Derken Allah, (kardeşini öldüren kişinin korku ve endişeye kapılıp ne yapması gerektiğini bilemez hâle geldiğinden) ona kardeşinin avretini (cesedini), nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gizlemekten âciz miyim ben (buna gücüm yetmiyor mu)?” dedi. Böylece, ettiğine pişmanlık duyanlardan oldu. *
(*) Karga, öldürdüğü kardeşinin cesedini, ortada bırakan kardeşe, ölüyü nasıl toprağa gömeceğini göstermek için değil; ölüyü açıkta bırakmakla ne denli kötü ve düşüncesizce bir şey yaptığını hatırlatmak için yeri eşelemektedir. Ölünün nasıl toprağa gömüldüğünün bilinmediğini varsaymak doğru bir düşünce değildir. (E. Aktaş Meal Açıklaması) Yine aşağıdaki tefsir metninde de belirtildiği gibi, bazen insan bir suç işlediğinde korku ve endişeye kapılır ve ne yapacağını bilemez hâle gelir. İşte bu da kardeşini öldürdükten sonra hem üzülür hem de korku ve endişeye kapıldığı için şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez hâle gelmiş olabilir. Bu nedenle o anda karganın yaptığı şey ona yol gösterici olmuştur. Yani bu kişi, ölenlerin cesedlerinin defnedildiğini bilmiyor değildi, ama bu sucu işlerken korku ve endişeye kapıldığı için ne yapacağını şaşırmıştı! Bkz: ((تأويلات أهل السنة – للامام ما تريدي Yine bunlar Hz. Âdem’in öz oğulları olsaydı ki, geleneksel yaygın görüşe göre Hz. Âdem ilk beşerdir ve bu ikisi de onun öz oğulları olup daha önce ölenlerin cesetlerine ne yapılacağını bilmedikleri için söz konusu karga bunun yolunu göstermiştir, şeklindeki düşünce pek isabetli değildir. Çünkü o zaman şunu da söyleyebiliriz; mademki babalarından (Hz. Âdem) sonra bunlar ilk insan sayılırlar, yani bunlardan önce yeryüzünde insanlar yoktu, dolayısıyla da bunlar o ana kadar ölüm olayı ile hiç karşılaşmamışlardı, öyleyse bunlar o zamana kadar insanların ölüme mahkûm olduğunu ve bir insanın nasıl öldürülebileceğini de bilmemeleri gerekirdi. Hâlbuki bu düşünceye göre yeryüzünde ilk öldüren kişi Hz. Âdem’in oğlu Kabil’dir. Peki, daha önce Kabil bir öldürme olayını görmeden, kardeşini nasıl öldürebileceğini, nereden veya kimden öğrenmiştir? Hâlbuki bu kişi (Kabil) eğer daha önce öldürmeyi bilmeseydi, kardeşine (لاقْتُلَكَ)‘’mutlaka seni öldüreceğim’’diyemezdi. Demek ki, bunlar Hz. Âdem’in oğulları olsalar bile, babaları olan Âdem ilk beşer değildir. (الله اعلم) Ayrıca Er-Razi burada iki ihtimalin var olduğunu söylüyor. Bunlardan biri, katil kardeş defin işini biliyordu, zira bu kadarını bilmemekte insan için mümkün değil. Fakat kardeşini öldürünce, hiç onu önümsemedi ve böylece cesedini yerde bıraktı. Ama ne zaman ki, bir karganın ölmüş bir karga üzerine toprak atıp onu sakladığını görünce, yüreği yumuşamaya başlayıp duygulandı ve ‘’Bana yazıklar olsun ben bu karga kadar da şefkatli ve merhametli olamaz mıyım?’’ diye acizliğinii dile getiriyor… Bkz:
وقال من قال: إنهما كانا رجلين من بني إسرائيل؛ إذ قد يجوز أن يخفى على المرء شيء علمه قبل ذلك وعاينه إذا اشتد به الخوف ونزل به الهول؛ كقوله - تعالى { يَوْمَ يَجْمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبْتُمْ قَالُواْ لاَ عِلْمَ لَنَآ } [المائدة: 109]، وقد كان لهم علم بذلك، لكن ذهب عنهم - والله أعلم - لشدة هول ذلك اليوم، وخوفه؛ فعلى ذلك الأول، يجوز خفاء دفن الموتى بعدما علمه؛ لشدة الهول، والله أعلم (تأويلات أهل السنة) وقيل: إنَّه كان عالماً بكيْفِيَّة الدَّفن، وأنه يبعد في الإنْسَان العَاقِل ألاَّ يُهْدَى إلى هذا القدر من العمل، إلاَّ أنه لما قَتَلَهُ تركه بالعَرَاء، فلما رَأى الغُرابَ يدفن الغُرابَ رقَّ قلبه، وقال: إن هذا الغُراب لما قتل ذلك الآخر فبعد أن قَتَلَهُ أخْفَاه تحت الأرْض، أفأكون أقلَّ شَفَقَة من هذا الغُراب ،(اللباب في علوم الكتاب).وفي الآية احتمالان: ... الثاني: أنه كان عالماً بكيفية دفنه، فإنه يبعد في الإنسان أن لا يهتدي إلى هذا القدر من العمل، إلا أنه لما قتله تركه بالعراء استخفافاً به، ولما رأى الغراب يدفن الغراب الآخر رق قلبه وقال: إن هذا الغراب لما قتل ذلك الآخر فبعد أن قتله أخفاه تحت الأرض،أفأكون أقل شفقه من هذا الغراب، وقيل: إن الغراب جاء وكان يحثي التراب على المقتول، فلما رأى أن الله أكرمه (أي أكرم المقتول) حال حياته بقبول قربانه. وأكرمه بعد مماته بأن بعث هذا الغراب ليدفنه تحت الأرض علم أنه (أي أخه المقتول) عظيم الدرجة عند الله فتلهف على فعله، وعلم أنه لا قدرة له الى التقرب إلى أخيه إلا بأن يدفنه في الأرض، فلا جرم قال: يا ويلتى أعجزت أن أكون مثل هذا الغراب (مفاتيح الغيب)