Şüphesiz, iman edip (aynı zamanda bu imanın gereği olarak insanlara ve çevreye de güven verip), salih (güzel, iyi ve yararlı) işler yapmış olanlar (erdemli kimseler) için, nimetleri bol cennetler vardır. *
(*) İman ve İslam Terimlerine Kur’an ve Tefsir Bağlamında Bir Bakış: İman kelimesi “e-m-n” kökünden türemiş bir masar olup bu kelimenin esas manası korkunun zıddı olan “emniyet veya güvenlik” demektir… Ayrıca bu kelime doğrulamak, bir şeyin doğruluğunu tasdik ve kabul etmek veya başkalara güven vermek yahut bir şeye inanıp güvenmek anlamlarını da içermektedir. Yani iman kelimesinin güvenliği sağlamak, korkuyu kaldırmak demek olan asıl manasının yanında, ayrıca kabul ve tasdik manası da bulunmaktadır. Kaynak: Asım Efendi, Kamus Tercümesi, IV/548; İsfahânî, Râgıb, el-Müfredât, s. 21; Atay, Hüseyin, Kur’ân’a Göre İman Esasları, Ankara 1961, s. 2;) Örneğin; Kureyş suresinde geçen ‘’ ve amenehum min havfin’’ olduğu gibi: (آمن فلانًا: دفع عنه الخوفَ وأعطاه أمانًا :- {أَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَءَامَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ} Ayrıca yüce Allah’ın sıfat isimlerinden biri de (el-Mü’min) dir. Yani güven veren, güven sağlayan ve güven oluşturandır. Bu bağlamda birkaç rivayete Allah Resulü mü’mini şöyle tarif ediyor: (المؤمنُ من أمِنَه النَّاسُ على أموالِهم وأنفسِهم) ’’Mü’min, insanların canları ve malları konusunda kendisinden emin olduğu kimsedir. (İbni Mace, Ahmet - 24004) Buna göre de, mü’minin bir anlamı da insanlara güven veren demektir.