close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâide Sûresi 36. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne-lleżîne keferû lev enne lehum mâ fî-l-ardi cemî’an vemiślehu me’ahu liyeftedû bihi min ‘ażâbi yevmi-lkiyâmeti mâ tukubbile minhum(s) velehum ‘ażâbun elîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kafir olanlar, yeryüzünde ne varsa hepsine, hatta bir misli fazlasına sahip olsalar da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini verseler gene makbule geçmez ve onlara pek elemli bir azap vardır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Gerçek şu ki inkâr edenler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bunları da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine onlardan kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap hazırlanıvermiştir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şüphesiz Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler, kıyamet günündeki azaptan kurtulmak için, yeryüzündeki herşeyi ve onun bir benzerini daha fidye olarak vermek isteseler, kabul edilmeyecektir. Çünkü, şiddetli bir azap bekler onları.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, yeryüzündeki servetlerin ve imkânların hepsine sahip olsalar, bunun yanında bir o kadar daha varlıkları olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler, onların teklif edeceği hiçbir fidye kabul edilmez. Onlara can yakıp inleten, müthiş bir azap vardır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 10/54; 13/18; 39/47; 70/11-14.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İnkar edenler varya! Yeryüzünde olanların tümü ve bir o kadarı daha onların olsa da bütün bunları kıyamet gününün azabından kurtulmaları için fidye olarak verseler kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Gerçek şu ki, inkâr edenler, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için) fidye vermeye kalkışsalar, yine onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O kâfir olanlar için, eğer bütün yeryüzündekilerle bir o kadarı daha olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunu feda etseler, yine kendilerinden kabul olunmaz. Onlara çok acıklı bir azab vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hiç şüphesiz o kâfir olanlar, eğer yeryüzündeki her şey ve bir katı daha onların olsa ve onu kıyamet günü azabından kurtulmak için fidye verseler, onlardan kabul olmayacaktır. Ve onlar için elim bir azap vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şüphe yok ki kâfirler, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında bir o kadarı da kendilerinin olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan asla kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfirlere gelince, yeryüzünde ne varsa, bir kat daha artiğiyle, hepsi onların olsa, kıyamette azaptan kurtulmakçin verseler de, onlardan onaylanmaz, onlar için ağrıtıcı azap var
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnkârcılar, yeryüzünde ne varsa hepsine, hatta bir misli fazlasına sahip olsalar da kıyamet gününün azabından kurtulmak için tamamını fidye olarak verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara çok acıklı bir azap vardır. 
Bkz. 39/47  
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirlere gelince arzdaki zenginliklerinin iki misli zenginliğe mâlik olub da kıyâmet güninde ’azâbdan kurtulmak içün hepsini virmiş olsalar kabûl idilmez. Elîm bir ’azâb ânları bekler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu, yeryüzünde olan bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara elem verici azab vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kâfirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kâfir olanlar var ya, yeryüzünde olan her şey, bunun yanında bir o kadarı daha onların olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu kurtuluş fidyesi olarak verseler, onlardan asla kabul edilmez; onlar için elem verici bir azap vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şüphe yok ki kâfir olanlar, yer yüzündeki her şey ve bunun yanında da bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler onlardan asla kabul edilmez; onlar için acı bir azap vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkarcılar, yeryüzündekilerin hepsine ve bir o kadarına da sahip olsalardı ve onları diriliş gününün azabından kurtulmak için fidye verselerdi kendilerinden kabul edilmezdi. Onlara acıklı bir azap var.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bütün yeryüzündekiler ve bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa, bunlar kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye olarak verseler yine onlardan kabul edilmez. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Şübhesiz o küfredenler bütün Arzdaki ve daha bir o kadarı onların olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar kendilerinden kabul edilmez, onlara elîm bir azab vardır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz ki, yeryüzünde olanların tümü ve bununla birlikte bir katı daha kâfirlerin olsa, hesap günü, azaptan kurtulmak için bunun tamamını fidye olarak verseler dahi onlardan hiçbir şey kabul edilmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yeryüzünde olanların tamamı ve bir o kadarı daha, gerçeği yalanlayan nankörlerin olsa ve Kıyamet Günü'nün azabından kurtulmak için bunları fidye olarak verseler, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O inkâr edib kâfir olanlar (yok mu?) eğer yer yüzünde bulunan her şey ve onun bir o kadarı daha onların olsa da kıyaamet gününün azabından (kurtulmak için) onu feda etseler yine kendilerinden kabul olunmaz. Onlar için pek acıklı bir azâb vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz o inkâr edenler, yeryüzünde ne varsa tamâmı ve bununla berâber bir o kadarı daha gerçekten kendilerinin olsa da, kıyâmet gününün azâbına karşı onu fedâ etseler,(yine) kendilerinden kabûl edilmez.(2) Onlar için (çok) elemli bir azab vardır!
(2)“Herkesin îman mukābilinde (karşılığında) bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlar ile müzeyyen(süslü) ve bâkī ve dâimî bir tarla ve mülkü kazanmak veya kaybetmek da‘vâsı başına açılmış. Eğer îman vesîkasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda, maddiyyunluk (maddecilik) tâûnuyla(vebâsıyla) çoklar o da‘vâsını kaybediyor. Hattâ bir ehl-i keşif ve tahkik, bir yerde kırk vefiyâttan(ölümden) yalnız birkaç tânesi kazandığını sekerâtta (ölüm ânında) müşâhede etmiş (görmüş); ötekiler kaybetmişler!Acabâ bu kaybettiği da‘vânın yerini, bütün dünya saltanatı o adama verilse doldurabilir mi? İşte o da‘vâyı kazandıracak olan hizmetleri ve yüzde doksanına o da‘vâyı kaybettirmeyen hârika bir da‘vâ vekîlini o işte çalıştıran vazîfeleri bırakıp, ebedî dünyada kalacak gibi âfâkī mâlâya‘niyât (boş şeyler) ile iştigâl etmek (meşgûl olmak) tam bir akılsızlık(tır.)” (Asâ-yı Mûsâ, 4. Mes’ele, 12)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Şüphesiz o inkâr etmiş olanlar eğer yeryüzünde bulunan her şey ve onun bir o kadarı daha onların olsa da kıyamet gününün azabından (kurtulmak için dünyada) onu feda etseler bile yine kendilerinden kabul olunmaz. Ve onlar için (kıyamette) pek acıklı bir azâ vardır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’a kulluk etmekten kaçınanlar, yeryüzündeki her şey onların olsa ve bir misli daha olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini feda ederlerdi, ancak onlardan hiçbir şey kabul edilmez. Onlar için acıklı bir azap var.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte o kimseler ki tanımazlar, işte onlar yeryüzünde ne varsa hepsi de onların olsa, bir o kadarını da üzerine koysalar da kıyamet gününün azabından kurtulmak için bütün bunları elden çıkaracak olsalar, yine de bunlar onlardan alınmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kâfir olanlar yok mu, onlar yer yüzünde ne varsa hepsi, onunla beraber bir misli kendilerinin olsa da onları kıyamet gününün azabından kurtulmak için feda etseler yine kabul olunmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnkâr edenler eğer yeryüzünde olanların tamamına hatta bir misli daha fazlasına sahip olsalar ve bunu kıyamet gününün azabına karşı fidye olarak verseler dahi onlardan kabul edilmeyecektir¹⁷. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
17 Krş. Âl-i İmrân, 4/91  
Kadri Çelik
swap_vert close
Doğrusu, yeryüzünde olan bütün şeyler ve onların bir katı daha kâfirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler (yine de) onlardan kabul edilmez ve onlar için elem verici azap vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu dünyanın gelip geçici nîmetlerine tamah ederek bütün insânî ve ahlâkî değerleri reddeden, böylece, bu değerlerin biricik kaynağı ve varlık sebebi olan ilâhî mesajı inkâr eden o zâlimler, Diriliş Günü azaptan kurtulmak için yeryüzündeki bütün nîmetleri ve bir o kadarını fidye olarak verseler bile, bu onlardan asla kabul edilmeyecektir. Onların hakkı, can yakıcı bir azaptır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlar, Kıyâmet günü’nün azabından dolayı fidye / kurtulma bedeli vermeleri için, topluca Yeryüzü’ndeki şeyler ve bunun yanında bir misli daha onların olsa, onlardan kabul edilmez. Onlar için acıveren bir azap vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bir gün inkarcılar, yeryüzündeki tüm mal varlıklarına bir o kadar daha ilave edip ahiret cezasından kurtulmayı teklif edecekler ama, teklifleri kabul edilmeyecek ve çok acı veren cezalarını mutlaka çekeceklerdir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha inkâr edenlerin olsa; kıyamet gününün azabından kurtulmak için sahip oldukları her şeyi fidye verecek olsalar, onlardan fidyeleri asla kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki kâfir olanlar, yeryüzündeki her şey ve bununla bir o kadarı daha kendilerinin olsa ve kıyamet gününün azabından dolayı onu fidye vermek isteseler de onlardan (asla) kabul edilmemiş (olacak)tır. [*] Onlar için elem verici bir azap vardır.
Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Âl-i İmrân 3:91; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15; Me‘âric 70:11-14.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yeryüzündekilerin tamamıyla birlikte bir o kadarı daha kâfirlerin olsa kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunun tamamını fidye olarak verseler dahi onlardan hiçbir şey kabul edilmez. Ve onlar için acıklı bir azap vardır.
Muhammed Esed
swap_vert close
Şüphe yok ki, hakikati inkara şartlanmış olanlar, Kıyamet Günü’ndeki azaptan kurtulmak için yeryüzündeki her şeyi ve hatta iki kat fazlasını ⁴⁷ fidye olarak teklif etseler de kabul ettiremezler; çünkü şiddetli bir azap bekler onları.
47 Lafzen, “ve onun aynısını”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve onunla beraber bir misli daha kâfirlerin olsa kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu, fidye olarak vermek isterler ama onlardan asla kabul edilmez. Onlara, acı verici bir azap vardır. 6/70, 13/18, 39/47
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Kuşkusuz inkârda direnenler, eğer yeryüzündeki her şeyi, hatta onun iki katını Kıyamet Günü’nün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler asla kabul ettiremezler. Neticede can yakıcı bir azap onları bekler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şüphe yok ki, -yeryüzünde bulunan her şey ve onların bir katı daha- kendilerinin olsa ve kafirler, kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunların hepsini fidye olarak verseler, onlardan kabul olunmaz. Onlar için (o gün) çok şiddetli azap vardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz kafirler; yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin olsa da onu kıyamet gününün azabından kendilerini kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphesiz o kimseler ki kâfir oldular, eğer yerde bulunanların cümlesi ve onunla beraber bir misli daha onların olup da Kıyamet gününün azabından dolayı onları feda edecek olsalar kendilerinden kabul edilmez ve onlar için elîm bir azap vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kâfirler, kıyamet günü cezaları olan azaptan kurtulmaları için, dünyada olan her şeyi, bir misli fazlasıyla verseler dahi kendilerinden kabul edilmez. Onlara can yakıcı bir azap vardır. [10, 54; 13, 18; 39, 47; 70, 11-14]
Süleyman Ateş
swap_vert close
O inkar edenler var ya, eğer yeryüzünde olanların hepsi ve onun bir katı daha kendilerinin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için (bunları) fidye verseler, kendilerinden kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şunlar ki kâfir oldılar, yeryüzünde olan şeylerin hepsi onların olsa ve bunun bir katı da fazla olarak Cenâb-ı Hakk'ın 'azâbından kurtulmak içün fedâ itseler onlardan bu fidyeleri kabûl olunmaz. Onlar içün elemli 'azâb vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ayetleri görmezden gelenlere (kafirlere) gelince, yeryüzündeki her şey hatta bir o kadarı daha ellerinde olsa ve (mezardan) kalkış gününün azabından kurtulmak için fidye olarak verseler kabul edilmeyecektir. Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Doğrusu, yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha kafirlerin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara acı verici bir azap vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkâr edenlere gelince: Eğer yeryüzündeki herşey, hattâ bir o kadarı daha onların olsa da bütün bunları kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, bu onlardan kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunç bir azap vardır onlar için.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ anlar kim kāfir oldılar bayıķ eger anlaruñ-imisse ol kim yirdedür hep daħı anuñ gibi “anuñ-ile tā śatun alalar anuñ-ile ya'nį gendüzilerini 'aźābından ķıyāmet güninüñ ķabūl olınmaya anlardan. daħı anlaruñdur 'aźāb aġrıdıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişiler ki kāfir oldılar eger özlerinüñ olsa her ne kim yirde var‐ısa ḳamu‐sı, bir anuñ gibi daḫı olsa bile fidā virseler ḳıyāmet güni ‘aẕābından ḳurtulmaġ‐ıçun, ḳabūl olmaya anlardan. Daḫı anlar‐çun yürekler acıdıcı ‘aẕābvardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər yer üzündə olanların hamısı, üstəlik bir o qədər kafirlərin əlində olsaydı və onlar bunu qiyamət gününün əzabından qurtarmaq üçün fidyə versəydilər, yenə də onlardan (fidyə) qəbul olunmazdı. Onları şiddətli bir əzab gözləyir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
As for those who disbelieve, lo! if all that is in the were theirs, and as much again therewith, to ransom them from the doom on the day of Resurrection, it would not be accepted from them. Theirs will be a painful doom.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
As to those who reject Faith-if they had everything on earth, and twice repeated, to give as ransom for the penalty of the day of judgement, it would never be accepted of them. Theirs would be a grievous penalty.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
şüp- hesiz
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
لَوْ
eğer
اَنَّ
şüp- hesiz
لَهُمْ
kendileri- nin olsa
مَا
o şey- ler ki
فِي الْاَرْضِ
yeryüzündedir
جَم۪يعاً
hepsi
وَمِثْلَهُ
ve bir misli daha
مَعَهُ
onunla beraber
لِيَفْتَدُوا
feda etme- leri için
بِه۪
onu
مِنْ عَذَابِ
azabından
يَوْمِ الْقِيٰمَةِ
kıyamet gününün
مَا تُقُبِّلَ
kabul edilmez
مِنْهُمْۚ
onlardan
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azap
اَل۪يمٌ
elem verici
Şüphe yok ki yeryüzünde bulunanların hepsi ve bununla beraber bir misli daha gerçekten kâfirlerin olsa ve kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu feda etseler (bu verdikleri o gün) onlardan asla kabul edilmez. Onlar için (artık sadece) elem verici (iç yakan) bir azap vardır.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
جَمِيع
İsim
ج م ع
Bir araya gelenler, topyekün, cemaat,topluluk
مِثْل
İsim
م ث ل
Benzer, misli, aynısı, gibi, dengi, kadarı
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
اِفْتَدٰى
Fiil-VIII
ف د ي
Fidye verdi, feda etti
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
قِيٰمَة
İsim
ق و م
Kıyamet
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَقَبَّلَ
Fiil-V
ق ب ل
Kabul buyurdu, kabul etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَلِيم
Sıfat
ا ل م
Elem verici