close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 93. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Hattâ iżâ beleġa beyne-sseddeyni vecede min dûnihimâ kavmen lâ yekâdûne yefkahûne kavlâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ta iki setin arasına vardı, onların yanında bir topluluk buldu ki hemen hiçbir söz anlamıyorlardı.
Hazar deniziyle Karadeniz arasındaki Kafkas dağları (Aynı kitap, s. 57-58).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Vaktâki iki seddin (belki de farklı enerji boyutlarının ve katmanlarının) arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiçbir sözü kavramayan (farklı yaşam ve iletişim koşulları bulunan) bir kavim buldu.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve derken iki set arasında bir yere vardığında, bir toplulukla karşılaştı ki, hemen hemen hiçbir söz anlamıyacak halde idiler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nihayet iki dağ arasına ulaştığında, dağların eteğinde, nerdeyse anlaşabilecekleri müşterek bir dile sahip olmayan bir kavme rastladı.
Ahmet Varol
swap_vert close
Nihayet iki seddin arasına ulaştığında onların önünde neredeyse hiçbir söz anlamayan bir kavim buldu.
Ali Bulaç
swap_vert close
İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet (sed yaptırmış olduğu Ermenistan ve Azerbaycan'daki) iki dağ arasına vardığı zaman, bu dağların önünde bir kavim buldu ki, söz anlamıyacak durumda idiler (lisan bilmiyorlardı).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nihayet iki dağın arasına vardığında, onların önünde bir toplum buldu. Nerede ise hiçbir söz anlamayacaklardı.
[Çinlilerin dili değişik olduğu için anlaşma zor sağlanmıştır.]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonunda iki set arasına varınca, bunların ötesinde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir topluluk buldu.
Besim Atalay
swap_vert close
İki set arasına varınca, setlerin yanında söz anlamaz bir de ulus gördü
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
92-93. Arkasından yine bir sebebe sarılarak yola koyuldu. Sonunda iki dağ arasına varınca setlerin eteğinde konuştukları dilden anlamayan (farklı dilde konuşan) bir topluluk buldu.
Cemil Said
swap_vert close
İki sed arasına vâsıl oldı. Orada ancak bir kaç lakırdı anlayan bir kavme tesâdüf iyledi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonunda, iki dağın arasına varınca, orada nerdeyse hiç laf anlamayan bir millete rastladı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Nihayet iki dağ arasına ulaştığında bunların ötesinde nerede ise hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.
Edip Yüksel
swap_vert close
İki seddin arasına varınca, ötesinde, nerdeyse söz anlamayan bir topluluk buldu
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiç söz anlamayan bir kavim bulmuştu.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Tâ iki sedd arasına vardığı vakit önlerinde bir kavm buldu ki hemen hemen söz anlayacâk bir halde değil gibi idiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Nihâyet, (oradaki insanları bir nebze de olsa, düşman saldırısından koruyan) iki (doğal) settin arasına (sarp dağların/kayalıkların olduğu dar bir geçide) ulaştı. Onların önünde (bu dağların eteklerinde yaşayan ve Zu’l-Karneyn’in konuştuğu dili bilmedikleri için) söylenenleri neredeyse hiç anlamayan (lisanları farklı) bir kavim ile karşılaştı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nihayet iki set arasına ulaştığı zaman, onların yanı başında neredeyse hiç söz anlamayan bir halkla karşılaştı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Nihayet iki dağ arasına ulaşdığı zaman onların önünde hemen hiç bir söz anlamaz bir kavm buldu.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet iki dağ arasına varınca, bunların önünde öyle bir kavim buldu ki, (lisan ve anlayış cihetiyle) hemen hemen söz anlamayacak bir hâlde idiler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Nihayet iki (doğal) set (dağ) arasına ulaştığı zaman orada neredeyse (konuştukları dilden başka) hiç söz anlamayan (dil bilmeyen ilkel) bir topluluk buldu.*
(*) Âyette geçen iki dağın Karadeniz ile Hazar Denizi arasında uzanan dağ sıralarının bir bölümü olduğu, tefsirlerde kuvvetli ihtimal görülmektedir… Bu dağların ötesinde Ye’cüc ve Me’cüc bölgesinin yer aldığı düşünülmüştür… Ayrıca Zülkarneyn’in karşılaştığı kavim, kendi dillerinden başka dil bilmedikleri için Zülkarneyn’in sözlerini anlamıyorlardı veya kendi düşüncelerini ona anlatamıyorlardı. والمعنى أنهم لا يعرفون غير لغة أنفسهم وما كانوا يفهمون اللسان الذي يتكلم به ذو القرنين،( مفاتيح الغيب ، التفسير الكبير) وجد من دونهما قوما لا يكادون يفقهون قولا ) يقول عز ذكره : وجد من دون السدين قوما لا يكادون يفقهون قول قائل سوى كلامهم (تفسير الطبري )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Taki iki settin arasına varıncaya kadar gitti. Orada o iki setten (dağ) başka, bir topluluğu yaşıyor buldu. Onların konuştuğu dil neredeyse hiç anlaşılmıyordu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonunda iki dağın arasına vardı. Bu iki dağın eteğinde öyle bir ulus buldu ki, neredeyse söylenen sözü anlayamıyordu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nihayet iki seddin arasına vardı [⁹]. Setlerin önünden hemen söz anlamaz bir kavim buldu [¹⁰].
[9] İki dağ arasındaki setler. Bu dağlara Azerbaycan, Ermenistan dağları diyorlar.[10] Çünkü dilleri başkaydı. Yalnız işaretle güçhal ile veya tercümanla meramlarını anlatabiliyorlardı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Tâ ki iki set arasına ulaştığında, onun berisinde orada neredeyse hiç laf anlamayan bir kavim buldu.³¹
31 Laf anlamayan bir kavim, kısır siyasi çekişmeler içinde boğulan, kimsenin kimseyi dinlemediği üstelik iç kargaşalarla uğraşan bir kavimdir. Kurtulmak için Zülkarneyn’den yardım isterler.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Nihayet iki dağ arasına ulaştığı zaman orada hiç söz anlamayan bir kavim buldu.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Nihâyet, iki doğal set olarak, oradaki insanları düşman saldırısından koruyan sarp kayalıkların arasındaki dar geçide varınca,bu dağların eteklerinde yaşayan ve Zülkarneyn’in konuştuğu dili bilmedikleri için, söylenenleri neredeyse hiç anlamayan dilleri farklı, ifâdeleri yetersiz bir toplumla karşılaştı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonunda İki Sedd arasına ulaştığı zaman onların ötesinde neredeyse söz anlamayan bir kavim buldu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gide gide setler ülkesine vardı. Setlerin beri yakasında biraz da laf anlamaz / göçebe bir toplumla karşılaştı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İki dağ arasına ulaşınca hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonunda iki set (dağ) arasına ulaştığında onların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlayamayan bir toplum bulmuştu. [*]
Bu ülke de muhtemelen kuzeye doğru benzer bir ülke olabilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Sonunda) iki dağ arasına ulaşınca; orada neredeyse hiç söz anlamayan (ilkel) bir toplumla karşılaştı.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve derken, iki set arasında ⁹⁴ [bir yere] vardığında onların yamacında [yaşayan ve onun konuştuğu dilden] çok az şey anlayabilen bir kavme rastladı.
94 Ayette sözü edilen yerin Kafkaslar olduğu yaygın bir kabul görmüştür. Bununla birlikte, bu iki set arasındaki yerleşim bölgesi ve burada yaşayan kavim hakkında ne Kur’an ne de güvenilir Hadisler herhangi birşey söylemediğine göre, bu konuda müfessirler tarafından ileri sürülen her türlü yorumu mesnetsiz spekülasyonlar olarak bir kenara bırakıp, Zulkarneyn meselinin asıl amacının, temsîlî bir üslup içinde belirli ahlakî ilkelerin ifadesinden ibaret olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonunda iki dağ arasında bir mevkiye vardı. Dağın ötesinde hiç söz anlamaz laf dinlemez bir toplum buldu.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nihayet iki (doğal) set arasına ulaştığı zaman, onların arasında yaşayan bir topluluğa rastladı;[²⁴⁴²] konuştuğu dilden pek anlamıyorlardı.
