close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kıyâme Sûresi 16. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lâ tuharrik bihi lisâneke lita’cele bih(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Vahyi, acele edip okumak için dilini oynatıp durma.
Hz. Peygamberin, vahiy gelince hemen belleyip okumak için acele ettiği, Cebrail okuyup bitirmeden okumaya çalıştığı ve bu yüzden bu âyetlerin geldiği kabul edilmiştir.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim, Cebrail Sana vahiy getirdiğinde) Onu (Kur’an’ı kavrayıp ezberlemek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip-durman (yersizdir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Sana inen vahyi acele belleyip ezberlemek için dilini kıpırdatma.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onu, Kur'ân'ı çabucak kavramak, okumak, atlamamak için dilini kıpırdatma.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 20/114.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onu (sana vahyedileni) acele ile (kavrayıp ezberlemek) için, (Cebrail tamamını sana vahyetmeden) onunla beraber dilini oynatma.
16.Buhari`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.)`a vahiy indirildiğinde bunu ezberlemek amacıyla diliyle tekrarlamaya çalışırdı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onu (Kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla hareket ettirip-durma.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, vahy daha tamamlanmadan) ona acele ederek, (kelimeleri kaçırmıyayım diye) dilini onunla depretme;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O vahyi çarçabuk elde etmek için dilini onunla depretme!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Vahyi ezberlemek için dilini acele kıpırdatma!
Besim Atalay
swap_vert close
Onu ivetliyerek, dilini kımıldatma
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Yaşadıklarını görünce, heyecandan ne yapacağını şaşıracak ve ona denilecek ki:) Amel defterini okurken (yaşadıklarını seyrederken) telaşla dilini dolaştırıp durma (ne diyeceğini şaşırma)!
Cemil Said
swap_vert close
(Yâ Muhammed) vahiy tamam olmazdan evvel lisânını acele ile tahrîk itme
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onu zihnine bir an önce kaydetmek için, okumada acele etme.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.  
 Resûl-i Ekrem, gelen vahyi unutmamak için, henüz kendisine okunup bitirilmeden onu acele ile tekrarlamaya çalışıyordu. Âyette buna işaret edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onu aceleye getirip dilini oynatma.
Bak 20:114  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onu hemen okumak için dilini depretme.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Depretme ona dilini iyvedinden onu
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim! Cebrâîl sana vahiy getirdiğinde, vahyedilenin bir kısmını unuturum endişesiyle, âyetleri çabucak ezberlemek için) acele edip de dilini onunla beraber hareket ettirme. (Sadece dinle)
Erhan Aktaş
swap_vert close
Telaşla, geçiştirmeye çalışarak, dilini dolaştırıp durma!¹
1- Bu ayetin, Nebi'nin Kur'an'ı ezberlemesindeki aceleciliğini uyarı konusu edindiğine dair yapılan çeviriler doğru değildir. Gerek konu bütünlüğüne ve gerek ayetin bağlamına bakıldığında, “amel defterleri” kendilerine verilip, okumaları istenen müşriklerin nasıl bir şaşkınlık ve endişe içinde telaşa kapıldıkları ve deyim yerinde ise dillerinin damaklarına yapıştığını ifade etmektedir. Öncesi ve sonrası ayetler dikkate alınarak okunduğunda bunun böyle olduğu açıkça görülmektedir. (Bak: 14)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onu acele (kavrayıb ezber) etmen için (Cebrâîl vahyi iyice bitirmeden) dilini onunla depretme.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed! Cebrâîl sana vahyi bitirmeden) onu (Kur'ân'ı) acele(ezber) etmek için, dilini onunla kımıldatma!(2)
(2)Hz. Peygamber (asm) gelen vahyi unutmamak için Cebrâîl (as) henüz kendisine okuyup bitirmeden, ezberine alma endişesiyle acele ediyor, onu tekrarlamaya çalışıyordu. Âyette buna işâret edilmektedir. (Beyzâvî, c. 2, 548)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(O gün mazeret bildireyim derken, korku ve dehşetten dili dolaşan suçluya) ‘’Onu (o dünyada yaptığını da yapmadığını da amellerinin kayıtlı olduğu defterinden okuman için) aceleye getiresin diye (telaşla) dilini onunla dolaştırıp durma’’(denilecek!) *
(*) Bu ayetin, Nebi’nin Kur’an’ı ezberlemesindeki aceleciliğini uyarı konusu edindiğine dair yapılan çeviriler doğru değildir. Gerek konu bütünlüğüne ve gerek ayetin bağlamına bakıldığında, o gün “amel defterleri” kendilerine verilip, okumaları istenen müşriklerin ve inkârcıların nasıl bir şaşkınlık ve endişe içinde telaşa kapıldıkları ve deyim yerinde ise dillerinin damaklarına yapıştığını ifade etmektedir. Öncesi ve sonrası ayetler dikkate alınarak okunduğunda bunun böyle olduğu açıkça görülmektedir. (Bkz:14) (E. Aktaş Meali 16.Ayet Açıklaması) Ayrıca bu ayetin Hz. Peygamberin Kur’an’ı ezberlemesindeki aceleceliğini uyarı konusu edindiğine dair İbn Abbas’a dayandırılan rivayetin doğru olması mümkün değildir, çünkü o zaman İbn Abbas doğmamıştı, dünyaya gelmemişti, fakat rivayete bakılınca sanki İbn Abbas gözleriyle Hz. peygamberin bu durumunu görmüş ve ona şahit olmuştur gibi anlatılmaktadır. Yani rivayete bakılınca, İbn Abbas’ın bunu Hz. Pygamberden veya başka bir sahabeden duymuş olduğuna dair bir hiçbir işaret de yoktur. Bu nedenle konuyla ilgili İbn Abbas’a dayandırılan rivayetin uydurma olup kendisine ait olması mümkün değildir. Detaylı bilgi için Â’la suresi 6. ayetin açıklamasına bakılabilir. Zaten bu ayetten önce Kur’an’ın ismi hiç geçmiyor, peki (به) deki ‘’O’’zamiri Kur’an’a nasıl götürülebilir? Hâlbuki burada (بِهِ) ’’bihi’’onunla” ifâdesiyle kastedilen, ahirette mazeretlerle dilin oynatılıp adaleti yanıltma girişimidir. Zira bu tip, dünyada bu yöntemle adaleti yanıltmayı öğrenmiştir. (Benzer mesajlar: Nahl-84; Mü’minûn-108; Neml :85; Rûm-57; Mü’min:52; Câsiye:35; Kâf-:28; Tahrîm -7; Mürselât-:35-36) وقيل الخطاب مع الإِنسان المذكور والمعنى أنه يؤتى كتابه فيتلجلج لسانه من سرعة قراءته خوفاً، فيقال له لا تحرك به لسانك لتعجل به فإن علينا بمقتضى الوعد جمع ما فيه من أعمالك وقراءته، فإذا قرأناه فاتبع قراءته بالإقرار أو التأمل فيه، ثم إن علينا بيان أمره بالجزاء عليه. (انوار التنزيل واسرار التأويل - البيضاوي) وسادسها: ما ذكره القفال وهو أن قوله: {لاَ تُحَرّكْ بِهِ لِسَانَكَ } ليس خطاباً مع الرسول عليه السلام بل هو خطاب مع الإنسان المذكور في قوله: { يُنَبَّأُ ٱلإِنسَـٰنُ يَوْمَئِذِ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ } [القيامة: 13] فكان ذلك للإنسان حال ما ينبأ بقبائح أفعاله وذلك بأن يعرض عليه كتابه فيقال له: { ٱقْرَأْ كَتَـٰبَكَ كَفَىٰ بِنَفْسِكَ ٱلْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا } [الإسراء: 14] فإذا أخذ في القراءة تلجلج لسانه من شدة الخوف وسرعة القراءة فيقال له لا تحرك به لسانك لتعجل به، فإنه يجب علينا بحكم الوعد أو بحكم الحكمة أن نجمع أعمالك عليك وأن نقرأها عليك فإذا قرأناه عليك فاتبع قرآنه بالإقرار بأنك فعلت تلك الأفعال، ثم إن علينا بيان أمره وشرح مراتب عقوبته، وحاصل الأمر من تفسير هذه الآية أن المراد منه أنه تعالى يقرأ على الكافر جميع أعماله على سبيل التفصيل، وفيه أشد الوعيد في الدنيا وأشد التهويل في الآخرة، ثم قال القفال: فهذا وجه حسن ليس في العقل ما يدفعه وإن كانت الآثار غير واردة به (مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير - غرائب القرآن و رغائب الفرقان) ونقل لشهاب ان بعضهم ارتضى هذا الوجه، -- وعن بعضهم في معنى هذه الآيات، الذي اختاره أنه لم يرد القرآن، وإنما أراد قراءة العباد لكتبهم يوم القيامة يدل على ذلك ما قبله وما بعده، وليس فيه شيء يدل على أنه القرآن ولا شيء من أحكام الدنيا.