[Biz onları] işte böyle [bir yaşama tarzı içinde, böyle bir düzeyde bırakmıştık ve o da onları öylece kendi hallerine bıraktı; ⁹²] ve muhakkak ki sınırsız bilgimizle Biz onun zihninden geçenleri ⁹³ kuşatmış bulunuyorduk.
92 Ayette tek başına geçen kezâlike (“işte böyle” yahut “işte bunun gibi”) ifadesi için Râzî’nin verdiği açıklama bu yöndedir. Bu ayet, öyle görünüyor ki, kendilerini güneşten koruma ihtiyacı duymayan, doğal şartlarda yaşayan ilkel bir toplumun insanlarından söz etmekte ve Zulkarneyn’in, onların bu yaşama tarzlarını alt üst edip kendilerini elem ve ızdıraba sürüklemeden akıllıca davranarak onları kendi hallerine bırakma yolunu tuttuğunu ifade etmektedir.93 Lafzen, “onda olanları/onun nezdinde bulunanları”, yani onun, “Allah’ın onları tâbi tuttuğu doğal yaşama seyrini ya da tarzını bozmamak yahut değiştirmemek” yönünde verdiği kararı (karş. 4:119 hk. 141. notun son kısmı). Zulkarneyn’in bu kararı, kanaatimizce, bu meselden çıkarılacak önemli derslerden biridir.