[2442] Tefsir edebiyatında bu seddin Kafkaslardaki Derbent seddi olduğu yorumu yaygındır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonunda iki dağ arasına varınca; orada hiç söz anlamayan bir kavme rastladı.
Osman Fırat
swap_vert close
Nihâyet iki sed/dağ arasına ulaşınca aşağlarında hemen hiç söz anlamayan bir topluluk buldu.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki, iki dağın arasına kavuştu, onların yakınında bir kavim buldu ki, söz anlayabilmeye yaklaşacak bir halde değildiler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Nihayet iki dağ arasına ulaştığında, onların önünde, hemen hemen hiç söz anlamayan bir millet buldu.
Âyette geçen iki dağın Karadeniz ile Hazar Denizi arasında uzanan dağ sıralarının bir bölümü olduğu, tefsirlerde kuvvetli ihtimal görülmektedir. Dağıstan’ın Derbend şehrindeki sed, İslâm dünyasında Zülkarneyn seddi olarak bilinmiştir. Bu dağların ötesinde Ye’cüc ve Me’cüc bölgesinin yer aldığı düşünülmüştür. Fakat, bunlar birer tahminden öteye geçemez.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nihayet iki sed arasına ulaşınca onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İki seddin arasına vâsıl olub orada sözleri anlaşılmaz bir kavim buldı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O iki barajın arasına varınca onların aşağısında söylenen sözü neredeyse hiç anlamayan (anlayışı kıt) bir topluluğa rastladı.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonunda iki dağ arasında, hemen hemen hiçbir söz anlamayan bir kavme rastladı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Nihayet iki dağ arasına geldiğinde, onun önünde, hemen hemen hiç söz anlamayan bir kavme rastgeldi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nihayet, iki set arasında ulaştı. Setler arasında öyle bir topluluk buldu ki neredeyse söz anlamıyorlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tā ķaçan irdi iki ŧaġ araśına buldı ol iki ileyinde bir ķavm yaķın olmazlar kim añlayalar sözi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḥattā ki yitişdi iki ṭaġ arasına, ṭapdı ol iki ṭaġ ḳatında bir ḳavm ki yaḳınolmazlar sözi fehm eylemege.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Nəhayət, (sədd salmış olduğu Azərbaycandakı, yaxud Türküstanda Yə’cud–Mə’cüc tayfaları yaşayan ərazidəki) iki dağ arasına gəlib çatdıqda onların ön tərəfindən az qala söz anlamayan (yaxud danışıqları çox çətin başa düşülən) bir tayfa gördü.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Till, when he came between the two mountains, he found upon their hither side a folk that scarce could understand a saying.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Until, when he reached (a tract) between two mountains,(2437) he found, beneath them, a people who scarcely understood a word.(2438)
2437 The geography of the place (if geography is relevant in a parable story) is discussed in Appendix VI at the end of this Surah (Cf. 21:96). 2438 It does not mean that they had no speech. It means that they did not understand the speech of the Conqueror. But they had parleys with him (through interpreters), as is evident from the verses following (18:94-98).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
حَتّٰٓى
nihayet
اِذَا
o va- kit ki
بَلَغَ
vardı
بَيْنَ
ara- sına
السَّدَّيْنِ
iki set
وَجَدَ
buldu
مِنْ دُونِهِمَا
o ikisinden başka
قَوْماًۙ
bir ka- vim ki
لَا يَكَادُونَ
neredeyse değiller
يَفْقَهُونَ
anlıyorlar
قَوْلاً
hiçbir söz
Nihayet iki set (gibi yükselen dağların) arasına varınca, (iki kavimle karşılaştı ve) onlardan başka neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
بَلَغَ
Fiil-I
ب ل غ
Vardı, sonuna geldi, erişti, ulaştı, buluğa erdi
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
سَدّ
İsim
س د د
Set
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
كَادَ
Fiil-I
ك و د
(Bir şey yapmak üzere olmak ama onu yapmamak) Nerede ise, neredeyse
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp