Ve bir zaman Musa, genç arkadaşına (yardımcısına): “Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durup dinlenmeden gideceğim yahut (maksadıma erişmek için) uzun zaman yürüyeceğim.” demişti. *
(*) ‘’ Farklı görüşler bulunmakla beraber müfessirlerin çoğuna göre, kıssada geçen Mûsâ’dan maksat, İsrâiloğulları’na peygamber olarak gönderilmiş ve kendisine Tevrat verilmiş olan Hz. Mûsâ’dır (bilgi için bk. Bakara 2/51 vd.). Delikanlının da Hz. Yûsuf’un torunlarından Yûşâ b. Nûn olup Hz. Mûsâ’nın kız kardeşinin oğlu olduğu rivayet edilir. Uzun süre Hz. Mûsâ’nın hizmetinde bulunmuş, ondan ilim almış ve onun vefatından sonra yine bir peygamber olarak İsrâiloğulları’nın yönetimini üslenmiştir. Bazı kaynaklarda yüz on (veya yüz yirmi) sene yaşadığı ve Hz. Mûsâ’dan sonra yirmi yedi (veya yirmi dokuz) sene İsrâiloğulları’nı yönettiği belirtilmektedir (İbn Âşûr, XIII, 360; Ahmet Suphi Fuat, “Yûşa’”, İA, XIII, 443)…’’Tarihî ve coğrafî bilgiler ışığında “mecma‘u’l-bahreyn”den maksadın Süveyş körfezi ile Akabe körfezinin birleştiği yer olması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü Hz. Mûsâ’nın bilgin kulu araması olayı onun İsrâiloğulları’nı Mısır’dan çıkarıp Sina dağına götürmesi ve burada vahiy almasından sonra vuku bulmuştur. Sina dağına ve Sina çölüne en yakın iki deniz ise Süveyş ve Akabe körfezleridir. Bunun dışındaki görüşler çok uzak ihtimallerdir (Celal Kırca, “Mecma‘u’l-bahreyn”, DİA, XXVIII, 256) Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri) Ayrıca bunlar, Hz. Musa’ya peygamberliğin ilk yıllarında gösterilmiş olmalıdır. Çünkü bu tür şeyler, nübüvvetin ilk döneminde eğitim ve öğretim için gereklidir. Bu hususta Kur’an’da anlatılan, Hz. Musa’nın, Medyen dönüşü Mısır yolunda iken vahye muhatap oluşu esnasında; ailesinden ayrılarak, Allah ile yalnız muhavere sahnesi, bize Âlim Kul ile Musa’nın gezisi esnasında cereyan eden olaylar ve yorumlarının diğer insanlardan -özellikle hizmetkârından- mahfuz tutulduğunu göstermektedir. Ayrıca dikkat edildiğinde, birdenbire yolculuğa çıkma kararı ve Âlim Kul ile karşılaşmasındaki diyaloglar Hz. Musa’nın yolculuğa, Allah’ın emri veya tasvibi ile çıktığı izlenimini uyandırmaktadır. (Âlim Kul ve Musa’nın Kıssası – C. Duman) Ayrıca metni aşağıya alınan Taberi tefsirinde Hz. Musa’nın böyle bir talepte bulunması hususunda iki görüş aktarılıyor. Birinci görüş aktarıldıktan sonra ikinci görüş de şöyle anlatılıyor. Birinci görüşün aksine bunun sebebi Hz. Musa kendi ilmine ilaveten daha fazla ilim öğrenmek için Allah’tan kendisine ilim öğretecek bir âlime yönlendirmesini ister. Yüce Allah da ona âlim kul ile buluşma yeri olarak (مَجْمَعَ الْبَحْرَيْنِ) yani iki denizin veya iki büyük su kütlesinin buluştuğu yeri gösteriyor. Bizce de Hz. Musa’nın şanına uygun olan bu görüştür.. Ayrıca bu, bir hakikat ki yüce Allah, Hz. Musa’yı, bir peygamber yahut melek olma ihtimali olan başka bir ‘salih kul’u aracılığı ile bir imtihana ve bu imtihanla bir eğitime tabi tutmuştur…// Ayrıca bu iki denizin nerede olduğu, bilge kul ile Hz. Musa’nın yolculuk arkadaşının kimlikleri hakkında Kur’an ın bilgi vermemesi aslında bizim dikkatimizi coğrafyaya, isme, mekâna veya zamana çekmek değil, bizim dikkatimizi hakikate çekmek. Yani zamanlar üstü, mekânlar üstü, coğrafyalar üstü ve hatta bir zaman bir dönemde yaşamış insanlar üstü, tüm insanlığı ilgilendirecek ebedi ve evrensel değerlere çekmek istemesidir. Onun için bu soruların cevabını Kur’an vermiyor. O maksatta parmağa değil, parmağın gösterdiği yere bakın, Cama değil, camdan bakın… (Tefsirul Kur’an Tevilul Furkan, M. Islamoğlu, KEHF SURESİ (060-110)// وقال آخرون: بل كان سبب ذلك أنه سأل الله جلّ ثناؤه أن يدله علـى عالـم يزداد من علـمه إلـى علـم نفسه (تفسير الطبري)