Allah, ne bahireyi meşru kılmıştır, ne saibeyi, ne vasilayı, ne de hamı; fakat kafir olanlar, Allah'a, yalan yere iftira ederler ve onların çoğunun da aklı ermez.
Müslümanlıktan önce, Araplar, bir dişi deve beş defa doğurur da beşinci yavrusu erkek olursa o devenin kulağını yararlar, kıra salıverirlerdi. Buna ne binerler, ne yük yüklerlerdi. Bu deveye "Bahire" adını verirlerdi (al-Müfredât, s. 36. Muhammed-ibn-i Abdülmelik-ibn-i Hişâm: Sıret-ün-Nebî, Ezher Prof. lerinden Muhammed Muhyiddin Abdülhamid'in haşiyeleriyle, Kahire, 1937-1356, c. I, s. 95-98). Bir derde uğrayan, bir hastalığa tutulan, bir dileği bulunan, bir deve adardı. Derdi veya hastalığı geçince, yahut dileği olunca bu deveyi koyuverirdi. Başı boş dolaşan, yemden, sudan men edilmeyen bu deveye "Saibe" denirdi (Ragıb-ı İsfahani, bunun da bahire gibi beş batın doğurmuş dişi deve olduğunu söylüyor: s. 246. Siret-ün-Nebi, aynı cilt, aynı sahifeler). Koyun, dişi doğurursa yavrunun kendilerine, erkek doğurursa putlara ait olduğunu kabul ederlerdi. İkiz olarak dişi ve erkek yavrusu olursa dişi, erkek kardeşine kavuştu derler ve erkeği de dişi yüzünden kurban etmezlerdi. Buna "vasile" adı verilirdi (al-Müfredat, s. 446-547, Sire, s. 95-98). Erkek bir deveden on döl alınmışsa onun sırtı korunmuştur derler, üstüne binmezler, yazıyla koyuverirler, sudan, yemden menetmezlerdi. Buna da "ham" denirdi (al-Müfredat, s. 132, Sire, aynı sahifeler).