Andolsun ki, Allah İsrailoğullarından (Kenan diyarına göndermek için) on iki temsilci (önder) seçmiş ve onlardan şöyle söz almıştı: “Gerçek şu ki; “Ben (tüm desteğimle zalimlere karşı) sizinle beraber olacağım. Andolsun ki, eğer namazı kılar, zekâtı verirseniz, resullerime inanır (ve itaat ederseniz), onları destekler ve Allah'a güzel bir borç verirseniz (Allah yolunda harcama yaparsanız) elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve Andolsun sizi, altından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim (doğru yolu bulmuşken) inkâr ederse, mutlaka o, dosdoğru yoldan saparak (kendine yazık etmiş olur).”
Bkz. 2/245, 5/20-25, 57/18, 73/20Âyette geçen “temsilci” ifadesi, “önder, başkan” anlamlarına da geldiği gibi “istihbaratçı” ya da “casus” anlamlarına da gelmektedir. Allah Musa Peygamber’e on iki kabilenin her birinden seçilen güvenilir birer öncü kişiyi İsrailoğullarının işgalinden önce, bilgi toplamak ve organize etmek üzere “Kenan topraklarına” göndermesini emir buyurmuştu.Kur'an'ın başka muhtelif yerlerinde birçok kez tekrarlanan “salat” terimi, bir ritüel olmanın yanında Hak’tan yana olmayı ve imanın gereklerini yerine getirmeyi de ihtiva edecek şekilde hayatın tamamında ortaya konan duruşu da ifade eder. Ayrıca “salat”; dua, dua etmek; yalvarma, yakarış; konuşma, söylev, nutuk, övgü, nimet, meydana getirmek, sebep olmak, yakından takip etmek, desteklemek, izlemek, uymak, bağlı kalmak, irtibata geçmek anlamlarına da gelir.