close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 57. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemen azlemu mimmen żukkira bi-âyâti rabbihi fea’rada ‘anhâ venesiye mâ kaddemet yedâh(u)(c) innâ ce’alnâ ‘alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu vefî âżânihim vakrâ(an)(s) ve-in ted’uhum ilâ-lhudâ felen yehtedû iżen ebedâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Rabbinin ayetleriyle kendisine öğütler verildiği halde onlardan yüz çeviren ve elleriyle hazırladığı şeyi unutan kişiden daha zalim kimdir ki? Gerçekten de biz, onların anlamamaları için gönüllerine perdeler gerdik ve kulaklarını ağırlaştırdık ve onları doğru yola çağırsan da imkan yok doğru yola gelmez onlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri (Kur’an’ın hakikatleri) öğütle hatırlatıldığı zaman (bunlar sıradan insanlar içindir, ben seçkin birisiyim düşüncesiyle) sırt çeviren ve ellerinin önden gönderdiklerini (daha önce işlediği kötülüklerini) unutan (ve kendini tertemiz sanan) kimseden daha zalim kimdir? (Bu enaniyet ve hıyanetleri yüzünden) Kalpleri üzerine Onu (Kur’an’ı) kavrayıp anlamalarını engelleyen bir perde, kulaklarına da bir ağırlık koyduk (artık kalplerinde ağırlık, kulaklarında sağırlık vardır). Sen onları hidayete çağırsan bile, onlar sonsuza kadar asla hidayete erişemeyeceklerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı halde, onlardan öğüt almayıp yüz çeviren ve ellerinin yapıp öne sürdüğü, günahlarını unutandan daha zalim, yani yaratılış gayesi dışında yaşayan kim olabilir? Biz onların kalpleri üzerine, onu anlamalarına engel olan örtüler, kulaklarına da ağırlık koymuşuzdur. Onları doğru yola çağırsan da, asla doğru yola gelmezler. Çünkü gerçeklere kulaklarını kapatmışlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendisine Rabbinin âyetleri, ilkeleri tebliğ edilerek öğüt verilip uyarılanlardan; âyetlerinin, Kur'an ilkelerinin sosyal, siyasî ve ahlâkî hayatta uygulanmaması için engelleyici tedbirler alanlardan; bizzat kendi elleriyle işledikleri günahları, hakkı, Kur'ân'ı alay konusu yaptıklarını, bâtılı bayraklaştırdıklarını unutanlardan daha zâlim kim olabilir? Biz onların kafalarına, kalplerine, Kur'ân'ı anlamalarına engel olacak örtüler koyarız, kulaklarını da ağırlık veririz. Sen onları doğru yola çağırsan, teşvik etsen de, artık ebediyyen doğru yolu tercih etmezler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı halde onlardan yüz çeviren ve ellerinin önceden işlediğini unutandan daha zalim kim olabilir? Biz, onu anlamamaları için kalplerinin üstüne örtüler kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da bu durumda asla doğru yola gelmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri öğütle hatırlatıldığı zaman, sırt çeviren ve ellerinin önden gönderdikleri (amelleri)ni unutandan daha zalim kimdir? Biz gerçekten, kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen bir perde (gerdik), kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen onları hidayete çağırsan bile, onlar sonsuza kadar asla hidayet bulamazlar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Rabbisi âyetleriyle nasihat edilip de, onlardan yüz çeviren ve daha önce yaptığı günahları unutan kimseden daha zalim kim olabilir? Biz, onların kalbleri üzerine, Kur'ân'ı (gerçeği) anlamalarına engel bir takım perdeler çektik ve kulaklarına da sağırlık verdik. Sen onları doğru yola dâvet etsen de, bu halde, ebediyyen hidayete gelmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Rabbinin ayetleri kendisine bildirildikten sonra onlardan yüz çevirip, öz yaptıklarını unutandan daha zalim kim olabilir? Biz o mesajları anlamasınlar diye kalplerine kılıflar, kulaklarına ağırlıklar koyduk. Artık sen onları doğru yola çağırsan da, onlar o halleriyle asla ve asla doğru yolu bulamazlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldığında onlardan yüz çevirip, önceden yaptığı günahtan oluşan amelleri unutandan daha zâlim kim vardır? Bu nedenle Biz âyetleri anlamamaları için kalplerine örtüler, duymamaları için kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler.
Besim Atalay
swap_vert close
Tanrı âyetleriyle öğütlenmiş olup da, ondan yüz çevirenden, yaptığını unutandan daha zalim kim olur? «Onu anlamayalar» diye, gönüllerine örtü çektik biz, kulaklarına da ağırlık verdik, doğru yola çağırsan da hiçbir zaman böylelikle doğru yolu bulamazlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah'ın ayetleri kendisine hatırlatıldığı halde, onlara sırt çevirenden ve işlediği kötülükleri unutandan daha zalim kim olabilir? Biz de (bu sebepten dolayı) onların kalplerini, o (Kur'an')ı anlamalarına engel oluşturacak biçimde perdeledik ve kulaklarını (gerçekleri duymamak konusunda) sağırlaştırdık. Bu yüzden sen onları doğru yola çağırsan da onlar ebediyen doğru yola gelmezler.
Bkz. 2/7 ve dipnotu, 6/25 ve dipnotu, 16/108  
Cemil Said
swap_vert close
Rab te’âlânın âyâtı zikr olunur iken başını çeviren ve yapdığı ef’âli unutan âdemden zâlim kim vardır? Biz ânların kalblerini kapadık anlayamazlar, kulaklarını sağır itdik işitemezler. Sen ânları tarîk-i hidâyete da’vet itsen dahî ta’kîb itmezler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılmışken onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim var mıdır? Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yolagelmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
Kalplere perde gerilmesinin, kulaklara ağırlık konmasının sebebi; insanın haktan yüz çevirmesi, kalbinin katılaşıp imanı kabul etmemesi yani kişinin kendi eylemleridir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendisine rabbinin âyetleri hatırlatılıp da ona sırt çevirenden ve kendi elleriyle yaptığını unutandan daha zalim kim vardır? Biz onların kalplerine, bu uyarıyı algılamalarına engel olan bir örtü koyduk, kulaklarına da sağırlık verdik. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayete eremeyecekler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da ona sırt çevirenden, kendi elleriyle yaptığını unutandan daha zalim kim vardır! Biz onların kalplerine, bunu anlamalarına engel olan bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayete eremeyeceklerdir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Rabbinin ayet ve mucizeleri kendisine hatırlatıldığı halde, yaptıklarını unutarak ondan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Kalplerine, onu (Kuran'ı) anlamalarına engel olacak bir örtü, kulaklarına da bir ağırlık koymuşuzdur. Onları hidayete ne kadar çağırırsan çağır, onlar asla doğruyu bulamaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Rabbinin âyetleriyle nasihat edilip de onlardan yüz çeviren ve daha önce işlediği günahları unutandan daha zalim kim olabilir? Biz onların kalbleri üzerine (Kur'ân'ı) anlamalarına engel olan bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik. Ey Muhammed! Sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla hidayete ermezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O kimseden daha zâlim de kim olabilir ki: Rabbının âyâtı ile nasıhat edilmiştir de onlardan yüz çevirmiş ve ellerinin takdim ettiği şeyleri unutmuştur; çünkü biz onların kalbleri üzerine onu iyi anlamalarına mani bir takım kabuklar ve kulaklarına bir ağırlık koymuşuzdur, sen onları doğru yola çağırsan da o halde onlar ebeden yola gelmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldığı hâlde, onlardan yüz çevirenden ve ellerinin öne sürdüğünü (cüz’î irâdeleriyle yaptıkları küfür ve günahlarını) unutandan, daha zâlim kim olabilir? (İşte ısrarla hakkı inkâr etmelerinden dolayı) biz de onların kalpleri üzerine, onu (Kur’ân’ı) anlamalarını engelleyen (manevi) bir perde, kulaklarına da (manevi) bir ağırlık/sağırlık koyduk. Sen onları hidâyete, çağırsan bile, onlar (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri için) ebedîyen, doğru yola gelmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rabb'inin âyetleriyle öğüt verildiği zaman onu dikkate almayan ve yapıp ettiklerini önemsemeyen kimseden daha haksız kim vardır? Biz, böylelerinin kalplerinin üzerine, gerçeği düşünüp kavramayı engelleyen bir örtü, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğruya yöneltmeye çalışsan da artık asla doğru yola dönmezler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kendisine Rabbinin âyetleriyle nasıyhat edilib de onlardan yüz çeviren, iki elinin öne sürdüğünü unutan kişiden daha zaalim kimdir? Biz onların kalbleri üstüne, onu iyice anlamalarına engel, perdeler, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da bu halde ebedî hidâyete gelmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Kendisine Rabbisinin âyetleri anlatılıp da onlardan yüz çeviren ve ellerinin takdîm ettiği (günahları)nı unutandan daha zâlim kim olabilir? Şübhesiz ki biz, (küfürleri sebebiyle) kalblerinin üzerine, onu (o Kur'ân'ı) anlamasınlar diye perdeler çekeriz; kulaklarına da bir ağırlık (koyarız)! Onları hidâyete çağırsan da bu hâlde ebedî olarak aslâ hidâyete gelmezler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Kendisine Rabbinin (Kur’an ve kâinattaki) ayetleri hatırlatıldığı (ve tebliğ edildiği) hâlde, (anlamak ve inanmak istemeyip) onlardan yüz çeviren; bizzat kendi elleriyle işlediği suçları, (günah, zulüm ve kötülükleri) unutandan daha zâlim kim olabilir? (işte) biz onu (Kur’an’ı) anlamaları (istememeleri) noktasında (melekler tarafından tanınmaları için) kalblerine (akıl, duygu ve karar verme merkezi olan beyinlerine) ekinne (manevi iz ve işaretler) koyduk. (Yine Kur’an’ı doğru anlamak için dinlemek istemediklerinden) kulaklarına da (manen) bir ağırlık (koyduk). Ayrıca (anlamak ve inanmak istemedikleri sürece) onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler.*
(*) Çünkü bunlar, gerçeklere karşı kalblerini/akıl, beyin, bilinç ve işitme organlarını adeta kapatmışlardır… Kalblerine (akıl, duygu ve düşünce merkezi olan beyinlerine) ekine, kulaklarına ağırlık konulmadan önce de bunlar Allah’ın ayetlerinden yüz çevirip anlamak istememiş ve inanmamış bir gruptur. Yani kalblerine ekinneyi çektiren ve buna sebep olan kendileridir... Ayrıca bunlar inanmayanların tümü değil, kendilerine Allah’ın ayetleri defalarca hatırlatıldığı ve hakkıyle tebliğ aldıkları halde inanmamaya şartlanmış olan Ebu Cehil, Nadır Bin haris, Velid Bin Muğire ve Ubey bin Halef gibi birkaç müşrik liderleridir. Bu nedenle ayetin sonunda‘’sen bu tip insanları doğru yola çağırsan da onlar doğru yola gelmezler’’ deniliyor. Yani onları dinleyip anlamaktan engelleyen ekinne/manevi işaretler değildir. Zira o ekinne kalblerine çekilmeden önce de bunlar dinleyip anlamak ve inanmak istemiyorlardı. Bu ekinne, dinleyip anlamak istememelerinin sonucudur. Çünkü yüce Allah zorla kimseyi inandırmak istemez, iman gönül işidir, gönülden olması lazım. Gönülden değilse buna iman denilmez. Ayrıca onların kalblerine, yani beyinlerine manevi işaretlerin konulması, onların idrak edip iman etmelerine de engel değildir, yani bununla beyinleri kilitlenmez, sadece melekler tarafından tanınmaları için beyinlerine bu tür manevi işaretler konulur. وآية الأنعام (25) نزلت فى أبى جهل والنضر بن الحارث وشيبة بن ربيعة، وهم قلة؛ وجاء ضمير المفرد مناسبًا لعددهم القليل.إن من هؤلاء من يستمع إلى القرآن لا بهدف التفهم والهداية، ولكن بهدف تلمس أي سبيل للطعن في القرآن (بوابة الفجر: تفسير الشعراوي للآية 25 من سورة الأنعام ) أي: ومن هؤلاء المشركين قوم يحملهم بعض الأوقات، بعض الدواعي إلى الاستماع لما تقول، ولكنه استماع خال من قصد الحق وأوعيته والثني : أن الإنسان الذي علم الله منه أنه لا يؤمن وأنه يموت على الكفر فإنه تعالى يسم قلبه بعلامة مخصوصة يستدل الملائكة برؤيتها علي أنه لا ىؤمن فصارت تلك العلامة دلا لة علي انهم لا ىؤمنون (التفسير الكبير) وهنا يسأل سائل، إذا كان منع الهداية من الله تعالى بالغشاوة على قلوبهم والختم عليها، وبالوقر في آذانهم فلا يسمعون سماع تبصر، وطلب للهداية فماذا يكون عليهم من تبعة يحاسبون عليها حسابا عسيرا بالعذاب الأليم؟ والجواب عن ذلك أن الله سبحانه وتعالى يسير الأمور وفق حكمته العليا، فمن يسلك سبيل الهداية يرشده، وينير طريقه، ويثيبه، ومن يقصد إلى الغواية، ويسير في طريقه تجيئه النذر تباعا إنذارا بعد إنذار، فإن أيقظت النذر ضميره وتكشفت العماية عن قلبه فقد اهتدى وآمن بعد كفر، ومن لم تجد فيه الشذر المتتابعة ولم توقظ له ضميرا، ولم تبصره من عمى، فقد وضع الله تعالى على قلبه غشاوة، وفى آذانه وقرا (تفسير الوسيط) (زهرة التغاسير) قوله عز وجل: {وَمِنْهُمْ مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ} كانوا يستمعون إليه ليجادلوه، على ما ذكر، {حَتَّىٰ إِذَا جَآءُوكَ يُجَٰدِلُونَكَ} دل هذا أنهم كانوا يستمعون إليه للمجادلة معه والخصومة (تأويلات أهل السنة – الماتريدي) {وَ} كان {مِنْهُمْ} أي: من هؤلاء المشركين المعتذرين {مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ} حين تتلو القرآن ولم يفهموه أنكروه واستهزءا به.... (تفسير الجيلاني ) ومنهم من يستمع اليك حين تتلو القرآن، لا ليفهموه وليهتدوا به، (التبيان الجامع لعلوم القرآن – الطوسي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılan kimseden, sonra o ayetlerden yüz çevirenden ve kendi elleriyle yaptıklarını unutandan daha zalim kim vardır. Böylelerinin kalplerine anlamalarını engelleyen örtüler ve kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onlara doğru yolu gösteren Kur’an’a davet etsen de ebedi olarak, o doğruya ulaşamazlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çalabının belgeleri kendisine anılırken ondan yüz çeviren, kendi elleriyle işledikleri günahları unutan kimseden daha kıyıcı kim olabilir? Biz onların yüreklerini kavramasınlar diye, kapladık, kulaklarını da ağırlaştırdık. Sen onları doğru yola çağırsan bile onlar böyleyken doğruluğa hiç erişemeyeceklerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Rabbinin âyetleri kendisine yâdedildiği halde ondan dönen, eliyle getirdiği maasiyi unutan kimseden daha zalim kim olabilir? Biz onların kalplerine Kur/an/ı anlamamak için perdeler, kulaklarına da işitmemek için ağırlık koyduk. Sen onları hidâyete dâvet etsen de onlar bu halde asla hidayet bulmazlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı hâlde ondan yüz çeviren ve elleriyle takdim ettiklerini/işleri günahlarını unutandan daha zalim kim olabilir? Biz böylelerinin kalplerinin üzerine onu/Kur’an’ı anlamalarına engel olan örtüler çektik ve kulaklarına da ağırlıklar koyduk.¹² Sen onları doğru yola çağırsan da onlar doğru yolu bulamazlar.
12 Kalplere örtü/perde çekilmesine ve kulaklara ağırlık konmasına; onların hakkı batılla ortadan kaldırmaya çalışmaları, ayetlerle alay etmeleri, haktan yüz çevirmeleri, günahlarını önemsememeleri ve unutmaları gibi bizzat kendi amelleri sebep olmuştur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara sırt çeviren ve ellerinin önden gönderdiklerini unutandan daha zalim kimdir? Biz Gerçekten onların kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen bir perde (gerdik), kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen onları hidayete çağırsan bile, onlar sonsuza kadar asla hidayet bulamazlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Rabb’inin ayetleri bir öğüt ve uyarı olarak kendisine hatırlatıldığı hâlde onlardan yüz çeviren ve kendi elleriyle işlediği bunca kötülükleri, çirkinişleri unutarak zulüm ve haksızlığa devam eden kimseden daha zâlim kim olabilir? İşte bu zâlimce davranışlarının karşılığı olarak, Biz onların kalplerine, hakîkati anlamalarına engel olan perdeler yerleştirdik, kulaklarını da sağırlaştırdık. Bunun içindir ki, onları en iknâ edici delillerle bile doğru yola çağırsan, bu inatçı tavırları devam ettiği sürece kesinlikle doğru yola gelmezler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onun rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çevirmiş ve iki elinin önceden yapıp sunduğu şeyleri unutmuş kimseden daha zâlim kimdir? Biz, fıkıh ederler / inceden inceye düşünürler diye kalbleri üzerinde kabuk örtüler ve kulaklarında işitme ağırlığı yaptık. Onları Hidayet’e çağırsan da, ebedî olarak asla yol bulamayacaklardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kendisine Allah kelâmı hatırlatıldığı halde hiç oralı olmayıp, geçmişte yaptıklarını unutan adamdan daha acımasız kim olabilir ki!? Biz onların beyinlerindeki kavrama ve duyma noktalarını öyle bir körelttik ki kendilerini doğru yola çağırsan da asla yola gelmezler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kim Allah’ın ayetleri hatırlatıldığı halde; ayetleri inkâr edenden, yasalarımıza aykırı davranandan, helal haram tanımadan suç işleyenden daha zalimdir? Şüphesiz biz, inkâr edenlerin kalplerine ön yargılarıyla oluşan perdeler yerleştirdik. Kulaklarına da sağırlık koyduk. Onlar önyargılarından vazgeçmedikçe, kalplerindeki perdeler yırtılmaz. Kulaklarına sağırlık veren ağırlıklar yok olmaz. Onun için onlar önyargılarından vazgeçmedikçe ayetlerimi anlayamazlar. Sen onları gerçekleri kabul etmeye çağırsan bile, onlar gerçekleri asla kabul etmez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlara sırt çevirenden, kendi elleriyle yaptıklarını unutanlardan daha zalim kim olabilir ki! Şüphesiz ki onu (Kur’an’ı) anlamaları konusunda biz onların kalplerine perdeler, kulaklarına da (s)ağırlık verdik. [*] Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmeyeceklerdir.
Bu ayet inkârcıların inkârcılığının sonucunda kalplerinde ve kulaklarında ağırlık olacağını, bu nedenle de Kur’an’ı anlayamayacaklarını içermektedir. Benzer mesaj: İsrâ 17:46.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılınca, onlara sırtını dönenden ve kendi elleriyle yaptıklarını unutandan daha zâlim kim olabilir? İşte Biz, onların kalplerine o (âyetleri) hakkıyla kavrayıp anlamalarını engelleyen bir kapalılık, kulaklarına da bir ağırlık veririz. (Ey Muhammed!) Sen onları hak yola ne kadar çağırırsan çağır onlar ebediyyen hak yolu bulamazlar.¹
1 Belirli bir kâfir hakkındaki bu bilgi, sadece Allah’a aittir ve böyle bir ifâdeyi de sadece Allah söyleyebilir. Ancak, kıyamete kadar genel olarak kâfirler bulunacak ve onlar asla hak yolu bulamayacaklardır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Rabbinin mesajları kendisine ulaştırıldığı halde, kendi eliyle işlediği bütün [kötü] işleri de unutup, ⁶² onlara yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir? Bakın, Biz böylelerinin kalplerine, hakkı kavramalarına engel olan bir örtü ve kulaklarına da bir ağırlık yerleştirmişizdir; dolayısıyla, onları doğru yola ⁶³ çağırsan da asla doğru yola girecek değillerdir.
62 Yani, kötü ve haksız davranışlarına devam ederek (Râzî).63 Lafzen, “doğru yol rehberine”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığında, ondan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim olabilir? Bunlar kalplerinin üzerine Kuran’ı anlamamak için engel olacak perdeler gerdiler, kulakları ile duymak istemediler. Dolayısıyla sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla doğru yola gelmezler. 7/146, 10/71, 17/45...49, 40/11...13
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Rabbinin âyetleri kendilerine ulaştırıldığı halde, onu görür görmez kendi işlediği (kötülükleri) de unutarak ondan yüz çeviren kimseden daha zalim biri olabilir mi? Şu kesin ki Biz, bu gibilerin (akleden) kalplerine onu anlamalarını engelleyen bir kapak, kulaklarına ise bir tıkaç yerleştiririz; dolayısıyla, onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelemezler.[²⁴¹⁰]
[2410] Kişinin özgür iradesiyle küfrü seçimine bağlı olarak, Allah’ın insan psikolojisi için koyduğu kanunlara maruz kalması durumunu ifade eder (Benzer bir sonuç için bkz: 17:46, not 63).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri tebliğ edildiği halde; (hak daveti kabulden) yüz çeviren ve işlediği günahların sorumluluğunu hiç hesaba katmayan (küfürde direnen) kimseden daha zalim kim olabilir? (Küfürde direndiklerinden ötürü) Biz onların kalplerine Kur'an'ı iyice anlamalarına engel perdeler, kulaklarına da ağırlık koyduk. (Ey Muhammed) Sen onları ne kadar hidayete davet etsen, onlar doğru yola (imana) gelmezler.
Osman Fırat
swap_vert close
Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldığı halde onlardan yüz çeviren ve ellerinin (yapıp) öne sürdüğü(günâhlarını, isyânları)nı unutandan daha zâlim kim olabilir? Biz onların kalbleri üzerine, onu anlamalarına engel olan örtüler, kulaklarının içine de ağırlık koymuşuz. Onları doğru yola çağırsan da bu halde asla doğru yola gelmezler (çünkü gerçeğe basiretlerini kapamışlardır).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Daha zalim kim vardır o kimseden ki, Rabbinin âyetleri kendisine hatırlatıldığı halde ondan hemen yüz çevirir ve iki elinin takdim etmiş olduğu şeyi unutmuş olur. Biz onların kalpleri üzerine onu güzelce anlayabilmelerine mani perdeler, kulaklarındada bir ağırlık kılmış olduk ve onları hidâyete dâvet edip dursan, onlar yine o vakit hidâyete ebedîyyen ermezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Rabbinin âyetleriyle öğüt verildiği halde onlara sırtını dönen ve elleriyle işlediği suçlarını unutan kimseden daha zalim kim olabilir? Biz onların kalplerine bunu anlamalarına engel olacak perdeler, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidâyete çağırsan da, artık onlar ebediyyen hidâyete gelemezler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı halde onlardan yüz çeviren ve ellerinin (yapıp) öne sürdüğü(günahlarını, isyanları)nı unutandan daha zalim kim olabilir? Biz onların kalbleri üzerine, onu anlamalarına engel olan örtüler, kulaklarının içine de ağırlık koymuşuz. Onları doğru yola çağırsan da bu halde asla doğru yola gelmezler (çünkü gerçeğe basiretlerini kapamışlardır).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kendine rabbinin âyetleri okunub va'az idildikde onlardan yüz çeviren ve işlediği günâh ve me'âsînin 'âkıbetini unudan kimseden daha zâlim kim vardır? Onların, fehm itmemeleri içün kalblerine perde kıldık ve kulaklarına sağırlık virdik. Onları hidâyete da'vet itsen de ebeden hidâyete gelmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rabbinin âyetleri anlatılırken yan çizen ve elleriyle yaptıklarını unutan kişinin yaptığından daha yanlışını kim yapabilir? Sanki onu anlamasınlar diye kalpleri üzerine örtüler ve kulaklarının içine de bir ağırlık yerleştirmişizdir[*]. Onları yola çağırırsan bu haldeyken asla yola gelmezler.
[*] Âyette kâfirlerin önyargıları, istiare-i temsiliyye (alegori) denen mecazi anlatımla canlandırılmıştır. İstiarede benzetme edatı gizlenir ama mecaz, gerçek sanıldığı için burada benzetme "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, ondan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim vardır? Biz, onların kalplerine, iyice anlamalarına engel örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yol göstericisine çağırsan da; onlar hiç bir zaman doğru yola girmezler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldığında ondan yüz çeviren ve kendi eliyle işlediklerini unutan kimseden daha zalim kim var? Biz onların kalplerine, Kur'ân'ı anlamalarını önleyen bir örtü geçirir, kulaklarına da bir ağırlık veririz.(7) Artık onları doğru yola çağırsan da asla yollarını bulamazlar.
(7) 6:25’in açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı halde, onlardan yüz çeviren ve iki elinin hazırlayıp önden gönderdiği şeyleri unutandan daha zalim kim olabilir? Şu bir gerçek ki, biz onların kalpleri üzerine onu anlamamaları için kabuklar geçirdik, kulakları içine de ağırlıklar koyduk. Onları hidayete çağırsan da bu durumda hidayete asla ulaşamazlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı kimdür žālimıraķ andan kim ögüt virinildi çalabı’sı āyetleri-y-ile pes yüz döndürdi anlardan daħı unıttı anı kim ilerü duttı iki eli? bayıķ biz ķılduķ göñülleri üzere örtüler kim añlamayalar daħı ķulaķları içinde aġırlıķ. daħı eger oķıyasın anları ŧoġru yol hergiz ŧoġru yol dutmayalar andan hemįşe.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı kim ẓālimraḳdur ol kimseden ki ögütlene Tañrı Ta‘ālā āyetleri‐y‐le, pesyüz ḳaytara andan? Daḫı ünde günāhlarını. Taḥḳīḳ biz ḳılduḳ yürekleri üs‐tine kilitler. Anı fehm idemezler, bilmezler. Ḳulaḳların daḫı ṣaġır eyledükve eger anları hidāyete ḳıġırsañ, pes anlar ol vaḳtda hergiz hidāyet bulmaz‐lar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Rəbbinin ayələri özünə xatırlandırılarkən onlardan üz döndərən, əvvəlcə (öz əlləri ilə) etdiyi günahları unudan (əvvəlki günahlarından peşman olub tövbə etməyən) adamdan daha zalım kim ola bilər?! (Bu cür adamlar) onu (Qur’anı) anlamasınlar deyə, Biz onların qəlblərinə pərdə çəkib, qulaqlarına ağırlıq verdik (maneə qoyduq). Sən onları doğru yola də’vət etsən belə, onlar əsla haqq yola gəlməzlər (islamı qəbul etməzlər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And who doth greater wrong than he who hath been reminded of the revelations of his Lord, yet turneth away from them and forgetteth what his hands send forward (to the Judgment)? Lo! on their hearts We have placed coverings so that they understand not, and in their ears a deafness. And though thou call them to the guidance, in that case they can never be led aright.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And who doth more wrong than one who is reminded of the Signs of his Lord, but turns away from them, forgetting the (deeds) which his hands(2401) have sent forth? Verily We have set veils over their hearts lest they should understand this, and over their ears, deafness, if thou callest them to guidance, even then will they never accept guidance.
2401 Considering the power of sin, and how it gets hold of the hearts of men, and considering all the wrongs that men have done, it is the height of folly and injustice on their part to turn away from warnings which are given expressly for their good. But a stage of callousness is reached, when, by their own choice, they have rendered themselves impervious to Allah's Grace. At that stage a veil is put over their hearts and they are left alone for a time, that they may commune with themselves and perhaps repent and seek Allah's Mercy again. If they do not, it is their own loss. See next verse.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَنْ
ve kimdir
اَظْلَمُ
daha zalim
مِمَّنْ
o kimse- den ki
ذُكِّرَ
hatırlatıldı
بِاٰيَاتِ
âyetleri ile
رَبِّه۪
Rabb- inin
فَاَعْرَضَ
ve yüz çevirdi
عَنْهَا
onlardan
وَنَسِيَ
ve unuttu
مَا
o şe- yi ki
قَدَّمَتْ
takdim etti
يَدَاهُۜ
iki eli
اِنَّا
şüphe- siz Biz
جَعَلْنَا
kılarız
عَلٰى قُلُوبِهِمْ
kalplerinin üzerine
اَكِنَّةً
kılıflar
اَنْ يَفْقَهُوهُ
onu anlarlar diye
وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ
ve kulaklarına
وَقْراًۜ
bir ağırlık
وَاِنْ
ve eğer
تَدْعُهُمْ
onları çağırsan
اِلَى الْهُدٰى
hidâyete
فَلَنْ يَهْتَدُٓوا
artık asla hidâ- yete eremezler
اِذاً
o tak- dirde
اَبَداً
ebedi olarak
Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da ondan yüz çeviren ve kendi elleriyle yaptığını unutandan daha zalim kim vardır! Şüphesiz ki Biz (âyetlerimizden yüz çevirenlerin) onu anlamalarına engel olmak üzere kalplerinin üstüne kılıflar, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Sen onları hidâyete çağırsan da onlar asla hidâyete eremezler.
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَظْلَمُ
İsim
ظ ل م
Daha zalim
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذُكِّرَ
Fiil-II
ذ ك ر
Hatırlatıldı, nasihat edildi, uyarıldı, öğüt verildi
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَعْرَضَ
Fiil-IV
ع ر ض
Yüz çevirdi, çekindi, döndü
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
نَسِىَ
Fiil-I
ن س ي
Unuttu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَدَّمَ
Fiil-II
ق د م
Takdim etti, hazırlık yaptı, sundu
يَد
İsim
ي د ي
El
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
اَكِنَّة
İsim
ك ن ن
Kılıflar, örtüler
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
فَقِهَ
Fiil-I
ف ق ه
Anladı, fıkhetti, kavradı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اُذُنٌ
İsim
ا ذ ن
Kulak
وَقْر
İsim
و ق ر
Ağırlık
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu
اِذًا
Edat
اِذًا
Bundan dolayı, bundan ötürü, bunun için, o hâlde, o taktirde
اَبَدًا
Zaman zarfı
ا ب د
Hiçbir zaman, ebediyen, sürekli, asla