiren Allah tarafından konulmuş kanunların, direktiflerin bütünüdür. Dinle amaçlanan; hayata yön vermek ve gerçekçi bir yaşam biçimi belirlemektir. Allah’ın dine yüklediği misyon; yaratılış safiyetinden, fıtratından uzaklaşan insanların yaşam biçimlerini yeniden düzenlemek, onları yasalarla istikamet vermek ve onları koruma altına almaktır. Ayette geçen “şir’a” terimi Kur’an’da, bir topluluğun sosyal ve manevi refahı için gerekli olan sistemini göstermek için kullanılır. “Şir’a ile birlikte kullanılan “minhâc” kelimesi ise, genellikle soyut anlam taşıyan “açık yol”, yani bir “hayat tarzı, yaşam biçimi” manasına gelir. Ancak, bu iki kelime, yalnızca belli bir inanç sistemi ile ilgili kanunları değil, aynı zamanda Kur’an’a göre Allah’ın her peygamberi tarafından tebliğ edilen bütün değişmez, temel manevî hakikatleri de kapsayan din teriminden anlam olarak daha dar kapsamlıdır. Ayrıca ayette geçen’’Sizden her bir ümmet için, bir şeriat (hukuk düzeni) ve bir yol (metot/ uygulama yöntemleri) önerdik…’’ şeklindeki ifadeyle insanlığı tek hizaya tek çizgiye sokmaya çalışmanın/tek bir ümmet yapmanın Allah’ın iradesine uygun olmadığı anlatılıyor. Bu çaba isterse Hakk çaba olsun. Çünkü bu durumda imtihan gereği yüce Allah’ın İnsanoğluna bahşetmiş olduğu özgür iradesini tekrar elinden almak anlamına gelir. Bu durumda ise insanoğlu kendi iradesiyle hareket edemeyen bir robottan farkı kalmazdı… İsra suresinin 17/84. ayetinde de belirtildiği gibi herkes farklı eğilimlere, yeteneklere, karaktere, yetiye sahiptir. İnsanlar, birbirlerinden farklı yapılarda yaratılmışlardır. Allah onlara doğru yolu ana sınırlarıyla göstermiş ve bu sınırlar içerisinde onları serbest bırakmıştır. Bugün için insanların temel kaynağı ve dayanağı Kur’an olmalıdır. Ancak hayat tarzları, Kur’an’la çizilen ilahı sınırların dışına taşmamak kaydıyla kültürel farklılıklara göre değişebilir. Bu açıdan bakıldığında din ile şeriati aynı kapsamda düşünmek doğru değildir. Yani Allah’ın dini insanlığı yarattığından beri sabit, şeriatı ise yaşanılan dönemin şartlarına göre değişkendir. O hâlde, Allah’ın dinini gözetme adına, tüm insanları aynı çatı altında birleştirmeye, her devirde şartlar değişmesine rağmen aynı uygulamayı dayatmaya ve tek merkezden yönetmeye kalkmak da doğru olmaz. (C. Külünkoğlu -Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sana da kendinden önceki kitapları tasdik eden ve içinde, doğrularla yanlışları ayıran kitabı hak olarak indirdik. Onların arasında Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmet, sana kitapta belirtilen gerçekler geldikten sonra, onların arzularına uyma. Sizden her birine bir hukuk ve çıkış yoları var ettik. Allah dileseydi sizin hepinizi tek anlayış üzerinde (tek ümmet olarak) toplardı. Ancak Allah verdikleri ile sizi imtihan ediyor. O halde hayırlarda yarışın. Topluca dönüşünüz Allah’a olacak ve Allah aranızda ihtilaf ettiğiniz konularda, hükmünü o zaman verecektir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Biz sana da Kitap’ı doğru olarak, kendinden önce gelen Kitap’ı doğrulayıcı, onun için tanık olarak gönderdik. Öyleyse sende onların arasını Allah’ın bildirdiğine uygun olarak yargıla. Sakın sana gelen doğru Kitap’tan ayrılıp da onların dürtülerine uyma. Biz sizin herbiriniz için bir yol, bir yordam varettik. Eğer Allah dileseydi hepinizi bir tek topluluk yapardı. Ancak, Allah sizleri, verdiği bu yollar, yordamlar ile sınamak istedi. Öyleyse iyilik etmekte birbirinizle yarışın. Hepiniz de Allah’a döneceksiniz. Allah size üzerinde anlaşamadıklarınızı bildirecektir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sana da ellerindeki Kitabı tasdik ederek, üzerinden nigehban olarak [²] doğru olmak üzere Kitap inzal eyledik. Artık onlar arasında Allah/ın inzal ettiği ahkâm ile hükmet. Sana gelen doğru hükümden dönerek onların hevesatına uyma. Her biriniz için bir şeriat, bir açık yol yaptık, Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı. Fakat size verdiği muhtelif şeriatlarda sizi denemek için onu dilemedi. Haydi hayırlı işlere koşuşun. Hepinizin dönüşü yalnız Allah/adır. İşte orada ihtilâf ettiğiniz şeyleri O, size haber verecektir.
[2] Muharref olanı olmayandan ayırır surette.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Biz sana kendinden önce gelmiş olan kitab(lar)ı doğrulamak ve böylece onları da koruma altına almak [muheyminen]²¹ üzere, gerçeği bildiren Kitap’ı indirdik. O hâlde sen, onların arasında Allah’ın sana indirdiğine göre hükmet²² ve sakın sana gelen gerçekten uzaklaşarak, onların heva/keyif ve heveslerine/arzularına uyma! Sizin her birinize bir şeriat ve bir yol belirledik. Şayet Allah isteseydi sizin hepinizi bir tek topluluk [ummet] yapardı, fakat size verdikleriyle sizi sınamak için (böyle yaptı). Öyleyse hayır işlerinde koşunuz. (Unutmayınız ki) hepinizin dönüşü Allah’adır. O ayrılığa düştüğünüz şeyleri size haber verir.
