close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Mâide Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Febimâ nakdihim mîśâkahum le’annâhum vece’alnâ kulûbehum kâsiye(ten)(c) yuharrifûne-lkelime ‘an mevâdi’ihi(ﻻ) venesû hazzan mimmâ żukkirû bih(i)(c) velâ tezâlu tettali’u ‘alâ ḣâ-inetin minhum illâ kalîlen minhum(s) fa’fu ‘anhum vasfah(c) inna(A)llâhe yuhibbu-lmuhsinîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ahitlerini bozdukları, verdikleri sözden döndükleri için lanet ettik onlara ve kalplerini katılaştırdık. Onlar, sözlerin yerini değiştirirler, kendilerine verilen öğütten bir hisse de almazlar. Pek azı müstesna daima hainliklerini duyarsın, gene de bağışla onları, geç suçlarından. Şüphe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Buna rağmen) Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları (İsrailoğullarını) lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık (vicdanlarını kararttık). Onlar, (Allah’ın kitabındaki ve resmi evraklardaki) kelimeleri konuldukları yerlerden (İlahi hedef ve hikmetlerinden) saptırıp çarpıtmaktadırlar. (Yahudiler ve onlara benzeyen bel’am tipli âlimler; Kur’ani kelime ve kavramları da yanlış yorumlayarak dinde tahrifat yapmakta, haksız kazanç peşinde koşmaktadırlar. Maalesef) Kendilerine hatırlatılan şeyden (uyarılardan yararlanıp) hisse kapmayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan (Yahudilerin hain takımından) sürekli ihanet görüp durursun. Yine de onları (kazanmak ve daha da azdırmamak için) affet, (hazımsız ve saygısız tavırlarına) aldırış etme. Şüphesiz Allah, muhsinleri (iyilik sahiplerini) sever (ve sahip çıkacaktır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Daha sonra verdikleri sözü bozmaları sebebiyle onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık; öyle ki şimdi onlar vahyedilmiş sözleri, asıl bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar ve onlar akıllarından çıkarmamaları emredilen şeylerin çoğunu unutmuşlardır. İçlerinden pek azı müstesna, onlardan devamlı hainlik görürsün. Ama onları bağışla, yaptıklarını affet ve aldırma şüphe yok ki, Allah iyilik yapanları sever.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kesin sözlerini, taahhütlerini bozan bir kısım tutum ve davranışları sebebiyle onları lânetledik, kafalarını kalınlaştırdık ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri, ifadeleri, aslî manalarından uzaklaştırarak tahrif ediyorlar, değiştiriyorlar, maksadının dışında tefsir ediyorlar, gayesine aykırı te'viller yapıyorlar. Kendilerine öğretilen, tebliğ edilen Tevrat'ın hükümlerinin önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onları taahhütlerini bozarak, daima hâinlik ederlerken görürsün. Yine de sen onları sorgusuz sualsiz affet. Azarlamadan, kınamadan hoşgörülü davran. Allah iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman idarecileri, müslümanları sever.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/75; 3/7; 4/46.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden alıp değiştirirler. Kendilerine hatırlatılanların bir kısmını unuttular. Çok azı dışında onlardan sürekli hıyanet görürsün. Sen onları affet ve geç. Allah iyilik sahiplerini sever.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilaik yapanları sever.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra bu misâklarını (ahd ve sözlerini) bozdukları içindir ki, biz, onları lânetledik (rahmetimizden kovduk) ve kalblerini kaskatı ettik. Onlar, kelimeleri (Tevrat'taki Peygambere ait vasıfları ve bazı âyetleri) yerlerinden oynatarak değiştirir tahrif ederler; ve onlar, emredildikleri hakikatlerden nasîp almayı da (Peygambere iman etmeyi) terk ettiler. İçlerinden pek azı müstesna, sen, onlardan daima bir hâinliğin farkına varıp duracaksın. Böyleyken yine onlardan suçları bağışla ve aldırma; çünkü Allah, iyilik edenleri sever.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andlaşmalarını bozduklarından dolayı, onları rahmetimizden mahrum bıraktık, kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri yersiz bir şekilde yorumluyorlar. Kendilerine öğüt olarak verilenden nasiplenmeyi unuttular. Çok azı hariç, çoğunu çoğu zaman hain olarak bulursun. Artık vazgeç, aldırma. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Antlaşmalarını bozduklarından dolayı onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilen hükümlerin önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. O halde sıkı dur, iyi düşünüp, reddet! Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.
Besim Atalay
swap_vert close
Ahitlerin bozmaları yüzünden, lanet ettik onlara, onların yüreklerin katılaştırdık, sözleri yerinden değiştirdiler, öğütlenen şeyden paylarını unuttular, birçoğunun yaptıkları hainliği bilirsin, bağışla sen onları, vazgeç, Allah sever iyilik eyliyenleri
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Buna rağmen o günün Yahudileri) verdikleri sözlerden caydıkları için onları (rahmetimizden mahrum ederek) lanetledik ve (hakikati idrak etme melekelerini körelterek) kalplerini katılaştırdık. Onlar ki kelimelerin anlamlarını (Tevrat'ı) tahrif ederler, kendilerine öğütlenen şeyden pay çıkarmayı da unuttular. Pek azı dışında, onlardan sürekli ihanet görürsün. Yine de Sen onları bağışla (kaba ve kırıcı olma), yaptıkları (densizliklere) aldırış etme (sabret ve güzellikten yana ol)! Çünkü Allah iyi davrananları ve iyi yapanları sever.
Bkz. 2/104, 4/46 ve dipnotlar.Yahudiler, verdikleri sözlerden caydılar. Sebepsiz yere Hz. Zekeriya, Hz. Yahya ve Hz. Şuayb gibi birçok peygamberi öldürdüler. Hz. İsa’yı öldürmek ve çarmıha germek için tuzak kurdular. Âyette belirtildiği gibi Tevrat’ı tahrif ettiler. Tevrat ayetlerini yorumlarken, sözleri asıl bağlamından kopararak kasten çarpıtırlar. Kendi görüşlerini Allah’a isnat ederek keyfî ilaveler ve kasıtlı değişiklikler yaptılar. Verdikleri sözden caydıkları için Allah da onları lanetledi ve kalpleri katılaştı. (Bakara, 2/74) Çünkü batıl inançlara maksatlı olarak sarılan ve hakikatin sesini dinlemeyi inatla reddeden insanların zamanla ferasetleri kayboluyor.M.Ö. 586 Yılında Babil İmparatoru Buhtunnasır, Kudüs’ü işgal edip Mescid-i Aksa’yı tahrip etmiş, İsrailoğullarının ileri gelen âlimlerini öldürmüş ve ezberlenmemiş ve tek nüsha halinde bulunan Tevrat’ı yakmıştı. Daha sonraki yıllarda esaretten kurtulan İsrailoğulları, Tevrat’ın hatırlarda kalanlarını toplayarak kendilerine göre bir Tevrat oluşturdular. Bu esnada hazır fırsat ellerine geçmişken işlerine geleni bıraktılar, gelmeyeni çıkardılar.  
Cemil Said
swap_vert close
Mîsâklarını nakz itdiler. Biz de ânlara la’net itdik, kalblerini katılaşdırdık kitâbların kelimelerini tahrîf idiyorlar ve kendilerine öğretilen şeylerin bir kısmını unutuyorlar. Ânların hîlelerini zâhire ihrâc itmekden fâriğ olmıya pek çoğı hâinlik idiyorlar. Fakat sen ânlara ’afv ve safh ile mu’âmele it Allâh muhsinleri sever.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Allah iyilik yapanları şüphesiz sever.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ahidlerini bozdukları için onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine bildirilenlerden (Tevrat) önemli bir kısmını da unuttular. İçlerinden pek azı hariç olmak üzere onlardan daima bir hainlik görürsün. Sen yine de onları affet, hoş gör. Çünkü Allah iyilik edenleri sever.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkâmın (Tevrat'ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.  
 Tevrat yalnızca bir nüsha idi. Kimsenin ezberinde de tamamı mevcut değildi. İsrailoğulları Babilliler’e esir düşünce Tevrat nüshası kayboldu. Yıllarca sonra İsrailoğulları esaretten kurtulunca hatırda kalan bazı bölümler yeniden yazıldı. Bugün elde bulunan Tevrat’ta da bu eksik bölümler ile kısmen Hz. Musa’nın hayatı yazılıdır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Sözlerin anlamını bağlamından kaydırırlar. Uyarıldıkları şeylerin bir kısmını unuttular. Onların çoğundan sürekli ihanet göreceksin. Onları affet ve aldırma. ALLAH güzel davrananları sever.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları sever.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra bu misaklarını nakzettikleri içindir ki biz onları lâ'netledik ve kalblerini kas katı ettik, kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler, ıhtar edildikleri hakikatlerden hazz almayı unuttular, içlerinden pek azı müstesna olmak üzere onlardan daima bir hainliğe muttali' olur durursun, yine sen onlardan afvet ve aldırma, çünkü Allah ihsan edenleri sever
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sonra bu misaklarını bozdukları için, biz, onları lânetledik ve kalplerini kaskatı ettik. Onlar, kelimeleri (Tevrât’taki âyetleri) yerlerinden oynatarak tahrif ettiler ve (böylece) kendilerine emredilenlerin büyük bir bölümünü terk ettiler. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. (Haklarında, tarafımızdan bir hüküm gelene kadar) yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lânet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Buna rağmen) onlar (verdikleri) o kat'î te'mînâtı çözüb bozmuş oldukları içindir ki biz kendilerini rahmetimizden koğduk, kalblerini kaskatı yapdık. Onlar kelimeleri (Allah tarafından) konulan yerlerinden (kaldırıb) değişdirirler. Onlar nasıyhat ve ihtaar edildikleri şeylerden (hakıykatlerden) bir nasıyb almayı da unutdular. İçlerinden birazı müstesna olmak üzere sen, onlardan dâima bir haainliğe muttali olub duracaksın. Sen yine onların suçundan geç, aldırış etme. Şübhe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra o sağlam sözlerini bozmaları sebebiyle onlara lâ'net ettik ve kalblerini kaskatı yaptık. (Onlar Tevrât'taki) kelimeleri yerlerinden değiştirirler,(2) kendisiyle nasîhat edildikleri (o kitapları)ndan bir nasîb (almay)ı da unuttular. İçlerinden pek azı müstesnâ, onlardan dâimâ bir hâinliğe muttali' olursun; yine de (sen) onları affet ve aldırma! Muhakkak ki Allah, iyilik edenleri sever.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sonra da (sürekli) sözlerini bozdukları için onları (rahmetten) dışlamış olduk ve (cezayı hak ettikleri için) gönüllerini de katı (huzursuz, stresli, bunalımlı) kıldık. (Öyle ki şimdi) onlar (vahyedilmiş) sözeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar ve kendilerine hatırlatılan (öğretilen) hakikatlerden bir kısmını da unutmuş durumdalar. (Ey Resulüm!) İçlerinden pek azı hariç onların, birçoğunun hainliğini (sözleşmelere uymadığını) görüyorsun. (Buna rağmen) yine de sen onları affet ve aldırış etme! Şüphesiz Allah iyilik yapanları sever.*
(*) M.Ö. 586 Yılında Babil İmparatoru Buhtunnasır, Kudüs’ü işgal edip Mescid-i Aksa’yı tahrip etmiş, İsrailoğullarının ileri gelen âlimlerini öldürmüş ve ezberlenmemiş ve tek nüsha halinde bulunan Tevrat’ı yakmıştı. Daha sonraki yıllarda esaretten kurtulan İsrailoğulları, Tevrat’ın hatırlarda kalanlarını toplayarak kendilerine göre bir Tevrat oluşturdular. Bu esnada hazır fırsat ellerine geçmişken işlerine geleni bıraktılar, gelmeyeni çıkardılar. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Ayrıca’’Kudüs Tapınağı ya da Kutsal Tapınak (İbranice: בית המקדש, Bet HaMikdash; anlam: "Kutsal ev"), Kudüs’ün Eski Şehrindeki Moria Tepesi’nde ("har ha-bayit") bulunan ve Yahudilerce kutsal sayılan tapınak. Birinci Tapınak, Kral Süleyman tarafından M.Ö. 960 dolaylarında kurulmuş ve Nabukadnesar yönetimindeki Babilliler tarafından M.Ö. 586’da yıkılmıştır. İkinci Tapınak ise, M.Ö. 520 dolaylarında açılmış ve Titus tarafından yönetilen Romalılarca M.Ö.70’te yıkılmıştır’’. (Vikipedi, özgür ansiklopedi) Tevrat’ı İsrailoğullarının zaman içerisinde yozlaşması ve kurdukları devletin başlarına geçen Kralların Tevrat’ı bizzat yasakladıkları, yaktırdıkları hatta içerisinde bulunan Tanrı’nın ismini sildirip yerine o dönemde bulunan ve hem kendilerinin taptıkları putların adını yazdırdıkları yine Tevrat’ın kendi içerisinde 2. Krallar bölümünde yazmaktadır. Sonrasında düşmanları tarafından ağır istilaya uğrayan bu Krallık yıkılmış ve sağ bırakılanlar sürgün edilmiştir…Bu esaret dönemi içerisinde ise Yahudi kavminin Tevrat ile bağı tamamen kesilmiştir. Günümüzde ki Tevrat’ta aynı İnciller gibi konsüllerde belirlenmiş ve MS.90 yılında yahudi kohenlerce toplanılan YEMNİA konsülünde bugünkü son şekli verilmiş ve bazı kitaplar ’’Bu Tanrı’dan değildir’’ diyerek liste dışı bırakılmıştır. Tevrat’ın değiştirildiğini yine Tevrat’ın içerisinden aşağıya alınan örnekler göstermektedir. 8-Nasııl, biz bilge kişileriz, RAB`bin Yasası bizdedir, diyebiliyorsunuz? İşte, bilginlerin yalancı kalemi Yasayı yalana çevirmiş. 9- Bilgeler utandırıldı, Yıldırılıp ele geçirildi. RAB`bin sözünü reddettiler. Nasıl bir bilgelikmiş onlarınki? (YEREMYA 8) 36-- Bundan böyle, `RAB`bin bildirisi lafını ağzınıza almayacaksınız. Herkesin sözü kendi bildirisi olacak. Yaşayan Tanrı`nın, Her Şeye Egemen RAB`bin, TANRIMIZIN SÖZLERİNİ ÇARPITIYORSUNUZ SİZ (YEREMYA 23) (Hristiyanlık ve Misyonerlik Gerçeği) Aşağıdaki Arapça metninde de belirtildiği gibi Frenk tarihçilerine göre bu mevcut Tevrat’ın Musa’dan birkaç yüzyıl sonra yazıldığı ve bilinen şey ise, esaretten sonra Kutsal Yazıları ilk yazanın Kral Artaxerxes zamanında ona izin veren rahip Ezra olduğudur. Yani mevcut Tevrat orijinal Tevrat değildir. Ayrıca detaylı bir bilgi için aşağıdaki Menar tefsinin metnine de bakılabilir. Bu konuyla ilgili bir bilgi de aşağıdaki Arapça metninde bulunuyor… İşte burada Yahudilerin yaptıkları her türlü kötülüklerine rağmen yine de Kur’an Hz. peygambere ve bütün Müslümanlara ‘’sen onları affet ve aldırış etme! Şüphesiz Allah iyilik yapanları sever.’’diyerek bırakın onları cezalandırmayı, aksine onları affedip kendilerine iyilik yapmalarını emretmektedir. وهذه الأسفار الخمسة التي ينسبونها إلى موسى فيها خبر كتابته التوراة، وأخذه العهد عليهم بحفظها، وهذا ليس منها قطعا، وفيها خبر موته وكونه لم يقم بعده أحد مثله إلى ذلك الوقت أي الذي كتب فيه ما ذكر من سفر التثنية، وهذا نص قاطع في كون الكاتب كان بعد موسى بزمن يظهر أنه طويل، وكون ما ذكر ليس من التوراة في شيء، ومن المشهور عندهم أنها فقدت عند سبي البابليين لهم.وفي هذه الأسفار ما لا يحصى من الكلم البابلي الدال على أنها كتبت بعد السبي. فأين التواتر الذي يشترط فيه نقل الجم الغفير الذين يؤمن تواطؤهم على التبديل والتغيير في كل طبقة من الطبقات، بحيث لا ينقطع الإسناد في طبقة ما؟ والمرجع عند محققي المؤرخين من الإفرنج أن هذه التوراة الموجودة كتبت بعد موسى ببضعة قرون، والمشهور أن أول من كتب الأسفار المقدسة بعد السبي عزرا الكاهن في زمن الملك أرتحششتا الذي أذن له بذلك; إذ أذن لبني إسرائيل بالعودة إلى بلادهم، وقد أوضحنا هذه المسألة تفسير سورة آل عمران وسورة النساء، وسنزيدها بيانا - وقوله {لَعنَّـٰهُمْ } طردناهم وأخرجناهم من رحمتنا (مدارك التنزيل وحقائق التأويل) وقيل: المراد سلبناهم التوفيق واللطف الذي تنشرح به صدورهم، حتى ران على قلوبهم ما كانوا يكسبون، وجعلنا قلوبهم قاسية لعناهم أي: طردناهم وأبعدناهم من رحمتنا عقوبة لهم، (قاله عطاء وجماعة )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah ile olan sözleşmelerini bozmalarından dolayı, onlara lanet ettik ve kalplerini taşlaştırdık. Allah’ın sözlerinin yerlerini değiştirmişler ve kendilerine hatırlatılan sözleşmelerini unutmuşlardır. Sen onlardan pek azı hariç, hep hainlik göreceksin. Onları affet ve yüz çevir. Allah iyilik yapanları sever.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar antlaşmalarını bozdukları için Biz de onlara lanet ettik. Onların yüreklerini katılaştırdık. Onlar Kitap’taki sözleri yerlerinden oynattılar. O sözlerle verilen öğütlerden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı bir yana, senin onlardan göreceğin hep aldatıcılık olacaktır. Yine de sen onları bağışla. Onların suçlarından vazgeç. Çünkü Allah iyilik edenleri sever.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Misaklarını bozmalarından dolayı onlara lânet ettik. Yüreklerini katı yaptık. Onlar kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine nasihat olunan şeyler meyanında nasiplerini unuttular [⁶]. İçlerinden pek azından başkasının [⁷] daima hıyanetine [⁸] muttali olur durursun. Onları affet, onlardan vazgeç; çünkü Allah iyi işleyenleri sever.
[6] Kitaplarındaki peygamberimize mütabaat emrini.[7] Onlar ahitlerini bozmadılar, hıyanette de bulunmadılar.[8] Veya hain güruhuna, hainlerden bâzılarına.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ancak vermiş oldukları kesin sözden/teminattan [mîsâk] caydıkları için onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar, öyle ki kelimeleri yerlerinden/bağlamlarından kopararak bozuyorlardı [yuharrifûne], ve kendilerine hatırlatılan/öğütlenen şeylerden bir hisse almayı da unutmuşlardı. Bu yüzden, içlerinden pek azı hariç onlardan daima hainlik görürsün. Sen yine de onları affet ve onlara aldırma/hoşgör. Muhakkak ki Allah iyi davrananları [muhsinîn] sever.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra da sürekli sözlerini bozdukları için onlara lânet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını da unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Şüphesiz Allah ihsan sahiplerini sever.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fakat İsrail Oğulları, ilâhî nîmeti ellerinin tersiyle iterek dâvâyı terk ettiler! Biz de, sözlerinden döndükleri için onları rahmetimizden uzaklaştırarak lânetledik ve ilâhî yasalar gereğince, hakîkati idrâk etme yeteneklerini körelterek kalplerini katılaştırdık. O kadar ki, onlar kelimeleri yerinden oynatıp anlamlarını değiştirirler. Yani Yahudi din adamları, Tevrat ayetlerini yorumlarken, sözleri asıl bağlamından kopararak kasten çarpıtırlar. Bu yüzdendir ki, Peygamberler tarafından kendilerine sıkı sıkıya tembih edilen öğütlerden bir çoğunu unutmuşlardır! İçlerinden pek azı hariç, onların sürekli ihânet içerisinde olduklarını göreceksin. Ey şanlı Elçi! Bu gibi durumlarda onlarla en etkili ilişki yolu nedir, bilir misin:Her şeye rağmen onları bağışla, kaba ve kırıcı olma. Onları rencide etmeden, tatlı dille, hikmetli sözlerle Rabb’inin yoluna çağırmaya devam et ve densizliklerine şimdilik sabret. Sen dâimâ iyilikten, güzellikten yana ol. Hiç kuşkusuz Allah, iyilik yapanları sever.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onların mîsâkını (açık ve kesin bağlılık sözlerini) bozmaları sebebiyle onları lanetledik, kalblerini katılaştırdık. Kelime’yi (Söz’ü) onun mevzi’lerinden (gerçek yerlerinden) tahrif ediyorlar (kaydırıyorlar / bozuyorlar). Onunla hatırlatılan şeylerden hazz / pay almayı unuttular. Birazı dışında onlardan daima hâinlik görürsün. Yine de onlara aldırış etme ve geç! Allah, Muhsinler’i / İyilik-Güzellik Edenler’i sever.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sözlerini tutmadıkları için onları lanetledik. Kalplerini katılaştırdık: artık kelimeleri evirip çevirip anlamı çarpıtıyorlardı. Kendilerine verilen bu güzelim fırsatı kaçırdılar. Sen, hâlâ onlar arasında bir hain görebilirsin ama, az da olsa içlerinde iyileri vardır. Sen yine de onları affedip, gönüllerini al. Çünkü Allah, gönül yapanları sever...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İsrailoğullarını sözlerini bozmaları yüzünden lanetledik. Onların kalplerini ön yargıları ve sözlerini yerine getirmemeleri nedeniyle kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak ayetlerin anlamlarını değiştiriyorlardı. Allah’a iman ederek yasalarımıza göre yaşamaları gerekiyordu! Ama unuttular. İçlerinden pek azı hariç onların daima bir hainliğini görürsün! Yine de sen onları affet! Yaptıklarına aldırış etme! Allah iyilik yapanları sever.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetlemiş ve kalplerini katılaştırmıştık. Onlar, kendilerine hatırlatılan (Tevrat’tan) paylarını unutarak kelimelerin yerlerini değiştirirler. [*] İçlerinden azı hariç, onlardan daima bir ihanet göreceksin. (Yine de) sen onları affet ve (onları) hoşgör! Şüphesiz ki Allah güzel davrananları sever.
Benzer mesajlar: Bakara 2:75; Nisâ 4:46; Mâide 5: 41.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Verdikleri sözlerden caydıkları için onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Çünkü onlar kelimelerin anlamlarını değiştirerek, kendilerine öğretilen kitabın önemli bir bölümünü de unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima hainlik göreceksin. Yine de sen onları affet ve onlara aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.
Muhammed Esed
swap_vert close
Daha sonra, kesin taahhütlerinden caydıkları için ²⁴ onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık; [öyle ki, şimdi] onlar, [vahyedilmiş] sözleri, asıl bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; ²⁵ ve onlar, akıllarından çıkarmamaları emredilen şeylerin çoğunu unutmuşlar; birkaçı dışında onların hepsinden daima ihanet göreceksin. Ama onları bağışla ve (yaptıklarına) katlan: şüphe yok ki Allah iyilik yapanları sever.
24 Onların Allah’a güvenlerinin yetersizliğine ve inatçı günahkarlıklarına bir atıf.25 Aynı suçlamanın İsrailoğulları’na yöneltildiği 4:46’ya bkz.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve misaklarını bozdukları, kalplerini katılaştırdıkları, kelimelerin anlamlarını çarpıttıkları, üstelik kendilerine hatırlatılan gerçeklerden bir kısmını da unutup uygulamadıkları için onları lanetledik. İçlerinden pek azı dışında, onlardan hep hainlik görürsün. Ama sen yine de onları hoş gör ve onlara aldırma. Şüphesiz Allah, hoş görülü olanları sever. 5/41, 57/16, 59/19
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Daha sonra, bu kesin taahhütlerini bozdukları için onları rahmetimizden dışladık ve kalplerini katılaştırdık; (şimdi onlar) kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; üstelik kendilerine hatırlatılan hakikatlerden bir kısmını da unutmuş durumdalar. Çok azı dışında hep onların ihanetine uğrayacaksın. Onları bağışla ve hoş gör! İyi bil ki Allah güzel davrananları sever.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sözlerinde durmadıkları için onları lanetledik, kalplerini de katılaştırdık onlar kelimelerin yerlerini değiştirdiler, (kitaplarını tahrif ettiler.) Kendilerine öğretilen hükümlerden yararlanmayı da unuttular. (Ey Muhammed) Sen onlardan -içlerinden pek azı hariç- daima bir hainlik görürsün, yine de sen onları affet ve aldırış etme, şüphe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.
Osman Fırat
swap_vert close
Sözlerini bozdukları için onları la’netledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine öğütlenen şeyden haz almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, dâimâ onlardan hâinlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma, çünkü Allâh güzel davrananları sever.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra ahdlerini bozmaları sebebiyle onlara lânet ettik, ve kalblerini kaskatı yaptık, onlar kelimeleri mevzilerinden tağyir ederler. Ve tezkir olundukları şeylerden bir nâsib almayı da unutmuş bulunurlar. Ve onlardan birazı müstesna olmak üzere daima bir hainliğe muttali olursun. Maahaza onlardan affet, iğrazda bulun, şüphe yok ki, Allah Teâlâ muhsin olanları sever.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte o Yahudileri, verdikleri kesin sözü bozduklarındandır ki lânetledik, onların kalplerini katılaştırdık. Böylece onlar kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler. Kendilerine tebliğ edilen hususlardan pek çoğunu unuttular. Onların pek azı hariç olmak üzere, onlar tarafından devamlı olarak hainlik görürsün. Yine de sen onları affet, aldırma. Çünkü Allah iyilik edenleri sever. [2, 75; 3, 7; 4, 46]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine öğütlenen şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma, çünkü Allah güzel davrananları sever.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
'Ahid ve mîsâklarını nakz itmeleri sebebiyle onlara la'net itdik, kalblerini katı kıldık. Allâh'ın kelâmını (Tevrât'ı) mevzû'ından tahrîf itdiler. Ve onda zikr ve ihtâr olunan şeyden nasîblerini unutdılar. Sen onlardan dâimâ hıyânete muttali' olursun. (Eslâf-ı yehûd kendi kitâb ve peygamberlerine küfür ile, 'ahid ve mîsâklarını nakz ile hıyânet itdikleri gibi bu yahûdîler de dâimâ hıyânet iderler) Ancak onlardan pek azı hıyânet itmediler. Onlara 'afv ve safh ile mu'âmele it. (Yapdıklarını görmemezliğe gel, kabahatlerini 'afv it, haklarında şiddet gösterme) Allâh eyilik idenleri sever.[²]
[2] 'Afv ve safh ile mu'âmele emri kıtâl emri ile nesh buyurulmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sözlerinden caydıkları için onları dışladık (lanetledik), kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını yerlerinden kaydırarak tahrif[*] ederler. Kendilerine hatırlatılan gerçeklerden nasip almayı unuttular. Pek azı müstesna onların yaptıkları bir hainliği haber alırsın. Yine de onları bağışla ve aldırma çünkü Allah, güzel davrananları sever.
[*] Eski Ahid, Yeremya 7/22-24; 8/8.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını kaydırıyorlar, kendilerine hatırlatılandan ders almayı unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de onları bırak ve önemseme, Allah, iyilik yapanları sever.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onları, sözlerinden dönmeleri yüzünden lânetledik ve kalplerini de katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden saptırırlar;(7) kendilerine verilen öğütten paylarını da unutmuşlardır. Pek azı müstesna, onlardan hep hainlik görürsün. Yine de sen onları bağışla ve aldırış etme. Muhakkak ki Allah iyilik yapanları sever.
(7) Kitaptaki kelimelerin yerlerini değiştirirler; veya, kelimeleri, kastedildikleri anlamlarından başka anlamlara saptırırlar.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Sonunda, verdikleri mîsakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. İçlerinden çok azı hariç, sen onlardan hep hainlik görürsün. Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes śıduklarından ötürü 'ahdını anlar la'nat eyledük anlara daħı ķılduķ göñüllerini ķatı. döndürürler sözleri yirlerinden daħı terk eylediler ülüyi andan kim andurınıldılar anı daħı hemįşe olduñ sen ħiyānet üzere anlardan illā az anlardan pes 'afv eyle anları daħı geç śuçlarından bayıķ Tañrı sever eylük eyleyicileri.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anlar ‘ahdlerini bozduġı‐çun la‘net eyledük anlara, daḫı ḳılduḳ anlaruñyüreklerini ṭaşdan ḳatı. Giderürler Tañrı kelimelerin yirlerinden. Daḫıunutdılar naṣīblerini ol ẕikrden ki daḫı hemīşe muṭṭali‘ olursın anlaruñ ḫāyinlıġına, līkin az kişi anlardan ḫāyinlıḳ eylemezler. Pes ‘afv eyle anlardan,daḫı geç ṣuçlarından, Tañrı Ta‘ālā sever muḥsinleri.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra əhdlərini pozduqları üçün onları lə’nətlədik və ürəklərini sərtləşdirdik. Onlar sözlərin (Tövratda peyğəmbərin vəsfinə dair kəlmələrin və bə’zi başqa ayələrin) yerlərini dəyişib təhrif edir və xəbərdar edildikləri şeylərin bir hissəsini (Muhəmməd peyğəmbərə iman gətirməyi) unudurlar. Onların az bir qismi müstəsna olmaqla, sən onlardan həmişə xəyanət görəcəksən. Bununla belə, onları bağışla, ğünahlarından keç. Şübhəsiz ki, Allah yaxşılıq edənləri sevər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And because of their breaking their covenant, We have cursed them and made hard their hearts. They change words from their context and forget a part of that whereof they were admonished. Thou wilt not cease to discover treachery from all save a few of them. But bear with them and pardon them. Lo! Allah loveth the kindly.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But because of their breach of their covenant, We cursed them,(712) and made their hearts grow hard; they change the words from their (right) places and forget a good part of the message that was sent them, nor wilt thou cease to find them- barring a few - ever bent on (new) deceits:(713) but forgive them, and overlook(714) (their misdeeds): for Allah loveth those who are kind.
712 Cursed them: that means that because of the breach of their Covenant, Allah withdrew His overflowing Grace from them. The withdrawal of Grace made their hearts grow hard in two ways: (1) they were no longer protected from the assaults of evil, and (2) they became impervious even to the message of forgiveness and mercy which is open to all Allah's creatures. 713 Israel, when it lost Allah's grace as above, began to sin against truth and religion in three ways: (1) they began to misuse Scripture itself, by either taking words out of their right meaning, or applying them to things for which they were never meant, ( Cf. 5:41); (2) in doing so, they conveniently forgot a part of the Message and purpose of Allah; and (3) they invented new deceits to support the old ones. 714 Cf. 2:109 and n. 110, where I have explained the different shades of meaning in the words for "forgiveness."  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَبِمَا
fakat o şey sebebiyle ki
نَقْضِهِمْ
bozmaları
م۪يثَاقَهُمْ
sağlam sözlerini
لَعَنَّاهُمْ
onları lanetledik
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
قُلُوبَهُمْ
kalplerini
قَاسِيَةًۚ
kaskatı
يُحَرِّفُونَ
tahrif ederler
الْكَلِمَ
kelimeleri
عَنْ مَوَاضِعِه۪ۙ
yerlerinden
وَنَسُوا
ve unut- tular
حَظاًّ
bir nasip
مِمَّا
o şey- den ki
ذُكِّرُوا
nasihat edildiler
بِه۪ۚ
kendi- siyle
وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ
ve daima görürsün
عَلٰى خَٓائِنَةٍ
bir hainlik
مِنْهُمْ
onlardan
اِلَّا
ancak
قَل۪يلاً
pek azı
مِنْهُمْ
onlardan
فَاعْفُ
yine de affet
عَنْهُمْ
onları
وَاصْفَحْۜ
ve mua-mele et
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
الْمُحْسِن۪ينَ
muhsinleri
Fakat (Bize) verdikleri (o) sağlam sözlerini bozmaları sebebiyle Biz de onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar, (Tevrât'taki) kelimelerin konuldukları yerleri tahrif ed(ip değiştir)irler ve kendilerine nasihat edilen (o kitap)tan bir nasip (almay)ı da unuttular. İçlerinden pek azı müstesna, onlardan daima bir hainlik görürsün. (Resulüm!) Yine de sen onları affet ve (en güzel şekilde onlara) muamele et! Çünkü Allah, muhsinleri (güzellik yapıp güzel olanları) sever.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
نَقْض
İsim fiil
ن ق ض
Bozmak
م۪يثَاق
İsim
و ث ق
Sağlam söz, antlaşma
لَعَنَ
Fiil-I
ل ع ن
Lanetledi, lanete uğradı
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
قَاسِيَة
Etken fiil
ق س و
Kaskatı, katılaşmış olan
حَرَّفَ
Fiil-II
ح ر ف
Tahrif etti
كَلِم
İsim
ك ل م
Kelime, söz
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مَوَاضِع
İsim
و ض ع
Yerler
نَسِىَ
Fiil-I
ن س ي
Unuttu
حَظّ
İsim
ح ظ ظ
Nasip, pay, hisse
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذُكِّرَ
Fiil-II
ذ ك ر
Hatırlatıldı, nasihat edildi, uyarıldı, öğüt verildi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
زَالَ
Fiil-I
ز ي ل
Geri durdu, yok oldu, devam etti
طَلَعَ
Fiil-VIII
ط ل ع
Gördü, muttali oldu, vakıf oldu, baktı, tırmanıp çıktı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
خَٓائِنَة
Etken fiil
خ و ن
Hain, hain olan
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَلِيل
İsim
ق ل ل
Az
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَفَا
Fiil-I
ع ف و
Affetti, bağışladı, çoğaldı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
صَفَحَ
Fiil-I
ص ف ح
Muamele etti
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَحَبَّ
Fiil-IV
ح ب ب
Sevdi, hoşlandı
مُحْسِن
Etken fiil-IV
ح س ن
Muhsin, güzel yapan, güzellik yapan kimse