close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 17. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veterâ-şşemse iżâ tale’at tezâveru ‘an kehfihim żâte-lyemîni ve-iżâ ġarabet takriduhum żâte-şşimâli vehum fî fecvetin minh(u)(c) żâlike min âyâti(A)llâh(i)(k) men yehdi(A)llâhu fehuve-lmuhted(i)(s) vemen yudlil felen tecide lehu veliyyen murşidâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir görseydin, güneş doğunca ışığı, mağaralarının içine değil de sağ tarafına vurmadaydı, batarken de sol tarafına ve onlar, mağaranın geniş bir yerindeydiler ve bu, Allah'ın delillerindendir. Allah, kimi doğru yola sevk ederse odur doğru yolu bulanve kimi saptırırsa artık ona, kesin olarak doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Kehf Ashabına mağarada uyurken baksaydın) Görürdün ki, Güneş doğduğunda, mağaralarına sağ yandan yönelir; battığında onları sol yandan keser-geçerdi (sürekli sağa sola çevrilerek vücutlarının ezilmesi önlenirdi) ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğunda (uyuyuvermektelerdi). Bu, Allah’ın (kudret ve hikmet) ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi (de küfre ve kötülüğe kaydığı için) saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve yıllarca güneşin doğarken, onların mağarasını sağ taraftan yalayıp geçtiğini, batarken de onlara dokunmadan sol yandan geçip gittiğini ve onların mağaranın genişce bir bölümünde bulunduğunu görürdün, Allah'ın ayetlerinden biriydi bu. Allah kime yol gösterirse, doğru yolu bulan odur, kimi de saptırırsa, artık ona kesin olarak doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Rasûlüm, orada bulunsaydın, güneşle mağara arasındaki ilişkiyi görürdün. Güneş doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneliyor, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçiyordu. Böylece onlar güneş ışığından rahatsız olmaksızın, mağaranın geniş bir yerinde uyuyorlardı. İşte bu Allah'ın kudretini gösteren delillerdendir. Allah, kimlere hak yolu aydınlatıcı bilgiler lütfederse, onlar doğru yolu bulup tercih eder. Kimlerin de hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine özgürlük tanırsa, artık onu doğru yola sevkedecek bir dost bulamazsın.
Ahmet Varol
swap_vert close
Güneşin, doğduğunda onların mağaralarının sağ tarafına yöneldiğini battığında da onların sol yanlarını kesip geçtiğini görürsün. Kendileri ise oranın geniş bir yerindedirler. Bu Allah'ın ayetlerindendir. Allah kimi doğru yola iletirse o doğru yoldadır. Kimi de saptırırsa onun için doğru yola iletici bir dost bulamazsın.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, bir baksaydın) görürdün ki, güneş doğduğu zaman, mağaranın sağ tarafına yönelir (ışınları onlara zarar vermez); battığı zaman da, onları sol taraftan terkederdi, Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu, Allah'ın mûcizelerindendir. Allah'ın hidayet ettiği kimse, o, doğru yol üzeredir. Şaşırttığı kimse için de, asla doğru yolu gösterici bir yardımcı bulamazsın.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Güneş doğduğu zaman, sağ taraflarından, mağaralarını sıyırarak geçer. Battığı zaman da sollarını sıyırarak (ışık değmeden) batar.(*) Onlar o mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bunlar, Allah’ın belgelerindendir. Allah kime yol gösterirse, o doğru yolu bulmuş demektir. Kimi de saptırırsa, artık sen ona doğru yol gösterici bir sahip bulamazsın.
(*) Demek onlar kuzeye bakan bir mağara içinde idiler.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Güneş doğduğu zaman mağaradakilerin sağından meylederek geçtiğini ve battığı zaman da sol taraflarından geçtiğini görürdün. Onlar da mağaranın içinde boşlukta bulunuyorlardı. Bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kimi doğru yola koymuşsa o, doğru yoldadır. Kimi de şaşırtmış ise, ona yol gösterecek yakın bir dost bulamazsın.
Besim Atalay
swap_vert close
Görürsün ki güneş doğduğu zaman, opruklarının eğilirdi sağından, güneş battığında da, inerdi sol yanından; onlar orada genişçe bir yerde bulunurlardı, işte bu, Allahın belgelerinden; Allah kimi gönderirse, doğru yolu bulmuştur, saptırdığı kimseye de, ne bir dost bulursun, ne de kılavuz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Eğer orada olsaydın) görecektin ki, doğan güneş mağaralarının sağına sapıyor, batan güneş ise sol tarafa kayıyordu. Böylece mağara tabanının geniş bir alanına dağılmış olarak uyudukları halde güneşten rahatsız olmuyorlardı. Bu olay, Allah'ın mucizelerinden biridir. Allah kimi (iyi niyetinden dolayı) doğru yola iletirse, o doğru yolu bulur. O kimi de (kötü niyet ve eyleminden dolayı) sapıklıkta bırakırsa, artık onun için asla yol gösteren bir dost bulamazsın.
Cemil Said
swap_vert close
Mağaranın geniş bir mahallinde bulundukları halde güneş görmezlerdi. Güneş doğdığı vakit zıyâsı mağara medhalinin sağından ve güneş batdığı zamân solundan geçer idi bu da Allâh’ın mu’cizelerinden biridir Allâh’ın hidâyete sevk itdiği tarîk-i hakdadır. Lâkin dalâlete sevk itdiği ne bir velî ne de bir mürşîd bulabilür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Baksaydın, güneşin mağaralarının sağ tarafından doğup meylettiğini, sol tarafından onlara dokunmadan battığını, onların da mağaranın genişçe bir yerinde bulunduğunu görürdün. Bu, Allah'ın mucizelerindendir; Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimi de saptırırsa artık ona, doğru yola götürecek bir rehber bulamazsın.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Mağaraya sığındılar. Orada baksan) güneşin, doğduğu zaman mağaralarının sağına vurduğunu; batarken de onlara dokunmadan sol taraftan geçip gittiğini görürsün. Onlar ise mağaranın ortasındalar. İşte bu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah kime hidayet ederse işte o doğruyu bulmuştur; kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek bir rehber bulamazsın.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm! Orada bulunsaydın) güneşi görürdün: Doğduğu zaman mağaralarının sağına meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçerdi. (Böylece) onlar (güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın bir köşesinde (uyurlardı). İşte bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek bir dost bulamazsın.
Edip Yüksel
swap_vert close
Tan ağardığında, onlar mağara boşluğunda iken, mağaralarının üzerinden Güneşin sağa doğru hareket ettiğini, battığı zaman da onları yalayıp sola doğru kaydığını görürdün. Bu, ALLAH'ın işaretlerindendir. ALLAH kime yol gösterirse o kişi doğruyu bulmuştur; kimi de saptırırsa onun için aydınlatıcı bir dost bulamazsın.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey Muhammed! Baksaydın güneşin doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu Allah'ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır; kimi de hidayetten mahrum ederse, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Güneşi görüyorsun â doğduğu vakıt kehiflerinden sağ tarafa meyleder, battığı vakıt da onları sol tarafa makaslar ve onlar, onun içinde bir geniş sahadadır, bu işte Allahın âyâtındandır, Allah her kime hidayet ederse işte o, irmiştir, her kimi de saptırırsa artık onu irşad edecek bir veliy bulamazsın
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm, eğer orada bulunsaydın) görürdün ki, güneş doğduğu zaman (onlara isabet etmeksizin) mağaranın sağ tarafına yöneliyor, batarken de (yine onlara isabet etmeksizin) sol taraftan onları makaslayıp geçiyordu. (Böylece onlar güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın geniş bir yerinde uyuyorlardı. İşte bu, Allah’ın mu‘cizelerindendir. (Hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf ettiğinden dolayı) Allah kime (lütfuyla) hidâyet ederse, doğru yolu bulan odur. (Israrla hakkı inkâr ettiği ve hidâyete ulaşmak üzere de gayret sarf etmediği için, Allah) kimi de (cüz’î irâdesi ile tercih ettiği) sapkınlıkta bırakırsa artık onu doğruya yöneltecek bir dost/yardımcı bulamazsın.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, mağaranın geniş bir dehlizinde bulunurlarken, Güneş'in doğduğu zaman, mağaralarından sağa tarafa yöneldiğini, battığı zaman da sol tarafa doğru onları makaslayıp geçtiğini görürsün.¹ Bu Allah'ın âyetlerindendir.² Allah, kimi doğru yola iletirse³, işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de sapkınlıkta bırakırsa, artık onun için yol gösteren bir veli⁴ bulamazsın.
1- Güneş hiçbir durumda onların üzerlerine vurup onları rahatsız etmiyor. 2-Mucizelerindendir. 3- Kim hidayete iletilme koşullarına uygunsa. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir. Ayetteki “Şâe” sözcüğü, “dilediğini” anlamının yanı sıra, “şey edeni”, “gayret göstereni”, “bir şey yapmak isteyeni” anlamlarına da gelmektedir. 4- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Onlara baksaydın) görürdün ki güneş doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafına yönelir, batdığı vakit da onların sol yanını kesib giderdi. Kendileri ise oranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allahın âyetlerindendir. Allah kime hidâyet ederse o, doğru yola erdirilmiş, kimi de şaşırtırsa artık onun için hiç bir zaman irşâd edici bir yâr bulamazsın.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Hem (sen onlara bir baksaydın) güneşi görürdün ki, doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafına meylediyor, battığı zaman ise onların sol tarafını kesiyordu (böylece ışığı onları rahatsız etmiyordu) ve onlar oranın genişçe bir yerinde idiler. (Onların) bu (hâlleri), Allah'ın delillerindendir. Allah, kime (hikmetine binâen fazlından) hidâyet (nasîb) ederse, işte hidâyete eren odur. Kimi de (kendi küfrü sebebiyle)dalâlete atarsa, artık onun için aslâ bir yardımcı ve (hak yolu gösteren) bir mürşid bulamazsın.(1)
(1)“İrâde-i cüz’iye-i insâniye ve insanın cüz’-i ihtiyâriyesi (insanın cüz’î irâdesi ve seçme hürriyeti)çendan (gerçi) zaîfdir, bir emr-i i‘tibârîdir (yaratılmış olmayıp, hariçte bir vücûdu yoktur). Fakat Cenâb-ı Hakk ve Hakîm-i Mutlak (sonsuz hikmet sâhibi olan Allah), o zaîf cüz’î irâdeyi, irâde-i külliyesinin taallukuna (istemesine) bir şart-ı âdî (basit bir şart) yapmıştır. Yani ma‘nen der: ‘Ey abdim (kulum)! İhtiyârınla hangi yolu istersen, seni o yolda götürürüm. Öyle ise mes’ûliyet sana âiddir!’ Teşbihte (benzetmede) hatâ olmasın, sen bir iktidarsız çocuğu omzuna alsan, onu muhayyer (serbest)bıraksan: ‘Nereyi istersen seni oraya götüreceğim’ desen, o çocuk yüksek bir dağı istese, sen de götürsen; çocuk üşüse veyâhut düşse, elbette ‘Sen istedin!’ diyerek itâb edeceksin (azarlayacaksın) ve onun yüzüne bir tokat vuracaksın. İşte Cenâb-ı Hakk, Ahkemü’l-Hâkimîn (bütün hüküm sâhiblerinin hâkimi olan Allah), nihâyet za‘fta olan abdin irâdesini bir şart-ı âdî yapıp, irâde-i külliyesi ona nazar eder(bakar).” (Tılsımlar, 26. Söz, 84-85)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (eğer orada bulunsaydın) görürdün ki güneş doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafına yönelir, battığı vakit da onların sol yanını kesip giderdi. Kendileri ise oranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu, (durum) Allah’ın ayetlerindendir. Allah (iman edip hidayeti tercih etmesi sebebiyle) kimi hidayet ederse, işte o, doğruya ulaşmıştır, kimi de (inkâr ve sapıklığı tercih ettiğinden dolayı) sapıklıkta bırakırsa artık ona doğru yolu gösteren bir veli (rehber ve yardımcı) bulamazsın.*
(*) Ayette ne güneş doğarken ne de batarken güneş ışınlarının mağaraya kesinlikle ulaşamadığı anlatılır. Bu detay, hem gençleri düşmanlarının bulamaması açısından anlamlıdır hem de zindanda kalanların zaman algılarının bozulması ile doğrudan ilgilidir. Gençler gün yüzü görmeden uzun ve sıkıntılı süreler (sene/sinîn) o mağarada mahkûm hayatı yaşamışlardır. Hem ses hem de ışık almayan bu mağarada kendilerini dış dünyadan izole etmişlerdir. (Kurandan Hayata) Yine ayetten anlaşılıyor ki mağaranın girişi de kuzeye bakıyordu. Ayrıca من يهد الله)) ‘’men yehdillahu…’’cümlesinin anlamı: ‘’Allah (iman edip hidayeti tercih etmesi sebebiyle) kimi hidayet ederse… (وَمَن يُضْلِلْ) ‘’ve men yudlil’’kimi de (inkâr ve sapıklığı tercih ettiğinden dolayı) sapıklıkta bırakırsa…’’ şeklindedir. Yani hidayet ve sapıklık insanın iradesiyle gerçekleşir. Bu nedenle kim iman edip hidayeti tercih ederse hidayeti bulur, kim de inkâr edip sapıklığı tercih ederse sapıklıkta kalır. ومعنى ومن يهد الله فهو المهتدي أي من اهتدى بنور الحق، وسار في طريقه، فهو المهتد حقا وصدقا وهو البالغ الكمال في الهداية، والآخذ بالرشاد، والسالك طريق النجاة، وقد عبر عن هداية المهتدي بقوله تعالى: ومن يهد الله أي من سلك سبيل الحق مستقيما فإن الله يهديه، فهداية الله تعالى ليس معناها الإجبار على الهداية، وإلا ما كان الجزاء الوفاق، فإنه لا جزاء إلا مع الاختيار، وإن المهتدي يكون مختارا في ابتداء السير، ثم أخذه في النهاية إلى الطريق الموصل للغاية بلطف الله تعالى وتوفيقه، ثم قال سبحانه: ومن يضلل فلن تجد لهم أولياء من دونه الإضلال ليس معناه الإجبار على الضلال، وإلا ما ساغ العقاب بعد الحساب، وإنما الإضلال معناه أن يسير الضال في طريق الضلال متبعا هواه (زهرة التفاسير  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sen, güneşin doğduğunda mağaralarının sağ tarafından yükselerek geçtiğini, batarken de mağaranın sol tarafından dönüp gittiğini görürdün. Mağara arkadaşları da mağaranın genişçe bir yerinde yatıyorlardı. Bunlar Allah’ın ayetlerinden (işaretlerinden) birisi idi. Allah, kimi doğru yola iletti ise, yalnızca doğru yolda olan o dur. Allah, kimi de sapıklık içinde bıraktı ise, artık o sapkın kişiyi sahiplenecek, ne bir kimseyi, nede doğru yolu onlara öğretecek (mürşit) birisini bulabilirsin.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bir görseydin, güneş doğunca inlerinin sağ yanına eğilir, batınca da sol yanını yalar geçerdi. Onlar ise inin geniş yerinde idiler. İşte bu, Allah’ın belgelerindendir. Allah kime doğru yolu gösterirse o doğru yolu tutar, kimi yoldan saptırırsa artık o da kendisine doğru yolu gösterecek bir koruyucu bulamaz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara baksaydın görürdün ki güneş doğduğu vakit mağaralarının sağ tarafına meyleder, battığı vakitte de sol tarafa giderdi [²]. Onlar mağaranın açık [³] bir yerinde idiler. Bu, Allah/ın kudretine ait nişanlarındandır. Allah her kime hidayet verirse o, hidayeti bulur, her kimi dalâlete düşürürse ona irşad edecek bir yâr bulamazsın.
[2] Yani onlara hiç güneş değmezdi.[3] Veya geniş mahallinde idiler, böylece hava alırlardı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber! Orada bulunsaydın) onlar, mağaranın genişçe bir yerinde uyurlarken, güneşin, mağaranın sağına yöneldiğini, batarken de mağaranın sol tarafından onlara dokunmadan geçtiğini⁴ görürdün. Bu, Allah’ın mucizelerindendir [âyât]. Allah kimi doğru yola iletirse, işte o doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa/sapıklık ta bırakırsa, artık ona doğru yolu gösteren [murşid] bir dost bulamazsın.
4 Mağaranın girişi muhtemelen kuzeye bakıyordu. Çünkü güneşin hareketinden ve sıcağından etkilenmiyorlar.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Baksaydın güneşin doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar ise, mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur; kimi de saptırırsa onun için asla doğru yolu gösterici bir veli bulamazsın.
(Anlaşıldığı üzere onların mağarası güneye bakıyordu. Çünkü eğer kuzeye bakmış olsaydı güneşi göremezlerdi ve eğer doğu veya batıya doğru olsaydı, güneş doğarken veya batarken direkt olarak güneş mağaranın içine vururdu. Dolayısıyla güneş mağaraya giriyor, ama onlara direkt vurmuyordu.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Müslüman! Eğer orada bulunup bu acayip manzarayı seyretmiş olsaydın, Güneşin doğduğu zaman, girişi kuzeye bakan mağaranın sağ tarafına nasıl yöneldiğini, batarken de sol taraflarından onları hiç rahatsız etmeyecek şekilde nasıl yalayıp geçtiğini görürdün. Onlar ise her şeyden habersiz, mağaranın genişçe bir dehlizinde uzanmış uymakta idiler. Ve bunların hiçbirisi, kendiliğinden meydana gelmiş olaylar değildi. Aksine bu, Allah’ın sınırsız kudret ve merhametini gözler önüne seren delillerinden birisiydi. O hâlde, bu delilleri doğru okuyarak Rabb’inizin gösterdiği yolda yürüyün. Unutmayın; Allah kimi doğru yola iletirse, işte odur doğru yolda yürüyen; kimi de —hak ettiği için— sapıklık içinde bırakırsa, artık böyle birine, kendisini doğru yola iletecek bir yardımcı, bir dost bulamazsın.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Güneş’i görürsün, doğduğu zaman onların kehf’ini / kaya sığınağını Sağ’lı ziyaret ediyor. Battığı zaman onları Sol’lu makaslayıp geçiyor. Onlar oranın içinde geniş bir alandadır. Bu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah, kimi hidayete eriştirirse, o, Mühtedî’dir / Hidayete Ermiş’tir. Kimi de saptırırsa, onun için irşad edici bir veliyy asla bulamayacaksın.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm güneş dersen, sabahları doğarken onların mağaralarını sağından yalayıp geçiyor, akşam batarken de kuzey taraftan bir çala uğrayıp gidiyordu. Gençler ise, mağaranın hep orta düzlüğünde uyuyordu. Bu, Allah'ın mucizelerinden sadece biridir. Çünkü Allah birine yol verdi mi artık o ermiş demektir. Ama Allah birini şaşırttı mı artık ona yâr olup yol gösterecek birini bulamazsın...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Güneş mağaralarının sağ tarafına doğuyor, akşam sol tarafından batıyordu. Onlar güneşe karşı mağaranın geniş bir yerine yerleşmişlerdi. Güneşin ışınlarından, güneşin yakışından rahatsız olmuyorlardı. İşte! Mağaranın konumu, güneşin hareketleri, onların güneşten korunması, hep Allah’ın ayetlerindendir. Düşünecek insanlar için Allah’ın ayetlerinde, varlıklara tayin ettiği yasalarda önemli dersler vardır. Allah samimi yaklaşımlarından dolayı kime doğru yolu gösterirse; artık onları kimse şaşırtamaz! Ancak kalplerindeki inkârdan dolayı; art niyetle, ön yargılı davrananları sapkınlıklarında bırakır. Rabbin böylelerini zorla doğru yola iletecek değildir. Rabbin insanlara imanı veya inkârı seçme özgürlüğü vermişken, buna hiç kimse karışamaz. İnkârından dolayı doğru yolu göstermediği insanlara doğru yolu kimse gösteremez. Onlar sapıklıklarında öylece kalırlar. Kendilerine gerçekleri açıklayacak dostları da yoktur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Orada bulunsaydın) onlar onun (mağaranın) geniş bir yerindeyken güneşi doğduğunda mağaranın sağına yönelirken, batarken de sol taraftan (onlara vurmadan) geçerken görürdün. İşte bu, Allah’ın delillerindendir. Allah kime hidayet ederse işte o, doğru yola ulaştırılmıştır. [*] Kimi de saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa) artık ona yol gösterecek herhangi bir dost asla bulamazsın. [*]
Benzer mesajlar: Yûnus 10:108; İsrâ 17:15, 97; Zümer 39:41.,Bu cümleler A‘râf 7:178, İsrâ 17:15 ve 97. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Burada verilmek istenen mesaj, aslında hidayetin de sapkınlığın da insanların kendi tercihlerinin sonucu olduğuna dikkat çekilmektedir. Çünkü Yüce Allah’ın hidayetini dilediği kişiler bunu hak edenlerdir; saptırdığı kişiler de sapkınlığını onayladığı kişilerdir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Eğer onlar o mağarada iken bir baksaydın;) güneşin doğduğunda mağaralarının sağına yöneldiğini, batarken de onların sol tarafından geçtiğini ve onların da o (mağaranın) geniş boşluğunda olduklarını¹ görürdün. İşte bu, Allah’ın mûcizelerindendir. Allah kime yol gösterirse o, hak yolu bulmuştur, kimi de saptırırsa artık onlara, Allah’tan başka hak yolu gösteren dostlar bulamazsın.
1 Üzerlerine gün bile değmez, değse değse batarken sol taraflarından gelir geçerdi. Demek ki mağaraları her yönüyle güvenli idi, kapısı, biraz kuzey batıya dönüktü.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [yıllarca] güneşin, doğarken onların mağarasını sağ yandan yalayıp geçtiğini, batarken de onlara dokunmadan sol yandan geçip gittiğini ve onların, mağaranın genişçe bir odasında ²⁰ bulunduğunu görürdün: Rabbinin alametlerinden biriydi bu; Allah kime yol gösterirse doğru yolu bulan odur ve kimi de sapıklık içinde bıraksa, artık onun için doğru yolu gösteren bir dost, bir koruyucu bulamazsın.
20 Lafzen, “onlar mağaranın genişçe bir hücresinde iken”. Anlaşıldığı kadarıyla mağara kuzeye bakıyordu, öyle ki, güneşin sıcaklığı onları hiç rahatsız etmiyordu. Bu husus, kanaatimizce, “ebedî gölge” imajıyla simgelenen, dürüst ve erdemli olanların cennette ulaşacakları mutluluk-esenlik halini belirtmek için Kur’an’da sıkça yapılan bir atıfın uzantısı durumundadır (bkz. özellikle, zill teriminin “mutluluk/esenlik” anlamına mecaz olarak kullanılması hk. 4. sure, 74. not).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Güneş doğup yükselirken mağaranın sağ tarafına vurup geçtiğini, batarken de sol tarafına vurup geçtiğini içeriye güneş ışığının girmediğini görürdün. Onlar, mağaranın dip tarafında geniş kısımda idiler. İşte bu Allah’ın ayetlerinden biridir. Kim Allah’ın gösterdiği yoldaysa o doğru yoldadır. Kim de saparsa onun için bir veli/dost ve yol gösterici bulamazsın. 4/115, 6/153
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve onlar o mekânın geniş bir bölümünde bulunuyorlarken, sen, güneş doğarken onların mağarasını sağ tarafından teğet geçip gittiğini, batarken de sol tarafından teğet geçip gittiğini gözünde canlandırabilirsin: Allah’ın âyetlerinden biriydi bu. Allah kimi doğru yola yöneltirse, işte odur doğru yolu bulan; ama kimi de sapıklığa terk ederse, artık onun için ne bir velî, ne bir mürşit bulabilirsin.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, orada olsaydın) Güneşin, doğduğu zaman mağaranın sağ tarafına yöneldiğini, batarken de sol taraftan onları makaslayıp geçtiğim görürdün. Onlar (güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın geniş bir alanında idiler. İşte bu (garip kısayı haber vermen) Allah’ın ayetlerindendir. Allah kime hidayet ederse (bu kıssadan ibret alıp, Allah her şeye kâdirdir derse) doğru yolu bulmuş olur. Kimi de şaşırtırsa (böyle bir şey olmaz deyip küfründe direnirse) artık onu irşad edici bir yardımcı bulamazsın.
Osman Fırat
swap_vert close
(Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafIna kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın aralığında idiler. İşte bu Allah’ın ayetlerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve güneşi görürsün ki, doğduğu zaman onların mağaralarının sağ tarafına meyleder ve gurub ettiği vakit de onların sol taraflarına dönüverir ve onlar ondan bir geniş orta yerdedirler. Bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kime hidâyet ederse o hidâyet bulmuş olur ve kimi de idlâl ederse artık onun için bir irşat edici yardımcı bulamazsın.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlara baksaydın görürdün ki güneş doğunca mağaralarının sağından dolaşır, batarken de sol taraftan onları makaslardı. Onlar da mağaranın genişçe dehlizinde bulunuyorlardı. İşte onların böylece uyumaları Allah'ın alâmetlerindendir. Allah kime hidâyet verirse doğru yolda olan odur; kimi de hidâyetten mahrum eder şaşırtırsa, artık imkânı yok, ona yol gösterecek bir dost bulamazsın.
Mağaranın kapısının tam kuzeye baktığı anlaşılıyor. İşte bundan ötürü mağaraya güneş ışığı girmiyor ve yanından geçen biri, içeride ne olduğunu göremiyordu.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Güneşi görürsün, doğduğu zaman mağaralarından sağa doğru eğiliyor, battığı zaman da sola doğru onları makaslayıp geçiyor (hiçbir halde onların üzerine düşüp kendilerini rahatsız etmiyor) ve onlar, mağaranın geniş bir dehlizi içindedirler. Bu (durum), Allah'ın ayetlerindendir. Allah kimi doğru yola iletirse o, yolu bulmuştur; kimi de sapıklıkta bırakırsa, artık onun için yol gösteren bir dost bulamazsın.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Sen onları görse idin. Güneş doğdığı zamân mağaralarından sağ tarafa meyl ider ve batdığı vakit onları terk ile sola giderdi. Onlar mağaranın geniş yerinde idiler. Bu hal Allâh'ın kudretine delâlet iden âyetlerdendir. Allâh'ın hidâyet iylediği hidâyet bulmuş ve felâha irmişdir. Allâh'ın yolunı şaşırtdığı kimseye de onı irşâd idecek bir dost bulamazsın.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar mağaranın geniş yerindeydiler. Güneş doğunca bakarsın ki mağaralarının sağından yüzlerine vuruyor, battığı sırada sol taraftan onları yalayıp geçiyor. İşte bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kimi yola gelmiş sayarsa doğru yolda olan odur. Kimi de sapık sayarsa onu doğruya ulaştıracak (olgunlaştıracak) bir dost (veli) bulamazsın.
Şaban Piriş
swap_vert close
Güneş doğduğunda mağaranın sağ tarafından meyledip, batarken de sol yanından onları makaslayıp geçtiğini görürdün. Onlar, mağarada geniş bir alan içinde idiler. İşte bu Allah'ın ayetlerindendir. Allah kime yol gösterirse o, doğru yolu bulmuştur. Kimide dalalette bırakırsa, ona da yol gösterecek bir veli bulamazsın.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Güneşin doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini, batarken de onları sol tarafından makaslayıp geçtiğini görürdün ki, onlar mağaranın genişçe bir yerindeydiler. İşte bu Allah'ın âyetlerindendir. Allah kime yol gösterirse, işte o doğru yolu bulmuştur. Onun saptırdığı kimse için ise doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Güneş'i görüyorsun: Doğduğu vakit mağaralarından sağ tarafa kayar, battığı vakit ise onları sol tarafa doğru makaslayıp geçer. Böylece onlar mağaranın geniş boşluğu içindedirler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah'ın kılavuzluk ettiği, doğruyu bulmuştur. Şaşırttığına gelince, sen ona yol gösteren bir velî asla bulamazsın.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı göresin güneşi ķaçan ŧoġdı egilür inlerinden śaġdın yaña daħı ķaçan uyaķdı ya'nį anlardan geçür keser anları śoldın yaña. daħı anlar gimş yirde-y-idi andan. şol Tañrı nişānlarındandur. her kime ŧoġru yol göstere Tañrı ol ŧoġru yol dutıcıdur daħı her kimi azdura hergiz bulmayasın anuñ-içün arķa virici ŧoġru yol gösterici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı görürsin güneş çıḳduġı vaḳt, meyl eyler maġāralarınuñ ṣaġ yanından.Daḫı batduġı vaḳt keser maġāralarını ṣol yanından. Daḫı anlar maġāranuñbir bucaġında‐y‐ıdılar. Ol Tañrı Ta‘ālānuñ āyetlerindendür. Kime ki TañrıTa‘ālā hidāyet virse, pes oldur doġru yol üstine olan. Daḫı kimi ki azdursa,pes aña doġru yol gösterici ṭapmazsın.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum! Əgər o zaman onlara baxsaydın) günəşin doğduğu zaman onların mağarasının sağ tərəfinə meyl etdiyini, batdığı zaman isə onları tərk edib sol tərəfə yönəldiyini (mağaranın içinə düşüb onları yandırmadığını), onların da mağaranın ortasında geniş bir yerdə olduqlarını (küləyin onları oxşadığını və rahat nəfəs aldıqlarını) görərdin. Bu, Allahın mö’cüzələrindəndir. Allahın doğru yola saldığı kəs doğru yoldadır. Allahın yoldan çıxartdığı (zəlalətə saldığı) kimsəyə isə əsla doğru yolu göstərən bir dost (rəhbər) tapa bilməzsən!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And thou mightest have seen the sun when it rose move away from their cave to the right, and when it set go past them on the left, and they were in the cleft thereof. That was (one) of the portents of Allah. He whom Allah guideth, he indeed is led aright, and he whom He sendeth astray, for him thou wilt not find a guiding friend.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Thou wouldst have seen the sun, when it rose, declining to the right(2347) from their Cave, and when it set, turning away from them to the left, while they lay in the open space in the midst of the Cave. Such are among the Signs of Allah. He whom Allah guides(2348) is rightly guided; but he whom Allah leaves to stray,- for him wilt thou find no protector to lead him to the Right Way.
2347 In the latitude of Ephesus , 38°north, i.e. well above the sun's northern declination, a cave opening to the north, would never have the heat of the sun within it, as the sunny side would be the south. If the youths lay on their backs with their faces looking to the north, i.e. towards the entrance of the Cave, the sun would rise on their right side, declining to the south, and set on their left sides leaving them cool and comfortable. 2348 The youths, having faith and trust in Allah, found safety and refuge in the Cave. They were protected from the persecution and violence of the heathen. Their prayer (18:16) was heard.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَتَرَى
ve görür- dün
الشَّمْسَ
güneşi
اِذَا
o za- man ki
طَلَعَتْ
doğdu
تَزَاوَرُ
meylediyor
عَنْ كَهْفِهِمْ
mağaralarından
ذَاتَ
tarafa
الْيَم۪ينِ
sağ
وَاِذَا
ve o zaman ki
غَرَبَتْ
battı
تَقْرِضُهُمْ
onları makaslıyordu
ذَاتَ
taraftan
الشِّمَالِ
sol
وَهُمْ
ve onlar
ف۪ي فَجْوَةٍ
genişçe bir yerinde
مِنْهُۜ
oranın
ذٰلِكَ
bu
مِنْ اٰيَاتِ
âyetlerindendir
اللّٰهِۜ
Allah'ın
مَنْ
kime
يَهْدِ
hidâyet ederse
اللّٰهُ
Allah
فَهُوَ
işte odur
الْمُهْتَدِۚ
hidâyette olan
وَمَنْ
ve kimi
يُضْلِلْ
dalâlette bırakırsa
فَلَنْ تَجِدَ
artık asla bulamazsın
لَهُ
onun için
وَلِياًّ
veli olan
مُرْشِداً۟
bir mürşid
(Resulüm! O mağarada bulunsaydın) Güneşi görürdün. Doğduğu zaman mağaralarının sağına meyleder, batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçer giderdi. (Böylece) Onlar (Güneş ışığından rahatsız olmaksızın) oranın genişçe bir yerinde (uyurlardı). İşte bu, Allah'ın âyetlerinden (mucize ve delillerinden)dir. Allah kime hidâyet ederse hidâyette olan odur, kimi de (âyetlerine iman etmediği için) dalâlette bırakırsa artık onun için veli olan bir mürşid (rüşdüne erişip Allah'a dost olmuş ve insanları rüşdüne eriştiren bir Mürşid-i kâmil) bulamazsın.
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
شَمْس
İsim
ش م س
Güneş
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
طَلَعَ
Fiil-I
ط ل ع
Doğdu
تَزَاوَرَ
Fiil-VI
ز و ر
Meyletti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
كَهْف
İsim
ك ه ف
Kehf, mağara
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
يَمِين
İsim
ي م ن
Yemin, sağ el, sağ taraf, ahit
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
غَرَبَ
Fiil-I
غ ر ب
Battı
قَرَضَ
Fiil-I
ق ر ض
Onları makasladı
ذُو
İsim
ذُو
Sahibi
شِمَال
İsim
ش م ل
Sol
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
فَجْوَة
İsim
ف ج و
Genişçe bir yer
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
مُهْتَد
Etken fiil-VIII
ه د ي
Hidâyette olan, hidâyete eren
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
وَلِىّ
İsim
و ل ي
Veliyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Gerçek ve hakiki dost olan demektir), dost, veli
مُرْشِد
Etken fiil-IV
ر ش د
Mürşid, doğru yolu gösteren, kemale erdiren