Nihayet (bulunduğu yerden uzak) Doğuya (güneşin batış vaktinde) ulaşınca güneşi, kendilerini ondan koruyacak bir siper (zengin bitki örtüsü veya ev, barınak, elbise vb.) kılmadığımız (medeni bir hayat yaşamayan, ilkel) bir kavim üzerine doğarken gördü. *
(*) Zülkarneyn doğu tarafında, ilerleyerek nihayet medenî yaşayışın sona erdiği, ilkel (çıplak, evsiz barksız) yaşayan en uzak bir doğuya ulaştığı anlaşılıyor. Yani medeniyetin olmadığı vahşi ve güneşe karşı giyim-kuşam bilmeyen ev yapmayı dahi beceremeyen bir kavimle karşılaşmıştır. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Ayrıca Kıssada Zülkarneyn’in doğu seferinde karşılaştığı halktan, “Kendilerini güneşten koruyacak bir siper/gölgelik meydana getirmemiştik” şeklinde söz edilmesi (el-Kehf 18/90) bu halkın ilkel bir hayat sürdüğü ihtimalinden çok, yaşadıkları coğrafyanın zengin bitki örtüsü bulunmayan bir yer, bir bozkır olma ihtimaline de işaret olabilir.
. (مصدر) معنى كلمة مطلع في القاموس لم نجعل لهم من دونها سترا يسترهم ، لا من البيوت ولا من اللباس ، بل هم حفاة عراة لا يأوون إلى شيء من العمارة .. ويجوز أن يكون المعنى أنهم كانوا قوما عراة فكانوا يتقون شعاع الشمس في الكهوف أو في أسراب يتخذونها في التراب(التحرير والتنوير ) (تفسير فتح القدير)" فلم تكن لهم ظلال تظلهم، وظاهر القول أنهم لم تكن لهم ثياب تسترهم منها في ظلها وحرورها، وهذا أنهم بدائيون ليسوا متحضرين وليست لهم أي حضارة إنسانية، بل هم على البداوة الأولى، وإن كان لهم بعض القوة أو المصادر المالية، (زهرة التفاسير) مغرب الشمس " هل هو ظرف زمان، أم ظرف مكان ؟ من الجائز أن: " مَغْرِبَ الشَّمْسِ " هنا يقصد بها: الوقت واللحظة التي تغرب فيها الشمس، ...يعني لا يستترون منها بكهف جبل ولا بيت يكنهم منها.( الجامع لاحكام القرآن)