close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 25. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velebiśû fî kehfihim śelâśe mi-etin sinîne vezdâdû tis’â(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, mağaralarında üç yüz yıl yatıp kaldılar ve bu yıllara dokuz yıl daha kattılar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kalmışlar ve dokuz (yıl) daha ilave edip katmışlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bir kısım insanlar: Onların mağarada üçyüz yıl kaldığını ileri sürüyor ve kimileri de bu sayıya, dokuz yıl daha ekliyorlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar mağaralarında güneş yılı ile üç yüz yıl kaldılar. Ay yılıyla buna dokuz yıl daha ilâve ederek üç yüz dokuz yıl olarak hesap ettiler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) da kattılar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar, mağaralarında üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz yıl daha kattılar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve (diyorlar:) “Mağaralarında üç yüz artık dokuz sene kaldılar.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüzyıl ve buna ilâveten dokuz yıl kalmışlardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Bunlar opruklarında üçyüz dokuz yıl kaldılar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Bazıları) onların mağaralarında üç yüz yıl kaldı(ğını) söyledi, bazıları da buna dokuz yıl daha ilâve etti.
Cemil Said
swap_vert close
Bu gençler mağarada 309 sene uykuda kaldılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar mağaralarında üçyüz dokuz yıl kaldılar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüzyıl kaldılar, buna dokuz yıl da ilâve ettiler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüzyıl ve buna ilaveten dokuz yıl kalmışlardır.  
 Buna göre Ashâb-ı Kehf, mağarada 309 yıl kalmış oluyorlardı. Bazı tefsirlerde bu sayının kamerî takvime göre olduğu belirtilmektedir. 309 kamerî yılın karşılığı ise milâdî üç asırdır. Rivayete göre ehl-i kitaptan bazıları, Ashâb-ı Kehf’in mağaraya girişinden itibaren Hz. Muhammed (s.a.)in zamanına kadar geçen sürenin 300 sene olduğunu iddia etmişlerdir ki, Allah Teâlâ, 26. âyeti ile onların bu iddiasını reddetmektedir:  
Edip Yüksel
swap_vert close
Mağaralarında üç yüz yıl kalıp dokuz arttırdılar.
Tanrı bu ayette 300+9 ifadesini kullanarak mağarada kalış süresini hem güneş ve hem ay yılı ile veriyor. Nitekim, üç yüz güneş yılı üç yüz dokuz ay yılına denk gelir. Dünyanın sonunun tarihi, o tarihten 300 güneş yılı (309 ay yılı) önce, yani 1980 MS (1400 HS) yılında, bildirildi (Bak: 15:87 ve 72:27).  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kadar kaldılar ve dokuz yıl da buna ilave etmişlerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlar kehiflerinde üçyüz sene durdular, dokuz da ziyade ettiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bazı insanlar, Ashâb-ı Kehf hakkında,) “Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar” (dediler. Bazıları da) buna dokuz yıl daha ilâve ettiler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar ve dokuz yıl ilave ettiler.¹
1- Bu sayı, tahmin yürütenlere aittir. Zira bir sonraki ayette böyle olduğu anlaşılmaktadır. Böyle tahmin edenlere bir sonraki ayette cevap verilmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüz sene eğleşdiler. (Buna) dokuz (yıl) daha katdılar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve (onlar) mağaralarında üç yüz sene kaldılar, dokuz (sene) de ziyâde ettiler.(3)
(3)Ziyâde edilen dokuz sene şöyle de îzah edilmiştir: Güneş takvîmine göre üç yüz sene, ay takvîmine göre üç yüz dokuz yıl eder. Zîrâ, bu iki takvim yılı arasındaki on günlük fark, her yüz senede ay yılıyla üç yıl etmekle, üç yüz senede bu fark dokuz yıl olur. (İbn-i Kesîr, c. 2, 415)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (kimileri) "Onlar mağaralarında (mağaraya girişinden itibaren bu ayetlerin indiği zamana kadar) üç yüz sene kalmışlar" (diye iddia ederlerken), bir (başkaları) da bu sayıya dokuz sene daha eklemiştir.*
(*) Bu sayı, tahmin yürütenlere aittir. Zira sonraki ayette böyle olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca böyle tahmin edenlere de bir sonraki ayette cevap verilmektedir. (E. Aktaş Meal Açıklaması) Yani rivayette göre ehl-i kitaptan bazıları, Ashâb-ı Kehf’in mağaraya girişinden veya ölümlerinden itibaren Hz. Muhammed (s.a.) in zamanına kadar geçen sürenin 300 sene olduğunu iddia etmişlerdir. (D. Vakfı Meali 25. ayet Açıklaması) Buna göre yüce Allah, Ashâb-ı Kehf’in sayısını da mağarada kaldıkları süreyi de bildirmemiştir. Nitekim 26. ayette bu bilginin sadece Allah katında olduğu belirtilmiştir. Ashâb-ı Kehf’in kendileri de birbirlerine, “Rabbiniz kaldığınız müddeti daha iyi bilir” demişlerdi (ayet 19). Bize göre de, ayetlerin sıralanışı ve birbirini tamamlayan işaretleri bu yorumun isabetli olduğunu gösteriyor… Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 3: 548-549) Bütün bunlardan anlaşılıyor ki onların 300 veya 309 sene gibi bir süre uyku hâlinde kalmış olmaları söz konusu değildir. Zira 11. ayetteki ‘’bunun üzerine mağarada onların kulaklarını birkaç yıl [dış dünyaya] kapalı tuttuk’’ şeklindeki ifadeyle de bunun böyle olduğu anlaşıılıyor. Özetle Kur`an`ın bu suresinde, bu kişilerin kaç kişi olduğu, kaç yıl uyudukları ve ne zaman yaşadıkları belirtilmez, bu bilgileri ancak Allah`ın bileceği vurgulanır. Arapça bilenler detaylı bir bilgi için aşağıdaki tefsir metinlerine de bakabilirler. هذه العبارة هي خاصة بأهل الكتاب أي أنها تعني وسيقولون لبثوا في كهفهم ثلاثمائة سنين وازدادوا تسعا لأنهم اختلفوا في مدة لبثهم كما اختلفوا في عددهم فالبعض منهم قال أنهم لبثوا 300 سنة والبعض الآخر زاد تسع سنوات فقال لبثوا 309-- سياق القصة يقول أن الله لم يخبر بحقيقة عدتهم ومدة لبثهم... والآية (قل الله اعلم بما لبثوا..) هي رد على قول (ولبثوا في كهفهم ثلاث مئة سنين وازدادوا تسعا...) وهذه الآية يبدوا أنها إستعراض لرأي وقول فريق سيقولون.. وإلا لما كان هناك داعي لقول الله (قل الله أعلم بما لبثوا ) بعدها مباشرة. (في قوله: {وَلَبِثُواْ فِى كَهْفِهِمْ } قولان: الأول: أن هذا حكاية كلام القوم والدليل عليه أنه تعالى قال: {سَيَقُولُونَ ثَلَـٰثَةٌ رَّابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ } وكذا إلى أن قال: {وَلَبِثُواْ فِى كَهْفِهِمْ } أي أن أولئك الأقوام قالوا ذلك ويؤكده أنه تعالى قال بعده: {قُلِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُواْ } وهذا يشبه الرد على الكلام المذكور قبله ...(مفاتيح الغيب - الرازي) ويقول محمد علي حسن الحلي (رحمه الله تعالى) في تفسيره (وَلَبِثُوا فِي كَهْفِهِمْ) بعد موتهم (ثَلَاثَ مِائَةٍ سِنِينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا) وهذه المدّة من وقت موتهم إلى حين نزول هذه الآيات..، وقد أخبر الله تعالى بأنّ أصحاب الكهف لبثوا بعد موتهم إلى نزول هذه الآيات ثلاثمائة وتسع سنوات... (حقائق التأويل في الوحي والتنزيل) مدة نوم أصحاب الكهف ؟ وأما مدة نومهم فهي سنوات معدودة لقوله سبحانه فَضَرَبْنا عَلَى آذانِهِمْ فِي الْكَهْفِ سِنِينَ عَدَداً ) فهي اذن يمكن أن يكون أقلّ من عشر سنين كما يفيده هذا التركيب اللغوي (والله اعلم).وأما جملة ( وَلَبِثُوا فِي كَهْفِهِمْ الخ) ، فهي قول اهل الكتاب وليس تقريرا من الله ، فكأنه سبحانه يقول : ( سَيَقُولُونَ ثَلاثَةٌ رابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ ... وَيقولون { وَلَبِثُوا فِي كَهْفِهِمْ ثَلَاثَ مِائَةٍ سِنِينَ الخ):.( قصص القرآن بدون خرافات) ومن المفسرين المتقدمين الذين ذهبوا إلى أن عدد 309 محكي عن أهل الكتاب : مكي بن أبي طالب في الهداية وابن العربي المعافري في الأحكام ومن المتأخرين : القاسمي ورشيد رضا فنحن أمام قراءة تفسيرية عن صحابي من علماء القرآن ثم تفسير ابن عباس الحبر .وقد تبناه الإمام المفسر قتادة حيث قال بعدما روى قراءة ابن مسعود في تفسير عبد الرزاق : يَعْنِي أَنَّهُ قَالَهُ النَّاسُ {ثَلَاثَمِائَةٍ سِنِينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا} , أَلَا تَرَى أَنَّهُ يَقُولُ: {قُلِ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا} " .وأخرج الطبري في تفسيره عن مطر الورّاق، في قول الله: (وَلَبِثُوا فِي كَهْفِهِمْ ثَلاثَ مِائَةٍ سِنِينَ) قال: إنما هو شيء قالته اليهود، فردّه الله عليهم وقال: (قُلِ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا) . المصدر :(كم لبث أصحاب الكهف نائمين) ...فالقرآن ساكت عن عَدَدِهم، وكذا عن مِقدار لَبْثِهم؛ إذ لا غَرض يترتب على الهدف الذي سَاقَه القرأن (قصص الانبياء عبد الوهاب النجار) في هذا الكلام قولان.أحدهما: أنه حكاية عما قال الناس في حقهم، وليس بمقدار لبثهم، قاله ابن عباس، واستدل عليه فقال: لو كانوا لبثوا ذلك، لما قال: {الله أعلم بما لبثوا}، وكذلك قال قتادة، وهذا قول أهل الكتاب (زاد المسير في علم التفسير)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Sonra yine) İnsanlar “Onlar mağaralarında üç yüz dokuz sene kaldılar” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar inlerinde üç yüz, kamerî olarak üç yüz dokuz yıl kaldılar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar mağaralarında dokuz fazlasıyle üç yüz sene eğleştiler [⁹].
[9] Sene-i şemsiye üzere üçyüz, sene-i kameriye üzere üçyüz dokuz sene olduğuna işarettir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bunlar mağarada üç yüz yıl kaldılar. Dokuz yıl da artırdılar.⁹
9 Güneş takvimiyle üçyüz yıl, ay takvimiyle 309 yıl eder şeklinde hesap etmişlerdir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Yukarıda, yirmi ikinci ayette sözü edilen ve kıssanın masalımsı yönüyle ilgilenen o câhiller, Mağara Arkadaşları hakkında, “Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar.” dediler. Diğer bazıları da, buna dokuz yıl daha ilâve ettiler. Bundan daha uzun veya daha kısa bir süre kaldıklarını iddia edenler de oldu. Oysa bu konuda hiçbir bilgiye sahip değillerdi. Üstelik, onların mağarada kaç yıl kaldığını bilmek, bu kıssada verilmek istenen mesaja herhangi bir katkı sağlayacak da değildi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kehf’lerinde / kaya sığınaklarında üç yüz sene kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ashabıkehf, mağaralarında tam üç yüz dokuz yıl kaldı diyenlere:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Boşu boşuna tartışanlar, tartışmadan duramazlar! Şimdi de tutturmuşlar; “Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldı!” diyorlar. “Bazıları da buna dokuz yıl ekleyerek; üç yüz dokuz yıl kaldılar!” diyor.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bazıları şöyle diyor): “Onlar, mağaralarında üç yüz sene kadar kalmış ve dokuz (sene) de buna ilave etmişlerdir.”
Mehmet Türk
swap_vert close
(Bazıları yine ğayba taş atarak): “Onlar, mağaralarında üç yüz yıl kaldılar.” (dediler, hatta) dokuz yıl da ilave ettiler.
Muhammed Esed
swap_vert close
VE [BAZILARI,] onlar[ın] mağaralarında üçyüz yıl kaldı[ğını ileri sürüyor] ve kimileri de [bu sayıya] dokuz yıl daha ekliyorlar. ³⁴
34 Bu ifade, açıktır ki, 22. ayetin ilk paragrafında bahsedilen “gereksiz tahminler”le, yani 22. ayette geçen “onların sayısını en iyi Rabbim bilir” ve 26. ayetteki “Onların [orada] ne kadar kaldığını en iyi Allah bilir” ifadeleriyle reddedilen tahminlerle bağlantılıdır. Bu görüş özellikle Abdullah İbni Mes‘ûd’un görüşüdür ki, bizim yukarıda parantez içinde açıklayıcı ilaveler olarak verdiğimiz ifadelerin (“[bazıları] ... kaldı[ğını ileri sürüyor] ve kimileri de [bu sayıya]”), ismi geçen zatın kendi Kur’an nüshasında Kur’an’ın orijinal ifadeleri olarak yer aldığı rivayet edilmektedir (ama, bizce, bunlar muhtemelen İbni Mes‘ûd’un ilave ettiği açıklayıcı kenar notlarıydı). İbni Mes‘ûd’a izafe edilen görüş Katâde ve Matar el-Verrâk tarafından da paylaşılmaktadır (Taberî, Zemahşerî ve İbni Kesîr). Bizim çevirideki açıklayıcı ilavelerimiz de (“bazıları ... ileri sürüyor”) İbni Mes‘ûd’un bu açıklayıcı kenar notlarında geçen kâlû (“dediler”) ifadesine dayanmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O gençler, mağarada üç yüz sene kaldılar,” dediler. Buna dokuz sene daha eklediler. 18/19
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İmdi (kimileri) “Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar” (diye iddia ettiler); bir de bu sayıya (ay takvimine göre) dokuz yıl daha eklendi.[²³⁷⁴]
[2374] Hemen sonra gelen “De ki: Onların ne kadar kaldığını Allah daha iyi bilir” ifadesi göz önüne alındığında, parantez içi açıklamaların zorunlu olduğu anlaşılacaktır. Bu nedenle olsa gerek, İbn Mes’ud kendi nüshasına “dediler ki” (kâlû) notunu düşmüştür (Katâde’den nkl. Taberî; Zemahşerî ve Râzî). Mukâtil, kendi tefsirinde burada geçenleri “Hıristiyanların iddiası” olarak açıklar. “Dokuz yıl daha eklendi (izdâdû)” ifadesi, güneş ile ay yılı arasındaki farkı ifade eder. Zımnen eleştirilen bu yaklaşım, olayın özünü bırakıp kabuğuyla ilgilenen bir yaklaşımdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Onlar mağaralarında (ölmeksizin uyku halinde) üçyüzyıl kaldılar. (Artık uyanmaları yaklaşmıştı ki - Rablerinin takdiri ile mağarada) Dokuz sene daha kaldılar. (Sana onların mağarada ne kadar kaldıkları sorulursa, senin bu konuda bir bilgin olmadığını bildir, ve)
