close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 85. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feetbe’a sebebâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O, batıya doğru bir yol tutmuştu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
O da, (bu hikmetli ve etkili sebeplere uyarak, her konuda uygun) bir yol tuttu. (Bir sebebe, plan ve projeye tâbi olup gitti.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bu sayede, O da yaptığı her işte, doğru ve meşru araçlara başvurdu.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O da, bu sayede doğru sebep ve vesilelere, meşrû araçlara başvurarak bir hedefe yöneldi.
Ahmet Varol
swap_vert close
O da bir yol tuttu.
Ali Bulaç
swap_vert close
O da, bir yol tuttu.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O da (batıya ulaşmak için) bir yol tuttu.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O da bir sebep ve aracın ardına (bir yola) düştü.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
O da bir yol tutup gitti.
Besim Atalay
swap_vert close
O da, uydu bu yola
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
84-85. Doğrusu biz, onu yeryüzünde büyük bir kudret sahibi kıldık ve ona herşey için bir sebep verdik. O da (Batı'ya gitmek için) bir yol tuttu.
Zülkarneyn ’in büyük güç ve imkân sahibi kılınması kıssada “sebep” kelimesiyle ifade edilmiştir Müfessirler bu kelimeyi genellikle “amaca ulaştıran ilim ve kudret” diye açıklamıştır. Buna göre Zülkarneyn’e verilen sebebin akıl, irade, ilim, hikmet, kuvvet, kudret, imkân, feraset gibi amaca ulaşmayı sağlayan her şeyi kapsadığını söyleyebiliriz.  
Cemil Said
swap_vert close
O da garba doğrı yolunı ta’kîb iyledi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
O da bir yol tuttu.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O da bir yol tutup gitti.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O da bir yol tutup gitti.
Edip Yüksel
swap_vert close
Nitekim, o bir yol izledi
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Derken o da bu yollardan birini tutup gitti.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Derken bir sebebi ta'kıb etti
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Böylece) o da (kendisine bahşettiğimiz imkânlar ile batıya doğru) bir yol tuttu.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Böylece bir sebebe tabi oldu.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O da (batıya doğru) bir yol tutdu.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Böylece (o da) bir sebeb (batıya doğru, bir yol) ta'kib etti.
İhsan Aktaş
swap_vert close
O da, bu sayede (doğru sebep ve vesilelere başvurarak) bir hedefe yöneldi (yola koyuldu).
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra O’da uyguladı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine o da bir yol tuttu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
84, 86. Biz, yeryüzünde ona seferi kolaylaştırmak suretiyle kudret verdik, kendisine her şeyi teshir etmek esbabını da verdik. O, bir yol tuttu [¹]. Nihayet güneşin battığı yere vardı. Onu, kara çamurlu [²] bir pınara batar buldu [³] pınarın yanında kâfir bir kavim buldu. Biz «— Zülkarneyn! Bunlar İslâm/a gelmezlerse bunları ya azaba çarparsın [⁴], yahut onlara hüsn-ü muamelede bulunursun [⁵]» dedik.
[1] Eshab-ı seferi hazırlamaya başladı.[2] Sıcak, balçığı kokar.[3] Uzaktan böyle hayâl etti, gûya güneş böyle bir pınara batıyordu.[4] Öldürürsün.[5] İrşat ve nasihat edersin. Bu iki hususta muhayyersin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
O da bir yol tuttu.
Kadri Çelik
swap_vert close
O da bir yol tutmuş oldu.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece Zülkarneyn, batıya doğru bir yol tuttu.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Derken bir yol tuttu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Zülkarneyn yollara düştü.
Mehmet Çoban
swap_vert close
O da inancı doğrultusunda bir yol tuttu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O da (batıya doğru) bir yol tutup gitmişti.
Mehmet Türk
swap_vert close
O, bir sebebe sarıldı.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve bu sayede o da [yaptığı her işde] doğru ve meşru araçlara başvurdu. ⁸³
83 Lafzen, “[doğru/meşru] araçlara tâbi oldu”: yani, doğru/meşru bir amaca ulaşmak için dahî gayrimeşru araçlara başvurmadı.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O da sahip olduğu imkânlarla yola koyuldu. 18/89
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
o da kendisini (amacına) ulaştıracak bir araca[²⁴³²] başvurdu.
[2432] Sebeben’deki belirsizlik, metne ya “her tür” olarak niceliğe ilişkin, ya da “pek bilinmeyen, görenleri şaşkına çeviren” şeklinde niteliğe ilişkin bir vurgu katar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine de o da, bir yolu takip etti.
Osman Fırat
swap_vert close
O da (yapacağı işlerin) sebeblerine tabi oldu
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık o, bir yol takibe başladı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
84, 85. Biz ona dünyada geniş imkânlar verdik ve onun ihtiyaç duyduğu her konuda sebep ve vasıtalar ihsan ettik. O da batıya doğru bir yol tuttu.
Süleyman Ateş
swap_vert close
O da (kendisini batı ülkelerine ulaştıracak) bir yol tuttu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bir yola tâbi' oldı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Derken bir yolu tutup gitti.
Şaban Piriş
swap_vert close
O da bir yol tuttu.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O da bir sebebi izledi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O da bir sebebi izledi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes udı maķśūda irüriciye.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tābi‘ oldı sebebleri bile.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O, (məğribə çatmaq üçün) yola çıxdı. (Tövbə qapısı məğribdə olduğuna görə səfərini oradan başladı).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And he followed a road
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
One (such) way he followed,
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَتْبَعَ
böylece takip etti
سَبَباً
bir sebebi
O da (batıya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
اَتْبَعَ
Fiil-IV
ت ب ع
Peşine taktı, peşine düştü, tabi tuttu, uğrattı, takip etti, tabi kıldı
سَبَب
İsim
س ب ب
Bağ, sebep