close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 60. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iż kâle mûsâ lifetâhu lâ ebrahu hattâ ebluġa mecme’a-lbahrayni ev emdiye hukubâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
An o zamanı ki Musa, genç arkadaşına, ben demişti, iki denizin kavuştuğu yeredek durmadan, dinlenmeden gideceğim, yahut da yıllarca bu uğurda uğraşacağım.
Mûsâ'nın genç arkadaşı Nun oğlu Yûşâ'dır. Müfessirlere göre Yûşâ Peygamber, Hz. Yakup'un soyundandır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Hani, bir vakitler (Hz.) Musa (hizmetindeki) genç adamına (ki isminin Yuşa bin Nun olduğu rivayet edilir.) demişti ki: "(İlmi Ledün sahibi, kader ve hikmet ilmine vakıf Hz. Hızır’ı buluncaya kadar) Hiç durmayıp, ta iki denizin birleştiği (şeriat ve hakikat ilminin kendisine verildiği, müspet ilimlerle manevi ilimlerin birlikte öğretildiği Zat’a da işaret olunabilir) yere ulaşacağım veya bu yolda uzun bir zaman yürüyüp (onu arayıp bulmaya çalışacağım)!"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bir vakit Musa, genç arkadaşı olan yardımcısına demişti ki: “İki denizin birleştiği yere kadar yoluma devam edeceğim, yahut da yıllarca bu uğurda uğraşacağım.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hani Mûsâ, genç arkadaşına, öğrencisine: “Aradığımı bulmak için durup dinlenmeden ta iki denizin birleştiği yere kadar gideceğim. Yahut bu hedefe doğru senelerce yürüyeceğim.” demişti.
Ahmet Varol
swap_vert close
Hani Musa genç adamına: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar devam edecek yahut uzun zamanlar yürüyeceğim" demişti.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hani Musa genç yardımcısına demişti: 'İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir vakit Mûsa, hizmetinde bulunan gencine şöyle demişti: “- İki denizin birleştiği yere (Boğaza) varıncaya kadar (Hızır Aleyhisselâma kavuşmak için) gideceğim, yahud senelerce gideceğim.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bir vakit Musa, hizmetçisine dedi ki: “İki denizin birleştiği yere varmadan veya yıllarca dolaşmadan, durup dinlenmeyeceğim.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mûsâ'nın, genç adamına, “Ya iki denizin birleştiği yere ulaşacağım ya da uzun bir süre yürüyeceğim” dediği ânı hatırla![301]
[301] Hz. Mûsâ’nın yanındaki genç adam hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XII, 14-18.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hani, Musa çömezine demişti ki: «Hiç durmadan iki deniz kavşağına dek, ya gideceğim, ya yıllarca kalacağım!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hani Musa, hizmetinde bulunan genç arkadaşına: “İki denizin birleştiği yere kadar yoluma devam edeceğim. İsterse (oraya varmam) yıllarımı alsın” demişti.
Ayette geçen “genç arkadaşın” Hz. Yuşa olduğu söylenmektedir. “İki denizin birleştiği yer” in hangi denizler olduğuna dair kesin bir bilgi yoktur. Bunların Kızıl Deniz ile Hint Okyanusu’nun, Cebel-i Tarık’ta Akdeniz ile Atlas Okyanusu’nun ya da Karadeniz ve Marmara Denizi’nin birleştiği İstanbul Boğazı’nın olabileceği ifade edilmektedir. Beydâvî, “iki denizin birleştiği yer” le ilgili temsîlî bir açıklama getirerek, “iki deniz” in iki tür bilgi kaynağını ya da bilgi akışını yani, haricî olay ve olgulara ilişkin gözlem ve muhakemeler yoluyla elde edilen zahirî bilgi ile mistik sezgi ve müşahedeler yoluyla elde edilen batınî bilgiyi simgelediğini söylemektedir. Bu görüşe göre, Hz. Musa’nın arayışının gerçek amacı zahirî ve batınî bilginin buluştuğu sınıra varmaktır. Burada esas olan iki denizin birleştiği yerin neresi olduğunu ve bu olayı yaşayan iki kişinin kimler olduğunu bilmek değil, eşyanın çift kutuplu olarak yaratıldığına inanmak ve gördüğümüz her şeyin mutlaka bir görünen bir de görünmeyen tarafının olduğunu anlamaktır.  