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler (uyandıktan dokuz yıl daha yaşadılar ve öldüler).
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlar mağaralarında üçyüz sene durdular. Dokuz (sene) de arttırdılar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Bazıları buna dokuz yıl daha ilâve ettiler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Mağaralarında üçyüz yıl kaldılar. Dokuz (yıl) da ilave ettiler.
Yani sayıları üzerinde ihtilâf edenler, uyuma süreleri üzerinde de ihtilâf ettiler. Kimi onların üçyüz yıl uyuduğunu söylerken, kimi de üçyüz dokuz yıl uyuduklarını söyledi. Âyetin güçlü anlamı budur. Eğer söz, sayıları ve uyuma süreleri üzerinde görüş ayrılığına düşenlerin söyledikleri sözleri değil de orijinal vahiy ise, yani Mağaradakilerin ne kadar uyuduklarını bildiren vahiy ise, dokuz fazlasıyle üçyüz yıl Mağarada kaldıkları anlatılmış olur. Güneş takvîmine göre 300 yıl, Ay takvîmine göre 309 yıl eder.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ashâb-ı Kehf mağaralarında üçyüz sene yatdılar buna dokuz sene de ziyâde itdiler. [²]
[2] Üçyüz şemsî sene üçyüz dokuz kamerî sene ider.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar. Buna dokuz sene daha eklediler[*].
[*] Üç yüz yıl uyudular, uyandıktan sonra orada dokuz yıl daha kaldılar. Dokuz yıl sonra başka bir yere taşınmış olabilecekleri gibi ölmüş de olabilirler.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, mağarada üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz sene daha eklediler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yine bazıları, “Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar” dedi; bazıları da buna dokuz daha ekledi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kaldılar; dokuz da ilave ettiler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı dölendiler inlerinde üç yüz yıllar daħı arturdılar doķuz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı uyuḳlayup ḳaldılar maġāralarında üç yüzyıl, daḫı ṭoḳuz yılart[ur]dılar, yā ehl‐i kitāb bunuñ gibi eyitdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar mağarada üç yüz doqquz il qaldılar. (Üç yüz il qaldılar, üstünə bir doqquz il də artırdılar).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (it is said) they tarried in their Cave three hundred years and add nine.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So they stayed in their Cave three hundred years, and (some) add nine (more)(2365)
2365 This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing. This text is missing.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَبِثُوا
ve kaldılar
ف۪ي كَـهْفِهِمْ
mağaralarında
ثَلٰثَ
üç
مِائَةٍ
yüz
سِن۪ينَ
sene
وَازْدَادُوا
ve ilave ettiler
تِسْعاً
dokuz
(İnsanlardan bazısı) "Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar" (diye iddia ederlerken, başkaları) bu sayıya dokuz yıl daha ilave ettiler.
لَبِثَ
Fiil-I
ل ب ث
Kaldı, gecikti, durakladı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
كَهْف
İsim
ك ه ف
Kehf, mağara
ثَلٰث
İsim
ث ل ث
Üç. ثَلٰث۪ينَ: Otuz
مِائَة
İsim
م ا ي
Yüz (sayı)
سِنِين
İsim
س ن و
Yıllar, seneler
اَزْدَادَ
Fiil-VIII
ز ي د
İleri gitti, arttırdı, ziyade etti, ilave etti
تِسْع
İsim
ت س ع
Dokuz, تِسْعٌ : doksan