Ey îman edenler! Allah’ın (ibâdet amaçlı) sembollerine,¹ (içerisinde savaşılması) haram olan aya,² (Kâbe’ye) armağan edilen kurbanlığa, gerdanlıklı kurbanlara³ ve Rablerinin lütuf ve rızasını kazanmak amacı ile Kâbe’ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. Ancak ihramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyduklarından dolayı bir topluma olan kininiz sizi suç işlemeğe sevk etmesin. Birbirinizle iyilik ve takva konusunda yardımlaşın fakat günâh ve düşmanlık konusunda sakın yardımlaşmayın. Allah’a karşı hata etmekten sakının. İyi bilin ki Allah’ın cezâsı çok şiddetlidir.⁴
1 Şiâr: sözlük anlamı olarak; nişane, sembol, arma, parola demektir ve çoğulu şeâir’dir. Allah’ın, sembol olarak belirlediği saygı gösterilmesi ve korunması gereken belli ibadet, işaret ve semboller, İslâm’ın şiârındandır. (Hac için ihram, mikatlar, cemreler, Safa ve Merve, Arafat, Mina, tavaf, sa’y, kurban, haram aylar, minare... gibi.) Bk: (Bakara: 158, Hac: 36)2 Haram ayların üçü; birbiri ardınca gelen, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ayları, biri de; Receb ayıdır. Bu dört ay, İbrahim ve İsmail (a.s) zamanından beri Arapların hürmetine riâyet ettikleri aylardır. Bu aylarda savaş yapılmazdı, bir adam babasının katiline bile rastlasa saldırmazdı. Konuyla ilgili olarak Bk. (Bakara: 194, 217, Tevbe: 36, 37)3 Hac esnasında kesilmek üzere Mekke’ye götürülen kurbanlıkların, başka bir maksatla kullanılmasını önlemek amacıyla boyunlarına gerdanlıklar takılarak süslenirdi. Bu âyetteki, “gerdanlıklar” ifâdesi, mecâzen bu “kurbanlıklar” demektir. 4 Rivayet olunduğuna göre “Hutam” adında birisi, Medine’ye gelip, atlarını Medine dışında bir yere bırakmış, yalnız olarak Rasulüllah’ın huzuruna varmış, bir kavmin davetçisi olduğunu ve arkadaşları ile beraber gelip Müslüman olacaklarını söylemiş. Rasulüllah’ın huzurundan çıkınca Rasulullah: “bu adam günahkâr bir yüz ile girdi ve kötülük tasarlayan bir kafa ile çıktı” buyurmuş. Sonra Hutam Medine’den çıkıp Medine ahalisinin yayılmakta olan develerine rast gelmiş ve onları sürüp götürmüş. Durum haber alınınca takip edilmiş fakat yetişilememiş. Ertesi sene “Kaza Umre”si senesi Bekr b. Vâil hacılarla beraber Yemame’den çıkmış, hacca gelmiş ve beraberinde hayli ticaret malı varmış ve sürdüğü develerden birçoğunu nişanlayıp hac kurbanı olarak sevk etmiş. Müslümanlar bunların geldiklerini işitince karşılayıp vurmak için Rasulüllah’dan izin istemişler. Bunun üzerine bu âyet nâzil olmuş ve develerin alınmasına müsaade buyurulmamıştır. (Elmalılı)