close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Kehf Sûresi 13. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Nahnu nakussu ‘aleyke nebeehum bilhakk(i)(c) innehum fityetun âmenû birabbihim vezidnâhum hudâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onların ahvalini gerçek olarak sana haber veriyor, hikaye ediyoruz. Şüphe yok ki onlar, Rablerine inanmışlardı ve biz de hidayetlerini arttırmıştık onların.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Biz Sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarıyoruz. Onlar hakikaten Rablerine iman etmiş gençler takımıydı (dinleri ve davaları için zalim düzene uymayıp kaçmışlardı) ve Biz de onların hidayetlerini arttırmıştık.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Şimdi onların hallerini, gerçek olarak sana haber verip anlatıyoruz: Onlar gerçekten de Rablerine yürekten inanan gençlerdi ve biz de onların doğru yoldaki duyarlılık ve bilinçlerini artırmıştık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz sana, onların başından geçenleri, doğru ve hikmete dayalı olarak, kıssalarıyla anlatıyoruz. Hakikaten onlar Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de, onların, imanda, hak yolda, hayırlı yolda sebat edenlerin şevklerini artırdık.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 9/124; 48/4.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz sana onların kıssalarını gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rabblerine iman etmiş gençlerdi. Biz de hidayetlerini artırmıştık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Biz sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Biz, sana, onların haberlerini doğru olarak anlatalım: Gerçekten bunlar, Rablerine iman eden birkaç gençlerdi. Biz de onların hidayetlerini (sebatlarını) artırmıştık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz onların haberini doğru bir şekilde sana anlatıyoruz. Onlar, sahipleri olan Allah’a inanan, hidayetlerini arttırdığımız bir grup gençlerdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Gerçekten onlar, Rabblerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırdık.
Besim Atalay
swap_vert close
Biz onların haberlerin gerçek sana anlattık, Tanrılarına inanmış yiğitlerdi onlar, doğru yola gitmelerin artırdık
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz (şimdi) sana onların kıssalarını doğru olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine inanmış bir grup gençti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.
Cemil Said
swap_vert close
Bu hikâyeyi olduğı gibi sana anlatıyoruz. Bu gençler îmân idiyorlardı. Ândan mâ’adâ kendilerini tarîk-i hidâyete sevk itmişdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
13,14,15. Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?"
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.[326]
Ashab-ı Kehf kıssasının Bizans imparatoru Decuis’in (Dekyanus’un) devrine ait olduğu rivayet edilmektedir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz sana onların başından geçenleri gerçeğe uygun olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar rablerine inanmış gençlerdi; biz de onların doğru yolda yürüyüşlerine katkıda bulunduk.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar, Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırdık.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onların haberini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rab'lerine inanmış gençlerdi. Onların hidayetini arttırmıştık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Biz sana onların kıssalarını gerçek olarak anlatacağız. Hakikaten onlar, Rablerine iman eden birkaç genç idi. Biz de onların hidayetlerini artırdık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Biz sana onların kıssalarını doğru olarak naklediyoruz: hakıkat bunlar, bir kaç genç yiğit rablarına iyman ettiler, biz de hidayetlerini artırdık ve kalblerine rabıta verdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) Biz, onların haberlerini sana hak olarak bildiriyoruz. Şüphesiz onlar, Rablerine îmân etmiş (yiğit) gençlerdi. (Müslümanlıkta sebat ettikleri için) Biz de onların hidâyetlerini (îmân nurlarını) artırmıştık.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Biz, sana onların hikâyesini bütün gerçekliği ile anlatıyoruz. Onlar Rabb'lerine iman eden gençlerdi. Biz de onlara hidayeti¹ arttırdık.
1- Doğru yola yönelme bilinçlerini arttırdık.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Şimdi) sana onların kıssasını, hakıykatı vech ile, anlatalım: Doğrusu onlar Rablerine îman eden genç yiğitlerdi. Biz de onların hidâyetini artırmışdık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Biz sana onların haberini hakkıyla anlatıyoruz. Şübhesiz ki onlar, Rablerine îmân etmiş gençlerdi; ve (biz) onların hidâyetlerini artırdık.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Biz, onların hallerini, gerçek olarak sana haber verip anlatıyoruz: Onlar gerçekten de Rablerine (bize) yürekten inanmış olan gençlerdi ve biz onların doğru yoldaki duyarlılık ve bilinçlerini de artırmıştık.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onların haberini gerçek ve doğru bir şekilde sana biz anlatacağız. Onlar Rablerine inanan gençlerdi ve biz de onların doğru yol üzerindeki gayretlerini artırdık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sana onların yankılarını doğruca anlatıyoruz. Gerçekten onlar çalaplarına inanan yiğitlerdi. Biz de onların yollarını büsbütün doğrultmuştuk.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz, sana onların haberini doğruca naklediyoruz, onlar birtakım yiğitlerdi ki Rablerine inanmışlardı. Biz de onların hidayet ve sebatlarını artırmıştık.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz. Muhakkak ki onlar Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidâyetini artırmıştık.
Kadri Çelik
swap_vert close
Biz sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarmaktayız. Gerçekten onlar, rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık.
(Ashab-ı Kehf, yedi gençti. İmparator Decius bu gençlerin inançlarını değiştirdiklerini öğrenince onlara yeni dinleriyle ilgili sorular sordu. Onlar, İmparatorun İsa’nın dinine tamamen karşı olduğunu bildikleri halde, inandıkları Rabbin yerlerin ve göklerin Rabbi olduğunu ve O!ndan başka hiç bir ilah tanımadıklarını, aksi takdirde büyük bir günah işlemiş olacaklarını açıkladılar. İmparator buna çok kızdı ve onları öldüreceğini söyledi. Fakat daha sonra onların gençliğini göz önünde bulundurarak, dinlerini değiştirmeleri için üç gün süre verdi. Bu üç gün sonunda inançlarından dönmezlerse öldürüleceklerdi. Bu yedi genç fırsattan faydalandılar ve şehirden ayrılarak dağda bir mağaraya sığınmak üzere yola çıktılar. Yol üzerinde bir köpek peşlerine takıldı. Onu geri çevirmeye çalıştılar, fakat köpeği peşlerinden ayıramadılar. Sonunda gizlenebilecek bir mağara buldular ve içine gizlendiler. Köpek de mağaranın girişine oturdu. Yorgunluktan derin bir uykuya daldılar. Bu olay 250 yıllarında meydana geldi. Yaklaşık 197 yıl sonra, İmparator II. Theodosius zamanında, tüm Roma İmparatorluğunun Hıristiyan olduğu, halkın da putperestlikten vazgeçtiği bir dönemde uyandılar. Uyandıktan sonra gençler birbirlerine ne kadar uyuduklarını sormaya başladılar. Bazıları bir gün, bazıları da günün bir bölümü kadar uyuduklarını söylediler. Bir sonuca varamayınca tartışmayı bıraktılar ve gerçek sürenin ne olduğunu Allah’a bıraktılar. Daha sonra arkadaşlarından Jean’ı gümüş paralarla yiyecek almak üzere şehre gönderdiler ve ona tanınmamaya dikkat etmesini tembih ettiler. Fakat Jean şehre indiğinde tüm dünyanın değişmiş olduğunu görerek şaşırdı. Jean bir dükkâna girdi ve birkaç ekmek almak istedi. Fakat para olarak verdiği gümüşlerin üstünde İmparator Decius’un resmini gören dükkân sahibi gözlerine inanamadı ve yabancıya bu parayı nereden bulduğunu sordu. Genç adam paranın kendisinin olduğunu söyleyince aralarında bir tartışma başladı. Daha sonra etraflarına büyük bir kalabalık toplandı ve mesele şehrin yöneticisine kadar ulaştı. Yönetici de şaşırmıştı ve parayı aldığı hazinenin nerede olduğunu soruyordu. Fakat genç, paranın kendisine ait olduğu konusunda ısrar etti. Yönetici ona inanmadı, çünkü yaşlılardan hiç birinin tanımadığı yüzyıllar öncesine ait bir paraya gençler sahip olamazdı. Jean, imparator Decius’un öldüğünü öğrenince buna hem şaşırdı, hem de sevindi. Kalabalığa önceki gün Decius’un zulmünden kurtulmak için birkaç arkadaşı ile birlikte mağaraya sığındıklarını söyledi. Yönetici çok şaşırmıştı ve arkadaşlarının gizlenmekte oldukları mağarayı görmek isteyerek gencin peşinden gitti. Onların arkasından büyük bir kalabalık da geliyordu. Mağaraya geldiklerinde gençlerin gerçekten de İmparator Decius zamanına ait olduklarını fark ettiler. En sonunda İmparator Theodosius’a da haber verildi ve o da mağarayı ziyaret etti. Daha sonra yedi genç mağaraya geri döndüler ve orada son nefeslerini verdiler. Bu apaçık mucizeyi görünce insanların öldükten sonra dirilmeye inançları tekrar güçlendi ve İmparator mağaranın etrafına büyük bir anıt inşa edilmesi için emir verdi.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte, onların öyküsünü —zaman içinde insanlar tarafından ilâve edilerek kıssanın amacını bulandıran her türlü efsaneden arınmış olarak— bütün gerçeğiyle sana anlatıyoruz:Bu olayın nerede, ne zaman yaşandığı ve kahramanlarının hangi isimleri taşıdığı hiç önemli değil. Önemli olan, içinde barındırdığı ve tüm insanlığa ışık tutacak ibret dolu mesajlarıdır. Onlar, gerçekten de Rablerine yürekteninanmış gençlerdi; Biz de onların iç dünyalarını ilim ve hikmet nurlarıyla aydınlatarak inançlarını güçlendirmiş;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Biz, onların uyarıcı haberini sana Gerçek ile anlatıyoruz. Onlar, rabb’lerine inanmış bir grup gençlerdir; onlara hidayet artırdık.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Şimdi sana onların macerasını bir güzel anlatalım: Onlar, Tanrı'ya inanan birkaç delikanlı idi. Biz de kendilerini daha da yüreklendirmek için,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sen onlar hakkında uydurulan yalanları bir kenara bırak. Şimdi biz sana onların gerçek haberlerini anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rabbine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz sana onların haberini bir amaç için anlatıyoruz. Şüphesiz ki onlar, Rablerine inanıp güvenmiş gençlerdi. Biz de onların hidayetini artırmıştık. [*]
Hidayetin artmasıyla ilgili bkz. Âl-i İmrân 3:173; Enfâl 8:2; Tevbe 9:124; Meryem 19:76; Hacc 22:54; Ahzâb 33:22; Muhammed 47:17; Fetih 48:4; Müddessir 74:31.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sana onların haberlerini en doğru şekilde, ancak Biz anlatırız. (Şöyle ki) gerçekten onlar, Rablerine îman eden ve Bizim de îmanlarını arttırdığımız gençlerdi.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Şimdi] onların kıssasını bütün gerçeğiyle ¹³ sana anlatacağız. Onlar gerçekten de Rablerine yürekten inanan gençlerdi; ve biz de kendilerini doğru yolda derin bir bilinç ve duyarlıkla güçlendirmiş, ¹⁴
13 Yani, zaman içinde insanlar tarafından ilave edilen ve kıssanın amacını bulandıran her türlü masalsı süsten arınmış olarak.14 Lafzen, “Doğru yolda onlar(ın seviyesin)i yükselttik [yahut “artırdık”].  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Şimdi biz sana onların haberini gerçek bir amaç doğrultusunda aktarıyoruz. Onlar, Rablerine iman etmiş gençlerdi. Biz de onların inançlarını güçlendirmiştik. 58/22
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sana onların haberini, sahih bir amaca uygun olarak[²³⁵⁶] Biz aktarıyoruz:[²³⁵⁷] Şu bir gerçek ki, onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi;[²³⁵⁸] ve Biz de onların doğru yolda olma bilincini artırmış
[2356] Veya: “mutlak hakikate atıfla” (Tercihimiz için bkz: Keşşaf; bi’l-ğaradı’s-sahih, 5:27’nin tefsirinde). Bi’l-hak, yalınkat anlamda “bütün gerçeğiyle” ya da “aslına uygun olarak” veya “gerçekleşmiş haliyle”. Bir çoğu muhatapları tarafından efsaneleşmiş haliyle de olsa bilinen bu kıssa ve mesellere vahyin katkısı, onlar hakkındaki tarihsel malumatı düzeltmeye indirgenemez. Vahyin asıl katkısı, bu kıssa ve mesellerin hangi ebedî gerçeğe ve değişmez hakikate atıf olduğunu, yani kıssadan alınacak “hisse”yi göstermektir. Bu sûretle Kur’an’ın bütün kıssa ve meselleri anlatmaktaki asıl amacının tarihî bilgi vermekten çok öte, ahlâkî ders çıkarmak ve ibret almak olduğu açıktır. Başta bu kıssa olmak üzere, Âdem, Habil ve Kabil, Yusuf, Musa ve Harun, Süleyman ve Belkıs, Hârût ve Mârût gibi bir çok kıssa, Yahudi dinî metinlerinde de ele alınır. Fakat bu kıssaları Kur’an’ın ele alış tarzıyla söz konusu metinlerin ele alış tarzı arasında öze ilişkin dikkat çekici bir fark vardır (Msl. bkz: Sûre 12, giriş). Bu fark, Kur’an’ın bu kıssaları ebedî hakikate bir atıf olarak nakledip, onları kimi zaman kendisinden ahlâkî dersler çıkarılması gereken birer ‘ibret vesikası’, kimi zaman da ‘örneklik simgesi’ olarak takdim etmesidir (Krş: 7:176; 12:111 ve 11:120). [2357] Kıssaya verdiğimiz “aktarma” anlamı için bkz: 12:3, not 5. [2358] Fityetun, “genç, delikanlı” anlamına gelen fetâ kökünden türetilir. Grubun azlığını (cemi kıllet) belirtmek için kullanılır. Buradan da anlaşılıyor ki bunlar az sayıda bir gurup gençti.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz, ki onlar Rablerine iman eden genç yiğitlerdi ve biz de onların hidayetini artırmış;
Osman Fırat
swap_vert close
Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi. Biz de onların hidâyetlerini artırmıştık.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Biz sana onların haberlerini doğru olarak hikaye ediyoruz. Onlar genç bir zümre idiler. Rablerine imân etmişlerdi ve Biz de onların hidâyetini arttırmış idik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Başlarından geçen olayı Biz sana doğru olarak anlatıyoruz. Gerçekten onlar Rab'lerine tam iman etmiş gençlerdi. Biz de onların hidâyetlerini ve yakinlerini artırdık. [9, 124; 48, 4]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz, onların kıssalarını sana doğrı olarak hikâye ideriz. Onlar rablerine îmân itmiş gençlerdi. Biz onların îmân ve hidâyetlerini artırdık.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sana onların haberlerini tüm gerçekliği ile anlatıyoruz. Onlar, Rablerine inanıp güvenmiş gençlerdi. Biz de önlerini iyice açmıştık.
Şaban Piriş
swap_vert close
Biz sana onların haberlerini doğru olarak anlatıyoruz. Onlar, Rab'lerine iman etmiş gençlerdi. Biz onların hidayetini artırmıştık.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların haberlerini Biz sana hak ile bildiriyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi; Biz de onların hidayetini arttırdık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Biz onların haberlerini sana doğru bir şekilde anlatacağız. Şu bir gerçek ki onlar, Rablerine iman etmiş bir yiğitler grubuydu. Ve biz de onların hidayetini artırdık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
biz hıķāyet eyleyevüz saña ħaberini anlaruñ gırtülig-ile bayıķ anlar yiġitlerdür įmān getürdiler çalabı’larına daħı arturduk anlara ŧoġru yol göstermegi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Biz ḥikāyet ider‐biz saña anlaruñ ḫaberlerini ḥaḳ bile. Taḥḳīḳ anlar niceyigitlerdür īmān getürdiler Tañrı Ta‘ālāya. Daḫı anlaruñ hidāyetini arturduḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Biz onların xəbərini sənə doğru söyləyirik. Onlar Rəbbinə iman gətirmiş bir neçə gənc idi. Biz də onların hidayətini (imanını, səbatını və bəsirətini) artırmışdıq.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
We narrate unto thee their story with truth. Lo! they were young men who believed in their Lord, and We increased them in guidance.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
We relate to thee their story in truth: they were youths who believed in their Lord, and We advanced them in guidance:(2342)
2342 Their Faith carried them higher and higher on the road to Truth. Faith is cumulative. Each step leads higher and higher, by the grace and mercy of Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
نَحْنُ
Biz
نَقُصُّ
anlatı- yoruz
عَلَيْكَ
sana
نَبَاَهُمْ
haberlerini
بِالْحَقِّۜ
hak olarak
اِنَّهُمْ
hakikaten onlar
فِتْيَةٌ
genç- lerdi
اٰمَنُوا
iman ettiler
بِرَبِّهِمْ
Rabblerine
وَزِدْنَاهُمْ
ve onlara arttırdık
هُدًىۗق
hidâyet- lerini
(Resulüm!) Biz sana onların haberlerini hak olarak anlatıyoruz. Hakikaten onlar, Rabblerine iman etmiş gençlerdi. Biz de onların hidâyetlerini arttırdık.
نَحْنُ
Zamir
نَحْنُ
Biz
قَصَّ
Fiil-I
ق ص ص
Anlattı, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
نَبَأ
İsim
ن ب ا
Haber
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فِتْيَة
İsim
ف ت ي
Gençler
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
زَادَ
Fiil-I
ز ي د
Arttı, ziyade kıldı, ziyadeleşti
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi