İncil’e inananlar da, Allah’ın onda indirdikleriyle hükmetsinler.[⁹³⁷] Zira her kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar fâsıkların ta kendileridir.[⁹³⁸]
[937] Krş: “Hâkimiyetin gelsin! Senin otoriten gökte olduğu gibi yerde de egemen olacak!” (Matta 6:10).
[938] Zımnen: Herkes inandığı değerlere uygun yaşasın ve o değerlerle yargılansın. Zira hayata müdahil olmayan iman ölü bir imandır. Bu pasajın muhataplarının Yahudiler olduğunu söyleyen birine, “Kur’an’ın tercümanı” lakaplı sahabi İbn Abbas şöyle çıkışır: “Siz ne de iyisiniz ya! Ne yani; iyi-güzel olan her şey size, kötü-çirkin olan her şey Yahudilere mi? Sizden kim inkâr ederse kâfir, inandığı hâlde hükmetmezse fâsık, Allah’ın hükmü dururken başkasıyla hükmederse zalim olur” (Keşşaf I, 341). İbn Abbas’ın bu hükmünü daha da açacak olursak: Allah’a ait olduğu kesin olan ve yoruma açık olmayan muhkem bir hükmü uygulamayan kişi, eğer meşru bir mazereti yoksa fâsıktır, günahkârdır. Allah’ın muhkem bir hükmü dururken o hükmün yerine karşıt bir hükmü geçiren kimse hakikati yerinden ettiği için zalimdir. Allah’ın hükmünü inkâr eden, onun kaynağına ve doğruluğuna inanmayan kimse ise inkârından dolayı kâfir olur. İbn Abbas’ın bu hükmü aynı zamanda bu âyetlerin en güzel tefsiri mahiyetindedir. Kural gereği, bir âyetin özel sebeplerle inmiş olması, o âyetin hükmünün genelliğine mani değildir. Pasajın sonundaki 48-50. âyetler dikkate alındığında, bu âyetlerin Müslümanlara hitap ettiği daha iyi anlaşılır. Verilen mesaj açıktır: ‘Ey Ümmet-i Muhammed! Musa ve İsa ümmetleri gibi Yahudileşmeyin ve Hıristiyanlaşmayın!’ Bu pasaj, insanın hüküm verme yeteneğini yok sayacak biçimde anlaşılamaz. İnsanı, muhakeme, akıl, irade ve bilinç gibi hükmedecek araçlarla donatarak ona hükmetme yeteneği vermesi, Allah’ın en büyük hükmüdür. İnsandan istenen kendisine emanet edilen bu araçları kullanmaması değil, hüküm verirken âdil hüküm vermesidir. Zaten bunu Kur’an açıkça söyler: “(Allah) insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman, adâletle hüküm vermenizi emrediyor” (4:58). İnsanın hüküm verme yeteneğini toptan inkârın tarihi örneği Hariciler, bu gerekçeyle insanların dinden döndüğüne hükmederek, kendi kendileriyle çelişkiye düşmüşlerdi. Verilebilecek en kötü hükmü vererek, Allah’ın bahşettiği hükmetme yeteneğini en kötü bir biçimde istismar etmişler ve bütün bunları yaparken de garip bir biçimde “hüküm yalnızca Allah’a aittir” (6:57) âyetine dayanmışlardı.