Yine de mutlak bağışlayıcı olan Rabbin sonsuz rahmetin de sahibidir. Eğer onları işledikleri (günâh ve kötülükler) yüzünden yakalayacak olsaydı, elbette onlar için azabı (bir an önce) çabuklaştırırdı. Fakat kendilerine tanınmış belli bir süre vardır ki, (eğer bu süre içinde de ıslah olmazlarsa,) onun ötesinde (ahirette) onun (Rabbinin) cezasından kaçıp sığnacak hiçbir yer bulamazlar.*
(*) Lafzen, “muhakkak, onlar için azabı çabuklaştırırdı”. Allah’ın günahkarlara, tevbe edip yollarını doğrultmaları için zaman verdiğini belirten bir ifade… belirlenmiş süre” (mev‘id) bu anlam örgüsü içinde, günahkarların ömürlerinin sonunu yahut -sonraki ayette işaret edildiği üzere- (sünnetullaha göre) cezasız bırakılmayacak kadar günahta, zulümde ileri gidildiği “dönüşü olmayan nokta”yı gösterir. (M. Esed. Meal Açıklaması) Yani Yüce Allah’ın mağfireti geniş, merhameti büyüktür. Bu sebeple kullarının kusur ve isyanlarına rağmen onları hemen cezalandırmaz, bilâkis uslanmaları için onlara mühlet verir. Allah’ın âdeti böyledir. Zalimlere mühlet verir, fakat verilen süre içinde tövbe edip hakka dönmezlerse, artık dünya veya âhirette cezalarını verir. Nitekim daha önce kendilerine zulmetmiş olan Âd, Semûd, Lût vb. kavimlere de dönüş yapmaları belli bir süre verilmişti. (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 564)