close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 77. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fentalekâ hattâ iżâ eteyâ ehle karyetin(i)-stat’amâ ehlehâ feebev en yudayyifûhumâ fevecedâ fîhâ cidâran yurîdu en yenkadda feekâmeh(u)(s) kâle lev şi/te letteḣażte ‘aleyhi ecrâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gene yola düştüler. Bir şehre geldiler, halkından yemek istedilerse de onları konuklayıp doyuran bir tek kişi bile çıkmadı. Orada bir duvar buldular, yıkılmak üzereydi. O zat, duvarı doğrulttu. Musa, dileseydin dedi, bu hizmete karşılık bir ücret alırdın.
Bu şehir, İbn-i Abbas'a göre Antakya'dır. Eyle ve Nasıra diyenler de vardır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Tekrar yola koyulup yürüdüler. Derken bir belde halkına uğrayıp, onlardan yiyecek istediler. Ama onlar, kendilerini misafir etmekten çekindiler. (Oradan ayrılırken yol üstünde) Yıkılmak üzere olan harabe bir duvara rast geldiler, (Hz. Hızır hemen işe koyulup o duvarı tamir etti ve) düzeltti. (Hz. Musa ise:) "Eğer isteseydin, bu yaptığın işe karşılık bir ücret alabilirdin! (Bizi misafir etmekten çekinen böylesine cimri bir topluma bu iyiliğin ne gereği vardı?" diye sormuşlardı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bunun üzerine yeniden yola koyuldular. Bir kasabaya geldiler, halkından yemek istedilerse de, onları konuklayıp doyuran birtek kişi bile çıkmadı ve bu kasabada yıkılmak üzere bir duvar gördüler de, o zat o duvarı yıkılmaktan kurtarıp onarıverdi. Musa bunu görünce: “Eğer dileseydin, yaptığın bu iş için bir ücret alırdın.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yine birlikte yürüdüler. Nihayet bir belde halkının yanına varıp, onlardan yiyecek istediler. Belde halkı, onları misafir etmekten kaçındı. Orada yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler. Hızır hemen o duvarı tamir etti. Mûsâ: “Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde, tercihini isabetli kullansaydın elbette buna karşı bir ücret alırdın.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yeniden yola koyuldular. Nihayet bir kasaba halkının yanına varıp onlardan yiyecek istediler. Ama onlar, onları misafir etmekten kaçındılar. Orada yıkılmak üzere bir duvar buldular ve (o kul) hemen onu doğrulttu. (Musa) dedi ki: "İsteseydin onun karşılığında bir ücret alırdın."
Ali Bulaç
swap_vert close
(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: 'Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun üzerine yine gittiler. Sonunda bir memleket halkına vardılar ki, ora halkından yemek istedikleri halde, kendilerini misafir etmekten çekinmişlerdi. Derken yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır onu hemen doğrultuverdi. (Mûsa, ona) dedi ki: “-İsteseydin, bu işine karşı bir ücret (ekmek parası) alırdın.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve yine ikisi çıktılar. Nihayet bir şehre geldiler. Ahalisinden yemek istediler. Ahali, onları misafir etmekten kaçındı. Orada yıkılmak üzere bir duvar buldular. Abd, onu düzeltti. Musa: “İsteseydin bu yaptığına bir ücret alırdın” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yine yürüdüler. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yemek istediler. Şehir halkı onları misafir etmekten kaçındı. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. O kul hemen onu doğrulttu. Mûsâ, “Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın” dedi.
Besim Atalay
swap_vert close
Yürüdüler, bir kente eriştiler, orada olanlardan yiyecek istediler, kaçındılar onları konuklamaktan, bir duvar gördüler, yıkılıyordu; hemen düzeltiverdi, «isteseydin parasını alırdın!» diyince Musa
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir köye vardılar. Köylüden yemek istediler, fakat köylü onları konuk etmek istemedi. Az sonra yıkılmaya yüz tutmuş bir duvarla karşılaştılar. O kulumuz, hemen onu inşa etti. Musa ona: “Eğer isteseydin bu yaptığın işe karşılık bir ücret alabilirdin” dedi.
Cemil Said
swap_vert close
Tekrâr yola çıkdılar. Bir karyenin kapusına vâsıl oluncaya kadar yürüdüler. Karyenin ahâlîsine misâfir olmak istediler ahâlî bunları kabûl itdi. İki seyyâh şehrin divarının müşrif-i harâb oldığını gördiler. O divarı ta’mîr itdi. Mûsâ "İster isen sen bunın ücretini taleb idebilür idin" didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yine yola koyuldular; sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı, bu ikisini misafir etmek istemedi. İkisi, şehrin içinde yıkılmağa yüz tutan bir duvar gördüler, Musa'nın arkadaşı onu doğrultuverdi; Musa: "Dileseydin buna karşı bir ücret alabilirdin" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, “İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın” dedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındı. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar, o hemen onu doğrulttu. Mûsâ, “Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın” dedi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. (Hızır) hemen onu doğrulttu. Musa: Dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın, dedi.
Edip Yüksel
swap_vert close
Böylece yürüdüler. Nihayet bir köy halkına rastladılar ve halkından yiyecek istediler. Fakat onları misafir kabul etmeyi reddettiler. Derken orada yıkılmak isteyen bir duvar buldular, hemen onu doğrultuverdi. "Dileseydin, o işten dolayı bir ücret alabilirdin," dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine yine gittiler, nihayet bir karyenin ehline vardılar ki bunları müsafir etmekten imtina ettiler, derken orada yıkılmak isteyen bir divar buldular, tuttu onu doğrultuverdi, isteseydin, dedi: her halde buna karşı bir ücret alırdın
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ve böylece) yine (birlikte) yürüdüler. Nihâyet bir kasaba halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak kasaba halkı onları misafir etmekten kaçındı. (Oradan ayrılırken, kasabada) yıkılmak üzere olan harabe bir duvar gördüler, (Hızır) hemen onu (onarıp) düzeltti. (Mûsâ,) “İsteseydin, elbette buna (yaptığın bu işe) karşılık bir ücret alırdın” dedi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yeniden yola koyuldular. Bir kasabaya varınca, karşılaştıkları halktan yiyecek istediler. Ne var ki onlar, kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hemen onu düzeltti. Musa: “Eğer isteseydin elbette bunun için bir ücret alırdın.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yine gitdiler. Nihayet bir memleket halkına vardılar ki ora ehâlisinden yemek istedikleri halde kendilerini müsâfir etmekden imtina' etmişlerdi. Derken yıkılmak isteyen bir dıvar buldular da O, bunu doğrultuverdi. (Musa) dedi ki: «Dileseydin elbet buna karşı bir ücret alırdın».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Yine (berâberce) gittiler; nihâyet bir şehir ahâlîsine (Antakya'ya) vardıklarında, oranın halkından yiyecek istediler; fakat (onlar) bu ikisini misâfir etmekten kaçındılar. Derken orada (sanki) yıkılmak isteyen bir duvar buldular; (Hızır) hemen onu doğrulttu.(Mûsâ:) “İsteseydin buna karşı elbette bir ücret alırdın” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yine yürüdüler. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak o şehir halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaştılar. O (bilge kul) da onu hemen düzeltip onardı. Musa "İsteseydin bu yaptığın işe karşılık (bize yemek vermekten kaçınan bu şehir halkından) bir ücret isteyebilirdin" dedi.
(*) Yine ayetlere dikkat edersek ilk BELDE de çok tanıdık olan Âlim Kul diğer gittikleri BELDE de yabancıdırlar ve kimse tanımadığı için yemek istedikleri halde halk onları misafir olarak kabul etmedi. Zaten Musa’nın da iki BELDEde yabancı olduğunu ve olayların iç yüzünü bilmeden sorular sorduğunu ve Kur’an’ın bu Musa’nın gözü ile olayı anlattığını hep hatırlatmak zorundayım. (https:// kurankissalarininsistematigi. wordpress.com/page/16/)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bir kasaba halkına ulaşıncaya kadar beraber yürüdüler ve o kasaba halkından yemek istediler. Kasaba halkı ikisini de misafir etmekten kaçındılar. O köyün içinde yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. O kul onu hemen düzeltip onardı. Musa “İsteseydin bu yaptığın işe karşılık bir ücret isteyebilirdin” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine kalkıp gittiler. Bir kentin insanları yanına varıp onlardan yiyecek istediler. Onlar ise kendilerini konuk etmek istemediler. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. O kimse duvarı hemen doğrultuverdi. Musa dedi: "İsteseydin emeğinin karşılığını alabilirdin."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Oradan kalkıp gittiler. Nihayet bir kasabaya varıp ahalisinden yiyecek istediler. Vermediler. Misafir olmak istediler. Misafirliği de kabulden imtina ettiler. Orada düşmek üzere olan bir duvar gördüler. O, hemen duvarı doğrulttu. Musa «— Dileseydin bu iş için bir ücret alabilirdin» dedi [¹].
[1] Aç olduğumuzu biliyorsun, halbuki onlar yiyecek vermediler. Bunun için ücret almalıydın.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Tekrar yola koyuldular. Nihayet bir beldeye uğradılar ve halkından yiyecek bir şeyler istediler. Onlar o ikisini misafir etmek istemedi. O ikisi orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. O (kul) hemen o duvarı onardı/doğrulttu. (Musa ona) “Eğer istersen karşılığında bir ücret de alabilirsin!” dedi.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip onlardan yemek istediler, fakat (ülke halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (ülkede) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu doğrulttu. (Musa) Dedi ki: “Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret de alabilirdin!”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yine yollarına devam ettiler. Derken, bir kasabaya varıp halkından yiyecek bir şeyler istediler fakat hiç kimse onlarıağırlamaya yanaşmadı. Orada dolaşırlarken, kasabanın ortasında yıkılmaya yüz tutmuş yüksekçe bir duvar gördüler. Hızır, kasabalıları rahatsız eden bu duvarı güzelce tamir ederek düzeltti. Mûsâ yine dayanamayıp, “Bir parça ekmeği Tanrı misafirinden esirgeyen bu insanlara, bizi aç bıraktılar diye mükâfât mı veriyorsun? İsteseydin, bu hizmetine karşılık bir ücret alabilirdin! Hiç değilse karnımızı doyursaydık olmaz mıydı?” dedi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Sonunda bir şehir ahâlisine ulaştıkları zaman oranın ahâlisinden yiyecek istediler. İkisini misafir etmekten kaçındılar. Orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. Hemen bunu düzeltti. (Musa): -“Dileseydin, elbette buna karşı bir ücret alırdın” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Tekrar yola koyuldular, gide gide bir köye vardılar. Halktan yiyecek istediler. Her nedense halk onları konuk etmek istemedi. Köyde yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, adam onu düzeltti. Musa yine dayanamadı: " İsteseydin tamir ücreti alabilirdin. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı tamir etti. Mûsâ, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın!" dedi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yine yola çıkmışlardı. Sonunda bir şehir halkına ulaşıp onlardan yiyecek istemişlerdi. Ancak (şehir halkı) onları misafir etmekten kaçınmıştı. Orada yıkılmak üzere bulunan bir duvarla karşılaşmışlardı. (Melek) hemen onu doğrultmuştu (tamir etmişti). (Musa) “Dileseydin, elbette buna karşı bir ücret alırdın.” demişti.
Mehmet Türk
swap_vert close
Böylece (tekrar) yola koyuldular. Sonunda bir şehir¹ halkının yanına varınca, onlardan yiyecek istediler. Fakat o şehir halkı, onları misafir etmek istemedi. O (şehirde) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O (adam) hemen onu doğrulttu. (Mûsa): “Eğer isteseydin, yaptığın bu işe karşılık bir ücret alabilirdin.” dedi.
1 Burada (قَرْيَةٍ) kelimesi nekra olarak zikredildiğinden bu şehrin neresi olduğunun önemli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu şehir ile ilgili rivâyetler çoksa da sıhhatli değildir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve bunun üzerine yeniden yola koyuldular; derken, bir kasaba halkıyla karşılaştılar; onlardan ⁷⁶ yiyecek bir şeyler istediler; ama bu ahali onlara konukseverce davranmaya hiç yanaşmadı. Ve bu [kasabada] yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler; [bilge kişi] onu hemen onarıverdi; [Musa bunu görünce:] “Eğer dileseydin, [hiç değilse, yaptığın] bu iş için bir ücret alabilirdin” dedi.
76 Lafzen, “[o (kasaba)nın] sakinlerinden”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunun ardından yeniden yola koyuldular. Nihayet bir kasabanın halkıyla karşılaştılar ve onlardan yiyecek istediler. Fakat halk onlara konukseverlik göstermedi. Orada yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler ve o kişi duvarı hemen onarıp doğrulttu. Musa ona: – Eğer isteseydin bunun karşılığında bir ücret alabilirdin, dedi.
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bunun ardından yeniden yola koyuldular; nihayet bir kasabanın sakinleriyle karşılaştılar; onlardan[²⁴¹⁷] yiyecek bir şeyler istediler, fakat onlar bu ikisine konukseverlik göstermediler.[²⁴¹⁸] Hal böyleyken, orada yıkılmaya meyilli bir duvar buldular; ve o (kişi), duvarı onarıverdi. (Musa bunu görünce) “Eğer isteseydin, buna bedel olarak bir ücret alabilirdin” dedi.
[2417] Lafzen: “Oranın sakinlerinden”. [2418] Kıssadaki unsurlar Hz. Musa’nın hayatına uyarlandığında, Allahu a’lem şu sonuç ortaya çıkar: Kendilerine ikram etmeyen köy halkı İsrâiloğulları idi, iki yetim çocuk Musa ve Harun idi, bulunan hazine nübüvvet ve hikmet idi.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine yine birlikte gittiler, bir kasabaya vardılar ve halkından yiyecek istediler. Fakat o kasaba halkı (çok cimri idi) onları misafir etmekten kaçındılar. Derken yıkılmaz üzere olan bir duvar ile karşılaştılar Hızır tuttu o duvarı doğrultuverdi. Musa, bu kez yine dayanamadı ve "Dileseydin (bizi misafir etmekten çekinen o kimselerden, yapmış olduğun bu iyiliğin karşılığında) onlardan bir ücret alabilirdin " deyince;
Osman Fırat
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Nihayet bir kasaba halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onlan konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, "isteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra yine gittiler, bir belde ahalisine varınca onun ahalisinden taam istediler. Onlar ise bunları misafir kabul etmekten kaçındılar. Derken orada bir duvar buldular ki, yıkılmak istemekte idi. Hemen doğrultuverdi. Dedi ki: «Eğer dileseydin bunun üzerine elbette bir ücret alıverirdin.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Tekrar yola devam ettiler. Nihayet bir şehre varıp o şehir halkından yiyecek istediler, ama ahali bunları misafir etmemekte diretti. Bu sırada (Hızır) orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar görür görmez onu düzeltiverdi. Mûsâ: “İsteseydin” dedi, “elbette buna karşı iyi bir ücret alabilirdin. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yine yürüdüler. Nihayet bir kent halkına varıp onlardan yemek istediler (kent halkı) onları konuklamaktan kaçındılar. Derken orada yıkılmağa yüz tutan bir duvar buldular; hemen onu doğrulttu. (Musa): "İsteseydin buna karşılık bir ücret alırdın," dedi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Oradan gidüb bir şehre geldiler. Şehir halkından yiyecek istediler. Ehl-i belde onları misâfir itmekden ve yiyecek virmekden imtinâ' iylediler. Orada heman yıkılmak üzere buldukları bir divarı Hızır eliyle düzeltdi. Bunun üzerine Mûsâ: "Eğer istemiş olsa idin bunun içün bir ücret alırdın" didi. [¹]
[1] Bu şehir Antakya'dır.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra tekrar yola koyuldular. Bir kentin halkına varıp yiyecek istediler. Onlar bunları misafir etmeye yanaşmadı. Sonra orada yıkılmak üzere olan bir duvara rastladılar; hemen doğrultuverdi. Musa dedi ki "Anlaşsaydın[*] emeğinin karşılığını alırdın."
[*] لو شئت أي لو كونت لعملك أجرا أي لو كنت طالبا له أجرا  
Şaban Piriş
swap_vert close
Yine yola koyuldular, sonunda ulaştıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O kul, bunu doğrulttu. Musa:-Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin, dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Nihayet bir beldeye vardıklarında oranın halkından yiyecek istediler; ancak belde halkı onları ağırlamaktan kaçındı. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler; Hızır onu doğrultuverdi. Musa, “İsteseydin buna bir ücret alırdın” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yine yola koyuldular. Biraz sonra bir kente geldiler. Kent halkından yemek istediler, ama onlar bu ikisini konuk etmekten çekindiler. Orada, yıkılmayı bekleyen bir duvara rastladılar; genç adam tuttu onu onardı. Mûsa "İsteseydin buna karşılık bir ücret elbette alırdın." dedi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes gittiler. tā ķaçan geldiler bir ķoy ķavmına yiyesi dilediler ķavumına pes onamadılar kim ķonuķlayalar ol ikiyi. pes buldılar anuñ içinde bir dıvar diler kim düşe pes ŧoġru eyledi anı. eyitti “eger dilesedüñ dutaduñ anuñ üzere kirį.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes gitdiler, ḥattā bir şehr ehline yitişince. Pes yimek dilediler ol şehrḫalḳından, anları ḳonaḳlamaġa rāżī olmadılar. Pes anda bir dīvār ṭapdılardüşmek ister. Anı ‘imāret eyledi. Mūsā eyitdi: Eger dilese‐y‐düñ anı yapmaġa kiri, didi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra yenə yola düzəlib getdilər. Axırda bir məmləkət əhlinə yetişib onlardan yeməyə bir şey istədilər. Əhali onları qonaq etmək (Musaya və Xızıra yemək vermək) istəmədi. Onlar orada yıxılmaq (uçulmaq) üzrə olan bir divar gördülər. (Xızır) onu düzəltdi. (Musa) dedi: “Əgər istəsəydin, sözsüz ki, bunun müqabilində bir müzd (çörək pulu) alardın. . .”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So they twain journeyed on till, when they came unto the folk of a certain township, they asked its folk for food, but they refused to make them guests. And they found therein a wall upon the point of falling into ruin, and he repaired it. (Moses) said : If thou hadst wished, thou couldst have taken payment for it.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then they proceeded: until, when they came to the inhabitants of a town, they asked them for food, but they refused them(2419) hospitality. They found there a wall on the point of falling down, but he set it up straight. (Moses) said: "If thou hadst wished, surely thou couldst have exacted some recompense for it!"(2420)
2419 The inhabitants were churlish. They broke the universal Eastern rule of hospitality to strangers, and thus showed themselves beyond the pale of ordinary human courtesies. Note that they would have been expected to offer hospitality of themselves, unasked. Here Moses and his companion actually had to ask for hospitality and were refused point-blank. 2420 As they were refused hospitality, they should, as self-respecting men, have shaken the dust of the town off their feet, or shown their indignation in some way. Instead of that, Khidr actually goes and does a benevolent act. He rebuilds for them a falling wall, and never asks for any compensation for it. Perhaps he employed local workman for it and paid them wages, thus actually benefiting a town which had treated him and his companion so shabbily! Moses is naturally surprised and asks, "Could you not at least have asked for the cost?"  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَانْطَلَقَا۠قف
yine ikisi yürüdü
حَتّٰٓى
nihayet
اِذَٓا
o za- man ki
اَتَيَٓا
vardılar
اَهْلَ
halkına
قَرْيَةٍنِ
bir köy
اسْتَطْعَمَٓا
ikisi yiyecek istedi
اَهْلَهَا
oranın halkından
فَاَبَوْا
ancak ka- çındılar
اَنْ يُضَيِّفُوهُمَا
ikisini misafir etmekten
فَوَجَدَا
derken buldular
ف۪يهَا
orada
جِدَاراً
bir duvar ki
يُر۪يدُ
istiyor
اَنْ يَنْقَضَّ
yıkılmayı
فَاَقَامَهُۜ
hemen onu doğrulttu
قَالَ
dedi
لَوْ
eğer
شِئْتَ
dileseydin
لَتَّخَذْتَ
elbette alırdın
عَلَيْهِ
buna karşı
اَجْراً
bir ücret
Yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındı. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. (Hızır) Hemen onu doğrulttu. (Mûsâ) "Eğer dileseydin, elbet buna karşı bir ücret alırdın" dedi.
اِنْطَلَقَ
Fiil-VII
ط ل ق
Yürüdü, açıldı, gitti
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
قَرْيَة
İsim
ق ر ي
Her türlü yerleşim yeri (memleket, kasaba, şehir, ülke, köy, belde)
اِسْتَطْعَمَ
Fiil-X
ط ع م
Yiyecek istedi
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
اَبَى
Fiil-I
ا ب ي
Diretti, kaçındı, reddetti, sakındı, kabul etmedi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
ضَيَّفَ
Fiil-II
ض ي ف
Misafir etti
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
جِدَار
İsim
ج د ر
Duvar
اَرَادَ
Fiil-IV
ر و د
Murâd etti, istedi, diledi
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اِنْقَضَّ
Fiil-VII
ق ض ض
Yıkıldı
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
اِتَّخَذَ
Fiil-VIII
ا خ ذ
Edindi, aldı, vesile saydı, tuttu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık