close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 91. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Keżâlike vekad ehatnâ bimâ ledeyhi ḣubrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Böyleydi işte bu, gerçekten de nesi var, nesi yoksa bilgimiz hepsine şamildir, hepsinden de haberdarız.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte böyle, onun yanında (eşyanın aslını oluşturan ve tarafımızdan kendisine ilham buyrulan) özü kapsayan bir bilgi olduğundan (haberdar idik ve yanında olup-biten her şeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatıvermiştik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte Zülkarneyn'in gücü ve saltanatı böylece idi. Fakat onun yanında ne türlü alet ve bilgiler vardı ki, biz hepsini ilmimizle kuşatmışızdır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Zülkarneyn burada da, tebliğde bulundu, ihtiyaç duydukları medeniyet araçlarını öğretti, kendilerine nasıl muamele yapacağını anlattı. Biz, onun sahip olduğu bilgiyi, medeniyet araçlarını, imkânlarını, gücünü, kudretini, tecrübesini biliyorduk.
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte böyle. Biz, onun yanında ne tür bilgi ve tecrübe varsa [3] (ilmimizle) kuşatmıştık.
3.Yahut "ondaki bilgi ve tecrübeyi" veya "yanında olan bütün araç, gereçleri" ya da "yanında olan bitenlerin tümünü biliyorduk." Ayette bu anlamların tümünün birden kastedilmiş olması da mümkündür.  
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte böyle, onun yanında 'özü kapsayan bilgi olduğunu' (veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte Zü'l-karneyn'in kudret ve saltanatı böyleydi. Halbuki onun yanında (asker ve harp vasıtaları gibi daha) neler vardı ki, biz, tamamını ilmimizle kuşatmışızdır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte onu böylece yürüttük. Yanında ne var ne yok, hepsini biliyorduk.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte onun durumu böyledir. Onun bilgi olarak sahip olduğu her şeyi biz biliriz.
Besim Atalay
swap_vert close
Yine bunculayın, yanında ne varsa biz biliyorduk
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte (Zülkarneyn 'in) kudret ve saltanatı böyleydi. Andolsun biz, Zülkarneyn 'in maddi ve manevi yönden nelere sahip olduğunu biliyorduk.
Cemil Said
swap_vert close
Zü’l-Karneyn ânlara da muğber oldı. Fakat biz hepsini bilüriz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İşte bunun gibi, onun yaptıklarının hepsini baştanbaşa biliyorduk.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İşte böyle oldu! Biz onunla ilgili her şeyi ayrıntısıyla biliyorduk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.
Edip Yüksel
swap_vert close
İşte böyle... Onun her bulduğunu tamamıyla biliyorduk.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte Zülkarneyn'in kudret ve saltanatı böyleydi. Ve biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Böyle, halbuki onun yanında neler vardı temamını biz biliyorduk
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte böyle. (Zu’l-Karneyn, tarafımızdan kendisine bahşetmiş olduğumuz, çok büyük imkânlar ve kudret ile dünyanın tamamında hükümran olmuş, sâlih bir kulumuzdu.) Onun yanındakileri (manen ve madden sahip olduğu her şeyi) biz (ezelî ve ebedî olan) ilmimiz ile kuşatmışızdır. (Ona bahşetmiş olduğumuz imkân ve nimetler o dereceye ulaştı ki onları yalnız biz biliriz.)
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte böyle! Biz, onun yanında olan şeyleri bilgimizle kuşatmıştık.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte (Zülkarneynin işi) böyle idi. Halbuki onun yanında (neler vardı) ki biz hepsini ilm (imiz) le kuşatmışızdır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte (Zülkarneyn'in işi) böyledir! Ve onun yanında olan şeyleri, gerçekten(hepsinden) haberdâr olarak kuşatmıştık.
İhsan Aktaş
swap_vert close
[Biz onları] işte böyle (bir yaşama tarzı içinde, böyle bir düzeyde bırakmıştık ve o da onları öylece kendi hâllerine bıraktı) ve muhakkak ki onun yanında olan her şeyi (sınırsız ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.*
(*) Ayette tek başına geçen kezâlike (“işte böyle” yahut “işte bunun gibi”) ifadesi için Râzî’nin verdiği açıklama bu yöndedir. Bu ayet, öyle görünüyor ki, kendilerini güneşten koruma ihtiyacı duymayan, doğal şartlarda yaşayan ilkel bir toplumun insanlarından söz etmekte ve Zulkarneyn’in, onların bu yaşama tarzlarını alt üst edip kendilerini elem ve ızdıraba sürüklemeden akıllıca davranarak onları kendi hallerine bırakma yolunu tuttuğunu ifade etmektedir. Lafzen, “onda olanları/onun nezdinde bulunanları”, yani onun, “Allah’ın onları tâbi tuttuğu doğal yaşama seyrini ya da tarzını bozmamak yahut değiştirmemek” yönünde verdiği kararı, kanaatimizce, bu meselden çıkarılacak önemli derslerden biridir. (M. Esed. Meali Kehf 91. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Böylece biz onları bulundukları hal ile kuşattık (kendi hallerine bıraktık).
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte böyle. Doğrusu Biz Zülkarneyn’in yanında olanları bitenleri bilgimizle kaplamışızdır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunun gibi [⁷] oldu. Biz onda olanı ilmimiz ile kavramıştık [⁸].
[7] Bunlar hakkında da, evvelkiler hakkında olduğu gibi tahyir vaki olmuştur, veya kıssa böyleydi.[8] Askeri, esbaba şevketi, ilmimizden hariç değildir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte böyle, Biz onun önündeki şeyleri bir bilgiyle kuşatmıştık.
Kadri Çelik
swap_vert close
İşte böyleydi, onun yanında olan her şeyi (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte Zülkarneyn, yeryüzünün doğusuna ve batısına hükmeden böyle kudretli ve bilge bir hükümdardı. Ve hiç kuşkusuz Biz, onun bütün yaptıklarından haberdar idik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte böyle! Onun yanındakilerden tamamiyle haber alıyorduk.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bu şekilde ona bir bilgi daha yüklemiş olduk.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte böyle! Şüphesiz biz O’nun yanındakileri ilmimizle kuşattık. Onları inkâr eden bir toplulukla, inanan bir toplulukla karşılaştırarak, davranışlarına baktık!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.
Mehmet Türk
swap_vert close
İşte böylece Biz, onun yaptıklarının hepsini bütün ayrıntıları ile biliyorduk.¹
1 Yani önceki topluma yaptıklarının aynısını yaptığını biliyorduk.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Biz onları] işte böyle [bir yaşama tarzı içinde, böyle bir düzeyde bırakmıştık ve o da onları öylece kendi hallerine bıraktı; ⁹²] ve muhakkak ki sınırsız bilgimizle Biz onun zihninden geçenleri ⁹³ kuşatmış bulunuyorduk.
92 Ayette tek başına geçen kezâlike (“işte böyle” yahut “işte bunun gibi”) ifadesi için Râzî’nin verdiği açıklama bu yöndedir. Bu ayet, öyle görünüyor ki, kendilerini güneşten koruma ihtiyacı duymayan, doğal şartlarda yaşayan ilkel bir toplumun insanlarından söz etmekte ve Zulkarneyn’in, onların bu yaşama tarzlarını alt üst edip kendilerini elem ve ızdıraba sürüklemeden akıllıca davranarak onları kendi hallerine bırakma yolunu tuttuğunu ifade etmektedir.93 Lafzen, “onda olanları/onun nezdinde bulunanları”, yani onun, “Allah’ın onları tâbi tuttuğu doğal yaşama seyrini ya da tarzını bozmamak yahut değiştirmemek” yönünde verdiği kararı (karş. 4:119 hk. 141. notun son kısmı). Zulkarneyn’in bu kararı, kanaatimizce, bu meselden çıkarılacak önemli derslerden biridir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O’nun güç ve bilgisi işte böyle, zira biz O’nun sahip olduğu her şeyi kapsamlı olarak biliyorduk. 2/77
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
onların yaşam tarzı da işte böyleydi.[²⁴⁴¹] Doğrusu Biz, onun sahip olduğu şeyleri derin bir vukufiyetle kuşatmıştık.
[2441] Kezalikeye bu bağlamda verilebilecek en uygun anlam. Allah Rasûlü’ne, dünyanın Arabistan’dan, insanlığınsa Araplardan müteşekkil olmadığı gerçeğini hatırlatan bu âyet, ona, oluşturacağı hukuk ve iktidar pratiğini, tüm insanlığı kapsayacak bir fıtrat yasası üzerine oturtması gerektiğini îmâ eder. Bu âyet ve ona ilişkin açıklamamız, A’râf sûresinin 199. âyeti ve ilgili notlarımızla birlikte dikkate alınmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kuşkusuz Biz; onun yanında (Zülkarneyn ile o kavim arasında) olanların hepsini ilmimizle kuşatmıştık! (Gerekenleri Zülkarneyn'e haber veriyorduk)
Osman Fırat
swap_vert close
İşte böyle. Şüphesiz onun yanındakiler bilgimiz dahilinde idi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İşte böylece. Ve şüphe yok ki, onun yanında neler olduğunu Biz ilmen ihata etmişizdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte Zülkarneyn, böyle yüksek bir hükümranlığa sahip idi. Onun yanında ne var, ne yoksa Biz hepsine vakıf idik.
Süleyman Ateş
swap_vert close
İşte (Zu'l-Karneyn) böyle (yüksek bir mevkie ve hükümranlığa sahip) idi. Onun yanında (daha) nice bilgi ve yetki bulunduğunu biliyorduk.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Orada da ona mağribdeki gibi izin virdik. Onun yanında bulunan kuvvet ve 'askeri 'ilmimiz muhît oldı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşte böyle; Biz o topluğun her şeyini biliyorduk.
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte böyle, onun yanındakilerin hepsini baştan başa biliyorduk.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte Zülkarneyn'in hali böyleydi; ve Bizim ilmimiz, onun herşeyini kuşatmış bulunuyordu.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte böyle! Biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ancılayın daħı bayıķ ķapladuķ anı kim ķatındadur bilmekdin yaña.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anuñ gibi daḫı bildük İskenderüñ eli altında olan nesnelerüñ ḫaberini,‘ilmini.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Zülqərneynin qüdrət və səltənəti, səyahəti) belə idi. Biz hələ onun yanında daha nələr olduğunu da bilirik. (Zülqərneynin qüdrətini, nə qədər əsgərlə səfərə çıxdığını Allahdan başqa heç kəs dəqiq bilməz).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So (it was). And We knew all concerning him.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(He left them) as they were: We completely understood what was before him.(2436)
2436 They were a primitive people. He did not fuss over their primitiveness, but left them in the enjoyment of peace and tranquillity in their own way. In this he was wise. Power is apt to be intolerant and arrogant, and to interfere in everything that does not accord with its own glorification. Not so Dhu al Qarnayn. He recognised his own limitations in the sight of Allah: man never completely understands his own position, but if he devoutly looks to Allah, he will live and let live. This is the spiritual lesson from the second episode.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
كَذٰلِكَۜ
işte böyle
وَقَدْ
ve ger- çekten
اَحَطْنَا
kuşatmıştık
بِمَا لَدَيْهِ
yanındaki şeyleri
خُبْراً
haberdar olarak
İşte (Zülkarneyn, tarafımızdan) böyle (imkân ve iktidara sahipti), Biz onun yanında (olup biten) her şeyden haberdar olarak onu (ilmimizle) kuşatmıştık.
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اَحَاطَ
Fiil-IV
ح و ط
Kuşattı, kavradı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَدَي
Mekan zarfı
لَدَي
Yanında, -de, -da
خُبْر
İsim
خ ب ر
Haberdar edilme