21 Müheymin kelimesi koruma altına almak demektir. Buradan anlaşılan, Allah bütün eski gönderdiği kitap ve vahiyleri, Kur’an içinde koruma altına almıştır. İbrâhim’e, Musa’ya, İsa’ya ve diğer bütün peygamberlere ne vahyetmişse onlara şunu “vahyettik, dedik” diye zaten Kur’an’da tekrar bildiriyor. 22 Sadece hukuki anlamda değil, ahlaki ve itikadi anlamda da neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair hükümler var demektir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana da önceki kitabı tasdik eden ve onu kollayıp koruyan kitabı hak olarak indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, her biriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Sana da, daha önceki kutsal kitapları tasdik edici ve tahrif edilmiş, çarpıtılmış hükümlerini düzelterek onları hurâfelerden ayıklayan bir denetleyici olarak, hak ve hakîkati ortaya koyan ve doğrunun, gerçeğin ta kendisi olan bu Kitabı hak ile indirdik. Öyleyse, Allah’ın bu Kitapta indirdikleriyle insanların aralarında hükmet! Sakın sana gelen hakîkati bırakıp da, onların arzu ve heveslerine uyma! Şunu bil ki:Biz, bütün Peygamberleri ve ümmetlerini aynı inanç ve ahlâk kuralları etrafında birleşen bir tek ümmet yaptıysak da, ayrıntılı hukuk kuralları konusunda her biriniz için farklı bir yol ve yöntem belirledik. Eğer Allah dileseydi, bütün ümmetlere aynı şeriatı emrederek hepinizi tek tip bir toplum yapabilirdi fakat sizlere verdiği farklı imkânlar, yetenekler, eğilimler, nîmetler ve belâlar çerçevesinde sizi imtihân etmek için her ümmete, kendi ihtiyaçlarına, ortam ve şartlarına, kültürel gelişimine uygun farklı bir şeriat, farklı bir hukuk sistemi belirledi.O hâlde, dosdoğru hükümleri içinde barındıran bu Son Kitabın ışığında, en güzel toplumu oluşturmaya çalışın! İnkârcıların aldatıcı propagandalarına kulak asmadan, kendi yolunuzda kararlılıkla ilerleyin. En iyiyi, en güzeli ortaya koymak için çalışarak, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Unutmayın ki, hepiniz eninde sonunda Allah’ın huzuruna varacaksınız. O zaman Allah, anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda aranızda hükmünü verecektir!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kitap’tan ellerindekileri onaylayıcı ve onun üzerine gözetip koruyucu olmak üzere Kitab’ı sana Hakk ile indirdik. Allah’ın indirdikleriyle aralarında hüküm ver! Sana Hakk’tan gelen şeyden dolayı onların hevâlarına uyma! Sizden her biri için “tâli yol” ve “ana yol” belirledik. Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet yapardı; ama size verdikleriyle sizi denemek için Hayırlar’da yarışın! Topluca dönüşünüz Allah’adır. Size, ihtilaf ediyor olduğunuz şeyleri bildirir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili Resulüm! Biz sana Kuran’ı, bir denge aracı olarak indirdik. Çünkü Kuran mevcut kitapları tasdik etmekle beraber onlara egemen konumdadır. Artık insanlar arasında, Allah'ın emirleri doğrultusunda karar ver. Sana gelen Kuran gerçeğine rağmen sakın başkalarının keyfine göre hareket etme! Biz, her millet için ayrı bir yol ve yöntem belirledik. Allah isteseydi, sizi tek bir millet de yapardı. yapmadı, verdikleriyle sizi sınamak istedi, öyleyse birbirinizle hayırda yarışın. Hepiniz, sonunda Allah'a döneceksiniz. O da atışıp durduğunuz konuları size bir bir sayıp dökecek.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sana da Kur’an’ı gerçek olarak; önceki kitapları doğrulayıcı ve gözetici olarak gönderdik. Artık Allah’ın gönderdiği yasalarla aralarında hükmet! Sana gelen kitaptan ayrılıp onların arzularına uyma! Sizden her biriniz için aynı tevhidi ilkelere bağlı yasalar gönderdik. Dileseydik sizi tek yasaya uyan topluluk yapardık. Farklı zamanlarda farklı yasalar gönderdik ki; bakalım ne yapacaksınız? Yapmakta olduğumuz imtihanın nedenini anlayabilecek misiniz? Unutmayın ki size emrettiğimiz yasaların hepsi dinimiz İslam’a aitti. İslam adına gönderdiğimiz yasalar; sizi barışa, huzura, esenliğe götüren yasalardır. Öyle ise hepiniz Müslümanlar, Yahudiler, Hristiyanlar olarak, insanlığın dünya hayatındaki başlangıcından bu yana devam eden, İslam yasalarımız olan; barışa, esenliğe, huzura teslim olup iyilikler üzerine yarışın! Hepinizin dönüşü Allah’adır. Dünya hayatında hangi konuda anlaşmazlığa düştüyseniz Rabbiniz size gerçeğini açıklayacaktır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sana da daha önceki Kitabı(n aslını) doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak Kitabı (Kur’an’ı) bir amaç ile indirdik. Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet! Sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma! Hepiniz için bir kanun ve bir yol belirledik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı [*] fakat size verdiği imkânlarla sizi denemek için (böyle yaptı). [*] İyiliklerde yarışın! Hepinizin dönüşü yalnızca Allah’adır. (Allah) hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n içyüzünü) size bildirecektir.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:35, 107, 149; Yûnus 10:99; Hûd 11:118-119; Ra‘d 13:31; Nahl 16:9, 93; Secde 32:13; Şûrâ 42:8.,Kimlerin ne ile imtihan edileceği konusundaki temel öğreti Mâide 5:48’de “Fakat size verdiği imkânlarla sizi denemek için (böyle yaptı).” şeklinde belirlenmektedir. İmtihan edilecek oluşumuz elbette gerçektir; ancak herkese aynı soruların sorulacağını iddia etmek hatalıdır. Çünkü imtihanın insanlara verilen nimet ve imkânlar üzerinden gerçekleşeceği açık bir biçimde ifade edilmektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:233, 286; Nisâ 4:84; En‘âm 6:152, 165; A‘râf 7:42; Mü’minûn 23:62; Talâk 65:7.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Şüphesiz sana Biz, kendisinden önceki kitapları doğrultan ve onların (asıl hükümlerini) koruyan¹ bu kitabı gerçekleri açıklamak için indirdik. Öyleyse, onların aralarında sadece Allah’ın indirdiği ile hükmet ve sana gelen hak kitaptan saparak onların arzularına uyma. (Ey insanlar!) Biz her biriniz için (apayrı) birer şeri’at² ve bir minhac³ gönderdik. Eğer Allah dileseydi, kesinlikle sizi tek bir ümmet kılardı; fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse birbirinizle iyiliklerde yarışın. Çünkü hepinizin dönüşü Allah’a olacaktır ve O, (âhirette) hakkında anlaşamadığınız şeyler(in doğrusunu) size mutlaka açıklayacaktır.
1 Müheymin: Bir şey üzerine koruyucu ve kollayıcı olan demektir. Bu sıfat Kur’an için, Hz. Mûsa ve Hz. İsa’ya gönderilen Tevrât ve İncil’in hükümlerini koruması ve Yahûdî ve Hıristiyanların Tevrât ve İncil olduklarını söyledikleri kitapların doğrularını söylemesi sebebiyle kullanılmıştır.2 Şir’a: Sözlükte, ırmak veya her hangi bir su kaynağından su içmek veya almak için gidilen yol demektir. Bu da istiâre yoluyla; “Allah’ın bir toplum için gerekli olan hukuk sistemini göstermek için, kullarına Peygamberleri aracılığıyla gönderdiği ve onları hakka götüren yol, yani din”, anlamında kullanılır. Şir’a, şeriat şeklinde de kullanılmış olup aynı kökten geldikleri için ikisi de aynı anlama gelir. Mutasavvıflar; şir’anın dinin genel hükümleri yani şeriat, minhac’ın ise; şeriatın da üzerinde olan, dinin en mükemmel yaşayış biçimi (!) olan tarikatlar olduğunu söylemişler ve bir delil getirmeyip bunu kişilerin anlayışına bırakmışlardır. Bu; tamamen mesnetsiz ve keyfi bir yorumdan ve yeni bir din icat etmekten başka bir şey değildir. Bazı Müslüman görünmek zorunda olanların da; Allah’ın indirdikleriyle hükmetmemek için İslâm’la şeriat’ın ayrı şeyler olduğunu söylemeleri tenkite bile değmeyecek basitliktir.3 Minhâc: Açık yol, hayat biçimi, metot demektir. Yani “bütün şir’aları kapsayan genel bir cadde ve ilâhi metot” anlamında kullanılır. Her ümmete Peygamberleri tarafından getirilen hükümler, birer şir’a, bütün Peygamberlerin getirdiği ana din ilkeleri olan îman esasları ise minhac’tır. Buna göre; Hz. İsa’dan Hz. Muhammed’e kadar olan ümmetlerin şeriatı İncil’de, Hz. Muhammed’den kıyamete kadar gelecek ümmetlerin şeriatı da Kur’an’-dadır. Ve bütün bu şeriatların ortak inanç esasları ve metotları da yine Kur’an’dadır. Yani Kur’an, bütün dinlerin ve kitapların tüm hükümlerini ihtiva eden ve her ümmetin hayat tarzına rehber olacak şeriatlarını kapsayan gerçek minhac’tır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve sana, [ey Peygamber], hakikati ortaya koyan bu ilahî kelâmı, geçmiş vahiylerden bu/güne kalanı tasdik edici ve içinde hangi doğruların bulunduğunu belirleyici ⁶⁴ olarak indirdik. Öyleyse, [ey Peygamber,] geçmiş vahyin izleyicileri arasında Allah’ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver, ⁶⁵ ve sana gelmiş olan hakikati terk ederek onların mesnedsiz görüşlerine uyma. Biz, her biriniz için [farklı] bir sistem ve [farklı] bir hayat tarzı belirledik. ⁶⁶ Eğer Allah dileseydi, hepinizi bir tek topluluk yapardı: ama indirdikleri aracılığıyla sizi sınamak için [başka türlü diledi]. ⁶⁷ O halde hayırlı işlerde yarışın! Hepinizin dönüşü Allah’adır; o zaman Allah, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size gösterecektir. ⁶⁸
64 Muheymin ortacı, heymene, “[bir şeyi] gözetledi” veya “[onu] kontrol etti” rubâ‘î fiilinden türetilmiştir ve burada Kur’an’ı geçmiş kitaplarda neyin gerçek neyin gerçek dışı olduğuna karar vermenin belirleyici ölçüsü olarak tanımlamak için kullanılmıştır (bkz. Menâr VI, 410 vd.).65 Lafzen, “onlar arasında ... hüküm ver”. Bu, yalnızca hukukî ihtilaflar için değil, ama aynı zamanda ahlakî anlamda neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair hükümler için de geçerlidir (bkz. yukarıdaki not 55). Önceki ayette “İncil’in izleyicileri”nin ve baştaki pasajlarda da Tevrat’ın anılmasından açıkça anlaşılacağı gibi, burada sözü edilen halk hem Yahudiler hem de Hristiyanlardır.66 “Her biriniz için” ifadesi, insanlığı oluşturan çeşitli toplumları anlatır. Şir‘a yahut şerî‘a terimi, lafzî olarak, (insanların ve hayvanların yaşamaları için zorunlu olan su ihtiyacını karşıladıkları) “su kaynağına giden yol”u gösterir ve Kur’an’da bir topluluğun sosyal ve manevî refahı için gerekli olan bir hukuk sistemini göstermek için kullanılır. Diğer taraftan minhâc terimi, genellikle soyut anlam taşıyan “açık yol”, yani bir “hayat biçimi” anlamına gelir. Ancak, şir‘a ve minhâc terimleri, yalnızca belli bir inanç sistemi ile ilgili kanunları değil ama aynı zamanda Kur’an’a göre Allah’ın her peygamberi tarafından tebliğ edilen bütün değişmez, temel manevî hakikatleri de kapsayan dîn teriminden anlam olarak daha dar kapsamlıdır. Çünkü Peygamberler tarafından tesis edilen belli bir hukuk sistemi (şir‘a veya şerî‘a) ve tavsiye edilen hayat biçimi (minhâc), zamanın ihtiyaçlarına ve her toplumun kültürel gelişmesine bağlı olarak değişir. İşte bu “çoklukta birlik” Kur’an’da sıkça vurgulanmıştır (mesela, 2:148’in ilk ayeti, 21:92-93, yahut 23:52 vd.). Öğretilerinin evrensel geçerliliği ve metinsel değişmezliği ile Peygamber Muhammed (s)’in “hâtemu’l-enbiyâ’”, yani, peygamberlerin sonuncusu (bkz. 33:40) olması gerçeği nedeniyle, Kur’an, bütün vahiylerin zirvesini temsil eder ve ruhî/manevî tatminin en son, en mükemmel yolunu ortaya koyar. Ancak Kur’an mesajının bu benzersizliği, önceki inançların mensuplarını Allah’ın rahmetine ulaşmaktan alıkoymaz: çünkü -Kur’an’ın sıkça işaret ettiği gibi- onlar arasından Tek Allah’a ve Hesap Günü’ne (yani, bireyin ahlakî sorumluluğuna) katıksız biçimde inananlar ve erdemlice bir hayat yaşayanlar, “ne korkacak ne de üzüleceklerdir.”67 Yani, “kendinizi Allah’a teslim etme ve O’na itaat etme niyetinizi çeşitli bağlayıcı dinî kurallar aracılığıyla sınamak için” (Zemahşerî, Râzî), “ve böylece, ilahî kaynaklı evrim kanununa uygun biçimde sosyal ve manevî olarak gelişmenizi sağlamak için” (Menâr VI, 418 vd.).68 Lafzen, “ihtilaf ettiğiniz şeyleri size bildirir” (karş. sure 2, not 94). Böylece Kur’an, Allah’a inanan müslim ve gayrimüslim herkese, dinî uygulamalarındaki farklılıkların, onları karşılıklı düşmanlığa sürüklemek yerine “hayırlı işlerde birbirleriyle yarışma”ya yöneltmesi gerektiğini vurgulamaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz de sana, kendisinden önce gelen vahiylerden hakikatleri tasdik edici ve onlardaki doğruları yanlışlardan ayırt edici olarak bu Kuran’ı hak ile indirdik. O halde aralarında Allah’ın indirdikleri ile hükmet,1 hakikat sana geldikten sonra onların arzularına uyma,2 sizin her biriniz için bir şeriat ve yöntem belirledik. Eğer Allah dileseydi, sizin hepinizi tek bir ümmet yapardı.3 Fakat size verdikleriyle sizi denemek için.4 Öyleyse hayırlarda yarışın,5 sonunda dönüşünüz Allah’adır.6 Allah da size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri bir bir haber verecek.7, 14/105, 5/49 22/120-145, 5/49 316/93, 411/7, 67/2 5 2/148, 3/114 23/61, 624/64 7 18/49, 58/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sana da, hakikatin ifadesi olan bu Kitabı, geçmiş vahiyden geriye kalan hakikatleri doğrulayıcı ve onların doğrusunu yanlışından ayırt edici olarak gönderdik.[⁹³⁹] O hâlde artık onların aralarında Allah’ın indirdiklerine uygun olarak hüküm ver; sana gelen hakikati bırakarak onların keyfî yargılarına uyma! Sizden her biriniz için bir şeriat ve (onu) uygulama yöntemi belirledik.[⁹⁴⁰] Eğer Allah isteseydi, hepinizi tek bir topluluk yapardı; fakat size emanet ettikleriyle sizi sınamak için (öyle yapmadı): O hâlde hayırlarda birbirinizle yarışın![⁹⁴¹] Topyekûn dönüşünüz Allah’adır: işte o zaman Allah ihtilaf ettiğiniz şeyleri size bir bir haber verecektir.
[939] el-Muheymin (h-m-n’den; aslı mue’min) “Şahid olan, koruyan, şaibeyi gideren, problemi izale eden” anlamına gelir (Tâc ve Lisan). [940] Şir‘a bir şeyin başlangıç hâli, minhac ise gelişmiş hâlidir. Din tek, şeriat çoktur. Şeriat’la aynı kökten olan şir‘a kişiyi suyun kaynağına götüren yol anlamına gelir. Mecazen insanı hakikatin kaynağına götürdüğü için ilâhî yasalar bütününe şeriat denmiştir. Bu yol ataları taklide değil, kıyılarını döve döve akan gür bir ırmağın yatağına götürmelidir. O kutlu yatağa her nesil kendi ‘şimdi ve burada’sından çıkarak ulaşacaktır. Öncülerin yolun dikenlerine katlanma pahasına açtığı çığırı artçılar işlenmiş bir yola çevireceklerdir. Açılan ve açılacak olan bu tür patikaları meşru kılan tek şey, ucunun ana yol olan sırat-ı müstakim’e çıkmasıdır. [941] Zımnen: İddianızla değil isbatınızla gelin! Kur’an bütün ilâhî vahiylerin zirvesidir. Ruhî/mânevi arınmanın en son, en mükemmel yol ve yöntemini temsil eder. Kur’an, mesajının eşsizliğine rağmen, önceki vahiylerin mensuplarını Allah’ın rahmetinden dışlamaz. Onları ‘hayır yarışına’ çağırır. Allah’a, Hesap Günü’ne inanan ve sâlih amel işleyen herkesin mutlaka ödüllendirileceğini vurgular (2:62, 5:69). Bu yarışın zemini tüm şeriatların ortak ruhudur. Ne kadar tahrife uğramış olursa olsun, ilâhî mesajın ruhu ölmez. Eğer geçmiş vahiylerin temsilcileri inançlarında samimilerse, bu ruhu bulmak için tüm ilâhî vahiylerin zirvesini temsil eden Kur’an’a hakem olarak başvurmalıdırlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sana da hak olarak Kur'an'ı -kendinden önceki kitapları tasdik edici- ve müheymin olarak indirdik (¹) Artık sen onların (kitap ehlinin ve sairenin) aralarında, Allah indirdiği ile hükmet, (çünkü Kur'an diğer kitapların neshedilmemiş bütün hükümlerini ihtiva etmektedir.) Sana gelen haktan ayrılıp da, onların heva ve heveslerine uyma (Ey Musa'nın, İsa'nın ve Muhammed'in ümmetleri) Sizlerin herbirinize bir şir'a (Hak maksuda götürür özel bir yol) ve bir minhac (bütün o yolları içine alan bir cadde, açık bir yol) tayin ettik. (²) Eğer Allah dileseydi elbette sizleri bir tek ümmet kılardı! (Başlangıçta hepinizi bir din, bir şeriat üzere müttefik, o şeriatı nesh ve tahvilden beri kılardı.) Fakat (öyle yapmadı, vakit vakit Peygamberler gönderdi, sizleri evvelce başka şeriatlere tabi tuttu) size vermiş olduğu şeylerde (asırların durumuna uygun düşen muhtelif şer'i hükümlerde) sizi imtihan etmek için sizi tek ümmet, (ayni şeriate tabi) kılmadı! (En sonunda da diğer şeriatlerin esaslarını birleştiren ve kıyamete dek sürecek, Allah'ı bir tanıyan, Kitaplarını ve Peygamberlerinin hepsine iman etmeyi, "Amentü"nün esası sayan bir şeriat indirdi. Ey insanlar) Öyleyse hayır işlere koşunuz! (Salih ameller işleyiniz, bu doğru yolda, "Amentünün esaslarında" fikir ayrılığına düşmeyiniz.) Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri (gerçek yönlerini) sizlere haber verecektir.
(1) Kur'an, kendinden önceki kitapların koruyucusu ve kollayıcısıdır, onlardaki ayetleri doğrular, onları Allah'ın kelamı olarak kabul eder, fakat onlara sokulan tahriflere de işaret eder, hak ile hak olmayanları birbirinden ayırt eder. Kur'an ölçüdür, diğer kitaplar üzerinde tasdik ve teyidine baş vurulacak emin bir merci, bir koruyucu ve bir hak şahittir. (2) Şir'a, zamanların ve zeminlerin durumlarının değişmesiyle değişebilen dinin dalları, minhac da, daima sabit, açık ve devamlı olan dinin asıllarıdır ki, şir'a bunun şubeleri ve çeşitleri demektir. Her ümmetin mensup olduğu peygambere indirilen özel hükümler şir'a, Allah'a, peygamberlere, ahirete iman gibi, bunların hepsinin ortak ve birlik oldukları asılları da minhacdır. Bu iki durum dolayısıyladır ki, bazan peygamber ve şeriatların ihtilaf noktasını, bazan da "O size, dinden Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyetiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi -dini doğru tutmanız ve onda ayrılığa düşmeyesiniz diye -şeriat yaptı’’- Şura/13- ayeti gibi ittifak noktasını belirten ayetler görürüz. Bu ayet bize gösteriyor ki, geçmiş ve şimdiki ümmetlerden çeşitli ümmetlere, nefsani arzularına uymamaları için önce hallerine uygun birer şir'a ve minhac verilmiştir, mesela Hz. Musa'dan İsa'nın gönderilmesine kadar olan ümmetin şir'ası Tevrat'ta ve İsa'nın gönderilmesinden Muhammed Aleyhisselam'ın gönderilmesine kadar olan ümmetin şir’ası İncil'de, Muhammed Aleyhisselam'ın gönderilmesinden itibaren mevcut olan ümmetin şir'ası da Kur'an'dadır ve bütün bu şir'alarm birlik ve sona erici oldukları bir külli minhacı (yolu) vardır ki, bunda hepsi müşterektir ve bu Kur'an'dadır.  
Osman Fırat
swap_vert close
Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak kitabı (Kur’an’ı) gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allâh’ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri’at ve bir yol belirledik. Allâh isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdiğ(i ni’met) ler(i) içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah’adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyler(in hakikatin)i haber verecektir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sana kitabı hak olarak indirdik, kendisinden evvelki (semavî) kitabı tasdik edici ve üzerine bir muhafız olmak üzere. Artık aralarında Allah Teâlâ'nın indirmiş olduğu (ahkâm) ile hükmet. Ve sana gelen haktan (ayrılıp da) onların hevâlarına tâbi olma. Sizden herbiriniz için (vaktiyle) bir şeriat, bir açık yol kılmıştık. Ve eğer Allah Teâlâ dilese idi elbette sizleri bir ümmet kılmış olurdu. Fakat size vermiş olduğu şeylerde sizi imtihan etmek için (bir ümmet kılmadı). Artık hayırlı işlere koşunuz. Nihâyet cümleten dönüşünüz Allah Teâlâyadır. Binaenaleyh nelerde ihtilaf etmiş olduğunuzu O size haber verecektir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sana da, daha önceki kitapları, hem tasdik edici, hem de onları denetleyici olarak bu kitabı, gerçeğin ta kendisi olarak indirdik. O halde bütün Ehl-i kitabın aralarında, Allah'ın sana indirdiği ile hükmet, sana gelen bu hakikati terkedip de onların keyiflerine uyma! Her biriniz için bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı. Fakat O, size verdiği farklı şeriatlar dairesinde sizi imtihan etmek istediği için ayrı ayrı ümmetler yaptı. Öyleyse durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın! Zaten hepinizin dönüşü Allah'a olacak, O da hakkında ihtilâf ettiğiniz şeyleri size tek tek bildirecektir. (haklıyı haksızı iyice belli edecektir). [2, 41; 11, 118; 17, 107-108; 21, 25; 16, 36; 6, 116; 12, 103]
Müheymin: Öbür kitaplar üzerinde denetleyici, kontrolcü, şahit demektir. Kur’ân önceki kitaplar bakımından tasdikine başvurulacak bir merci olacaktır. Kur’ân’dan önce her millete ayrı hidâyet, ayrı şeriat verilmişti. Kur’ân ile bütün hidâyet yolları birleşti; her devrin, her milletin ihtiyacı giderildi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sana da kendinden önceki Kitabı doğrulayıcı ve onu kollayıp koruyucu olarak Kitabı gerçekle indirdik. Artık onların aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen gerçekten ayrılıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biriniz için bir şeri'atve bir yol belirledik. Allah isteseydi, hepinizi bir tek ümmet yapardı, fakat size verdiğ(i ni'met)ler(i) içinde sizi sınamak istedi. Öyleyse hayır işlerine koşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa düştüğünüz şeyler(in hakikatin)i haber verecektir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Biz sana, kendinden evvel gelen kitâbları tasdîk iden ve onlar üzerine emîn ve gözci bulunan Kur'ân'ı hak olarak indirdik. Halk arasında Allâh'ın indirdiği ile hükm it. Sana gelen hak ve doğrıdan inhirâf ile onların (Yehûd'un) hevâ ve heveslerine tâbi' olma. Ey İnsânlar! Sizden her biriniz içün bir şerî'at, bir meslek-i mahsûs kıldık. Eğer Allâh murâd itse sizi bir tek millet kılardı. Lâkin sizi imtihân içün muhtelif ümmetler kıldı. Hayırlarda müsâbaka idiniz. (Hayır işlerde birbirinizle yarışınız). Cümlenizin merci'i (nihâyet gideceği yer) Allâh Te'âlâ'dır. Cenâb-ı Hak da ihtilâf iylediğiniz şeylerde size doğrıyı beyân ider ve bildirir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Gerçekleri içeren bu Kitabı sana, önceki Kitapları onaylayıcı ve koruyucu özellikte indirdik. O halde aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Sana gelen doğruları bırakıp onların arzularına uyma. Her birinize bir şeriat (kitap) ve bir yöntem (hikmet) verdik[1]. Allah sizi tek bir toplum (tek bir nebînin ümmeti) yapmayı tercih etseydi yapardı. Oysa verdiği şeylerle sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek için (böyle yaptı). Öyleyse (tartışma yerine[2]) iyi işlerde yarışın. Tekrar hayata dönünce hep birlikte Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. O, anlaşmazlığa düştüğünüz konuları size bildirecektir.
[1] "Allah nebîlerinden kesin söz aldığında şöyle demişti: "Size Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı onaylayan bir elçi (bir kitap) gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü (ısr#) yüklendiniz mi?". Onlar: "Kabul ettik" demişlerdi. Allah: "Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim" demişti. Bundan sonra sözünden dönenler, yoldan çıkmış olurlar." (Al-i İmran 3/81-82) [2] "Gerçek, senin Rabbinden gelendir. Sakın tartışmaya girenlerden olma! Herkesin bir hedefi olur ve ona yönelir. (tartışma yerine) İyi işlerde yarışın. Nerede olursanız olun, Allah sizi bir araya getirecektir. Her şeye bir ölçü koyan Allah'tır." (Bakara 2/147-148)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kur'an'ı sana, önce gelen kitabı doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak hak ile indirdik. Allah'ın indirdikleri ile aralarında hükmet, hak olan sana geldikten sonra onların arzularına uyma, sizin her biriniz için bir yol ve gidişat belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat, size verdikleriyle sizi denemek için ( bu haldesiniz) öyleyse hayırlarda yarışın. Dönüşünüz Allah'adır. Allah, size hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri bildirecektir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sana da, ondan önceki kitapları tasdik edici ve onları gözetici olarak kitabı hak ile indirdik. Onun için, sen de Allah'ın indirdiğiyle hükmet; sana gelmiş olan haktan sonra artık onların heveslerine uyma. Herbiriniz için Biz bir şeriat ve bir yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ancak verdikleriyle sizi sınamak için ümmetlere ayırmıştır; siz de hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır; anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri O size bildirecektir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik. Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden her biri için bir yol/şerîat ve bir yöntem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı indürdük senüñ dapa kitāb’ı girtülig-ile girçek dutıcı-y-iken anı kim ileyindedür kitābdan daħı doġru ŧañuķ-iken anuñ üzere. pes hükm eyle aralarında anuñ-ile kim indürdi Tañrı. daħı uyma nefsleri dilegine andan kim geldi saña ḥaķdan ya'nį ḥaķdan meyl eyleyüp. her biregünüñ ķılduķ sizden şerį'at daħı yol. daħı eger dilesedi Tañrı kıla- dı sizi bir ümmet ya'nį bir din üzere velįkin tā śınaya sizi anuñ içinde kim virdi size. önürdişüñ eyü işlere [57b] Tañrı dapadur dönecek yirüñüz hep. pes ħaber vire size anı kim olduñuz anuñ içinde dartışursız.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı indürdük saña Ḳur’ānı ḥaḳḳ‐ıla girçekleyici‐ken ileyince kitābları ḥükmlerini ṣaḳlayıcı‐ken. Pes ḥükm eyle ortalarında Tañrı Ta‘ālā indür[dü]gikitābı ki daḫı uyma anlaruñ hevāsına. Ol ḥaḳ ḥükmden ṣoñra ki geldi saña,her ṭāyifeye ḳılduḳ sizden şerī‘at, daḫı doġru yol. Eger dilese‐y‐di TañrıTa‘ālā sizi bir ümmet ḳılurdı sizi ṣınamaġ‐ıçun size virdügi nesneden. Tiz‐ledüñüz ḫayr işleri işlemegin. Tañrı Ta‘ālāyadur barçañuzuñ dönmegi. Ḫabervirür size ol nesneyi kim çekişürdi‐siz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Biz (Qur’anı) sənə haqq olaraq, özündən əvvəlki kitabı (bütün ilahi kitbları) təsdiq edən və onu qoruyan (və ya onların doğruluğuna şahid) olaraq endirdik. Sən onların arasında Allahın nazil etdiyi (Qur’an) ilə hökm et. Sənə gələn haqdan ayrılıb onların nəfslərinin istədiyinə uyma. Sizin hər biriniz üçün bir şəriət və bir yol tə’yin etdik. Əgər Allah istədiyi, sizi (eyni şəriətə tabe) vahid bir ümmət edərdi. Lakin bu (müxtəliflik) Allahın verdikləri ilə sizi imtahan etməsi üçündür. Elə isə yaxşı işlər görməkdə bir-birinizi ötməyə çalışın (bir-birinizlə yarışın). Hamınızın axır dönüşü Allahadır. (Allah) aranızda ixtilaf doğuran məsələlər barəsində sizə xəbər verəcəkdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And unto thee have We revealed the Scripture with the truth, confirming whatever Scripture was before it, and a watcher over it. So judge between them by that which Allah hath revealed, and follow not their desires away from the truth which hath come unto thee. For each We have appointed a divine law and a traced out way. Had Allah willed He could have made you one community. But that He may try you by that which He hath given you (He hath made you as ye are). So vie one with another in good works. Unto Allah ye will all return, and He will then inform you of that wherein ye differ.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
To thee We sent the Scripture in truth, confirming the scripture that came before it, and guarding it(759) in safety: so judge between them by what Allah hath revealed, and follow not their vain desires, diverging from the Truth that hath come to thee. To each among you have we prescribed a law and an open way.(760) If Allah had so willed, He would have made you(761) a single people, but (His plan is) to test you in what He hath given you: so strive as in a race in all virtues. The goal of you all is to Allah. it is He that will show you the truth of the matters in which ye dispute;(762)
759 After the corruption of the older revelations, the Qur'an comes with a twofold purpose: (1) to confirm the true and original Message, and (2) to guard it, or act as a check to its interpretation. The Arabic word Mukaymin is very comprehensive in meaning. It means one who safeguards, watches over, stands witness, preserves, and upholds. The Qur'an safeguards "the Book", for it has preserved within it the teachings of all the former Books. It watches over these Books in the sense that it will not let their true teachings to be lost. It supports and upholds these Books in the sense that it corroborates the Word of Allah which has remained intact in them. It stands as a witness because it bears testimony to the Word of Allah contained in these Books and helps to sort it out from the interpretations and commentaries of the people which were mixed with it; what is confirmed by the Qur'an is the Word of Allah and what is against it is that of the people, (Cf. 59:23). (R). 760 Law; shir'ah= rules of practical conduct. Open Way: Minhaj= the finer things which are above the law, but which are yet available to everyone, like a sort of open highway. The light in verses 44 and 46 above, I understand to be something in the still higher regions of the spirit, which is common to mankind, though laws and rules may take different forms among different Peoples. 761 By origin mankind were a single people or nation: 4:1, and 2:213. That being so, Allah could have kept us all alike, with one language, one kind of disposition, and one set of physical conditions (including climate) to live in. But in His wisdom, He gives us diversity in these things, not only at any given time, but in different periods and ages. This tests our capacity for Unity (Wahdaniyah) still more, and accentuates the need of Unity and Islam. 762 Men are wont to make conflicting claims regarding Allah, the ultimate destiny of man, and other questions of vital importance. No matter how vehement and eloquent the proponents of false doctrines might be, their efforts will prove fruitless and it will be indisputably clear on the Day of Judgement as to who entertained false notions and who cherished the truth. (Eds.).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاَنْزَلْـنَٓا
ve indirdik
اِلَيْكَ
sana
الْكِتَابَ
Kitâb'ı
بِالْحَقِّ
hak ile
مُصَدِّقاً
tasdik edi- ci olarak
لِمَا
o şeyi ki
بَيْنَ يَدَيْهِ
önündedir
مِنَ الْكِتَابِ
kitaptan
وَمُهَيْمِناً
ve bir gözetleyici
عَلَيْهِ
onu
فَاحْكُمْ
o hâlde hükmet
بَيْنَهُمْ
aralarında
بِمَٓا
o şey- le ki
اَنْزَلَ
indirdi
اللّٰهُ
Allah
وَلَا تَتَّبِعْ
ve tabi olma
اَهْوَٓاءَهُمْ
onların hevâlarına
عَمَّا
o şey- den ki
جَٓاءَكَ
sana geldi
مِنَ الْحَقِّۜ
haktan
لِكُلٍّ
her biri için
جَعَلْنَا
kıldık
مِنْكُمْ
sizden
شِرْعَةً
bir şeriat
وَمِنْهَاجاًۜ
ve bir yol
وَلَوْ
ve eğer
شَٓاءَ
dileseydi
اللّٰهُ
Allah
لَجَعَلَكُمْ
elbette sizi kılardı
اُمَّةً
bir ümmet
وَاحِدَةً
tek
وَلٰكِنْ
fakat
لِيَبْلُوَكُمْ
sizi imtihan etmek için
ف۪ي مَٓا
o şeylerde ki
اٰتٰيكُمْ
size verdi
فَاسْتَبِقُوا
öyleyse yarışın
الْخَيْرَاتِۜ
hayırlarda
اِلَى اللّٰهِ
Allah'adır
مَرْجِعُكُمْ
dönüşünüz
جَم۪يعاً
hep beraber
فَيُنَبِّئُكُمْ
ve size haber verecektir
بِمَا
o şey- leri ki
كُنْتُمْ
idiniz
ف۪يهِ
hak- kında
تَخْتَلِفُونَۙ
ihtilafa düşü- yorsununz
(Resulüm!) Sana da kendinden önceki kitab(lar)ı tasdik edici ve on(lar)ı gözetleyici olmak üzere bu Kitâb'ı hak olarak indirdik. O hâlde (sen), onların arasında Allah'ın (sana) indirdiği (bu Kur'ân) ile hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların hevâlarına (nefsani arzu ve isteklerine) tabi olma! (Ey insanlar! Biz gönderdiğimiz her nebî ile) Sizden her biriniz için (o devre ait) bir şeriat ve bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi sizi bir tek (şeriat ve yol üzerinde bulunan bir) ümmet yapardı; fakat size verdiği (farklı şeriat ve yollar)la sizi imtihan etmek için (böyle yaptı). Öyleyse hayır işlerinde yarışın! (Unutmayın!) Sonunda hepinizin dönüşü Allah'adır ve (O) ihtilafa düştüğünüz şeyleri(n iç yüzünü) size haber verecektir.
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
مُصَدِّق
Etken fiil-II
ص د ق
Tasdik edici, doğrulayıcı, tasdik eden
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
يَد
İsim
ي د ي
El
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مُهَيْمِن
Etken fiil-II
ه م ن
Muheymin (Allah'ın ismi, esmasıdır. Bütün varlığı kontrolü altında tutan ve kulunu gözetip gözetleyen demektir), gözetleyici
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حَكَمَ
Fiil-I
ح ك م
Hüküm verdi, hükmetti
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْزَلَ
Fiil-IV
ن ز ل
İndirdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اَهْوَٓاء
İsim
ه و ي
Hevâlar
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
شِرْعَة
İsim
ش ر ع
Şeriat
مِنْهَاج
İsim
ن ه ج
Bir yol
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
وَاحِدَة
İsim
و ح د
Bir, tek
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
بَلٰى
Fiil-I
ب ل و
İmtihan etti, denedi, test etti, bela verdi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
اِسْتَبَقَ
Fiil-VIII
س ب ق
Yarıştı, yarış etti, koşuştu
خَيْرَات
İsim
خ ي ر
Hayırlar
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَرْجِع
İsim
ر ج ع
Dönüş
جَمِيع
İsim
ج م ع
Bir araya gelenler, topyekün, cemaat,topluluk
نَبَّاَ
Fiil-II
ن ب ا
Haber verdi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اِخْتَلَفَ
Fiil-VIII
خ ل ف
İhtilafa düştü, ayrılığa düştü