Hani bir zaman meleklere, ‘’(Beşer türü arasından halife seçtiğim) Âdem için (onu saygın ve değerli bir varlık olarak yarattığım için bana) secde edin’’ demiştik. İblis hariç hepsi secde etmişti. O (İblis) ise (meleklerden değil) cinlerdendi. Böylece Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, (ey insanlar!) Benim yanım sıra, (sizi doğru yoldan saptırmaya çalışan) onu ve soyunu (onu izleyenleri) mi veliler ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. (İblis ve onu izleyenleri veli edinmek) zalimler için ne kötü bir değiştirmedir.*
(*) Allah’ın meleklere “Âdem’e secde edin!” buyruğuyla hitab ettiği bu çok tekrarlanan temsîle ilişkin kısa atıf, yukarıdaki anlam örgüsü içinde, insanın fıtrî kavramsal düşünme yeteneğine ve buna bağlı olarak doğruyla eğri arasında seçim yapma gücüne ve yükümlülüğüne dikkat çekmek içindir. İnsanın ahlakî planda bilerek yanlış bir yol tutması -ki önceki pasajlar bundan söz etmektedir- hemen her zaman onun dünya hayatının cazibesine kendini fazla kaptırmasından ileri geldiğine göre, burada Şeytan’ın (yahut İblis’in), insanı ahlakî endişelerden koparmak ve böylece onun manevî/ruhanî yıkımını hazırlamak için insanda kötüye kullandığı tarafın işte bu kendini kaptırma zaafı olduğuna dikkat çekilmektedir. (M. Esed. 50. Ayet Açıklaması) İblis meleklerle beraber bulunduğundan istisna ediliyor. Melekler yaratılış icabı Allah’a itaatsizlik edemezler, İblis’te ise irade bulunduğundan tercihte bulunup itaat dışına çıktı. Ayrıca iblisin melek olmayıp cinlerden olduğu burada net bir şekilde ifâde edilmektedir. Cin, duyguyla anlamamıza ve gözle görmemize imkân bulunmayan ruhani yaratıklar demektir. Ayrıca ayetteki “Yalnız İblis secde etmedi” anlamında yapılan istisna, hem muttasıl hem de munkatı olabilir. 1) Eğer buradaki istisna, muttasıl istisna olarak kabul edilirse, o zaman tağlib sanatına bir örnek olabilir. Nitekim bazı müfessirler, bu istisnayı muttasıl istisna olarak görmüşlerdir. Onlara göre İblis binlerce melek içerisinde tek kalmış bir cindir. Bu sebeple, tağlîb kullanımı gereği önce “secde ettiler’’ ”denilmiş, ardından da tek bir şeyin istisnası kabilinden olmak üzere İblis istisna edilmiştir… (Zemahşeri, Bakara 34. Ayetin tefsiri) Arapçada kullanılan edebî sanatlardan biri de tağlib sanatıdır. Tağlib, bir şeyi öne çıkarıp (başkalarına galip sayıp) çoğul kalıbıyla anarak diğerlerini de kastetmektir. Demek ki bu ayette “ifadenin çoğunluğa göre düzenlenmesi’’ anlamına gelen “tağlib” kuralına uygun bir üslup kullanılmıştır. Bkz: (Kılavuz, Ahmet Saim, Günlük Yaşayış Ansiklopedisi, Şeytan Mad., IV, 1868). 2) Bu istisnanın munkatı istisna olarak düşünülmesi de mümkündür. Bu durumda, bir toplulukla beraber bulunan, fakat onların cinsinden, türünden olmayan varlıklar için de istisna ifadesi kullanıldığı (istisna-i munkatı’), mesela,“Koyun sürüsü geldi ancak çoban gelmedi.”denilebildiği gibi bir durum söz konusudur. Bu cümlede çoban, koyun sürüsünden istisna edilmiştir denilerek, onun koyun cinsinden olduğu söylenemez. Aynen bunun gibi, İblis meleklerden istisna edilmiştir denilerek, onun melek cinsinden olduğu söylenemez. (Heyet, Kur’an Yolu, 1/106 283 Razi, Mefatihu’l-gayb, 2/340-341.) Ayrıca bu vb. ayetlerde ‘’Âdem için secde edin’’ şeklindeki mesajdan kasıt, onun üstün ve değerli bir varlık olarak yaratılmasına rağmen, yine secde onu o şekilde yaratan Allah’adır, bir yaratık olan Âdem’e değil. Konuyla ilgili detaylı bilgi için Bakara-34. ayetin açıklamasına bkz: