Bundan dolayıdır ki, İsrâ ilo ğul larına (Tevrât ta) şöyle yazmıştık: “Kim bir kimseyi, bir kimseye veya (o kimsenin) yeryüzünde bir fesad (çıkarmakta olmasın)a karşılık olmaksızın (ölüm cezâsını gerektiren bir suçu olmadığı hâlde) öldürürse, o takdirde bütün insanları öldürmüş gibidir.(1) Kim de onun (bir insanın) hayâtını kur tarırsa, o takdirde bütün insanların hayâtını kurtarmış gibidir.”Hem celâlim hakkı için, peygamberlerimiz onlara apaçık deliller le geldiler. Sonra doğrusu onlardan birçoğu, bunların ar dın dan yeryüzünde gerçekten haddi aşan kimselerdir.
(1)“Âyetin ma‘nâ-yı işârîsiyle, bir ma‘sûmun hakkı, bütün halk için dahi ibtâl edilmez. Bir ferd dahi, umûmun selâmeti için fedâ edilmez. Cenâb-ı Hakk’ın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için ibtâl edilmez. Bir cemâatin selâmeti için, bir ferdin rızâsı bulunmadan hayâtı ve hakkı fedâ edilmez. Hamiyet (fedâkârlık) nâmına, rızâsı ile olsa, o başka mes’eledir.” (Mektûbât, 15. Mektûb, 42-43)