close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 90. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Hattâ iżâ beleġa matli’a-şşemsi vecedehâ tatlu’u ‘alâ kavmin lem nec’al lehum min dûnihâ sitrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Da gidegide güneşin doğduğu yere vardı, orada öyle bir topluluk buldu ki onların güneşten başka hiçbir elbisesi yoktu, öyle bir topluluğa doğmadaydı güneş orada.
Bakterya (Belh)’daki göçebe ve yoksul boylar (Aynı kitap, s. 56).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonunda Güneş’in doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (Güneş’i), kendileri için bir siper kılmadığımız (Güneş’in aşırı hararet ve enerjisinden etkilenmeyecek şekilde yarattığımız) bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gide gide, güneşin doğduğu yere vardığında, güneşe karşı sığınacak bir örtü vermediğimiz bir halk üzerine güneşi doğuyor buldu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Nihayet, güneşin doğduğu tarafta, uzak doğuda, karanın denize birleştiği yerdeki yerleşim bölgesine ulaştığında, kendilerini koruyacak elbiseyi ve barınağı öğretmediğimiz, sıcağın şiddetini artırdığı zamanlarda su içinde ve toprak oyuklarda korunan, serinlikte geçimlerini sağlayan, çıplak, ilkel bir kavim üzerine güneşin doğduğunu gördü.
Ahmet Varol
swap_vert close
Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendilerine güneşe karşı bir siper yapmadığımız bir kavmin üzerine doğar gördü.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet güneşin doğduğu yere (uzak şarka) vardığı zaman güneşi, öyle bir kavim üzerine doğuyor buldu ki, onlara, güneşten kendilerini koruyacak bir siper (ev veya elbise gibi bir barınak) yapmamıştık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Nihayet güneşin doğduğu yere ulaştığında, kendilerine güneşe karşı hiçbir örtü kılmadığımız bir toplumun üzerine güneşin doğduğunu gördü.
[Vahşi ve güneşe karşı giyim-kuşam bilmeyen bir kavim kastedilmektedir.]  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sonunda güneşin doğduğu yere varınca, güneşi, kendilerine güneşten başka bir örtü vermediğimiz bir topluluğun üzerine doğuyor buldu.
Besim Atalay
swap_vert close
Güneşin doğduğu yere varınca, güneşten başka, örtüleri bulunmayan bir ulusun üzerine, güneşin doğduğunu gördü
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
89-90. (Zülkarneyn) sonra (Doğu'ya doğru) bir yol tuttu. Nihayet güneşin doğduğu yere (Doğuda varabileceği en uzak noktaya) vardığı zaman, kendilerine güneşe karşı hiçbir örtü kılmadığımız bir toplumun üzerine güneşin doğduğunu gördü.
Buradan anlaşıldığına göre; Zülkarneyn doğudaki gelişmiş bütün toplumları ziyaret ettikten sonra medeniyetin olmadığı vahşi ve güneşe karşı giyim-kuşam bilmeyen ev yapmayı dahi beceremeyen bir kavimle karşılaşmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
Güneşin doğmakda oldığı bir yere vâsıl oldı. Orada bir kavme rast geldi. O kavme güneşin şiddetinden tesettür içün bir şey virmedik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonunda güneşin doğduğu yere ulaşınca, güneşi, kendilerini elbise, bina gibi şeylerle örtmediğimiz bir millet üzerine doğuyor buldu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık.  
 Zülkarneyn, batıda işlerini bitirdikten sonra doğunun yolunu tuttu. En sonunda, ihtimal Asya’nın doğu kıyılarına, Hint okyanusuna, yahut Hazar denizine ulaştı. Burada karşılaştığı insanlar, rivayete göre, güneşin ışığına ve sıcağına karşı korunmak için elbise ve ev yapmasını bilmiyorlardı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Uzak doğuya varınca, güneşi, kendilerini güneşten koruyacak herhangi bir şeye sahip olmayan bir topluluk üzerine doğar buldu.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğmakta olduğunu gördü.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Tâ gün doğu cihetine vardığı vakıt onu bir kavm üzerine doğuyor buldu ki onlara güneşin önünden bir siper yapmamıştık
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve nihâyet güneşin doğduğu yere, (doğu yönünde varabileceği en uzak noktadaki diyarlara) ulaşınca, güneşe (sıcağa) karşı kendilerine (herhangi) bir siper yapmadığımız, bir topluluk üzerine onun (güneşin) doğduğunu gördü.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Nihayet Güneş'in doğduğu yere vardığı zaman, onu, kendilerini Güneş'e karşı koruyacak bir örtü yapmadığımız bir halkın üzerine doğarken buldu.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Nihayet üstüne güneşin (ilk önce) doğduğu yere ulaşdığı zaman onu öyle bir kavmin üzerine doğuyor buldu ki biz onlar için buna karşı (korunacak) hiç bir siper yapmamışdık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Nihâyet güneşin doğduğu yere (doğu cihetindeki memleketlere) varınca, onu öyle bir kavim üzerine doğuyor buldu ki, onun (o güneş ışıklarının) altında kendileri(ni korumak) için bir siper (dağlar ve ağaçlar) yapmamıştık.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Nihayet (bulunduğu yerden uzak) Doğuya (güneşin batış vaktinde) ulaşınca güneşi, kendilerini ondan koruyacak bir siper (zengin bitki örtüsü veya ev, barınak, elbise vb.) kılmadığımız (medeni bir hayat yaşamayan, ilkel) bir kavim üzerine doğarken gördü. *
(*) Zülkarneyn doğu tarafında, ilerleyerek nihayet medenî yaşayışın sona erdiği, ilkel (çıplak, evsiz barksız) yaşayan en uzak bir doğuya ulaştığı anlaşılıyor. Yani medeniyetin olmadığı vahşi ve güneşe karşı giyim-kuşam bilmeyen ev yapmayı dahi beceremeyen bir kavimle karşılaşmıştır. Aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Ayrıca Kıssada Zülkarneyn’in doğu seferinde karşılaştığı halktan, “Kendilerini güneşten koruyacak bir siper/gölgelik meydana getirmemiştik” şeklinde söz edilmesi (el-Kehf 18/90) bu halkın ilkel bir hayat sürdüğü ihtimalinden çok, yaşadıkları coğrafyanın zengin bitki örtüsü bulunmayan bir yer, bir bozkır olma ihtimaline de işaret olabilir. . (مصدر) معنى كلمة مطلع في القاموس لم نجعل لهم من دونها سترا يسترهم ، لا من البيوت ولا من اللباس ، بل هم حفاة عراة لا يأوون إلى شيء من العمارة .. ويجوز أن يكون المعنى أنهم كانوا قوما عراة فكانوا يتقون شعاع الشمس في الكهوف أو في أسراب يتخذونها في التراب(التحرير والتنوير ) (تفسير فتح القدير)" فلم تكن لهم ظلال تظلهم، وظاهر القول أنهم لم تكن لهم ثياب تسترهم منها في ظلها وحرورها، وهذا أنهم بدائيون ليسوا متحضرين وليست لهم أي حضارة إنسانية، بل هم على البداوة الأولى، وإن كان لهم بعض القوة أو المصادر المالية، (زهرة التفاسير) مغرب الشمس " هل هو ظرف زمان، أم ظرف مكان ؟ من الجائز أن: " مَغْرِبَ الشَّمْسِ " هنا يقصد بها: الوقت واللحظة التي تغرب فيها الشمس، ...يعني لا يستترون منها بكهف جبل ولا بيت يكنهم منها.( الجامع لاحكام القرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Güneşin doğduğu yere varıncaya kadar gitti ve orada onların üzerini güneş den başka hiçbir şeyin örtmediği bir topluluğun üzerine, güneşi yükseliyor bulmuştu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonunda güneşin doğduğu yere varınca onu bir ulusun üzerine doğar buldu. Biz bu ulusa bu güneşten başka bir giyecek vermemiştik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nihayet güneşin doğduğu yere vardı. Güneşi, bir kavim üzerine doğuyor buldu [⁶] ki onların güneşten başka örtünecek şeyleri yoktu.
[6] Yabaniler memleketi, çıplaklar memleketidir ki ev yapmak, elbise giymek âdetleri değildi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Tâ ki güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, güneşten başka kendilerine bir örtü yapmadığımız bir kavim üzerine doğuyor buldu.³⁰
30 Doğudaki bu kavimde tarih sahnesine yeni çıkan fakir ve yoksul bir kavimdir. Bunun da öncelikle ekonomisinin gelişmesi gerekir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştığında güneşi, kendileri için ona karşı bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta iken buldu.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve uzun bir yolculuğun ardından, nihâyet güneşin doğduğu yere, yani doğu yönündeki en uzak diyarlara ulaşınca, sıcağa karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluk üzerinde güneşin doğduğunu gördü. Onlara Allah’ın emirlerini bildirerek, onları eğitti.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sonunda Güneş’in doğduğu yere ulaştığı zaman onu, altından onlara örtülük yapmadığımız bir kavmin üzerine doğuyor buldu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gide gide hepten günlük güneşlik bir yere vardı ve güneşin, yöre halkı üzerinden hiç eksik olmadığını / batmadığını gördü.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Güneşin doğduğu yere ulaşınca etrafında dağlar olmayan, dümdüz arazinin içinde, güneşin insanlar üzerine doğduğunu gördü. İnsanlar Allah’ı inkâr etmiyorlar! Allah’ın yasalarına göre yaşıyorlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonunda güneşin doğduğu yere [*] ulaşınca, onu öyle bir toplum üzerine doğar buldu ki onlar için onun ardında (güneşe karşı) bir örtü yapmamıştık.
Bu ifade de 86. ayette sözü edilen bölgeye doğru bu defa farklı bir mevsimde güneşin uzun süre görüldüğü kutup bölgesine yakın bir yerleşim yeri olabilir. Gerçeği Allah bilir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Sonunda) güneşin doğduğu yere ulaşınca güneşi, kendilerini ondan korumadığımız bir topluma doğarken buldu.¹
1 Yani, dümdüz bir araziye ulaşmıştı. Bu arazide tepe ya da orman gibi bir şey yoktu. Veyaburadaki insanların kendilerini güneşten koruyacak giysileri yoktu.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ve doğuya doğru yürüyerek] günün birinde güneşin doğduğu yere vardığında ⁹¹ onu, kendilerini güneşe karşı bir örtüyle örtmediğimiz bir kavmin üzerine doğar buldu:
91 Yani, doğuya doğru yürüyüşünde vardığı en son noktaya (86. ayette geçen “güneşin battığı yer” tabirine benzer bir ifade).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sonunda, güneşin hiç batmadığı bir yere vardığında onlar için güneşe karşı bir örtü/gece yapmadığımız ve güneşin sürekli üzerlerine doğduğu bir toplum buldu.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
En sonunda güneşin doğduğu yere[²⁴³⁹] ulaştı; onu kendileri için güneş ışığından gayrı bir örtü[²⁴⁴⁰] takdir etmediğimiz bir topluluk üzerine doğar halde buldu:
[2439] Yani: Doğuda varabileceği en uzak noktaya... Matli’ de tıpkı mağrib gibi üç anlama birden gelebilir (86’nın notuna bkz). [2440] Buradaki “güneş ışığından gayrı bir örtü” ile “gece” kastedilmiş de olabilir. Eğer öyleyse, gündüzü uzun bölgeler kastedilmiş olabilir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonunda güneşin doğduğu yere vardı ve güneşi bir kavim üzerine doğuyor buldu ki, biz onlar için güneşe karşı korunacak bir siper yapmamıştık.
Osman Fırat
swap_vert close
Nihâyet güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, güneşe karşı kendilerine siper yapmadığımız bir toplum üzerine doğar buldu.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Vaktâ ki güneşin doğduğu bir cihete kavuştu, onu bir kavim üzerine tulû eder buldu ki, onlar için güneşe karşı bir siper yapmış değildik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Güneşin doğduğu yere varınca onun, kendilerini sıcaktan koruyacak bir siper nasib etmediğimiz bir halk üzerine doğduğunu gördü.
Zülkarneyn doğu tarafında, arka arkaya ülkeler fethederek ilerleye ilerleye nihayet medenî yaşayışın sona erdiği, ilkel (çıplak, evsiz barksız) yaşayan en uzak bir doğuya ulaştığı anlaşılıyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, güneşe karşı kendilerine siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğar buldu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Güneşin doğdığı yere bâliğ oldukda onı bir kavmin üzerine tulû' ider buldı. Onlar çıplak ve örtüsüz idiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Güneşin gözüktüğü yere kadar vardı. Baktı ki bir topluluğun üzerinde gözüküyor; onunla(güneşle) o topluluk arasına örtü koymamışız. (Güneş hiç batmıyor)
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonunda, güneşin doğduğu yere vardığında onun, güneşe karşı hiçbir siper yapmadığımız bir kavmin üzerine doğduğunu gördü.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Nihayet doğuya vardığında, güneşi, kendilerini ondan koruyacak bir siper vermediğimiz bir kavim üzerine doğarken gördü.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bir süre sonra, Güneş'in doğduğu yere varınca onu, ona karşı kendilerine bir siper yapmadığımız bir topluluğun üzerine doğar buldu.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
tā ķaçan irdi gün doġusına buldı anı ŧoġar bir ķavm üzere kim ķılmaduķ anlaruñ içün anuñ altında ya'nį güneş altında örtü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ḥattā ki yitişdi güneş çıḳduġı yire, ṭapdı anı. Çıḳar bir ḳavm üstine ki bizḳılmaduḳ anlara andan özge setr ḳumāşdan ve binādan.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Nəhayət, günəşin çıxdığı yerə çatdıqda onu bir qövm üzərində doğan gördü ki, onlardan ötrü ona (günəşə) qarşı heç bir sipər yaratmamışdıq. (Yalnız günəşin özü onlar üçün sipər idi).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Till, when he reached the rising place of the sun, he found it rising on a people for whom We had appointed no helper therefrom.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Until, when he came to the rising of the sun,(2434) he found it rising on a people for whom We had provided no covering protection(2435) against the sun.
2434 We now come to the second episode. This is an expedition to the east. "Rising of the sun" has a meaning corresponding to "setting of the sun" in 18:86. as explained in n. 2430. 2435 The people here lived very simple lives. Perhaps the climate was hot, and they required neither roofs over their heads, nor much clothing to protect them from the sun. What did he do with them? See next note.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
حَتّٰٓى
nihayet
اِذَا
o va- kit ki
بَلَغَ
vardı
مَطْلِعَ
doğduğu yere
الشَّمْسِ
güneşin
وَجَدَهَا
onu buldu
تَطْلُعُ
doğuyor
عَلٰى قَوْمٍ
bir kavim üzerine ki
لَمْ نَجْعَلْ
kılmamıştık
لَهُمْ
onlar için
مِنْ دُونِهَا
onun önünde
سِتْراًۙ
bir siper
Nihayet güneşin doğduğu yere varınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki onlar için güneşe karşı (ağaçlardan ve dağlardan) bir örtü yapmamıştık.
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
بَلَغَ
Fiil-I
ب ل غ
Vardı, sonuna geldi, erişti, ulaştı, buluğa erdi
مَطْلِع
İsim
ط ل ع
Doğduğu yer
شَمْس
İsim
ش م س
Güneş
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
طَلَعَ
Fiil-I
ط ل ع
Doğdu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
سِتْر
İsim
س ت ر
Siper