close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Lokmân Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhi âyâtunâ vellâ mustekbiran keen lem yesma’hâ keenne fî użuneyhi vakrâ(an)(s) febeşşirhu bi’ażâbin elîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okununca başını çevirir; sanki duymaz onu, sanki iki kulağında da ağırlık var; artık müjdele onu elemli bir azapla.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ona karşı ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık bulunuyormuş gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce ve "Onun asıl yorumu bize öğretildi, biz seçkin kimseleriz" dercesine) sırtını çevirip dönmektedir. Artık Sen ona acı bir azap ile müjde ver (ki başına gelecekleri görecektir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Böyle birine mesajlarımız okunup aktarıldığında, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış da, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir, işte ona acıklı bir azabı müjdele.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak, serkeşlik, zorbalık ederek yüz çevirip engelleme tedbirleri alırlar. Sen de onlara can yakıp inleten müthiş azâbın, derilerini kavuran ateşin haberini ver.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları duymamış, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklenerek arkasını döner. Onu acıklı bir azapla müjdele.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onları işitmemiş, kulaklarında sağırlık varmış gibi, kibirlenerek yüz çevirir. (Ey Rasûlüm) sen de onu acıklı bir azab ile müjdele.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, büyüklenerek sırt çevirir. Sanki onları hiç işitmemiştir. Sanki kulaklarında kurşun vardır. İşte sen onu elem verici bir azap ile müjdele!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirirler. Sen de ona acıklı bir azabı müjdele!
Besim Atalay
swap_vert close
Ona bizim âyetlerimiz okununca sanki kulaklarında ağırlık varmış da, işitmiyor gibi kasalıp yüz döner, onu sen, acı bir azapla müjdeleyesin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış da onu hiç işitmemiş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte onu can yakıcı bir azapla müjdele!
Cemil Said
swap_vert close
Bizim âyâtımız okundığı vakit sanki işitmiyor imiş, kulakları tıkanmış gibi kibir ile başını çevirene ’azâb-ı elîm ihbâr it.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.[429]
Tefsir kaynaklarında belirtildiğine göre, 6. ve 7. âyetler, müşriklerden Nadr b. Hâris hakkında inmiştir. Nadr, ticaret amacıyla Hîre’ye gittiğinde Acem masalları içeren kitaplar satın alır ve döndüğünde Mekkelilere, “Muhammed, size Âd ve Semûd hikâyeleri anlatıyor, ben de Fars ve Bizans hikâyeleri anlatacağım” der ve getirdiklerini okur, böylece insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Böyle birine âyetlerimiz okunduğunda sanki kulaklarında ağırlık varmış da onu işitemiyormuş gibi büyüklük taslayarak sırt çevirir. Ona acıklı bir azabı müjdele!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acıklı bir azabın müjdesini ver!
Edip Yüksel
swap_vert close
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç işitmemiş gibi, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek ardını döner.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onun karşısında âyetlerimiz okunduğu zaman da sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. İşte onu, acı verecek bir azab ile müjdele.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Karşısında âyetlerimiz okunduğu vakıt da kibirlenerek ensesini döner, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış, sen de onu elîm bir azâb ile müjdele
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak sırtını döner. (Resûlüm,) ona, elem dolu bir azabı müjdele!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki bunları işitmemiş, sanki iki kulağında bir sağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir, işte onu çok acıklı bir azâb ile müjdele!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman da, sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirli bir kimse olarak yüz çevirir. İşte onu (pek) elemli bir azâb ile müjdele!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve ona (Allah yolundan saptırmaya çalışana) âyetlerimiz okunduğu zaman sanki hiç işitmiyormuş, kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak arkasını çevirir. İşte ona (öteki dünyada) acıklı bir azabın olduğunu haber ver!
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O kimseye ayetlerimiz okunduğu zaman, okunan ayetleri işitmemiş ve sanki iki kulağıında bir ağırlık varmış gibi, büyüklenerek arkasını döner gider. Onu (böyle davrananları) acıklı bir azapla müjdele.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ona belgelerimiz okundu mu, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış da işitmiyormuş gibi büyüklük taslayıp yüzçevirir. Artık ona acıklı bir azabı müjdele.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O/na âyetlerimiz tilâvet olundu mu sanki bunu işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi kibir göstererek yüz çevirip gider, artık sen onu acıklı bir azapla müjdele.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış da onu duymuyormuş gibi böbürlenerek yüz çevirir. Ona can yakıcı bir azabı müjdele!
Kadri Çelik
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak sırtını çevirir. Artık sen ona acıklı bir azap ile müjde ver.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki kulaklarında sağırlık varmış da onu hiç duymuyormuş gibi, anlamsız bir kibre kapılarak küstahça sırt çevirir! O hâlde onu, can yakıcı bir azap ile müjdele!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bizim âyetlerimiz ona okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık / sağırlık var gibi, sanki işitmemiş gibi, büyüklenerek yüz çevirdi. Onu acıveren bir azap ile müjdele!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kendisine ayetlerimiz okunurken sanki kulağında ağırlık var da o yüzden duymazmış gibi yaparak kaçıp gidiyor. Resulüm ona, kıvrandıran acılardan söz et...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Böylelerine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki daha önce hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen böylelerine acıklı bir azabın müjdesini ver!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ona ayetlerimiz [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, sanki bunları duymamış, sanki kulaklarında (s)ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirir. [*] Onu, elem verici bir azapla müjdele!
Benzer mesaj: Fussilet 41:5.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Âyetlerimiz okunduğunda, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış da onları işitmiyormuş gibi büyüklük taslayarak yüz çeviren adamı,¹ acıklı bir azapla müjdele.
1 Bu adam; Nadr b. Haris’tir ama benzerleri de bu âyetin kapsamına girer.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Böyle birine mesajlarımız aktarıldığında, sanki kulaklarında bir sağırlık varmış da onları hiç duymamış gibi, küstahça yüz çevirir: ⁵ işte ona [öteki dünyada] acıklı azabı haber ver!
5 Karş. 23:66-67.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Böyle birine ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki kulaklarında kurşun varmış da hiç işitmemiş gibi yüz çevirir. İşte böylesini can yakıcı bir azapla uyar. 45/6...10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Böyle birine âyetlerimiz okunduğu zaman sanki kulaklarında kurşun varmış gibi hiç aldırmadan serkeşçe yüz çevirir: İşte böylesini elem verici bir azap ile müjdele.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman, sanki hiç işitmemiş veya iki kulağında sağırlık varmış gibi, büyük taslayarak sırtını döner gider. (Ey Muhammed) İşte onu (bu gibi kimseleri) çok çetin bir azab ile müjdele. (Ki bu ihtar müjdesiyle belki akılları başlarına gelir)
Osman Fırat
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak döner. Ona acı bir azâbı müjdele.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve ona karşı âyetlerimiz okunduğu vakit, sanki onu işitmemiş, sanki iki kulağında bir sağırlık varmış gibi böbürlenerek ensesini döner. Artık onu pek acıklı bir azap ile müjdele.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendisine âyetlerimiz okunduğunda, sanki onları işiten kendisi değilmiş gibi, sanki kulaklarında ağırlıklar varmış gibi, son derece kibirli olarak sırtını dönüp uzaklaşır. Onlara gayet acı bir azap verileceğini müjdele!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak döner. Ona acı bir azabı müjdele.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okundukda onı işitmiyormuş ve kulağında sağırlık varmış gibi geri döner ve yüzüni çevirir. Onı elemli 'azâb ile tebşîr it.[¹]
[1] Bu ve bundan evvelki âyet-i kerîme Nadr bin el-Hâris hakkında nâzil olmuşdur. Merkûm İran efsânelerini belleyüb Kureyş'e onları hikâye ider ve: "Muhammed size 'Âd ve Semûd'dan bahs ider ise ben de İsfendiyar ve Rüstem hikâyelerini söylerim" dirdi. Onun masallarını dinleyenler Kur'ân'ı istimâ'dan geri kalırlardı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ona ayetlerimiz okunduğunda büyüklenir, sanki hiç duymamış, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi sırt çevirir. Ona acıklı bir azap müjdesi ver.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklenerek yüzçevirir. Ona acı bir azap müjdele.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ona âyetlerimiz okunduğunda, sanki kulağında bir ağırlık varmışçasına, hiç duymamış gibi kasılarak arkasını döner. Sen onu acı bir azapla müjdele.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ayetlerimiz ona okunduğunda, böbürlenerek yüzünü çevirir. Sanki onları hiç işitmemiştir, sanki kulaklarında bir ağırlık vardır. İşte böylesini, korkunç bir azapla muştula.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[219a] daħı ķaçan oķınur anuñ üzere āyetlerümüz yüz döndürdi boyun virmeyici-y-iken taman işitmedi gibi anı taman iki ķulaġı içinde śaġırlıķ var. pes muştıla aña aġrıdıcı 'aźābı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve ḳaçan anlar üstine oḳunsa bizüm āyetlerümüz, yüz ḳaytarur büyük‐lenüp özüni işitmez gibi eyler, ṣanasın ḳulaġında ṣaġırlıḳ vardur. pes anla‐ra ulu ‘aẕābı muştıla.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Və ayələrimiz ona oxunduğu zaman onları eşitmirmiş, qulaqlarında ağırlıq (karlıq) varmış kimi təkəbbürlə arxasını çevirər. (Ya Rəsulum!) Sən də ona şiddətli bir əzabla (axirətdə cəhənnəm odunda yanacağı ilə) müjdə ver!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Our revelations are recited unto him he turneth away in his pride as if he heard them not, as if there were a deafness in his ears. So give him tidings of a painful doom.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
When Our Signs are rehearsed to such a one, he turns(3585) away in arrogance, as if he heard them not, as if there were deafness in both his ears: announce to him a grievous Penalty.
3585 Such men behave as if they had heard nothing of serious import, or laugh at serious teaching. The loss will be their own. They will miss the higher things of fife and be left out of Allah's blessings. Ignorance and arrogance are in most cases the causes of their fall.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o va- kit ki
تُتْلٰى
okunur
عَلَيْهِ
ona
اٰيَاتُنَا
âyetle- rimiz
وَلّٰى
yüz çevirdi
مُسْتَكْبِراً
kibirli bir kimse olarak
كَاَنْ
sanki
لَمْ يَسْمَعْهَا
onları işitmemiş
كَاَنَّ
sanki
ف۪ٓي اُذُنَيْهِ
iki kulağında varmış
وَقْراًۚ
bir ağırlık
فَبَشِّرْهُ
işte onu müjdele
بِعَذَابٍ
bir azap ile
اَل۪يمٍ
elem verici
Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirlenerek yüz çevirir. (Resulüm! Sen) Onu elem verici (iç yakan) bir azap ile müjdele!
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
وَلّٰى
Fiil-II
و ل ي
Döndü, çevirdi, dönüp kaçtı, üstlendi, dost etti, yöneldi, yüz çevirdi
مُسْتَكْبِر
Etken fiil-X
ك ب ر
Kibirlenen, kibirli kimse
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
سَمِعَ
Fiil-I
س م ع
İşitti, dinledi, duydu
كَاَنّ
Harf-i nasb
كَاَنّ
Sanki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اُذُنٌ
İsim
ا ذ ن
Kulak
وَقْر
İsim
و ق ر
Ağırlık
بَشَّرَ
Fiil-II
ب ش ر
Müjdeledi
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَلِيم
Sıfat
ا ل م
Elem verici