close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 79. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Emmâ-ssefînetu fekânet limesâkîne ya’melûne fî-lbahri feeradtu en e’îbehâ vekâne verâehum melikun ye/ḣużu kulle sefînetin ġasbâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gemi, denizde çalışan yoksul kimselerindi, onu kusurlu bir hale getirmek istedim, çünkü ilerde bir padişah var, bütün gemileri zaptetmede.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"O (deldiğim) gemi var ya; denizde çalışan bazı yoksulların (geçim kaynağı) idi. Ben onu (kasıtlı olarak) yaralayıp deldim. Çünkü onların ötesinde (peşlerinde), her sağlam gemiyi zorla gasp eden bir hükümdar (fırsat beklemekteydi. Hasar  verdim ki, bu gemiye tenezzül etmesin. Onun yoksul olan sahipleri de, kolayca tamir edip işlerine devam etsin.)"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu bir hale getirmek istedim. Çünkü, arkalarında her sağlam gemiye, zorla el koyan bir hükümdar olduğunu biliyordum.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Gemi, çevresi, çaresi olmayan bir kısım yoksul insanlarındı. Denizde taşımacılık yaparak, çalışarak nafakalarını kazanıyorlardı. O gemiyi, ayıplı, kusurlu hale getirmek istedim. Daha ilerde, her sağlam gemiye el koymayı alışkanlık haline getiren zâlim zorba bir kral vardı.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Gemi, denizde çalışan birtakım yoksullara aitti. Ben onu kusurlu yapmak istedim. (Çünkü) arkalarında her (sağlam) gemiyi zorla alan bir kral vardı.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Evvelâ gemi, denizde çalışan bir takım yoksullarındı. Ben, o gemiyi kusurlu yapmak istedim. (Çünkü) ötelerinde, her sağlam gemiyi zorla alan bir padişah vardı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Amma o gemi ise, denizde çalışan bazı yoksulların idi. Ben onu kusurlu yapmak istedim. Çünkü peşlerinde bütün (sağlam) gemileri gasp edip alan bir sultan vardı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere aitti. Ona hasar vermek istedim. Çünkü arkasında her sağlam gemiyi zorla gasp eden bir kral vardı.”
Besim Atalay
swap_vert close
Yoksul denizcilerin malıydı gemi, onu, eski göstermek istedim, ötede bir hakan var, zorla alır gemileri !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere aitti. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”
Cemil Said
swap_vert close
"Sefîne denizde çalışan fakir âdemlerin idi. Ânı harâb bir hale koydum çünki arkada tekmîl kusursuz sefîneleri gasb iden bir hükümdar var idi."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Gemi, denizde çalışan birkaç yoksula aitti; onu kusurlu kılmak istedim, çünkü peşlerinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu delerek kusurlu hale getirmek istedim. (Çünkü) onların gideceği yerde her (sağlam) gemiyi gaspetmekte olan bir kral vardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı.»  
 Şu halde Hızır, fakir denizcilerin gemisini yaralamakla, kralın bu gemiyi gasbetme ihtimalini ortadan kaldırmış, böylece bu fakirlere iyilik etmişti.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Gemi, denizde çalışan yoksul (balıkçı)lara aitti. Gemiyi kusurlu yapmak istedim; zira peşlerinde, tüm gemileri zorla ele geçiren bir kral vardı."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Gemi, denizde çalışan bir kaç yoksula aitti. Onu kusurlu kılmak istedim, çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Evvelâ gemi, denizde çalışan bir takım biçarelerin idi, ben onu ayıblandırmak istedim ki: ötelerinde bir Melik vardı, her sağlam gemiyi gasben alıyordu.
Emrah Demiryent
swap_vert close
O (deldiğim) gemi var ya, denizde çalışan bazı yoksulların (geçim kaynağı) idi. Ben onu (delerek) kusurlu (hasarlı) yapmak istedim, zira onların ilerisinde bütün (sağlam) gemileri gasp eden (zorba) bir hükümdar vardı. (Allah’ın izni ile gemiye verdiğim küçük bir zarar, çok daha büyük bir zararı önlemiş oldu.)
Erhan Aktaş
swap_vert close
“O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul kimselere aitti. Gemiyi hasarlı göstermek istedim, zira onların ilerisinde bütün gemileri gasp eden bir hükümdar vardı.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Gemiye gelince: (o,) denizde iş yapan yoksullarındı. Ben onu kusurlu yapmak istedim (ki) arkalarında her (sağlam) gemiyi zorla almakda olan bir hükümdar vardı».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“O gemi var ya, işte (o,) denizde çalışan yoksul kimselere âid idi; bu yüzden onu kusurlu kılmak istedim; çünki onların ilerisinde bir hükümdar vardı; her (sağlam) gemiyi zorla alıyordu.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
O gemi var ya; o, denizde çalışan yoksulların idi. Ben onu hasarlı (kusurlu) yapmak istedim, (zira) ötelerinde her (sağlam) gemiye zorbalıkla el koyan diktatör (zorba) bir kral vardı.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Gemiye gelince, o gemi fakir insanlara ait idi. Onunla denizde çalışıyorlardı. O gemiye hasar vermek istememin sebebi, onların gerisinde bir hükümdar bütün (sağlam) gemilere zorla el koyuyordu.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O gemi denizde çalışan bir takım yoksul kimselerindi. Onunla denizde çalışıyorlardı. Geminin bir eksiği olmasını istemiştim. Çünkü arkalarında öyle bir hakan vardı ki, her gemiyi zorla alıyordu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
O deldiğim gemi denizde çalışan birtakım yoksul kimselerin malıydı. Onu kusurlu yapmak istedim, çünkü önlerinde [²] bir padişah vardı ki her gemiyi zorla alırdı.
[2] Veya arkalarında.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Gemiye gelince; gemi, denizde çalışan yoksullara aitti. Onu kusurlu kılmak istedim. Peşlerinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı.”²²
22 Geminin denizde çalışan yoksullara ait olması, gemi personelinin geminin sahibi olması demektir. Tıpkı, millet sektöründe işçinin fabrikaya ortak olması gibidir. Bunu kusurlu kılarak, zalim bir hükümdarın el koymasına engel olmuştur. Hikmet sahibi olan o kişi bu fiili işlerken, “Bunu ben istedim” demektedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Gemiye gelince, denizde çalışan birkaç yoksula aitti; onu kusurlu kılmak istedim, çünkü peşlerinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
O hasar verdiğim gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul insanlara aitti. Onu bilerek kusurlu hâle getirmek istedim; çünkü güzergâhları üzerinde, bütün sağlam gemilere zorla el koyan ve sahiplerini esir eden zâlim bir kral vardı. Gemiye verdiğim küçük bir zarar, çok daha büyük bir zararı önlemiş oldu.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Birincisi; Gemi, Deniz’de çalışan düşkün yoksullara aitti. Her sağlam gemiyi gasp ederek alan bir melik / kral, onların peşindeydi. Ona kusur / ayıp vermek istedim”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
a. Gemi: Gemi, denizde / nehirde çalışan öksüz ve yoksul çocuklara ait idi. Onu ayıplı hale getirmek istedim. Çünkü ilerde bir kral, bütün gemilere zorla el koyuyordu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
"O gemi, denizde çalışan yoksul kimselere aitti! Onu yaralamak istedim! Çünkü onların ilerisinde her sağlam gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
“Gemi var ya o, denizde çalışan yoksul kişilerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında her (sağlam) gemiye el koymakta olan bir hükümdar vardı.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Devamla):“O gemi denizde çalışan yoksul kimselere aitti. Onu arızalı yapmak istedim. (Çünkü) onların ilerisinde, (sağlam) gemileri zorbalıkla ele geçiren bir hükümdar vardı.”
Muhammed Esed
swap_vert close
O tekne, geçimini denizden sağlayan yoksul insanlara aitti; ona hasar vermek istedim, ⁷⁷ çünkü peşlerinde her (sağlam) tekneye zorla el koyan bir hükümdar oldu[ğunu biliyordum].
77 Lafzen, “onu sakatlamak/kusurlu kılmak istedim” -yani, geçici olarak kullanılmaz bir hale getirmek istedim.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Gemiden başlayalım. O gemi, geçimlerini denizden sağlayan engelli kişilere aitti. Onu hasarlı hale getirmek istedim zira onların varacağı yerde gördüğü her sağlam gemiye el koyan bir hükümdar vardı. 2/216
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Gemiden başlayalım:[²⁴²⁰] O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksullara aitti. Hal böyleyken onu hasarlı hale getirmek istedim, çünkü onların peşinde her gemiye zorla el koyan bir yönetici bulunuyordu.[²⁴²¹]
[2420] Emmâ edatının bağlama en uygun vurgusu. [2421] Enfâl sûresinin 5-6. âyetlerinde nakledilen Bedir öncesi hal, meselin bu bölümünü hatırlatır: “Sanki sen onları göz göre göre ölüme sürüyormuşsun gibi..”  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şöyle ki; O gemi, denizde çalışan bir takım yoksullara aitti, ardlarında sağlam gemilere el koyan zorba bir hükümdar vardı, gemiyi kusurlu kıldım! (Böylece onlara iyilik yapmış oldum)
Osman Fırat
swap_vert close
O gemi, geçimini denizden sağlayan yoksul insanlara aitti; ona hasar vermek istedim, çünkü peşlerinde her (sağlam) gemiyi zorla el koyan bir hükümdar vardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şöyle ki: «Gemi, denizde çalışan birtakım zayıflara ait idi. Artık ben onu kusurlu yapmak istedim ve onların otesinde bir hükümdar vardır ki, her (sağlam) gemiyi zulmen alıvermektedir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Evvela, o gemi, denizde çalışan birtakım fakirlere ait idi. Ben onu kasden bir miktar zedeledim. Zira öte yanında, sağlam olan bütün gemileri gasbeden zalim bir hükümdar vardı.
Süleyman Ateş
swap_vert close
O (yaraladığım) gemi, denizde çalışan yoksullarındı. Onu kusurlu yapmak istedim, çünkü onların ilerisinde her (sağlam) gemiyi zorla alan bir kral vardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Deldiğim gemi denizde çalışan bir takım fakîrlerin olub onı 'ayıblı itmek istedim. Çünki biraz ötede zâlim bir melik vardı ve sağlam sefîneleri gasb ider ve alırdı."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O gemi, denizde çalışan miskinlere [1] aitti, yolları üstünde her gemiye zorla el koyan bir kral vardı; bu sebeple onu hasarlı hale getirmek istedim.
[1] Miskinin kök anlamı hareketin ardından durağanlaşmadır. Hasta, sakat, yaşlı ve işsiz gibi çaresiz kalmış herkes bu konuma girer. Nebîmiz şöyle demiştir: "Miskîn bir parça, iki parça yiyecek ile yetinen kişi değildir. İhtiyacını karşılayamadığı halde utanan veya ısrarla kimseden bir şey isteyemeyen kişidir." (Buhârî, "Zekât", 53; Müslim, "Zekât", 101; Ebû Dâvud, "Zekât", 23; Nesâî, "Zekât", 78.) Bunlara miskin denmesi, gemileri ellerinden alındıktan sonra işsiz kalacaklarından dolayıydı.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Birincisi gemi, denizde çalışan fakirlere aitti. Onun kusurlu görünmesini istedim. Çünkü arkalarında, her sağlam gemiyi gasp eden bir kral vardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“O gemi, denizde hayatını kazanan yoksullara aitti. Onu kusurlu hale getirmek istedim; çünkü peşlerinde, bulduğu her gemiyi gasp eden bir hükümdar vardı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Gemiden başlayayım: O gemi, denizde işçilik yapan bir grup yoksulundu. Ben onu kusurlu hale getirmek istedim. Çünkü biraz ötelerinde bir kral vardı; tüm gemilere zorla el koyuyordu."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“ammā gemi oldı miskinlerüñ işlerler deñizde ya'nį on ķarındaş-idi bişi kötrümdi bişi işlerdi. pes diledüm kim 'ayıblu eyleyem daħı oldı ileylerinde bir pādişāh alur her gemiyi güc-ile almaķ.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ammā ol gemi ki deldüm niçe miskīn kişilerüñ idi, deñizde işlerlerdi. Benanı ‘ayblu eylemek istedüm. Daḫı anlaruñ elinde bir melik var‐ıdı, her ge‐miyi güc‐ile alurdı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Belə ki, gəmi dənizdə çalışıb-vuruşan bir dəstə yoxsula mənsub idi. Mən onu xarab etmək istədim, çünki həmin adamların arasında (yaxud qabağında) hər bir saz gəmini zorla ələ keçirən bir padşah var idi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
As for the ship, it belonged to poor people working on the river, and I wished to mar it, for there was a king behind them who is taking every ship by force.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"As for the boat, it belonged to certain men in dire want: they plied on the water: I but wished to render it unserviceable, for there was after them a certain king who seized on every boat by force.(2422)
2422 They went on the boat, which was plying for hire. Its owners were not even ordinary men who plied for trade. They had been reduced to great poverty, perhaps from affluent circumstances, and deserved great commiseration, the more so as they preferred an honest calling to begging for chanty. They did not know, but Khidr did, that the boat, perhaps a new one, had been marked down to be commandeered by an unjust king who seized on every boat he could get-it may have been, for warlike purposes. If this boat had been taken away from these selfrespecting men, they would have been reduced to beggary, with no resources left them. By a simple act of making it unseaworthy, the boat was saved from seizure. The owners could repair it as soon as the danger was past. Khidr probably paid liberally in fares, and what seemed an unaccountably cruel act was the greatest act of kindness he could do in the circumstances.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَمَّا
ama
السَّف۪ينَةُ
o gemi
فَكَانَتْ
ve idi
لِمَسَاك۪ينَ
yoksul kimselerin ki
يَعْمَلُونَ
çalışıyorlardı
فِي الْبَحْرِ
denizde
فَاَرَدْتُ
bu yüzden istedim
اَنْ اَع۪يبَهَا
onu kusurlu kılmak
وَكَانَ
çünkü idi
وَرَٓاءَهُمْ
onların ilerisinde
مَلِكٌ
bir kral
يَاْخُذُ
alıyordu
كُلَّ
her
سَف۪ينَةٍ
gemiyi
غَصْباً
zorla
"O (yaraladığım) gemi var ya, işte (o), denizde çalışan yoksul kimselere aitti. Onu kusurlu kılmak istedim; çünkü onların (varacakları kıyının) ilerisinde her (sağlam) gemiye zorla el koyan bir kral vardı. (Kusurlu gemiyi almayacağı için o geminin o çalışan yoksullarda kalmasını murad ettik.)"
اَمَّا
Edat
اَمَّا
Fakat, ama, ancak, öyleyse
سَفِينَة
İsim
س ف ن
Gemi
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِسْكِين
İsim
س ك ن
Yoksul, fakir
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
بَحْر
İsim
ب ح ر
Deniz
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
عَابَ
Fiil-I
ع ي ب
Kusurlu kıldı
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
وَرَاء
İsim
و ر ي
Arka, ardı, arkasında, gerisinde, ötesinde
مَلِك
İsim
م ل ك
Melik (Allah'ın ismi, esmasıdır. Mülkündeki herkesi ve her şeyi idare eden demektir), hükümdar, efendi, kral
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
سَفِينَة
İsim
س ف ن
Gemi
غَصْب
İsim
غ ص ب
Zorla el koyma, gasbetme