وفي ذلك تقريع وتوبيخ له حين لا تنفعه العجلة يقول: لا تحرك لسانك بما تقرأه من صحيفتك التي فيها أعمالك يعني إقرأ كتابك ولا تعجل فإن هذا الذي هو على نفسه بصيرة إذا رأى سيئاته ضجر واستعجل فيقال له توبيخاً: لا تعجل وتثبت لتعلم الحجة عليك فإنا نجمعها لك فإذا جمعناه فاتبع ما جمع عليك بالانقياد لحكمه- والاستسلام للتبعة فيه فإنه لا يمكنك إنكاره ثم إن علينا بيانه لو أنكرت. انتهى. (الميزان في تفسير القرآن) ومما يؤيد ما أورد عليه أن ابن عباس لم ير النبي في تلك الحال؛ لأن الظاهر أن ذلك كان في مبدأ البعث النبوي، ولم يكن ابن عباس وُلد حينئذ الخ (محاسن التأويل – القاسمي) وقال البلخي: الذي اختاره أنه لم يرد القرآن وإنما أراد قراءة العباد لكتبهم يوم القيامة يدل على ذلك ما قبله وما بعده وليس فيه شيء يدل على أنه القرآن ولا شيء من أحكام الدنيا وفي ذلك تقريع للعبد وتوبيخ له حين لا تنفعه العجلة يقول لا تحرّك لسانك بما تقرأ من صحيفتك التي فيها أعمالك يعني اقرأ كتابك ولا تعجل فإن هذا الذي هو على نفسه بصيرة إذا رأى سيئاته ضجر واستعجل فيقال له توبيخاً لا تعجل وتثبت لتعلم الحجة عليك فإنا نجمعها لك فإذا جمعناه فاتبع ما جمع عليك بالانقياد لحكمه والاستسلام للتبعة فيه فإنه لا يمكنك إنكاره (مجمع البيان في تفسير القرآن).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onu (yaptıklarının kayıtlı kitabını okumak için) acele ederek dilini hareket ettirme.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onu çarçabuk okuyacağım diye dilini dolaştrma.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Muhammed! Vahiy bitmesin diye acele almak için dilini kımıldatma,
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Aceleyle dilini oynatıp durma⁴
4 Bu ve müteakip üç ayeti, sûrenin bağlamından koparmamak için kişinin ahirette amel defterini okuması şeklinde anlayıp Kaffâl gibi yorumlayanlar vardır. Bizim tercihimiz; genel olarak Hz. Peygamber’in vahyi alış şekli ile ilgili olan tercümedir. Kur’an’da bağlamın dışında bazen arada farklı konular da olabiliyor. Hz. Peygamber, kıyametle ilgili bu vahyi alırken ola ki vahyin atmosferinden çıkmaya çalışarak, dilini kıpırdatıp tekrar etmeye başlamıştır. Ona ikaz olarak bu arada geldiğini düşünebiliriz. Nitekim Tâhâ, 20/114’de de Hz. Peygamber’e Kur’an’ı okurken acele etmemesi tenbih edilmekte ve “Rabbim ilmimi artır!” demesi öğütlenmektedir. Çünkü onun kalbine ayetlerin nakşedilmesi Cenab-ı Hakk’ın işidir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onu (vahyi) ivedilikle bellemek için (tekrarlamak amacıyla) dilini kımıldatıp durma.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Cebrail sana Kur’an’ı vahyederken, onun bir kısmını unuturum endişesiyle, ayetleri çabucak ezberlemek için dilini aceleyle oynatıp durma.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Acele etmek için dilini bununla ilgili hareket ettirme!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Acele ederek Cebrail'in ardından dilini oynatıp durma.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey Resulüm! Gönderilen ayetleri okurken hafızanda tutabilmek için tekrar etme! Buna gerek yok.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Ey suçlu kişi)! Artık onu (hakkındaki hükmü) çabucak almak için dilini kımıldatma! [*]
Benzer mesajlar: Nahl 16:84; Mü’minûn 23:108; Neml 27:85; Rûm 30:57; Mü’min 40:52; Câsiye 45:35; Kâf 50:28; Tahrîm 66:7; Mürselât 77:35-36.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) O (Kur’an’ı Cebrâil sana okurken, unutmamak için) acele edip dilini onunla beraber hareket ettirip durma.¹
1 Kur’an nâzil olurken Peygamberimiz, duyduklarını unutmamak için dilini ve dudaklarını hareket ettirirdi. Bunun üzerine Allah, bu âyeti indirdi. (Tirmizî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[VAHYİN sözlerini tekrarlarken] dilini hızla oynatıp durma: ⁶
6 Lafzen, “Onu hızla söylemek için dilini oynatıp durma” -buradaki zamir, vahyin sözlerine işaret etmektedir. Bu ara pasajı (16-19. ayetleri) doğru anlamak için, 20:114’deki ilgili pasaj ve buna ait 101. not ile birlikte okumak gerekir. Bu her iki pasaj da ilk bakışta vahyin nazil olduğu sırada vahyedilen sözleri tekrarlamadığı takdirde onları unutabileceğinden korktuğu rivayet edilen Hz. Peygamber’e hitab etmektedir. Ama her ikisi, aynı zamanda daha geniş bir içeriğe de sahiptir, çünkü Kur’an’ı okuyan, dinleyen veya inceleyen her mümini ilgilendirmektedir. 20:114’de, Kur’an’ın tek tek ayetlerinden veya ifadelerinden aceleyle -ve bu nedenle hatalı olabilecek- sonuçlar çıkarmamamız emredilmiştir, çünkü Kur’an mesajının ancak tümü ile incelenmesi halinde onun hakkında doğru bir anlayış sahibi olabiliriz. Diğer taraftan bu pasaj, her kelimenin ve ifadenin anlamını en kapsayıcı şekilde düşünebilmek ve mekanik bir tekrarlamadan farkı olmayan, daha da önemlisi, onu okuyan, anlatan veya dinleyen kişiyi, Kur’an’ın mesajını anlamadan -ve hatta yeterince önem vermeden- sadece dilinin ses güzelliği ile tatmin olmaya sevk eden bir tür aceleciliğe mani olmak için ilahî kelâmın yavaşça ve ağır ağır hazmedilerek okunması ihtiyacını vurgulamaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Defterini okurken telaşla dilini dolaştırıp durma! 17/13-14, 18/49
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O sebeple aceleyle dilini oynatıp durma:
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, Cebrail tamamlamadan) Vahyi almaya çalışıp dilini oynatma. (Acele etme, Kur'an kalbine, inerken sadece dinle)
Osman Fırat
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onu (Kur'an'ı) acele ahzedesin diye onunla dilini kımıldatma.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Sana vahyedileni unutmamak için tekrarlarken, hemen anında bellemek için dilini kımıldatma. [20, 114]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Ey Muhammed,) Onu hemen okumak için diline depretme.
Hz. peygamber(s.a.v.) unutmamak için gelen vahyi, henüz kendisine okunup tamamlanmadan, acele ederek tekrarlamağa çalışırdı. Âyet buna işâret etmektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sana Kur'ân vahy olunur iken 'acele iderek lisânını oynatma.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Ona şöyle denir:) “Temize çıkmak için boşuna ağzını yorma.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Dilini acele ile hareket ettirip durma.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onu acele ile okumak için dilini kıpırdatma.(2)
(2) Peygamberimiz vahiy alırken, ondan birşey kaçırmamak için, büyük bir dikkatle Cebrail’i takip ediyor ve bir yandan da onun söylediklerini tekrarlıyordu. Bu ve devamındaki âyetler ise, bu konuda bir endişeye mahal olmadığını, zira vahyi indirmek kadar, onu muhafaza etmenin de Allah’ın taahhüdünde bulunduğunu bildirmektedir. (Buhârî, Tefsir 75:1-2; Tirmizî, Tefsir 75:1.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[307a] depretme anuñ-ıla ya'nį ķur’ān-ıla dilüñi tā ive alasın.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Depretme dilüñi anuñla tizledüp.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər! Cəbrail sənə Qur’an oxuduğu zaman) onu tələm-tələsik əzbərləmək üçün dilini tərpətmə! (Sən də onunla birlikdə Qur’anı təkrar etmə, yalnız dinlə!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Stir not thy tongue herewith to hasten it.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Move not thy tongue concerning the (Qur´an) to make haste therewith.(5820)
5820 Cf. 20. 114, and n. 2639: "Be not in haste with the Qur'an before its revelation to thee is completed." S. 75. is an earlier revelation, and the shade of meaning is slightly different. The immediate meaning was that the Prophet was to allow the revelation conveyed to him to sink into his mind and heart and not to be impatient about it; Allah would certainly complete it according to His Plan, and see that it was collected and preserved for men, and not lost; that the inspired one was to follow it and recite it as the inspiration was conveyed to him; and that it carries its own explanation according to the faculties bestowed by Allah on man. The general meaning follows the same lines; we must not be impatient about the inspired Word; we must follow it as made clear to us by the faculties given to us by Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَا تُحَرِّكْ
kımıldatma
بِه۪
onun-la
لِسَانَكَ
dilini
لِتَعْجَلَ
acele ederek
بِه۪ۜ
onun-la
(Resulüm!) O (sana inen vahy)i (ezberlemek için) acele ederek dilini onunla (hareket ettirip) kımıldatma!
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَرَّكَ
Fiil-II
ح ر ك
Kımıldattı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
لِسَان
İsim
ل س ن
Dil, lisan, anılan
عَجِلَ
Fiil-I
ع ج ل
Acele etti
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle