close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 59. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vetilke-lkurâ ehleknâhum lemmâ zalemû vece’alnâ limehlikihim mev’idâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İşte zulmettikleri için helak ettiğimiz bunca şehir ve biz, onların helaki için de mukadder bir zaman tayin etmiştik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İşte şu (harabeleri ibret vesikası olarak duran) şehirler (ve kavimler)! Ne zaman zulme saptılarsa Biz onları helak ettik. Ancak yıkımları için de, belli bir vakte kadar onlara mühlet vermiştik. (Onlar bunu kendi hayırlarına ve akıllılıklarına yormuşlardı.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte yaratılış gayesine aykırı hareket ettikleri için, helak ettiğimiz bunca şehir… Onları helak etmek için de, belli bir zaman tayin etmiştik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İşte, günah isyan ve inkâr bataklığında baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelledikleri zaman helâk ettiğimiz memleketler! Onları helâk etmek için de, belli bir zaman tayin etmiştik.
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte şu kasabaları zulmettikleri zaman helak ettik ve onların helakleri için bir vakit belirledik.
Ali Bulaç
swap_vert close
İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tesbit ettik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte geçmiş zamanlardaki memleketleri!... Onların halkını, yaptıkları zulüm sebebiyle helâk ettik ve bunların helâkleri için de belirli bir vakit tayin eyledik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte bu şehirler ki, zulmettikleri zaman onları helak ettik. Biz onların helak olacakları yer ve zamanı tayin etmiş idik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte, zulmettiklerinden dolayı helâk ettiğimiz ve helâkleri için bir süre tayin ettiğimiz şehirler.
Besim Atalay
swap_vert close
Zulümleri yüzünden yok etmiştik o şehirleri, bir zaman ayırmıştık onları, yok etmek için
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İşte (size) zulmettikleri için yok ettiğimiz geçmiş (medeniyetler) memleketler! (Onlara da) helâk etmeden önce belli bir zaman vermiştik (fakat zulmetmekten vazgeçmedikleri için biz de onları helak etmiştik).
Cemil Said
swap_vert close
Ahâlîsinin zulümlerinden dolayı bu eski beldeleri tahrîb itdik. Evvelce helâk ideceğimizi haber virmiş idik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Haksızlıklarından ötürü işte yok ettiğimiz şehirler! Onları yok etmek için bir süre tayin etmiştik.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helâk edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İşte o beldeler (ahalisi), zulme sapınca onları helâk ettik; helâk etmek için de belli bir süre belirlemiştik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helâk ettik. Onları helâk etmek için de belli bir zaman tayin etmiştik.
Edip Yüksel
swap_vert close
İşte, haksızlık ettikleri için yok ettiğimiz toplumlar... Hepsinin helakı için belli bir süre belirlemiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte zulmettikleri için helak ettiğimiz şehirler! Biz onların helâkleri için de belirli bir zaman tayin etmiştik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Daha o memleketler ki biz onları zulmettiklerinde helâk etmişiz ve helâklarıne bir mîy'âd ta'yin eylemişiz
Emrah Demiryent
swap_vert close
İşte şu (harabeleri ibret vesikası olarak duran) şehirler (ve kavimler)! (Her) ne zaman (insanlar, kendilerine gönderilmiş olan peygamberlerini yalanlayıp, ısrarla hakkı inkâr etmek sûretiyle) zulme saptılarsa, biz onları (azaba müstahak oldukları için) helâk ettik. Onları helâk etmek için de (gelmeyeceğini zannettikleri) bir zaman tayin etmiştik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte zulmettikleri zaman yok ettiğimiz beldeler. Biz onların yok edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte (halkı) zulmetdikleri zaman helak etdiğimiz memleketler! Biz bunların helakleri için de bir zaman ta'yin etmişizdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İşte zulmettikleri zaman kendilerini helâk ettiğimiz şehirler! Onları helâk etmek için de (gelmeyeceğini zannettikleri) bir zaman ta'yîn etmiştik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
İşte şu kentler de zulümettikleri (suç, günah, isyan ve inkâr bataklığında baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolundaki faaliyetleri engelledikleri) zaman onları yıkıma uğrattık. Ve (yaptıklarından tövbe edip dönüş yapsınlar diye) onların yıkımı için muayyen bir süre tayin etmiştik.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Şu şehir halkını, zulmettikleri zaman helak ettik. Biz onları yok etmek için bir zaman belirledik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte kıyıcılık ettikleri için yok ettiğimiz kentler! Onların yok edilecekleri günü de kesmişizdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz, o kasabaları [⁵] ahalisi zulüm edince helâk ettik, helâkleri için muayyen bir vâde zamanı tâyin ettik.
[5] Âd, Semud ve emsali kasabaları.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İşte zulmettikleri için helak ettiğimiz beldeler! Onları helak etmek için de bir süre belirlemiştik.
Kadri Çelik
swap_vert close
O şehirler, zulme saptıkları zaman onları helake uğrattık ve helak oluşları için de bir zaman tayin ettik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte, zulmettikleri için helâk ettiğimiz geçmiş medeniyetler, ülkeler ve şehirler! Onların yok edilmesi için de belirli bir süre tayin etmiş ve günü gelince cezalarını vermiştik. Öyleyse, ey zâlimler, başınıza gelecek azâbın gecikmesini, izlediğiniz yolun doğru olduğuna yormayın ve ey müminler, zâlimlerin hemen helâk edilivermesini beklemeyin; onların zaman zaman lüks ve refah içinde yüzerken, müminlerin sıkıntı ve zorluklar içerisinde bulunması sizi aldatmasın. Olayları sadece görünen yönleriyle değerlendirmeyin, başından sonuna bir bütün olarak görmeye çalışın. Unutmayın ki, sizin hoşlanmadığınız bir şey, aslında sizin için hayırlı olabilir, hoşunuza giden bir şey de, sizin için kötü sonuçlar doğurabilir. Neyin faydalı, neyin zararlı olduğunu en iyi Allah bilir, siz bilemezsiniz (2. Bakara: 216 ve 4. Nisa: 19). Hz. İbrahim’in, Allah’ın ölüleri nasıl dirilttiğini görmek isteğinde olduğu gibi Hz. Mûsâ Rabb’ine nazlanarak dünyada insanların başına gelenlerin, görünen yüzü dışında ne anlamı olduğunu; yaşanan bütün bu olup bitenlerin hikmetini sordu: Nedir bu hayat?!.. Doğum ile ölüm arasında, verilen ve alınanlar; kazanılan ve kaybedilenler; gelen ve gidenler... Bütün bunların perde arkasında ne var?!.. Hz. Musa, yaşanan bunca olayın asıl anlam ve yorumunu anlamak isteyince Allah ona, iki denizin birleştiği yere kadar yürümesini ve olağan dışı bir olay gördüğü yerde Hızır’ı beklemesini, çünkü onunla orada buluşacağını, sonra beraber yaşadıkları olaylarla istediği bu bilgiye ulaşacağını söyledi. Bunun üzerine Mûsâ, yardımcısı Yûşa’yı —ki, Mûsâ’dan sonra İsrail Oğulları’na Peygamber olacaktır— yanına yoldaş olarak aldı ve iki arkadaş, Hızır’la buluşmak üzere yola koyuldular:İşte Allah, olayların ardında yatan hikmeti açığa çıkarmak üzere, gerçeğin üzerindeki perdeyi birazcık aralayacak ve böylece, ilk bakışta hoşunuza gitmeyen bazı olayların, aslında nice hayırların anahtarı ve müjdecisi olduğunu görmenizi sağlayacaktır. O hâlde, hakîkatin perde arkasını keşfetmek üzere, gelin Mûsâ ile birlikte yola çıkarak, olup bitenleri onun gözleriyle izleyin:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte zulmettiklerinde helâk ettiğimiz Şehirler! Helâk olacakları zaman için vaad edilmiş bir süre kıldık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Biz şu kentleri, haksızlıkları ayyuka çıktığı için helâk ettik. Her birinin helâkini de takvime bağladık...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte; inkâr ettikleri, yasalarımıza aykırı davrandıkları, insanlara zulmettikleri için yok ettiğimiz memleketler! Onlara da düşünmeleri için gereken zaman verilmişti! Verilen zaman dolunca yok edildiler! Düşünüp öğüt almıyorlar mı? Sanki inkârlarıyla, sapkınlıklarıyla, zulümleriyle hep yaşayacaklarını mı sanıyorlar?
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte haksızlık ettikleri zaman şu şehirler(in halkları)nı helak etmiştik. Onları helak etmek için de belirli bir zaman belirlemiştik.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Eğer inanmıyorsanız) şu, zulümleri sebebiyle helâkleri için belirli bir süre tayin ederek helâk ettiğimiz ülkeler(e bir bakın).
Muhammed Esed
swap_vert close
tıpkı, zulüm üstüne zulüm işlediklerinde ⁶⁶ yok ettiğimiz önceki toplumlar gibi: ki Biz onların ortadan kaldırılması için de bir süre belirlemiştik.
66 Lafzen, “Zulmettikleri zaman” [yahut “zulmettikten sonra”] -yani, zulümde ileri gittiklerinde; zulümde ısrarlı ve devamlı oldukları için.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte kendilerine zulmedip yazık ettikleri için helak ettiğimiz ülkeler ortada, onlara da helak etmeden önce bir süre vermiştik. 6/131, 9/115-116, 28/59
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Nitekim işte o şehirlerin (harabeleri)!.. Zulümde ısrar edince onların tümünü yok ettik; ki Biz onların helâki için de (sınırlı) bir zaman takdir etmiştik.
Orhan Kuntman
swap_vert close
İşte daha önce (halkı) haddi aştığından dolayı helak ettiğimiz beldeler! (Harabeleri gözleri önünde duruyor, bunlardan hiç ibret almıyorlar mı ki) Onları helak etmek için de bir süre tayin etmiştik.
(Cenab-ı Hakk, -diğer kullarını imtihan ettiği gibi- Peygamber kullarını da sınamadan geçirir, şöyle ki: "Musa a.s bir gün İsrailoğullarına bir hutbe okudu; hutbenin sonunda kendisine: "insanların en bilgini kimdir?" diye sorulunca o: "Ben" dedi. Bunun üzerine Rabbi onu azarladı; çünkü ilmi Allah'a havale etmiş değildi: Allah Teala ona vahiy göndererek bildirirdi ki: İki denizin birleştiği yerde benim bir kulum vardır. Doğrusu o, senden daha bilgindir.. bunun üzerine)  
Osman Fırat
swap_vert close
İşte şu kentler de zulmetmeğe başlayınca onları helâk ettik. Onları helâk etmek için de bir süre belirlemiştik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve (yâd ediniz) o memleketleri ki, zulmeder oldukları vakit onları helâk ettik. Ve onların helâkleri için bir muayyen vakit tayin etmiş idik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte o şehirlerin harabeleri! . . Oraların ahalileri zulümlerinde ısrar edince onları imha ettik. Onların helâkleri için de, bir vâde tayin ettik.
O şehirler, Mekkelilerin yolları üzerinde olan Sebe, Medyen, Semud, Sedum gibi yerlerdir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İşte şu kentler de zulmetmeğe başlayınca onları helak ettik. Onları helak etmek için de bir süre belirlemiştik.
Şimdi Cenâbı Allah, ma'nevî ilimle, olayların sadece dış yüzünü gösteren ilmi bizlere anlatmak için canlı bir vak'a gösteriyor.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Nefislerine zulüm iyledikleri cihetle helâk itdiğimiz bu karyelerin helâki içün bir va'de-i mu'ayyene kıldık. [¹]
[1] Nûh, 'Âd ve Lût kavimleri gibi ki küfür ve 'isyânları sebebiyle helâk olmuşlardı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yanlış yaptıkları için etkisiz bıraktığımız o kentler... Onlar için etkisiz bırakılma ile tehdit edildikleri bir gün belirlemiştik.
Şaban Piriş
swap_vert close
İşte zulmettikleri için helak ettiğimiz şehirler, onlara da yok etmek için bir süre tanıdık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte zulmettiklerinde helâk ettiğimiz beldeler! Hepsinin helâkleri için Biz birer vade belirlemiştik.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte sana bir yığın kent/medeniyet. Zulme saptıklarında onları helâk ettik. Onları helâk etmek için de bir süre belirlemiştik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı şol köyler helāk eyledük anları ol vaķt kim žulm eylediler daħı ķılduķ helāk eylemekleri içün va'de zamānı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol şehrler ki ‘Ād ve ẞemūd şehrleridür, helāk itdük anları ẓulm itdük‐leri vaḳt. Daḫı helāk olmaḳlarına va‘de ḳılduḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O məmləkətlərin əhalisini (Ad, Səmud tayfalarını) zülm etdikləri zaman məhv etdik. Biz onları məhv etmək üçün vaxt (və’də) müəyyən etmişdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (all) those townships! We destroyed them when they did wrong, and We appointed a fixed time for their destruction.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Such were the populations we destroyed when they committed iniquities; but we fixed an appointed time for their destruction.(2403)
2403 The instances of exemplary Punishment in former times were also subject to this rule, that Allah gives plenty of rope to the wicked, in case they might turn, repent, and obtain His Mercy.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَتِلْكَ
ve işte bu
الْقُرٰٓى
memleketler ki
اَهْلَكْنَاهُمْ
kendilerini helâk ettik
لَمَّا
ne za- man ki
ظَلَمُوا
zulmettiler
وَجَعَلْنَا
ve kılmıştık
لِمَهْلِكِهِمْ
onların helâkı için
مَوْعِداً۟
bir zaman
İşte, (kendi nefislerine ve insanlara) zulmettikleri zaman kendilerini helâk ettiğimiz memleketler(in harabeleri). Onları helâk etmek için de belli bir zaman tayin etmiştik.
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
قَرْيَة
İsim
ق ر ي
Her türlü yerleşim yeri (memleket, kasaba, şehir, ülke, köy, belde)
اَهْلَكَ
Fiil-IV
ه ل ك
Yok etti, mahvetti, helâk etti
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
مَهْلِك
İsim
ه ل ك
Helâk
مَوْعِد
İsim
و ع د
Vaad edilen yer veya zaman