close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 43. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velem tekun lehu fi-etun yensurûnehu min dûni(A)llâhi vemâ kâne muntasirâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ona Allah'tan başka yardım edecek bir topluluk olmadığı gibi onun da bu zararı gidermeye bir kudreti yoktu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah’ın dışında ona yardım edecek adamları da ortaya çıkmamıştı, kendi kendine de yardımı dokunmamış (ve bir çare bulamamıştı).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi, kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendisine Allah'ın dışında kulları durumundakilerden yardım edecek adamları olmadığı gibi, kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ona, Allah'tan başka yardım edecek birileri yoktu; kendi kendine de yardım edemedi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah'ın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah'dan gayri, kendisine yardım edecek bir topluluğu da yoktu, Allah'ın intikamından kendi nefsini de kurtaramadı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’a karşı, ona yardım edecek kimse olmadığı gibi, kendi kendine de yardımı dokunamadı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi, kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
Besim Atalay
swap_vert close
Allahtan başka, ona yardım eden bir kimse yoktur yardım da olunmadı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
Cemil Said
swap_vert close
Allâh’a karşu kendisine yardım idecek hiç bir müsellah askerî yok idi. Hiç bir nâsır görmedi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ona, Allah'tan başka yardım edebilecek adamları da yoktu, kendi kendini de kurtaramadı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ona Allah’tan başka yardım edecek yandaşları da yoktu; kendisi de (bu felâkete) engel olamadı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'tan başka kendisine yardım edecek bir destek bulamadı. Kendini de kurtaramadı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onun Allah'tan başka yardım edecek adamları yoktur ve Allah'a karşı kendi nefsini de kurtaramadı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allahdan başka yardım edecek bir cemaati de olmadı, kendi kendine de kurtaramadı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kendisine Allah’tan başka yardım edecek bir topluluk (veya herhangi destekçi) olmadığı gibi, (uğradığı bu felaketten) kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ona Allahdan başka yardım edecek bir cemaat yokdu. Kendisi de öc alabilecek değildi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah'dan başka ona yardım edecek adamları da yoktu; kendi kendini kurtarıcı da değildi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (bağı yok edilen kişinin) kendisine Allah’tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi, kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Bundan sonra onun Allah’dan başka kendisine yardım edecek ne birileri var, nede kendi kendine yardım edecek gücü var.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’tan başka ona yardım edecek yoktu. Nitekim yardım eden de olmadı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Tanrı/dan başka ona yardım edecek [⁷] hiçbir cemaat yoktu, kendisi de yardım görmedi [⁸].
[7] Helakin önüne geçmek veya öyle bir bağ vermek sadedinde.[8] Veya hiçbir kimse intikam-ı Bâri'den kendini men'edemezdi veya elinden geleni iadeye gücü yetmezdi veya kendisi de öc alamadı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah’tan başka kendisine yardım edecek adamları/grubu [fi’e] yoktu. Kendi kendini de kurtaramadı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah'ın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şimdi ona Allah’tan başka yardım edebilecek ne yandaşları vardı, ne de kendisini Allah’ın azâbından kurtarabilecek durumdaydı!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’tan başka ona yardım edecek bir grup bulunmadı. Yardım alarak kurtulacak da değildi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Artık Allah'tan başka kendisine yâr olacak kimse kalmamıştı. Kendi imkânlarıyla kurtulacak hali de yoktu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bağı yok edilen kişinin Allah’tan başka yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak gücü de yoktu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kendisine Allah’tan başka yardım edecek destekçileri yoktu. Kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.
Mehmet Türk
swap_vert close
O anda, kendisine Allah’tan başka yardım edecek adamları olmadığı gibi kendi kendisini bile kurtaracak güçte değildi.
Muhammed Esed
swap_vert close
Çünkü şimdi artık onun ne Allah yerine kendisine yardım ulaştıracak kimsesi vardı, ⁴⁷ ne de kendi başının çaresine bakabilecek durumdaydı.
47 Lafzen, “hiçbir koruyucusu/hâmîsi yoktu”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zira ona Allah’tan başka yardım edecek ne birileri vardı ne de kendi başının çaresine bakabilecek durumdaydı. 26/92...103, 28/81
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Artık onun Allah’tan gayrı kendisine destek çıkacak hiç kimsesi yoktu. Üstelik kendi başının çaresine bakacak durumda da değildi.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ona; Allah’tan başka yardım edecek hiçbir kimse yoktu. O, (dünyada da, ahirette de) kendisini kurtaramadı, (çünkü)
Osman Fırat
swap_vert close
Allah’tan başka, kendisine yardım edecek kimseleri olmadı ve ne de kendi kendine yardım etmeye
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onun için Allah'tan başka yardım edecek bir cemaat de yok idi ve kendisine yardım edebilecek bir halde değildi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hasılı o, Allah'tan başka kendisine sahip çıkacak bir topluluk da bulamadı, kendi kendini de kurtaramadı.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'tan başka, kendisine yardım eden bir topluluğu da olmadı, kendi kendisini de kurtaramadı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve ona Allâh'dan başka yardım ider kimse olmadı ve kendi kendine de yardım idemedi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Zaten Allah'tan başka ona yardım edecek kimse olmadı ve bir yardım da görmedi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Yardım edilen de olmadı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Artık ne ona Allah'tan başka yardım edebilecek birileri vardı, ne de o kendi başının çaresine bakacak haldeydi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah dışında kendisine yardım edecek bir topluluğu da çıkmadı. Kendi kendini de kurtaramadı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı olmadım aña bir bölük arķa vireler aña Tañrı’dan ayruķ daħı olmadı ögünc alıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı olmadı aña bir cemā‘at ki yardım ideler özine Tañrı Ta‘ālādan özge.Daḫı ḳurtulmadı Allāh intiḳāmından.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allahdan başqa ona yardım edə biləcək kəslər yox idi və o da (öz-özünə) kömək edə biləcək bir halda deyildi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And he had no troop of men to help him as against Allah, nor could he save himself.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Nor had he numbers to help him against Allah, nor was he able to deliver himself.(2384)
2384 He had built up connections and obligated dependents, and was proud of having his "quiver full". But where were all things when the reckoning came? He could not help himself; how could others be expected to help him!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَمْ تَكُنْ
ve olmadı
لَهُ
onun için
فِئَةٌ
bir toplu- luk ki
يَنْصُرُونَهُ
ona yardım edecekler
مِنْ دُونِ
başka
اللّٰهِ
Allah'
tan
وَمَا كَانَ
ve değildi
مُنْتَصِراًۜ
kendi kendi- ni kurtarıcı
Onun (çokluğuyla övündüğü) Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek bir topluluğu olmadı ve (o, kendi) kendini de kurtaracak (güçte) değildi.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
فِئَة
İsim
ف ا ي
Topluluk, grup, birlik
نَصَرَ
Fiil-I
ن ص ر
Yardım etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مُنْتَصِر
Etken fiil-VIII
ن ص ر
Kurtarıcı, yardımlaşan