Böylece (toplum olarak) diledik ki, Rableri onlara (onun ebeveynine) o (yol kesip eşkıyalık yapan ve öldüren) gençten daha temiz ve daha iyiliksever bir evlat bağışlasın.*
(*) İşte görüldüğü gibi burada geçen (غلام) ‘’ğulam’’ bir çocuk değil, yol kesen, adam öldüren genç bir delikanlı idi. İbn Abbas ve diğer âlimler de aynen böyle diyorlar. Bu bilge kul de, ona kısas hükmünü uygulamıştır. Dikkat ederseniz, ne o ğulamın ana babasının ne de oradaki halkın hiçbiri bu bilge kula itirazları olmamıştır. Eğer böyle bir durum olmasaydı, onlar bu bilge kulu linç edeceklerdi, onlardan bir çocuk öldürecek te kimse sesini çıkarmayacak! Böyle bir şey düşünülebilir mi? Demek ki, bu bilge kul oranın yöneticisi olup orada yol kesen ve cinayet işleyen bu delikanlıya hukuk/kısas hükmünü/ uygulamıştır. Ama Hz. Musa oranın yabancısı olduğundan bunları bilmiyordu. Ayrıca Hz. Musa ona (اقتلت صبيا) ‘’e katelte sabiyyen’’ demiyor, (أقتلت نفسا)’’ e katelte nefsen’’ diyor. Yani ‘’masum bir insanı mı öldürdün?’’ diyor. Eğer çocuk olsaydı, Hz. Musa ona ‘’masum bir çocuğu mu öldürdün?’’diyecekti. Demek ki, bu ğulam genç bir delikanlı idi. Zaten Arapçada 20 yaşına kadar gelenlere de ‘’ğulam’’denir. İşte buradaki ğulam da genç bir delikanlı olup yol kesiyor ve cinayet işliyordu. (الله اعلم) Bkz:
قال ابن عباس : كان شابا يقطع الطريق. ،وقال الحسن : كان رجلا ...وقال الضحاك : كان غلاما يعمل بالفساد وتأذى منه أبواه (تفسير البغوي -- تفسيرالقرطبي ) فقال الكلبي : كان بالغا يقطع الطريق بين قريتين وقد أخرج ابن أبي حاتم عن سعيد بن عبد العزيز أنه كان ابن عشرين سنة، والعرب تبقي على الشاب اسم الغلام (تفسير الألوسي)