Cemil Said
swap_vert close
Bir gün Mûsâ şakîrdine [1]: "İki denizin birleşdiği yere varıncaya kadar yürüyeceğim, îcâb ider ise çok seneler yürüyeceğim didi.
[1] Yûşa’ aleyhisselâm  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Musa, genç arkadaşına: "Ben iki denizin birleştiği yere ulaşmağa, yahut yıllarca yürümeye kararlıyım" demişti.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hani Mûsâ, beraberindeki gence şöyle demişti: “İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bir vakit Mûsâ genç adamına, “Ta iki denizin birleştiği yere varmadıkça yahut (bu yolda) senelerce yürümedikçe durup dinlenmeyeceğim” demişti.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: «Durup dinlenmeyeceğim; tâ iki denizin birleştiği yere kadar varacağım, yahut senelerce yürüyeceğim.»  
 Tefsirlerde, Musa’nın genç adamının, Yûşâ b. Nûn adında biri olduğu, Yûşâ’nın Hz. Musa’ya hizmet ettiği, ondan ilim öğrendiği rivayet edilmektedir. Âyette sözü edilen iki denizin hangi denizler olduğuna dair bir açıklık yoktur. Bunların Hazar Denizi ile Karadeniz olduğu, yahut Nil Nehri’nin Sudan’daki iki kolu olan Beyaz Nil ile Mavi Nil olabileceği ifade edilmektedir. Bir başka anlayışa göre bu iki denizden biri Hz. Musa, diğeri de Hızır (a.s.)dır. Çünkü Musa zâhir âleminin, Hızır da bâtın âleminin denizidir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Musa, genç yoldaşına, "Yıllarca yürümeyi gerektirse de iki denizin birleştiği yere varmadan dinlenmeyeceğim," demişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey Muhammed! Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim, yahut senelerce gideceğim."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir vakit de Musâ fetâsına demişti ki: durmıyacağım tâ iki denizin cemolduğu yere kadar varacağım, yâhud senelerce gideceğim
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hani, Mûsâ, hizmetinde bulunan gence, “(Hızır’ı buluncaya kadar) iki denizin birleştiği yere kadar yoluma devam edeceğim. İsterse (oraya varmam) uzun bir zaman alsın” demişti.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bir zamanlar Musa, genç arkadaşına: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar yoluma devam edeceğim veya uzun zaman gitmeye devam edeceğim.” demişti.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bir zaman Musa, gene (bir adamı) na şöyle demişdi: «Ben iki denizin birleşdiği yere varıncaya kadar durmayıb gideceğim, yahud (maksadıma erişinceye dek) uzun zamanlar geçireceğim».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Bir zaman Mûsâ, (kendisine hizmet eden) o gence (Yûşa' bin Nûn'a):(1) “Artık durmayacağım; tâ ki (Hızır'ı bulmak üzere) iki denizin birleştiği yere varacağım; yâhut (onu buluncaya kadar) senelerce vakit geçireceğim!” demişti.(2)
(1)Yûşa‘ bin Nûn Aleyhisselâm, Mûsâ Aleyhisselâm’a hizmet eder ve ondan ilim öğrenirdi. Daha sonra kendisine de peygamberlik ihsân edildi. (Celâleyn Şerhi, c. 4, 434)(2)Buhârî’nin rivâyetine göre, Mûsâ Aleyhisselâm kavmine bir hutbe okurken, kendisine: “İnsanlar arasında en âlim kimdir?” diye suâl edildi. O ise: “Allah bilir” diyecekken, “Benim!” diye karşılık verdi. Cenâb-ı Hakk da onu îkāz ederek buyurdu ki: “Benim, iki denizin birleştiği yerde, senden daha âlim bir kulum var!” Mûsâ Aleyhisselâm, hatâsını anlayarak: “Rabbim! Onu nasıl bulacağım?” diye suâl ettiğinde Cenâb-ı Hakk: “Yanına bir zenbil içinde tuzlu bir balık alırsın. Balığı nerede kaybedersen, o kulumla orada buluşacaksın!” buyurdu. Mûsâ Aleyhisselâm da öyle yaptı. Kayanın bulunduğu yere gelip istirâhat için biraz uykuya daldıklarında, balık dirilip denize atlamış, yanında bulunan Yûşa‘ Aleyhisselâm bunu görmüş, fakat Mûsâ Aleyhisselâm’a söylemeyi unutmuştu. (İbn-i Kesîr, c. 2, 427)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve bir zaman Musa, genç arkadaşına (yardımcısına): “Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durup dinlenmeden gideceğim yahut (maksadıma erişmek için) uzun zaman yürüyeceğim.” demişti. *
(*) ‘’ Farklı görüşler bulunmakla beraber müfessirlerin çoğuna göre, kıssada geçen Mûsâ’dan maksat, İsrâiloğulları’na peygamber olarak gönderilmiş ve kendisine Tevrat verilmiş olan Hz. Mûsâ’dır (bilgi için bk. Bakara 2/51 vd.). Delikanlının da Hz. Yûsuf’un torunlarından Yûşâ b. Nûn olup Hz. Mûsâ’nın kız kardeşinin oğlu olduğu rivayet edilir. Uzun süre Hz. Mûsâ’nın hizmetinde bulunmuş, ondan ilim almış ve onun vefatından sonra yine bir peygamber olarak İsrâiloğulları’nın yönetimini üslenmiştir. Bazı kaynaklarda yüz on (veya yüz yirmi) sene yaşadığı ve Hz. Mûsâ’dan sonra yirmi yedi (veya yirmi dokuz) sene İsrâiloğulları’nı yönettiği belirtilmektedir (İbn Âşûr, XIII, 360; Ahmet Suphi Fuat, “Yûşa’”, İA, XIII, 443)…’’Tarihî ve coğrafî bilgiler ışığında “mecma‘u’l-bahreyn”den maksadın Süveyş körfezi ile Akabe körfezinin birleştiği yer olması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü Hz. Mûsâ’nın bilgin kulu araması olayı onun İsrâiloğulları’nı Mısır’dan çıkarıp Sina dağına götürmesi ve burada vahiy almasından sonra vuku bulmuştur. Sina dağına ve Sina çölüne en yakın iki deniz ise Süveyş ve Akabe körfezleridir. Bunun dışındaki görüşler çok uzak ihtimallerdir (Celal Kırca, “Mecma‘u’l-bahreyn”, DİA, XXVIII, 256) Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri) Ayrıca bunlar, Hz. Musa’ya peygamberliğin ilk yıllarında gösterilmiş olmalıdır. Çünkü bu tür şeyler, nübüvvetin ilk döneminde eğitim ve öğretim için gereklidir. Bu hususta Kur’an’da anlatılan, Hz. Musa’nın, Medyen dönüşü Mısır yolunda iken vahye muhatap oluşu esnasında; ailesinden ayrılarak, Allah ile yalnız muhavere sahnesi, bize Âlim Kul ile Musa’nın gezisi esnasında cereyan eden olaylar ve yorumlarının diğer insanlardan -özellikle hizmetkârından- mahfuz tutulduğunu göstermektedir. Ayrıca dikkat edildiğinde, birdenbire yolculuğa çıkma kararı ve Âlim Kul ile karşılaşmasındaki diyaloglar Hz. Musa’nın yolculuğa, Allah’ın emri veya tasvibi ile çıktığı izlenimini uyandırmaktadır. (Âlim Kul ve Musa’nın Kıssası – C. Duman) Ayrıca metni aşağıya alınan Taberi tefsirinde Hz. Musa’nın böyle bir talepte bulunması hususunda iki görüş aktarılıyor. Birinci görüş aktarıldıktan sonra ikinci görüş de şöyle anlatılıyor. Birinci görüşün aksine bunun sebebi Hz. Musa kendi ilmine ilaveten daha fazla ilim öğrenmek için Allah’tan kendisine ilim öğretecek bir âlime yönlendirmesini ister. Yüce Allah da ona âlim kul ile buluşma yeri olarak (مَجْمَعَ الْبَحْرَيْنِ) yani iki denizin veya iki büyük su kütlesinin buluştuğu yeri gösteriyor. Bizce de Hz. Musa’nın şanına uygun olan bu görüştür.. Ayrıca bu, bir hakikat ki yüce Allah, Hz. Musa’yı, bir peygamber yahut melek olma ihtimali olan başka bir ‘salih kul’u aracılığı ile bir imtihana ve bu imtihanla bir eğitime tabi tutmuştur…// Ayrıca bu iki denizin nerede olduğu, bilge kul ile Hz. Musa’nın yolculuk arkadaşının kimlikleri hakkında Kur’an ın bilgi vermemesi aslında bizim dikkatimizi coğrafyaya, isme, mekâna veya zamana çekmek değil, bizim dikkatimizi hakikate çekmek. Yani zamanlar üstü, mekânlar üstü, coğrafyalar üstü ve hatta bir zaman bir dönemde yaşamış insanlar üstü, tüm insanlığı ilgilendirecek ebedi ve evrensel değerlere çekmek istemesidir. Onun için bu soruların cevabını Kur’an vermiyor. O maksatta parmağa değil, parmağın gösterdiği yere bakın, Cama değil, camdan bakın… (Tefsirul Kur’an Tevilul Furkan, M. Islamoğlu, KEHF SURESİ (060-110)// وقال آخرون: بل كان سبب ذلك أنه سأل الله جلّ ثناؤه أن يدله علـى عالـم يزداد من علـمه إلـى علـم نفسه (تفسير الطبري)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Musa beraberindeki gence “Yıllar geçse de, iki suyun birleştiği yere ulaşıncaya kadar durmayacağım” demişti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bir gün Musa bir delikanlıya şunu demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayıp gideceğim. Bu, yıllarca sürse bile!
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hani Musa hadimi [⁶] Yuşa/a demişti: (Mecma/ül - bahreyn) e [⁷] varıncaya kadar durmayıp gideceğim [⁸]. Yahut maksuduma erinceye kadar seneler geçireceğim.
[6] Veya şakirdi.[7] Hazret-i Musa ile Hızır'ın birleşecekleri yerdir. Burası iki denizin birleştiği yerdi.[8] Veya arayacağım.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: “Ya iki denizin birleştiği yere ulaşmaya ya da yıllarca yürümeye kararlıyım.”¹³
13 Bu kıssa üzerine oldukça spekülatif yorumlar yapılmıştır. Kütüb-i Sitte’de (Buhari, Müslim ve Tirmizî) geçen bir hadise göre, Hz. Musa bir keresinde kavmine “insanların en bilgesi” olduğunu söylemiş. Cenab-ı Hak da onu azarlamış ve “kendisinden daha bilgin kulları olduğunu”söylemiştir. Hz. Musa da bu adamı bulmak ister. Allah da ona bir sepete balık koymasını ve balık denize atlayıp kayboluncaya kadar yoluna devam etmesini emreder. Balığın bir sembol olduğu açıktır. İlk müfessirler, iki denizin kavuştuğu yer hakkında coğrafi çok malumatlar verirler. İki denizden kasıt iki bilgi türünün birbiriyle karşılaşması veya iki bilgi sahibinin (Hz. Musa ve Ledünni hikmet sahibinin) birbirine kavuşması şeklinde de yorumlanmıştır. Bu bilgiler, “mistik bilgi” ile “rasyonel/lojik bilgi” veya “ilm-i zâhir” ile “ilm-i bâtın” şeklinde de yorumlanmıştır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hani Musa genç arkadaşına demişti: “İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar ya da uzun bir süre geçinceye kadar yol almaya devam edeceğim.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hani Mûsâ, yardımcısına, “Yıllarca yürümem gerekse bile, iki denizin birleştiği yere varıncaya dek, durup dinlenmeden yoluma devam edeceğim!” demişti.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Hani, Musa genç hizmetçi arkadaşına: “İki Deniz’in birleştiği yere ulaşıncaya kadar başımı alıp gideceğim yahut uzun bir zaman geçireceğim!” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! hatırlarsın hani Musa yanındaki delikanlıya: " iki nehir [1] kavşağına varmak için durup dinlenmeden yürümeliyim, yoksa yıllarca yürümem gerekebilir " demişti.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sana geçmişten ders alınacak bir hikâye anlatayım: Umarım üzerinde dikkatli düşünür, hikâyeden gereken dersleri çıkarırsın! Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hani Musa beraberindeki (gence) şöyle demişti: “Durup dinlenmeyeceğim; ya iki denizin birleştiği yere kadar varacağım ya da çok uzun süre yürüyeceğim.”
Mehmet Türk
swap_vert close
(Bir zamanlar) Mûsa hizmetçisine: “Ben iki denizin birleştiği yere¹ ulaşıncaya kadar yıllarca yürümeye kararlıyım.” demişti. ²
1 İki denizin birleştiği yerden, boğaz anlaşılması kesindir. Ancak bu boğazın yeri hakkında Hazar Denizinden, İstanbul boğazına kadar pek çok rivâyet vardır. Burası için, “Allah’ın Hz. Mûsa ile Hızır’ın buluşmaları için belirlediği, bizim bilmemizin önemli olmadığı bir yerdir.” demek en doğrusudur.2 Yahûdîler, Hz. Mûsa’nın bu kıssasını kabul etmeyip bu Mûsa’nın, Mûsa b. Mişa olduğunu söylerler. İbnu Abbas’tan rivâyet olan hadisten bu ismin Yahûdîlerin uydurması olduğu anlaşılmaktadır. (Buhârî, Müslim, Tirmizî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
HANİ, ⁶⁷ [gezginlik günlerinde] Mu-sa yardımcısına: ⁶⁸ “İki denizin birleştiği yere kadar yoluma devam edeceğim” demişti, “[bu yolda] yıllar harcamam gerekse bile!”
67 Çok defa “...diği zaman” anlamına gelen ama bizim burada “hani” sözcüğüyle aktarmayı daha uygun bulduğumuz iz takısı, Kur’an’da çoğu zaman, anlatımın ve düşüncenin akışını bozmadan dikkatleri yeni bir söyleme ya da temaya çekmek için kullanılmaktadır. Buradaki örnekte de bu sözcük, gerilerde 54. ayetle belirgin bir bağlantı kurarak (“... Biz bu Kur’an’da insanlar[ın yararlanması] için çeşitli açılardan türlü türlü dersler ortaya koyduk”) bilginin, özellikle manevî/ruhanî bilginin, hiçbir ölümlünün -bu ölümlü peygamber bile olsa, insan zihnini hayat boyunca meşgul eden soruların hepsine cevap bulabildiğini iddia etmesine imkan vermeyecek kadar tükenmez, sonu gelmez olduğunu yansıtan bir temsîle dikkat uyandırıcı bir giriş sağlamak üzere kullanılmıştır. (Sözkonusu temsîlin dile getirdiği gerçek, bu surenin son iki ayetinde sarahaten ortaya konulmaktadır.) Sonraki ayetlerde (60-82. ayetler) anlatılan Hz. Musa’nın bilgi peşinde yaşadığı serüven, zaman içinde, bizim burada yer veremeyeceğimiz sayısız menkıbenin kaynağı olmuştur. Yine de, değişik rivayetleriyle Buhârî, Müslim ve Tirmizî tarafından kaydedilmiş olup Ubeyy b. Ka‘b’dan nakledilen bir rivayeti zikretmeden geçemeyeceğiz. Bu rivayete göre Hz. Musa, bir keresinde, insanların en bilgesi olduğunu iddia ettiği için Allah tarafından azarlanmış ve kendine vahiy yoluyla, “iki denizin birleştiği yerde” yaşayan bir “Allah kulu”nun kendisinden daha bilge olduğu bildirilmişti. Hz. Musa bu adamı bulmak yönünde ısrarlı bir istek gösterince, Allah da o’na “bir sepete balık” koymasını ve balık kayboluncaya kadar yoluna devam etmesini emretti; balığın kaybolması amaca erişildiğinin işareti olacaktı. Şüphe yok ki bu rivayet, bizim Kur’ânî meselimize temsîlî bir giriş niteliğindedir. Hem Kur’an’da, hem de sözkonusu Hadis’te geçen bu “balık” imajı, mümkündür ki, mutlak bilgiyi yahut ebedî hayatı simgeleyen eski dinî bir sembol olsa gerektir. İlk müfessirlerden pek çoğunun, Bâbülmendeb mevkiinde Kızıl Deniz ile Hint Okyanusu’nun ya da Cebel-i Târık’da Akdeniz ile Atlas Okyanusu’nun birleştiği yeri göstererek, coğrafî bir anlam yükleme eğiliminde oldukları “iki denizin birleştiği yer” ifadesine gelince, Beydâvî, 60. ayetin tefsirinde buna bütünüyle temsîlî bir açıklama getirerek, “iki deniz”in iki tür bilgi kaynağını ya da bilgi akışını -yani, haricî olay ve olgulara ilişkin gözlem ve muhakemeler yoluyla elde edilen zahirî bilgi (‘ilmu’z-zâhir) ile mistik sezgi ve müşahedeler yoluyla elde edilen batınî bilgiyi (‘ilmu’l-bâtın)- simgelediğini söylemektedir. Bu görüşe göre, Hz. Musa’nın arayışının gerçek amacı bu iki tür bilginin buluştuğu sınıra varmaktan ibarettir.68 Lafzen, “genç adam” (fetâ) -Klasik Arapça’da, genç ya da yaşlı (yani, yaşına işaret etmeksizin) “hizmetçi/yardımcı” anlamına gelen bir sözcük. Rivayete göre, ayette geçen bu “hizmetçi” ya da “yardımcı”, Hz. Musa’nın ölümünden sonra İsrailoğulları’nın başına geçen Yeşu idi.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hani bir zamanlar Musa genç yoldaşına: – İki denizin birleştiği yere ulaşmaya kararlıyım oraya ulaşmam yıllar sürse bile, demişti. 28/2...6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BİR zaman da[²⁴¹¹] Musa[²⁴¹²] yardımcısına demişti ki: “İki denizin birleştiği yere[²⁴¹³] varıncaya dek durmayacağım; isterse (oraya varmam) bir ömür sürsün.”
[2411] 54. âyet mesel ile cedel arasında bağ kurar. Bu kıssa ile anlatılmak istenen, hakikatlerin malumatfuruşluklara, spekülasyonlara ve polemiklere kurban edilmemesidir. O hakikatlerin başında zıtların içtiması ve eşyanın çift kutuplu tabiatı gelir. Bu yüzden olayların bir dış bir de iç yüzü, görünen ve görünmeyeni, zarf ve mazrufu vardır. İlki bilginin, ikincisi hikmetin konusudur. [2412] Bu Musa’nın kimliği üzerinde birtakım varsayımlar yürütülmüştür. Daha ilk nesiller arasında yapılan bu tartışmaya göre eski bir haham olup sonradan müslüman olan Ka’bu’l-Ahbar’ın yeğeni Nevf el-Bikâlî, bu Musa’nın Hz. Musa değil başka biri olduğunu iddia etmiştir. İbn Abbas, bu iddiasından dolayı Nevf’i sert bir dille eleştirmiştir (Râzî). Eski Ahid’de bu kıssaya yer verilmemiş, fakat Talmut’ta benzer bir olay nakledilmiştir. Orada ise Musa’nın rolünü bir din adamı olan (Rabbi) Levi oğlu Jochanan, Bilge Kul’un rolünü ise daha sonra göğe yükseltilip dünyanın yönetimi için meleklerle birleşen Elijah’ın (İlyas) üstlendiği ifade edilmiştir. [2413] Bazı müfessirler “iki denizin birleştiği yer”i tamamen simgesel bir yoruma tâbi tutarak “iki deniz”den kastın zâhirî ve bâtınî bilgi olduğunu; Musa’nın amacının bu iki bilginin kesiştiği noktaya ulaşmak olduğunu söylerler (Beydavî ve Âlûsî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Musa, genç yardımcısına: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya (aradığım zat ile buluşuncaya) kadar, yıllar geçse de yürüyeceğim" dedi. (Ve yola çıkacakları zaman, şu tuzlu balığı torbana koy da azığımız olsun, diye emretti.)
Osman Fırat
swap_vert close
Hani Mûsâ, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve yâd et, bir vakit ki Mûsa, genç refikına demişti: «Ben iki denizin cem olduğu yere varıncaya kadar durmayacağım, yahut uzun bir müddet geçireceğim.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir vakit Mûsâ, genç yardımcısına: “Durup dinlenmeyeceğim, demişti, ta ki iki denizin birleştiği yere varacağım. Varamazsam senelerce yürümeye devam edeceğim. ”
Kur’ân’da adı bildirilmeyen bu genç yardımcının Yûşa İbn Nun (Josue) olduğu tefsirlerde rivayet edilir.Mûsâ (a.s.)’ın Hızır (a.s.) ile kıssası Tevrat’ta yer almaz. Fakat Buharî’de nakledilen bir hadîse göre Hz. Peygamber (a.s.), bu kıssadaki Mûsa’nın İsrailoğullarının meşhur Peygamberi Mûsâ’ (a.s.) olduğunu bildirmiştir. Bundan ötürü, onun, bazı oryantalistlerin iddia ettikleri gibi başka biri (mesela Gılgamış) olduğunu düşünmeye sebep yoktur.Bu âyette geçen iki deniz hakkında, tefsirlerde dünyanın üç kıtasına dağılmış birçok yerler tahmin edildiği gibi, işarî tefsir kabilinden bazı tevcihler de teklif edilmiştir. Fakat bu gizemli kıssadan alınacak hisse, bunları bilmeye bağlı değildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Musa uşağına demişti ki: "Durmayıp ya iki denizin birleştiği yere varacağım veya uzun bir zaman yürüyeceğim."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Zikr it şunı ki Mûsâ şâkirdi Yuşa'a "Mecma'ul Bahreyn'e vâsıl oluncaya kadar, 'asırlar geçse bile durmayacağım" didi. [²]
[2] Mûsâ 'aleyhisselâm bir gün münâcât idüb "Yâ Rabbî! kullarından en 'âlim olana beni buluşdır" didikde dünyâda en 'âlim Hızır'dır o da Mecma'ul Bahreyn'de büyük kayanın yanındadır, sepetine bir balık koy, o balığı nerde gâib ider isen Hızır oradadır" buyurdı. Bunun üzerine Mûsâ 'aleyhisselâm şâkirdi Yuşa' ile berâber yola çıkdı. Mecma'ul Bayreyn Nil nehrinin Akdeniz'e kaarışdığı mahal olmak muhtemeldir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir gün Musa genç arkadaşına şöyle dedi: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durup dinlenmeden gideceğim; isterse yıllarımı alsın.
Şaban Piriş
swap_vert close
Hani Musa, genç arkadaşına:-İki denizin birleştiği yere ulaşmaya veya yıllarca yürümeye kararlıyım, demişti.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir zaman Musa genç hizmetkârına “İki denizin birleştiği yere kadar gideceğim,” demişti. “Orayı buluncaya kadar senelerce yürümem gerekse de yürüyeceğim.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bir zaman Mûsa, genç dostuna şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere kadar hiç durmadan yürüyeceğim yahut da seneler ve seneler harcayacağım."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim eyitti mūsā yigidine “hemįşe olam tā irem iki deñiz dirildük yire yā geçem yüriyü uzun rūzigār.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ẕikr eyle ol güni ki eyitdi Mūsā ṭapuçısına: Ḳalmazın sefer eylemekdenyitişmeyince iki deñiz ḳavuşduġı yire, nice yıllar yürüsem daḫı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Yadına sal ki, bir zaman Musa öz gənc dostuna (xidmətində olan Yuşə ibn Nuna) belə demişdi: “Mən (Xızırla görüşmək üçün) iki dənizinqovuşduğu yerə çatmayınca və uzun müddət gəzib dolanmayınca (bu səfərdən) geri dönməyəcəyəm!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Moses said unto his servant: I will not give up until I reach the point where the two rivers meet, though I march on for ages.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Behold, Moses said(2404) to his attendant, "I will not give up until I reach the junction of the two(2405) seas or (until) I spend years and years in travel."(2406)
2404 This episode in the story of Moses is meant to illustrate four points. (1) Moses was learned in all the wisdom of the Egyptians. Even so that wisdom did not comprehend everything, even as the whole stock of the knowledge of the present day, the sciences and the arts, and in literature, (if it could be supposed to be gathered in one individual), does not include all knowledge. Divine knowledge, as far as man is concerned, is unlimited. Even after Moses received his divine mission, his knowledge was not so perfect that it could not receive further additions. (2) Constant effort is necessary to keep our knowledge square with the march of time, and such effort Moses is shown to be making. (3) The mysterious man he meets (18:65 and n. 2411), to whom Tradition assigns the name of Khidr (literally, Green), is the type of that knowledge which is ever in contact with life as it is actually lived. (4) There are paradoxes in life: apparent loss may be real gain; apparent cruelty maybe real mercy; returning good for evil may really be justice and not generosity (18:79-82). Allah's wisdom transcends all human calculation. (R). 2405 The most probable geographical location (if any is required in a story that is a parable) is where the two arms of the Red Sea join together, viz., the Gulf of 'Aqabah and the Gulf of Suez. They enclose the Sinai Peninsula , in which Moses and the Israelites spent many years in their wanderings. There is also authority (see Baydawf's note) for interpreting the two seas as the two great streams of knowledge, which were to meet in the persons of Moses and Khidr. 2406 Huqub means a long but indefinite space of time. Sometimes it is limited to 80 years.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذْ
ve bir vakit
قَالَ
demişti
مُوسٰى
Mûsâ
لِفَتٰيهُ
gencine
لَٓا اَبْرَحُ
durmayacağım
حَتّٰٓى اَبْلُغَ
varıncaya kadar
مَجْمَعَ
birleştiği yere
الْبَحْرَيْنِ
iki denizin
اَوْ
yahut
اَمْضِيَ
gideceğim
حُقُباً
senelerce
(Resulüm!) Hani bir vakit Mûsâ (kendisine hizmet eden beraberindeki) gence demişti ki: "(Hızır'ı bulmak için) İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, yahut (onu buluncaya kadar) senelerce (yol) gideceğim."
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
فَتٰي
İsim
ف ت ي
Delikanlı, genç
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَبْرَحَ
Fiil-I
ب ر ح
Ayrılmak, vazgeçmek
حَتّٰى
Edat
حَتّٰى
Nihayet, -e kadar, hatta, ta ki, sonuçta
بَلَغَ
Fiil-I
ب ل غ
Vardı, sonuna geldi, erişti, ulaştı, buluğa erdi
مَجْمَع
İsim
ج م ع
Birleşme yeri
بَحْر
İsim
ب ح ر
Deniz
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
مَضٰى
Fiil-I
م ض ي
Geçip gitti, tarihe karıştı
حُقُب
İsim
ح ق ب
Senelerce